Şans ya da Kaza

Şans ya da kaza; sonsuzca sıkıcı ve değişimden uzak, güvenlikli durgun hayatın ilacı. Hiç bişeyi aşırı ciddiye almak gerekmez. Biraz oyun biraz sempati, ölüm gelmeden elimizdeki seçeneklerden hoşuma giden bunlar.

Hayatı şanstan arındırmak için onu piyango denen deliğe tıktılar!
Tıpkı tüm iyilikleri tanrıya ve bilinmeyen öbür dünyaya tıktıkları gibi.
Bu bir aldatmaca.
En azından bana öyle geliyor. sa

**

Günümüzde insanlar genellikle oyunlarını öyle ciddiye alırlar ki, kural değiştirmek, Musa’nın on emri üzerinde değişiklik yapmak kadar zordur. Luke R.

**

Bir Kadını Öldürmek kitabından sonra içinde en çok OYUN kelimesi geçen kitap Zar Adamın Peşinde kitabı olmalı. Pdf.i olsaydı kelimeyi bi saydırıp yarışırdık 🙂
Ayrıca Neden Luke’la bu denli frekans bodoslaması yaşadığımızın olası sebeplerinden biri onun da DJ ve Jung rahlesinden geçmiş oluşudur belki.

Yine ve Daima Elma Ağacı :)

Eğer elma ağacı dikersen , elma ağacın olur .

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Elma ağacının bir dalına (isterseniz tamamına) armut aşılarsanız,bir dalından armut da elde edersiniz…;-)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bence Elma ektiğinin farkındaysan ,armut aşıladığınında farkındaysan zevkle elma armut yersin . Ektiğin torak çok verimli . Mevzu elma ektiğinin farkında olmayıp armuta tapi olmak bence ;)belki ayva

    Turan Erdal Eger hiç birşey dikmezsen, hiç birşey olmaz.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Olur , o hiç durmaz sizin adınıza başkalarının tohumları boy verecektir.

    Turan Erdal Tabii ki birseyler olur, mesela corak bir tarlanin oradan buradan gelen tohumlarla karmasik yesillenmesi gibi.

    Turan Erdal Ama insan kendi tarlasini ekmekle hükümlüdür.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎’Çorak Tarla’ olup otlanmak mı ? Elma ekip , elma yemek mi ? Yada şöyle ; Herkes eker , her an ..büyürken hangi duyguyla gübreleriz? Korku, endişe , vs . Tohumun başlangıç enerjisini ne ? Duygusu ne ise ve biz hangi duyguyla besliyoruz onu ? Başlangıç enerjisine dikkat çekmek ve sürecte ne ile yaşattığımıza dikkat çekmek istiyorum .

    Turan Erdal Katiliyorum. Eger kendi kaderimizi etkileyebildigimiz kanisindaysak ne ektigimize dikkat etmeliyiz.
  • Aşkın Vezir Ektiklerinden beslenecek olan (etkilenecek) sadece eylemi yapanlar değildir..Elma ağacını ekmek başka,meyvelerini yemek başka..Önemli olan murat..Meyve almak mı,araziyi amacına göre değerlendirmiş olmak mı?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Arazi herkeste var. Maksadına uygun kullanmak herkesin hakkı . Ekmeyi biliyoruz , sürecte biraz enerji kaybediyoruz , dağılıyoruz ,odaklanmakta zorluk cekiyoruz bazen . Bizi en çok paralize edende duygularımız . Bizi ve hem harekete geçiriyor hem durduruyor . Burdanda duygularımıza dikkat çekmek istiyorum . Duygu besliyor .Duygunun iyi yada kötü olması sonucu değiştirmez .Tohum neyse besliyor . Duyguyu korumak lazım yada bırakmak ,ektiğiniz tohum neyse ona göre
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Nasıl kullandığımızı cok iyi bilmediğimiz bir arazimiz var bence .. Her türlü donanıma sahibiz ama araziyi iyi kullanamıyoruz sanki .
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Somuttan soyuta geçme konusunda yol katediyoruz, bu çok hoşuma gidiyor frekanslar

İncitilme/Gücendirilme

“Bir savaşçı incitilebilir ama gücendirilemez.”CC
İncitilmekle gücendirilmek arasında ki fark nedir sizce?

