Cuma günü BAK oynuyoruz

Sibel Atasoy ile Birleşik Alan Kullanımı (BAK)
28 Şubat Cuma günü saat 19:00’da 
Tuva Sanat Merkezi’nde.
Detaylı Bilgi & Rezervasyon için:

0532 485 9862
0535 560 0014

[email protected]
www.tuvasanat.com

İstiklal Cd. Atıf Yılmaz Sk.
No:16/3 Beyoğlu-İstanbul
BAK’alım neler olacak?

Oynamak isteyenleri bekliyoruz.

BAK Hakkında:
Birleşik Alan Kullanımı (BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi.

Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor oluşumuzla ilgilidir.Birincisi, her birimizin ben öznesinin TEK bir BEN oluşu, ikincisi ise her birimize has, eşi benzeri olmayan biricik ben oluşudur.

Biricik (unique) olan ve dünyadaki insan sayısı kadar çeşitte olan benlerimiz, kendimizi olduğumuz yaşa kadar belirleyip özelleştirdiğimiz benler’dir. Bu yönüyle bireysel benliğimizdir (parçacık). Diğeri ise hepimizde bulunan tek BEN yönüyle bileşik benliğimizdir (dalga).

Bu gözlemlerimiz neticesinde Bileşik benliğimizin bir ağ bağlantısı olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacaktır. İşte Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında biz bu ağ bağlantısına sorular yöneltiyor ve her seferinde onun bizlere gösterdiği cevapları şaşkınlık ve hayranlıkla izliyoruz. Holografik yapımızın bir belirtisi sayılabilecek bu uygulamamız her seansta yeni bir yönüyle kendini ortaya seriyor ve bizi yeni denemeler yapmak için heveslendiriyor.
Bu uygulama ile her türlü soruya cevap bulabiliyoruz, yeter ki soruyu akıl edebilelim.

BAK uygulamaları ne tür sonuçlar veriyor?

BAK’ın şimdiye kadar gözlemleyebildiğim bikaç işlevi var ve kimbilir bilemediğim daha neleri var 🙂

İşlevlerden birincisi, açık ve ortada olan, yani birleşik alanın zaman ve mekan kısıtı olmaması sebebiyle bilmediğimiz bir soruya bireysel tahminimizden daha olası ve yakın cevaplar verebilmesi.

İkincisi, oyunculara, her birini kendini bildiği (birleşim noktasının sabitlenmiş olduğu nokta) algı noktasından/rolünden 40 dakika için kısmen çıkarabilmesi! Bu büyük bir başarıdır ancak rüyalarda ya da dış madde alımıyla başarılabilen bir durumu kolayca yapabilmesi.

Üçüncüsü, oyuncuları kendi bildikleri algı noktasından çıkarmakla genel bir şifalanma için uygun hale getirmesi.

Dördüncüsü, oyuncuları bütün bu olayları bir yandan oynarken bir yandan seyirci olma (uyanık rüya gibi, lücid) konumunda tutması ve yerine döndüğünde bir çok şeyi hatırlayabilmesi.

Beşincisi, Hatırlayamadıkları için de gurup çalışması yapılıp birbirine (hapishaneden kaçmak için yardımlaşma) anımsatılabilmesi

Altıncısı, ilk işlevle ilgili olarak bir çeşit zamanda yolculuk yapılabilmesi. Bu yönüyle bir solucan deliği oluşmasına olanak veriyormuş gibi görünüyor.

Yedincisi, Egomuz itibariyle sık söyleyemediğimiz bir kelimeyi; “bilmiyorum” kelimesini tam bir kabul haline getirebildiğimiz ve ancak bu şekilde oynayabildiğimiz nadir bir olanak yaratmasıdır diyebilirim.

Tarihte buna benzer belki de daha kapsamlı ve bilinçli uygulamalar da yapılmıştır bunu bilemeyiz. Önemli olan şu an böyle bir uygulamayı akıl edebiliyor oluşumuz. Bu konuda özellikle ilk denemelerde bana güvenerek deneyimi gerçekleştirebilmemize olanak veren TUVA’daki arkadaşlarıma minnetarım.

Ben yalnızca BAK uygulamasının fikir babası ve onu denemeye cesaret ederek onu doğurmuş olan annesiyim. Uygulama ile ilgili hiç bir şahsi hak iddia etmediğimi ve dünyanın kullanımına açık olduğunu belirtmekten mutluyum. Zaten adı üstünde BİRLEŞİK ALAN KULLANIMI.


