Konum Koridoru

“Buyurunuz, isterseniz gidelim sayın ziyaretçi,” diye hemen
ekledi Makia. Kadına diktiği siyah noktacık gözlerinde
kehribar bir ışık parladı. Telepatik konuşmasına eşlik eden
müzik vurmalı bir çalgıdan dökülür gibi ritmikti. Kadının
içinden onay hissi geçtiği anda siyah bir nota çizgisi tarafından
çekildiler. Şimdi tıpkı ilk seferdeki gibi telgraf teline
tünemiş yan yana beş kuş gibi görünüyorlardı. Telden tele
itilip çekilerek laboratuvarın bulunduğu küre tarafından
emildiler. İçerdeki turkuaz gösteri aynen ve tüm görkemiyle
sürüyordu. Sonsuzluğun rüyası diye geçti içinden. Josu’nun
gözleri ise yerinden fırlayacakmışçasına dört açılmışlardı.
Kadın onun kulağına eğilip “Şaşırmakta çok haklısın, bak bu
kabarıp alçalan oluklara konum koridoru diyorlarmış,” diye
fısıldadı, sesindeki sakinlik adama da yansıdı.
‪#‎Laniakeakitap‬

Oluklardan biri aniden kabaran bir dalga gibi uzandı ve
ikisini aynı anda yutarak yeniden ahenkli salınışına döndü.
Serap ve Josu bir an için karanlıkta ya da daha doğrusu
boşlukta sallandılar, duyu organları tüm yetilerini kaybetmiş
gibiydi, ne ümit, ne hayal sadece boşluk.
Hemen ardından ormanın sık dokusu ardından batmakta
olan güneşin uzakta ama çok da uzakta olmayan son
devinimini gördüler. Işık hızla soldu, ağaçların kendine has
bin bir yüzleri yavaşça ortaya çıktı.

Laniakea’dan alıntı

İyileşmeler “ilişki” temeline dayanır

Tüm iyileşmeler “ilişki” temeline dayanır. Yani dalga fonksiyonumuzu daha sık ve belki daha bilinçli kullanalım.
İnsanlar olarak tıpkı atom altı varlıklar gibi iki öğenin birleşiminden oluşuyoruz: Dalga ve parçacık, ya da bireysellik ve ilişki. İyileşme ve daha da geniş ifadesi ile dönüşen bilinç zinciri bu iki yönümüzün dengeli ve bilinçli kullanımını gerektiriyor.
Dana Zohar şöyle diyor:” Ben, kendi alt-benliklerimle (geçmişim ve geleceğim) olan ilişkilerimden, başkalarıyla olan ilişkilerimden ve en geniş anlamda tüm dünyayla olan ilişkilerimden oluşurum.
Ben, ben-im, kendime özgüyüm. Çünkü ben tamamıyla ilişkilerimin özgün bir deseniyim ve kendimi bu ilişkilerden ayıramam.
Laniakea tüm internet kitapçılarında ve D&r’larda satışa sunuldu.

