Bilgelik yolunda

Bundan onbeş yıl önce, çok sevdiğim bi arkadaşıma; “bi gün gelecek biz insanlar birbirimizin aklından ve yüreğinden geçenleri aynen -bi araca gereksinmeksizin-bileceğiz. Gel seninle bunun pratiğini yapmaya başlayalım. Bu ayrılık nereye kadar?” demiştim hatta sesim titremişti, öylesine içten bi talepti. Gizleyecek bişeyim yoktu sadece birazcık korkutucuydu, yine de bunu denemeye gerçekten cesaret etmeyi teklif ederken sonuna kadar samimiydim. Arkadaşım mutfak tezgahında yapmak olduğu işi bıraktı ve bi an için yüzüme baktı ve “Yoo hayır Sibel buna hazır değilim” dedi. Bu denemeyi yapamadık. Ama şimdi dünya öyle bir yere geldi ki (Yaşayan’ın rüyasında gördüğü dünyanın hediye fiyongu aklıma geldi), artık gizlenebilecek hiç bir yer ve zaman yok. Çok çıplağız. Umarım bunu dilediğim için pişman olmam. Gerçi hiç bişeyden pişman olmadım bugüne kadar. sa

**

Bir Bilgelik yolundaki savaşçı, her zaman yapmanın gücünü, onu yap-mamaya çevirerek dengeler.

Sıradan insan, her şeyin, doğru yada yanlış olmasına inanmıştır. Ama bir Bilgelik yolundaki savaşçı öyle yapmaz. Sıradan insani doğru olduğu bildiği şeylerle ilgili belli bir şekilde, doğru olmadığını düşündükleriyle ilgili de başka bir şekilde davranır. Şayet kimi şeylerin doğru olduğu söyleniyorsa, o kimse belli bir takım eylemlere geçer ve yaptığı şeylere inanır. Ama kimi şeylerin doğru olmadığı söyleniyorsa, o takdirde o kimse eyleme geçmeye gerek görmez ya da yapmakta olduğu şeye inanmaz. Öte yandan, bir savaşçı her iki durumda da eyleme geçer, Şayet kimi şeylerin doğru olduğu söylenmekteyse, “yapma” amacıyla eyleme geçecektir. Şayet kimi şeylerin doğru olmadığı söyleniyorsa, bu kez “yap-mama” amacıyla, gene eyleme geçecektir. (cc)

**

Sevgiyle ya da endişeyle (her ikisi de aynı) ilgi gösterdiğimiz her şey güçlenir, tıpkı güneş onları okşamış gibi. sa

**

İşte, gerçek deneyimlenen (deneyimi yaşayan) zihin değil, Ben, yani her şeyin onun içinde meydana çiktigi, gorundugu ışıktır. Ben, tüm deneyimlerin kökenindeki ortak faktördür; içinde her şeyin vaki olduğu (meydana geldiği) farkındalıktır.

BU “Ben-im”lik, bilincin bilincinde olmak, kendinin farkında olmaktır. Ve o tanımlanamaz, nitelendirilemez olandır, çünkü onun sıfat ve nitelikleri yoktur. (Maharaj)

**

İnsan sadece kendini incelemenin ve müşahadenin değil fakat kendisini değiştirmek amacıyla kendi üzerinde çalışmanın gerekli olduğunu anlamalı “her şeyi bir bütün halinde BAŞKALARININ ONU GÖRDÜĞÜ GİBİ kendisini bütünüyle görmelidir.”

Bu amaçla insan, hayatının farklı anlarına, farklı duygusal durumlarına ait kendisinin “mantal fotoğraflarını” çekmeyi öğrenmelidir.  Eğer bir insan bir şeyi hatırlarsa onun için hatırlanması daha önemli olan diğer on şeyi unutur. Ve özellikle kendisi ile ilgili olan şeyleri, belki evvelce çektiği o “mantal fotoğrafları” kolaylıkla unutur. (Gurdjieff)

**

“Jung, Yoga çalışıp, hastaların astrolojik horoskoplarını çıkartarak terapiden önce incelermiş. Simya ve diğer okült bilimlerin yorumlarıyla ilgili eserler yazmıştır. Geliştirdiği psikolojik kavramlar ile okült ilimler ve çağdaş ilimler arasında köprü kurmuştur.” “Jung psikolojisinde dört bilinç işlevi vardır: duygu, düşünce(akıl), sezgi, duyum(duyu). Eğer bir karakterde düşünce gelişmişse, bastırılan duygular histeri olarak geri döner. Duygusal olarak gelişmişse, bastırılan düşünce, fobi olarak geri döner.” “Mars gezegenine ulaşmak, kendi kendine ulaşmaktan daha kolaydır.” diyor Jung.