Lütfen soru sormanın incelikleri konusundaki şu yazımıza da bi göz atıverin:
https://blog.sonsuz.us/?p=3732

Kafa Karışıklığımız?

I have seen in my life, when I cause somebody’s reality, I am in my peak! When I sit in Samadhi, I am in my peak! I saw the Cosmos bring these two constantly for me. Whole day I am in Samadhi! Whole day I go on causing people’s reality!Understand, whatever brings you to your peak, life will cause that to you. So, don’t allow your cognition to carry so much of vengeance towards you and others. It is vengeance and anger that goes on cognizing life as self-inflicted or outside war. And you are so angry, violent, you don’t even want somebody to pinpoint your violence
Sri Nithyananda Swami

Holistik sistem 2

Holistik sistemde; Esneklik, kendiliğindenlik ve işlevselliğin önceliği vardır.
Günlük yaşamınızdaki faaliyetlere, olgulara aklınıza geldikçe az geriden bi bakın; Esnek mi? , Kendiliğinden mi? İşlevsel mi?
Holistik sistem evrimin bizi nazikçe itelediği bir makam ve ben şundan eminim ki; onu çok seveceğiz, hem de çok 🙂

  •  Esnekligi bize kaybettiren nedir?
  •  Pırıltıyı bi daha göremeyiz endişesine kapılıp onun adresini kaydetme alışkanlığımız.
    Holistik yaşam; kolektif insan evriminin rehberlik eden yanıdır, farklılıklar ve çokluklar bağımsız, doğal akışlarla birleşir.

Nıce yıllara Türkiye

Bayramimiz kutlu, mutlu, huzurlu olsun.Bu güzel topraklara yakisan bu güzel insanlar, her biri bu mirasin ürunü, biricik ve kendine has, birlikte hepimiz nadide bir mücevheriz, mutlu bayramlar

Bir fidanin hayata tutunmasi ne cok gayret ve ihtimam istiyor.

Bebegimiz hala ihtimam istiyor, bunun icin once kendi hayatlarimizdaki cumhuruyetten baslamak gerek sanirim.

 

 

 

Panenteistik BEN’im

Başka hiçbir şeyle, hiç kimseyle çevrelenmemiş, körlerin dünyasıyla karıştırılmamış. Kimliğinizi korumanın çaresiz atakları yâda zihninizle karıştırılmamış. Yerlerin en sadesi, “Ben Varım”. Ruhunuzun(soul) ritmini, kalp atışını işitmeye başladığınız yer. “Ben varım, bu nedenle Ben-im” Hepsi bu. Tüm mesele bu. Tüm mesele bu.

O hep oradaydı. O, hiç bir zaman karanlığa, cehenneme gitmez. Asla kaybolmaz. O, sadece siz-siniz. Siz, hala körler dünyasında, hala bir biçimde hipnotik yaşamda, hala kendini nasıl daha iyi, daha mükemmel yaparım, diye meraklanan sizsiniz. Gerçekte karanlığa geri dönen sizsiniz. Çünkü varoluş ”Ben-im” her zaman oradadır, her zaman bekler, her zaman bilir. Eğer kendi kişisel buhranınıza girerseniz, kaosa girerseniz, hezimete uğrarsanız. O aldırmaz. O, aldırış etmez.  Çünkü o ” Ben-im”, sizin hep orada olduğunuzu bilir. Kral ya da kraliçe olmanızla, dünyanın en zengin insanı olmanızla kendinizin veya etrafınızdaki körler dünyasındaki diğer insanların şeytanlarına ya da ejderhalarına dayanamamanızla ilgilenmez. Çünkü o, hep oradadır.

 O, iyi günlerle, kötü günlerle ilgilenmez. Çok fazla içki içmenizle, çok sigara içmenizle ya da çok yemenizle, çok uyumanızla ilgilenmez. O aldırmaz. Diğerleriyle yaşadığınız duygusal zorluklara, diğerlerinin sizi kullanmasına ya da tacizine aldırmaz. O aldırmaz. Bir parça bile ruhsallığınıza, dininize, inancınıza, olumlamalarınıza, doğrulamalarınıza ya da yanılsamalarınızdan hiç birine aldırmaz.  Çünkü yanılsamanın ötesindedir. O – o -var oluşunuzdur.