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bir savaşçı incitilebilir mi sahiden?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü savaşçı da bir insandır.onu diğer insanlardan farklı kılan, insani niteliklerinin ayırdında olması ama bunlara takılıp kalmamasıdır.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bi yerden birisi üzerine bi ok sallarsa sana isabet eder, yara alırsın (incinme) canın acır ama bunu sanki sana küçük ölçekli bi yıldırım çarpmış gibi algılarsan gücenmezsin (ne yani yıldırımı dava mı edeceksin!) hele öldürmediyse bir an önce iyileşmeye bakarsın sırada yapacak öyle çok şey var ki! hehehehe

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Gücenmenin motivasyonu alınganlıktır.Alınganlık, kendimize verdiğimiz kişisel önem yüzündendir.Savaşçının kişisel önemliliği yoktur.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Savaşçı yaralanabilir ama ölmez :)))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü her insanın geçmişten getirdiği yaraları vardır bunları fark edebilmesi için hayat karşısına olaylar çıkarır, hastalığın ağrıyla betimlenmesi gibi incinmekte insana o konuda algısının değişime ihtiyacı olduğunu gösterir..savaşçı bu anlamda incinebilir.lakin savaşçı çoook iyi bilirki biz birin hücreleriyiz ve başına ne geliyorsa bütünün harına ve şifası içindir o yüzdende başına ne gelirse gelsin gücenmez..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben dediğinin ne olduğunu bildiğinden takılıp kalmaz

    Nilgün B <incinmesinin daha önce bilmeden aldığı yaraların kanaması -olduğunu bilir.Gücenmek ise alınma-kişisel önem ve yeni yara olduğundan yeni yara yapmaz-geleni kanamnın görülmesi ve şifası içinı için fırsat görür.

    Sibel Atasoy Süpersinizzz siz. Bu konu acaip anlaşılmış frekanslarca

Doğrudan iletişim

“Jung rüyayı, Freud gibi sadece bir nevroz belirtisi olarak algılamamıştı.
Ikisinin çalışmaları arasındaki temel farklılık Freud’un rüyanın ne saklayacağına, Jung’un ise ne açıklayacağına bakmasıdır.
”

Bu cümlelerden sanki onlar tamı tamına zıtmışlar gibi de görünebiliyor, tamamen aynı şeyi söyledikleri de görülebiliyor.
Lisan ve algı noktaları çatışma varmış zannı uyandırıyor.
Doğrudan iletişim; yazısız,sözsüz,telsiz siz siz siz…mecburi hale geldi. Eskiden bunun için cesur olmak gerektiğini sanırdımm. Sonra iletişimin zaten böyle yapıldığını ama görmezden gelindiğini fark ettiğimde bomba düşmüş gibi oldu! Şimdi kabul sunma aşamasındayız 🙂

Zodyak içimizde mi?

Astrolog Öner Döşer, Zodyak içimizdedir diyor sayfasının başında. Buna katılan var mı aranızda?

Açıkçası ben kendi bedenim ve hayatımda birçok kez bu paralelliği görüp şaşırdım. Zaten küçükken de damarlarımda dolaşan kan ve içindeki alyuvarlar akyuvarlar bana nedense kozmozu anımsatırdı. Küçük bi çocukken bu bana çok normal geliyordu.
Bir çok insan -özellikle bu konuda fikir beyan eden erkekler- gökcisimlerinin kendilerini gerek kişisel özelliklerini gerekse zamanla gösterdikleri eğilimleri etkilediğini düşünmekten hoşlanmıyor, hatta yüzlerinde bi küçümseme ve tiksinti rüzgarı bile gördüğüm oluyor. Sizce bunun sebebi ne ola?
Eğer Zodyak içimizdeyse -ki buna katılıyorum- insanların büyük bölümü kendi içlerinden tiksiniyor olabilir mi?
Bu tılsımlı, mucizevi varoluşumuzda yalnız ve yalnızca iyiye odaklandırılmış insanların nevroz vakası olmalarında şaşılacak bi şey var mı?
Eğilimlerimizi keşfetmek için hangi aracı kullandığımız fark eder mi?

Ben AN’ın gücüne, sihrine, mucizesin güvenenlerdenim. Hiç bir an’ın tekrarı yok, her biri parmak izi gibi, DNA gibi biricik. İşte belki bu sebeplerle astrolojinin de doğan her bebeğin o biricik AN’ın ürünü olduğu temelinde yükselmesi normal geliyor bana.

Her AN’ın işlevleri var. Bir eğilimi ve yaptırımı var.

“Akışta olmak” kavramı AN’larda -onların işlevine/eğilimine uygun- sörf yapabilmektir desek yanılmış olmayız sanırım.

Kozmoz benim içimden akıyor.