Dünyanın manyetik alanında gizli geçitler?

Bilim kurgunun favori temalarından biri olan gizli geçitleri (portallar) kısaca uzay ve zamanda beliren yarıklar olarak tanımlayabiliriz. Tıpkı bir kestirme yol gibi, uzay gezginleri bu uzay-zaman yarıklarını kullanarak diledikleri yerlere daha çabuk ulaşabilirler. Hatta çoğu zaman portalın içinden geçtiklerinde nereye çıkacaklarını bilmeden büyük bir maceraya atıldıklarına da rastlamışızdır. Tabii buraya kadar her şey tamamen bilim kurgu. Yine de yıldız kapıları, solucan delikleri ve portallar gibi filmlerden öğrendiğimiz kavramların uzun zamandır birçok teorik fizikçinin çalışmalarında açıkça yer almakta olduğunu belirtmekte fayda var.
“Bu bölgeler Dünya’nın manyetik alanının Güneş’inki ile birleştiği yerlerde, kesintisiz bir yol oluşturacak şekilde bir araya gelerek gezegenimizden Güneş’in atmosferine kadar 150 milyon kilometre boyunca uzanıyor,” diye açıklıyor.
NASA’nın THEMIS uzay aracı ve Avrupa Cluster uydusu ile yapılan ölçümler sonucunda, her gün bu 150 milyon kilometrelik hat boyunca düzinelerce portalın açılıp kapandığı saptandı. Bunların çoğu küçük ve kısa ömürlü. Ancak aralarında hiç kapanmayan genişleyebilen, oldukça büyük olanları da var.
Enerjik parçacıklar, portalların oluşturduğu açıklıktan geçerek Dünya atmosferinin üst katmanlarını ısıtabiliyor, jeomanyetik fırtınaları tetikliyor ve kutup ışıklarını oluşturuyor. Özetle belirtecek olursak; parçacıklar X-noktaları üzerinden Güneş’ten Dünya’ya manyetik alan transfer ediyorlar.

Bu keşif uzayda yolculuk çağını başlatabilir. En azından Dünya ve Güneş arasında kestirme bir yol olduğu ortada. Haberin bütünü için tıklayınız

Bir şeyin Rüyasını Görmek

Bir şeyin Rüyasını Görmek Deneyimi
Tarih: 2/4/2017
Konu: Zemzem suyu nedir?

İlahi/Evrensel bir dokunuşun üzerinde olduğu, taa uzay derinliklerinden bir filtrasyon ya da enerji ile sürekli bir temizleme ile aktivasyon var, suyun yeraltındaki rezervlerine kadar inen .. Bu, aynen gökkuşağının bir ayağı şeklinde olan dokunuş ..
Suyun moleküler yapısı diğer sulardan çok farklı … Su damlacığı motifinin yatay olanı şeklinde olan bu suyun molekülleri içinde bulundum, sanki denizde derinlere dalar gibi içinde yüzdüm…
Ek olarak bu suyun dokusu da, doku derken, 20 cm genişliğinde ruloya sarılı bir şerit gibi düşünün, sürekli akıyor, rulo sürekli dönüyor .. Bu dokunun alt fonu siyah beyaz ve göz işaretleri ile bezenmiş! Şöyle hissettim; göz motifleri öyle ki, sanki üçüncü göze hitap eden, üçüncü göz farkındalığını artıran bir su …
Mağara gibi bir yerde kaynayan sular var … Nedir burası tam anlayamadım ama suyun birşeyi değiştiğinde çok farklı bir hale geliyor .. Burada şöyle bir şeylerler hissettim: Diğer sularda 42 olan bir veri bu suda 45 … Acaba hangi veri, bil(e)miyorum.. Ya da 45 olduğunda başkalaşan, başka özelliklere dönüşen bir su … ?!
Bu su ile kişiler arasında bir bağlantı var .. İki seçenek; ya bu su kendini içeni tanıyor, biliyor veya bu su kendini içebilecek olanları kendisi belirliyor (nasip olma hali gibi birşey) ..
Suyun akışı sessiz ama farklı müziklerle farklı hale gelebilme yeteneği oldukça üst seviyede.