O, hiçbir, hiçbir biçimde zihin tarafından ve insan kimliği tarafından yakalanamaz.  Asla yozlaştırılamaz, bozulamaz.  Ruh(spirit) da dâhil olmak üzere, hiçbir şeyin önüne ya da arkasına koyulamaz. O, her zaman oradadır, var oluş.  Ben varım.
O, gerçeklerin gerçeği. O, farkındalığınıza gelmek için başka bir şeyi gerektirmez. Bunu yapabilecek sadece sizsiniz. Onun içinde bir güç yok. Güç ya da her neyse, o yok. O, hiçbir şeyle çevrelenmiş değil. O, kendinde. Tanrı tarafından yüceltilmiş değil. Melekler tarafından şımartılmış değil. Zaman ve mekânda mevcut değil. O var-oluş, “ Ben o Benim.”

(Adamus)

O var tabi küçükten beri bilirim, hatta o zamanlar ben Oydum sonradan ayrıldım. Onu bilmek, o sonsuzca, hiç bişeyden etkilenmeyen, doğmayan-ölmeyen O yanımız ürkütücü, belki herkese başka gelir, bana ürkütücü gelmesinin sebebi sonsuzluğa sıkışmış olması. Hatta insanların tarihler boyunca ölümsüzlüğü arayışlarındaki arzu bana çok tuhaf gelir. Oysa ben ölümlü olduğum için kendimi çoğu kez şanslı, avantajlı hissetmişimdir. Birleşik Alan Kullanımı BAK uygulamamız da bu görüler yardımı ile olmuştu. Bazen O’nun altıncı boyutta bizi gözleyen yüksek benliğimiz mi (Bazı öğretiler bunu savunur) olduğunu sorgulamışımdır ama yüksek benliğimizin bile bi SONU vardır ne de olsa, o kadar da sıkışık değil zatialileri 🙂
Bu durum aklıma Pan enteizmi getirdi, tanrının değişen ve değişmeyen iki yanı!

Körler ülkesinde tek gözü açık olmak, Orta ülkede olmak diyor Adamus
Tabi körler asla bi yargı ölçüsü değil, sebebi var, her şeyden önce süper konforlu. Ezberiniz iyiyse sizden rahatı yok körler dünyasında, hele biraz da muhakeme kabiliyeti varsa (gerçi ikisi bi arada nadiren oluyor). Neden rahat diyorum Körler ülkesine? Orta Dünyada olanlar bilir:)

“Bu  –Ben-im- . Daha önce söylediğim gibi, bu herhangi bir yerde mevcut değil. Kendisinin dışında bir yeri yok, buna ihtiyacı yok. Zamanda mevcut değil. Buna ihtiyacı yok. O, tamamen kendi kendinde. Bilinç, enerji ihtiva etmez. Belli bir zaman yâda mekânda mevcut değildir. O, sizindir, yalnızca sizindir. Çok basit bir kavram ama hala bunun hakkında gruplara sıkça konuşuyorum ve onlar kapıdan çıktıktan beş dakika sonra unutuyorlar. Ben-im-in saflığını unutuyorlar. Böylece, bilinç-enerji değil.

Enerji, bilincin dışında mevcut ve her çeşit boyutta var.( Etrafında enerji olan bir circumpunct çizer) Bilincin hayal ettiği ya da ziyaret ettiği her boyutta var. Enerji, bilinç her hissettiğinde, her hayal ettiğinde aniden oradadır.

Enerji yaratıldı-nefeslendi-diyelim. Enerji, bilincin tutkusuyla nefeslendi. Bilincin tutkusu, hissediştir -ve ben burada insan sözcükleri kullanıyorum- ama bilincin tutkusu, varoluş hissinin duyumsal deneyimidir. Bu bilincin tutkusudur-bu duyusal histir, bu deneyimseldir- “ Hey. Ben varım!” İşte, tam orada olan tutku budur.

Kendi varoluşunun tutkusu- kendi var oluşunu bilmek ve onu hissetmek- enerji yarattı, kendisinin dışında enerji yarattı.” Adamus

Aslında ohhh be ben varım, iyi ki varımmmmm diye sevinmek var ancak bu da bize yasaklanmış aman ha narsist filan olursun kızım! Olur muyum gerçekten?