**

“DÜŞÜNENİ İZLEMEK” YERİNE, ayrıca dikkatinizi Şimdi’ye yönelterek de düşünce akışında bir kesinti, bir boşluk yaratabilirsiniz. Sadece içinde bulunduğunuz anın yoğun bir biçimde bilincinde olun.

GÜNLÜK YAŞAMINIZDA bunu, normalde bir vasıta olan rutin bir faaliyete tüm dikkatinizi vererek, böylece onu kendi başına bir amaç haline getirerek uygulayabilirsiniz. Örneğin; evinizde ya da işyerinizde merdivenleri inip çıktığınız her seferinde her adımınızda, her hareketinize, hatta soluk alıp verişinize bile çok dikkat edin. Tümüyle orada olun.

Ya da, ellerinizi yıkarken, bu faaliyetle ilişkili tüm duygusal algılara, suyun sesine ve verdiği hisse, ellerinizin hareketine, sabunun kokusuna vs. dikkat edin.

Veya arabınıza bindiğinizde, kapıyı kapattıktan sonra, birkaç saniye durun ve nefesinizin akışını izleyin. Sessiz ama güçlü bir mevcudiyet duygusunun farkında olun.

Bu uygulamada başarınızı tek bir ölçütle ölçebilirsiniz: içinizde duyduğunuz huzurun derecesiyle.

(E.Tolle)

**

“Anlam, nehri geçerken üzerine bastığınız her bir taş gibidir.

O yalnızca üstüne basmak içindir, yapışıp kalmak için değil.

Basın ve sekin!..” sa

**

Ozan Sıtkı Baba bir nefesinde, Gruhü Naci’yi ve onun manevi dünyasının açılımlarını şöyle tabir eder:

Ondört bin yıl gezdim pervanelikte
Sıtkı ismin buldum divanelikte
İçtim şarabını mestanelikte
Kırkların ceminde dara düş oldum

Güruhu Naci’ye özümü kattım
İnsan sıfatında çok geldim gittim
Bülbül oldum bir dost bağında öttüm
Bir zaman gül için zara düş oldum

Bu kapıya gelip, Hakla Hak olmuş kişi, Hakikatın dil yoluyla anlatımının mümkün olmadığı bilir ve gerçeği mecaz ve sembollerle anlatmaya çalışır. Aynı mertebeye gelmiş bir insan bu mecazlardan, içindeki Hakikatı ve ozanın ne söylemek istediğini hemen anlar.

**

Her devirde tüm dünyada elle sayılabilecek kadar az mürşid bulunduğunu ancak bunların etki alanlarının tüm dünyayı bi şekilde dönüştürme kapasitesi olduğunu sanıyorum. Zaten mürşidlikten se talebe (talep eden) olmak daha zevkli değil mi? :)))



Mezonlar ve MA

Atom çekirdeğinde protonlar ile nötronlar bulunur. Protonlar artı (+) yüklü olduğundan bir arada bulunamazlar. O halde atom çekirdeğinde öyle bir olay vuku bulmalıdır ki, bu sebeple protonların bir arada durması mümkün olsun.

Teoriye göre, çekirdekteki bir protona, yanındaki nötrondan eksi (-) yüklü bir eleman (mezon) sıçrar. Eksi yük kazanan proton nötron olur. Eksi yük kaybeden nötron da protona… dönüşür. Bu olay saniyenin çok küçük bir kesrinde vuku bulur. Öyle ki, protonlar birbirlerini itmeye zaman kalmadan nötron olurlar. Bu hal böyle devam eder. Atom çekirdeğindeki mezon alış verişi bir an için dursa, fizik alemi anında yok olur.

Mezon Nedir?