Dönüm Noktası

İnsan, keskin bir şekilde bağlı olduğu konumundan sihirli biçimde başka yerlere uçuvermek isteğinde olmuştur hep. Bazıları bunu zamanda yolculuk gibi resmeder, bazıları sihirli halıyla ya da ışınlanarak mekânda değişiklik gibi hayal eder. Mitlerde, masallarda, rüyalarda bu arzunun sayısız yansımalarını görmek mümkün. Temelde, bağlı olunan konumdan ayrılmanın zorluğu bir mucizeyle aşılmaktadır ve böylece kişi kendi öz konumu değişmeksizin (aksi takdirde bu bir seyahat değil taşınma olurdu, şüphesiz bu seyahatler de kişinin ilerde değiştirmek istediği kalıcı konum için kuantumsal ifadeyle sanal geçişler niteliğindedir) farklı yepyeni bir şeyi deneyimleme olanağı bulacaktır. Konumumuzla kaderimiz birbirlerine iki aşık gibi sarmalanmıştır, dört kuvvetin en hafifi olan yerçekiminin gizil yapısıdır nefretle sevgiyi birbirine dönüştürebilen. Bu gizemli gibi görünen fizik yolculuğun yakıtı ise ne uçan halı ne de yüksek oktanlı uzay yakıtıdır, bunlardan çok çok daha yakından bildiğimiz arzudur. Bu yakıtla insan konum değiştirmenin sayısız yollarını icat etmeye muktedir olmuştur. Şamanlar, büyücüler, filozoflar, sanatçılar, bilginler, özellikle de çocuklar farklı amaç ve araçlarla olsa da bu seyahati yapabilmiş fakat çok azı bunu başkalarına izah edebilme olanağı bulabilmişlerdir.
Konum, üç boyutlu mekân bilgisiyle zamanın bir birleşiminden oluşuyormuş zannedilirse korkarım bir hayli eksik kalır. Çünkü söz konusu bu ölçüleri lineer değerlendirmekteyiz, beşinci unsur olan algılayan (gözlemci) kendinden önceki bileşenlerin yapısını lineerden çok boyutlu biçime geçiren muazzam bir işleve sahiptir. Yani lineer –doğrusal- bakıldığında görülemeyen ama her zaman orada olan sihirli bir katılımcı. Aslında sadece bu mu, her şey sihirdir; kullandığımız kelimeler, sayılar, kavramlar… Bunlar adeta bir çocuğun önüne kendini geliştirmesi için konulan legolar gibidir. Çocuk için lego eğlendirici oyuncaklardır, yapar, bozar, emeğine acımaz fazlaca; çünkü çoğu yetişkinin aksine araçların sevgi talep eden doğasına bütünüyle teslim olmazlar.
Konum bilgisi bu sebeple büyük öneme sahip sevgili okuyucu. Örneğin bu kitapta benim konumum -etkisiz bir eleman, sevecen bir anlatıcı olarak- kendi koordinatlarımdan bazı güncel gelişmeler aktarmaktır. Benden bir nevi kontrol kulesi çalışanı gibi, araçların yolcuların konumlar arası seyahatlerinin zevkli ve güvenli geçmesini temin etmek için kendi sınırlarımın elverdiği mesleki donanımı kullanmam bekleniyor. Sibel Atasoy

Laniakea-gri sayfalardan

 

Yeniden Doğmak_Belirme, TAU

*“Tau’nun kelime anlamı ‘su getiren yıldızlar’ sanırım, ancak beni esas etkileyen Lemurya’yı temsilen kullanılan sembol manası olmuştur. Tau sembolü; hem yeniden doğmayı hem de belirmeyi ifade ediyor. Sembolün görseli; T harfinin çeşitli biçimlerde yaşam ağacı olarak, MU uygarlığına sağladığı bereketi anlatır.”

*“Atalarımızdan beri zamansız gibi uzun zamanlarda, senin gerçekliğinin muhtelif konumlarında dostlarımız olmuştur. İşte Koa da onlardan biridir, çok eski bilgelik sanatlarına vakıf bir sağaltıcıdır, hani sizin kam, büyücü, kahuna ya da şaman gibi isimler verdiğiniz guruptan ehil biridir. Kendisiyle temas kurdum, seni geçitten alacak ve yeni konumuna adapte olabilmen için gereken her şeyi sağlayacak.”

Laniakeanızı hemen şimdi almak için tıklayınız

Minik bir düşün-parfüm

Manawa ve tabi aslında tüm topluluk, Gezgin’in iç dünyasındaki
savaşı apaçık görüyorlardı. Anlayış ve saygıyla
onun bu süreçten başarıyla çıkmasını beklediler. Zaten bu
koordinatta anda oluşan hiçbir şey diğer bir şeyden daha
önemli ya da öncelikli olmadığından bir konuda acele etmek,
telaştan doğan psikolojik ve kimyasal veri çıkışları, bunlardan
üreyen duygular yok denebilirdi.
Manawa tekrar Gezgin’e doğru hareketlenmeden önce
minik bir düşün-parfüm daha püskürttü. Aslında bunu
yapmayı hiç istemezdi çünkü kişinin bilgisi dışında ona
yapılan her şey, niyet her ne olursa olsun, özgür irade ihlali
sayılacağından, bu işlem tüm halkı adına bilinçsel bir aciz
olarak derinden hissedilmekteydi. Yine de anda yapılması
gerekenlerden kaçınamazlardı böyle bir donanım bu frekansta yer almıyordu. Hem zaten Gezgin bu koordinata
girdiği andan itibaren onun frekansı ortam tarafından mas
edilmekteydi, bu karşılıklı iletişim, evrenin tüm öğelerinin
birbirlerine sonsuzca bağlılığının olağan sonucuydu. Olaylar
ne yönde gelişirse gelişsin hem bu alan hem de ziyaretçi artık
eskisi gibi olamayacaklardı.

Kitaptan alıntı