Fahri Yavuzer

Not: Her şey rüya görür makalesi için tıklayınız

Büyükbaba Sorunsalı

Zamanda geri gitme yolculuğu için bilim insanlarının öngördüğü Büyükbaba sorunsalı bana hiç de sorun gibi gelmiyor. Bilmeyenler için büyükbaba sorunsalı şudur; eğer zamanda geriye yolculuk yapıp bilmeden büyükbabanızı öldürürseniz siz de hiç doğmamış olacağınızdan zaman yolculuğu da yapmış olmamanız gerekir, bu bir çelişkidir.
Oysa bu normal insanlar için hiç problem teşkil etmez, kendilerini şimdi anında bulduklarındaki kişiyi garipsemeyeceklerdir! Yani önceki gerçekliği hatırlıyor olmayacaklar. Bu sadece Ursula Guin’in “rüyanın öte yakası” kitabındaki baş karakteri Bay ORR gibileri için biraz sorun gibi görülebilir fakat, Bay Orr durumuna gelmiş olanlar da durumu çözebilecek kabiliyeti tıpkı Laniakea’daki Serap/Harmonia gibi edinmiş olurlar. Çevremiz “Sönmüş gerçekliklerle” dolu tıpkı uzayın atıklar ve irili ufaklı meteorlarla dolu olduğu gibi.
Bizler zaten zaman yolcusuyuz, hem de zaman makinamız çoktan icat edilerek DNA’mıza monte edilmiş, onu bir çeşit gömülü sistem gibi düşünün 🙂
Artık bu konuyu işleyen çok sayıda görsel kurgu da var, örneğin Frekans dizisinde (2000 yapımı filmi de vardı) bu olay oldukça iyi işleniyor, zaten kurgu tamamiyle zamanın bütünlüğü ve işleme sistemine dayandırılmış, geri plandaki polisiye önemsiz 🙂 Bu gözle izleminizi öneririm.

Tesla Bir Başkadır

Aşağıda sunduğum, Tesla ile 116 yıl önce yapıldığı iddia edilen röportaj belki de sadece bir şakadır (aldatmaca demiyorum bile) çünkü önemli olan şu; sizin tanıdığınız Tesla bunları söyler miydi? Benim cevabım: Evet
İnsanlar yanılabilir. Einstein da Tesla da yanılmış olabilir. Yanılgı sanılan şey, zaman ve algıya bağlı bir çıkarsamadır.
Bence, alemi dinlemek için kendinden sessizleşmek, duyduğunu ifade etmenin zengin yollarını keşfetmek ve denemek her şeydir. asa

Gazeteci: Bay Tesla, sizin için kozmik süreçlere karışan biri diyorlar. Sahiden siz kimsiniz?

Tesla: Bu doğru bir soru, tüm sorularına cevap vermeye çalışacağım.

Gazeteci: Bazıları sizin Hırvat olduğunuzu söylüyorlar. Küçük bir köyde doğmuşsunuz, öyle mi?

Tesla: Evet, tümü doğru. Aslen Sırbım. Ancak Hırvatistan benim anavatanım, bundan gurur duyuyorum.

Gazeteci: Fütüristler, 20. yy’ın sizin başınızın üstünde doğduğunu söylüyorlar. Manyetik alanı kutsuyor, indüksiyon motoruna ilahiler söylüyorlar. Sizin buluşunuz olan alternatif akım, bugün fizik ve kimyayı dünyanın yarısına hakim kılabilir. Endüstri sizi en büyük hayırsever ilan etmek üzere. Tesla laboratuvarında ilk defa atomu kırabildiniz. Deprem titreşimlerine sebep olabilen bir cihaz yaptınız. Siyah kozmik ışınları keşfettiniz. Beş elementin sırrını araştıran Empedokles gibi, varlığın sırlarına vakıf oldunuz. Birçok kişi için ilahi bir figür gibisiniz.

Tesla: Evet, bu anlattıklarınızın bazıları en önemli buluşlarımdan birkaçı. Ancak ben yenilmiş bir adamım. Yapabileceğim en büyük şeyleri yapamadım.

Gazeteci: Bunlar nelerdir, bay Tesla?

Devamını oku “Tesla Bir Başkadır” →

Kavramsal bir yerinden oynatma

Önsözde Dick’in BK’nin ne olup olmadığıyla ilgili görüşleri var, bu görüşler hikâyeler için bir perspektif oluşturabilir, daha da ötesinde türe burun kıvıranlar için ağza vurmalık terlik vazifesi görebilir. BK iyidir, iyi bir şiir kadar iyidir, bazen daha da iyidir. Dick ne güzel anlatıyor mevzuyu aslında:

“Biz bilimkurgu okur yazarları (şu anda bir yazar olarak değil okur olarak konuşuyorum) bilimkurgu okuyoruz, çünkü okuduğumuz bir şeyin, içinde yeni bir fikir olan bir şeyin zihnimizde harekete geçirdiği zincirleme tepkiyi seviyoruz.” (s. 8) Neyse, Dick der ki her uzay macerası BK değildir, ileri teknolojinin yer aldığı her metin BK değildir, bir metnin BK sayılabilmesi için temel malzeme olan ayırt edici yeni bir fikir lazımdır. Ayırt edici ve tutarlı bir fikir. Olmuş veya olabilecek olaylara karşı insanın konumu bellidir; bir yabancı. Geçmiş hatırlanamayacak, bilinemeyecek kadar geride, gelecek yok veya öngörülemez, öyleyse toplumu bu bilinmeyene itmek gerekir. “Bilimkurgunun özü budur, toplum içindeki kavramsal bir yerinden oynatma. Böylece yazarın zihninde yeni bir toplum üretilir, kağıda aktarılır ve kağıttan da okurun zihninde sarsıcı bir şok oluşturur, tanıyamamanın şokunu. Okur okuduğunun gerçek dünyası olmadığını bilir.”

Kaynak