Mezon, hadronlar sınıfından temel parçacık. Günümüzde geçerli kurama göre, mezonlar, glüonların bir arada tuttukları kuark ve karşıkuark çiftlerinden oluşurlar ve bütün temel etkileşimlere katılırlar.
(Not: Tüm dillerde “ma” ve bazen “me” ile başlayan ya da biten kelimelere dikkat çekmek istedim; çünkü şu yazıyla(tıklayınız) mezonlar arasında bi ilgi kurmak zor olabilirdi! Yine de kolay yenir yutulur bişey değil)

**

Sezgi’nin düşük erk durumunda devrede olan bir sistem olduğunu fark etmek bana şu an oldukça ilginç geliyor. Çünkü yüksek erk bölgesinde ona gerek yok her şey ayan beyan açık ve fakat onları aktarmak için vaktiniz yok, dalgadan inerseniz çökmüş oluyorsunuz. (Neden? Tıklayınız)

An’da yaşayan insan

Sonradan, böyle kelimelere dökülünce hatırlamak ilginç oluyor, sanki bana yüzyıllar önce olmuş bişeyi hatırlamak gibi . http://tuvasanat.com/index.php/tuvapedia/anda-yasayan/ Yine de iz bırakanların hepsine teşekkürler. İyi ki varsınız ve iyi ki oynadınız.

Aşk ve cinsellik hakkındaki BAK da çok ilginçti 🙂

http://tuvasanat.com/index.php/tuvapedia/yeni-enerji-ve-yeni-bilincte-ask-ve-cinselik-nasil-bicimleniyor-10-12-birlesik-alan-kullanimi-surec-notlari/

Yaşayan’ın anıları-3

Öncesi için tıklayınız

Oyy güneş canımsın güneşşş… Yeni yıl bugün başladı aslında. En azından benim için. 13 günlük olduğuma inanabiliyor musunuz? Memnunum, huzurluyum, şahaser bi sessizlik içindeyim, sevme halinin bilinçsizliğiyim (yaşayan) 02.01.2012

**

Yeni yılın ilk ablişini buldum. Çok tatlı beş-altı yaşlarında bi kız. Benimle oynamak istedi, ama benim uykum vardı. Çok ısrar etti, baskı yaptı ben de bi ağladım bi yaygara kopardım, şaştı kaldı. Önce kızdı ve beni sevmediğini söyledi. Ama sonra hemen unuttu. Ben zaten unutmuştum sabah olduğunda, güzel güzel anlaşıp, koklaştık. Bana çok şeyler öğreteceğini söyleyip attaaaa gitti.

**

Yumuşacığım diye beni başınızın altına, sırtınızın arkasına ya da yorulan bacaklarınızın altına koyduğunuz kaz tüyü yastık sanmayasınız. Siz koyana kadar ses çıkarmam çünkü ne olduğunu bilmiyorum ama baskıyı hissettiğim an ne yapacağımı bilemem. Öyle bi tepki veririm ki şaşıp kalabilirsiniz! Uyarmadı demeyin canım büyüklerim.

**

Yedi yıldır bilinmeyen annemin karnındaydım. Çok güzeldi, hülyalı bi uyuşukluktu. Annem biraz kuralcı ve baskıcıydı (ama sadece birazcık öyleydi), bu sebeple şişmeler ve tansiyon ayarsızlıkları çektik. Annem başkalarını çok seviyordu, onları çok mühimsiyordu. Kendini KENDİ DIŞINDAKİ HERŞEYE adamıştı. Belki bu sebeple sayısızca çok babası olan bi bebiş oldum sanırım.

**

Her şey, yeni her şey şahane. Ama az önce güneşle arama bi perde girdi, hemen üşüdüm. Onu kaldırsınlar diye bi ağladım, bi yaygara kopardım. Hemen bi yaşlı adam geldi perdeyi çekti. Hem de “bu benim kapsama alanımın dışında bi şey” diye söylendi. Ona teşekkür edip en sevimli gülücüklerimi gösterdim. Beni çok sevdiğini hissettim, zaten hemen bana bi içecek getirdi.
Çevremde bi sürü değişik dilden konuşan var, hepsini duyuyorum, anlamasam da dinlemek hoşuma gidiyor. Hele bi tanesi en yüksek sesle bağırıyo ve hep “gak gak gak gak gak gak gak” diyor.

**

Daha küçükken (dört gün önce), beni dört kez uykumdan uyandırdığı için bi abiye çok kızdım ve “kafanı kullan biraaaaaz” anlamına gelecek şekilde yaygara yapmıştım. İşte o abi şimdi yine geldi. Onu hatırlayıp acaba bana gücenmiş midir diye utangaç bi şekilde gülümsedim. O  hemen şöyle dedi: “yanlış adrese gelmişim hata bendeymiş”, sonra elindeki bardağı uzattı bunu hemen içmeliymişim çünkü taze sıkıp karıştırmış. Bunların ismi nar ve portakaldır dedi. Beni sevdiğini hissettim.

**

Daha bıngıldağım açıkken ve daha bi süre açıkken, merak ettiğiniz her şeyi sorun bana. “Ben” oluncaya kadar, ne öğrenseniz kardır! Sorun yaradana, döksün Yaşayan’ın ağzından dünya’ya… Sizi çok seviyomuş, böyle hissettim.

**

Hayalimdeki erkek (şu an için), üçlü bi karışımdan oluşuyor:
1. Patrick Jane (Mentalist dizisi)
2. Leonard (The Big Bang Theory dizisi)
3. Joe DuBois (Medium Dizisi)
Onları ilk gördüğüm an aşık olldum (Leonard’ı bi iki görüşten sonra), ancak uzunca süre izledikten sonra hayran oldum. Acaba neden hayran olmuşumdur tahmin yürütmek isteyen var mı?

(Annişlerimden biri ben doğmadan bu dizileri izlerdi, bu sebeple ben de onunla izlemek zorunda kaldım!)

Ben büyüyünceye kadar bunlar bi adamda birleşir mi dersiniz? Ya da şu an varsa da büyümemi bekler mi? Ufffff… O zamana kadar benim hayranlıklarım da değişecektir… Ümitsizliğe kapıldım şimdi!

Biraz ağlasam faydası olur mu acaba? Yoksa yine acıktım ya da altımı ıslattım mı sanılır?

TE: Aglamana gerek yok, ucunu de sana alır getiririz :-))

Yaşayan: Gurup kurmak istemiyorum! Hem bunlar birer kurgu karakteri, onları nasıl bulup getireceksin ki! :((( Buralarda daha bunlardan birini bilen seyretmiş biri yoktur 🙁 Varsa söylesin

NOD: Patrick bi tane:)) zeki, yumusak, komik, damari tuttunca gicik:)) arayan bulur hem, izlediklerini unutmayacaksin:))

Yaşayan: en sevdiğim annişlerimdensin sen ama bak bişey diyeyim mi? Karnında yedi yıl geçirdiğim bilinmeyen annemin beğenilerini taklit ettiğim için (hayran olduğum adam diye) şu an karnım şişti! Bu kadar hassasım yani :(((

NOD: Dur sirtini ovalim ciksin gazin, acilsin ifaden, seviyorum ben de seni :))

yaşayan: Sağol çok tatlısın sen, şimdiden iyi geldi. Hem zaten -o kişiyle- buluşamayacağız endişesi neden olmuş bu şişmeye. Kendisine sordum, söyledi. Endişeyi geride bıraktım, zaten uyku vaktim de geliyor, sizi çok seviyorum.

En sevdiğimi neden ikinci sıraya yazdığımı düşünmekteyim şu an 🙂 Leonard!

GC: Psikolojik bir soruydu sanırım..Şöyleki; en sevdiğin hayvaları sırala diye sorulur..1.seçtiğin hayvan ve özellikleri seni..2.hayvan ve özellikleri karşı cinste aradığını 3.ise dostlukta aradığını tanımlardı…

Yaşayan: Aaaa… Çok teşekkür ederim.Bunu unutmuşum (önceki hayatlarımdan bildiklerimi hatırlama rebornu yaşıyorum sanırım), bu harika oldu 🙂 süper süperrr süperrrr… çok rahatladım, sevgili annişcim sana minnetarım.

**

Bi dalıverdim, hemen rüya görmüşüm. Biri bana şöyle diyo:

Doğmamış: İstanbula gelince nasipse gelip seninle görüşecem kedi neyimde kesiyormusunuz abla?

Ben: Kedi?

Doğmamış: Kanini filan içmek icin 🙂

Ben: en iyisi ben seni keseyim de bi daa böyle zırvalama

Doğmamış: Sen bilirsin citoz hani düşünce özgürlügü vardi ne oldu

Ben: şimdilik benimki de düşünce zırzop

Doğmamış: Çocugunda varmis Allah bagislasin

Tam burda uyandım, bu bi tehdit miydi anlayamadım (İlerde benim de bi çocuğum olabilir mi?), biraz süt içmeye ihtiyacım var.

Sütümü içtin, sakinleştim.

Rüyamdaki şey abla dediği için (ve ben daha 13 günlük olduum için) onun doğmamış olduğuna hükmettimdi, acaba öyle mi emin değilim sadece hissedebiliyorum.

İyi geceler. Sizlerle olmak harika, çok çok heyecanlı ama annişim beni yatırıyo 🙁 Uyursam çabuk büyürmüşüm

Yaşayan’ın anıları-2

Konu Başı için tıklayınız:

Denizin suyu çekildi ve tünelin ucu göründü. Hayat böyle başladı. (Yaşayan)

Sevgili anniş ve babişlerimm… Henüz altı günlüğüm fakat hissedebiliyor, anılarımı yazmaya devam ediyorum. Sizler ister bilerek isterse farkında olmadan bi çocuğa ev sahipliği yaptığınızda o bir KAZAdır. Çünkü ben her ikinizin kazaen bi kombinasyonuyum. Hatta sadece ikinizin değil yıldız tozlarından beri tüm şeylerin bi kombinasyonu, bunun farkında mısınız?

Eğer bunu hatırlayabildiyseniz, sizin beni öğrenmeye, tanımaya ihtiyacınız var.

Benim bi ağacın incecik ve taptaze bi sürgünü olduğumu görebiliyorsanız, o ağacın tümünün bilgisine sahip olduğumu da hatırlayın lütfen. O kadar güçlüsünüz ki, bana her istediğinizi yapabiliyorsunuz ve buna gık çıkaramıyorum. Söylediğiniz, öğrettiğiniz her şey bana tanrı kelamıdır. Üzerimde ne büyük etkiniz olduğunu tahmin edemezsiniz. Canımı bile acıtsanız sizi taklit etmekten kendimi alamam.

Gerçekten caydırıcı bi baskı altındayım. İçimdeki bi şey buna büyük bir tepki veriyor fakat bunun ne olduğunu anlayamıyorum.

Hangi sebeple evinize konuk olduğumu bilmiyorsunuz, bilmenize de imkan yok. O halde neden bu serüvene cehaletinizi itiraf etmekle başlamıyorsunuz?

Bazılarınız doğdum diye bayram ediyorsunuz bazılarınız üzüntüden kahroluyorsunuz, biliyorum. Hepinizin hayati sorunlarınız var, üstelik bunu tünelin ucunu görmeden aylarca önceden beri biliyorum. Her duygunuzu, her düşüncenizi hissettim. Özellikle annişlerim, ah evet sizlerin her endişesi, her ağrısı, her sevinci benimdi sular çekilmeden önce. Siz beni taş mı sanıyorsunuz? Yoksa yeni oyuncağınız mı? Veya ona buna caka satacağınız, soyadınızı ve gerçekleştiremediğiniz hayallerinizi geleceğe taşıyacak biri mi? Orduya bi er daha mı alındı yani?

Gerçekten sevildiğimi hissedemiyorum, galiba bu konuda kavrayışımız farklı. Beni kendiniz yapma isteğine sevgi mi diyorsunuz diye kuşkulanmaya başladım. Umarım yanılıyorumdur. Henüz altı gündür bu dünyadayım. Size muhtacım. Eğer bu kuşkumda haklıysam zavallılar kervanına katılmışım demektir.

onların aklından geçenlerim, yüreklerindeki atış,karınlarındaki burulmayım.

**

Bi halk ağzı vardı, sabah uyandığımdan beri aklımda; bazı yeni doğan bebekleri anlatmak için şöyle derler: dilli dişli maşallah! :)))

**

Oyy güneş canımsın güneşşş… Yeni yıl bugün başladı aslında. En azından benim için. 13 günlük olduğuma inanabiliyor musunuz? Memnunum, huzurluyum, şahaser bi sessizlik içindeyim, sevme halinin bilinçsizliğiyim (yaşayan) 02.01.2012

**