Yalnızca insan’ı arıyoruz biz

Kozmosa çıkıyoruz, her şeye hazırız: Yalnızlığa, zorluğa, tükenişe, ölüme hazırız. Alçak gönüllükten söylemeye dilimiz varmıyor ama kendimize hayran hayran baktığımız oluyor. Ama çok yazık! Birazcık yakından baktığımızda bütün o şevkin düzmece olduğunu görüyoruz. Aslında kozmosu ele geçirmek değil niyetimiz, yalnızca Yer’in sınırlarını kozmosun sınırlarına dek genişletmek.
…Yalnızca insan’ı arıyoruz biz, başka dünyalara gereksinimimiz yok. Ayna gerek bize. Başka dünyaları ne yapacağımızı da bilmiyoruz. Tek bir dünya, kendi dünyamız yetiyor bize; ama olduğu gibi de kabul edemiyoruz onu. Kendi dünyamızın ülküsel bir imgesi peşinde koşup duruyoruz hep. bizimkinden üstün bir gezegen, üstün bir uygarlık arıyoruz; ama kendi geçmişimizin prototipi üzerinde gelişmiş olsun istiyoruz. Ve aynı zamanda yüz yüze gelmek istemediğimiz, kendimizi sakınmaya çalıştığımız bir şey var içimizde. Ama o hep içimizde kalıyor; çünkü Yer’den yola çıkarken bir ilk günahsızlık durumunda değiliz. Gerçeklikte nasılsak buraya öyle geliyoruz, sayfa çevrilip de gözlerimizin önüne serilince gerçeklik- sessizce geçiştirmeye çalıştığımız yanımız- artık sevmiyoruz onu.
Stanislaw LEM – Solaris

Büyük ustadan tüm zamanlara dair bir saptama!

 

Yıldız Tozları yağmakta

Sanki büyülü bir anın içindeyiz sevgili preshamanlar, adeta yıldızların tozları dökülüyor üzerimize, görünmez bir toz altında kalmış gibiyiz. Ara ara hep olur siz de fark etmişsinizdir. Dünden beri de tüm gece devam eden bu yağış sanırım bize yeni güzellikler getiriyor. Hatta getirdi, bize düşen; onları şu anki gerçekliğin(dış rüyanın) sözcüklerine ve terminolojisine tercüme etmek. Çok zevkli olacak biliyorum.

Belki de 16 nisan perşembe günü yunusların yaptığı o muhteşem dans ve onu takip eden anormal deniz dalgaları bunun habercisiydi. sonradan öğrendik ki ege ve akdenizde ciddi yer sarsıntıları olmuş. Bunun üzerine Ankara buluşmamız gerçekleşti, urban eğitimimiz ve üst üste 2 BAK okumalarımız rüyada gibi sanki başka bir titreşim düzeyinde gerçekleşti. ve dün döndüğümden beri yağan ve halen devam eden yıldız tozları. gerçekten bazı perdeler kalkıyor sanırım.

Ben bu sözcükleri yazarken rüzgar dışarda ıslıkla bir şarkı söylüyor ve ben dikkat kesildim. Gözlerimde yaş var bilemiyorum neden. Güzel olan ne biliyor musunuz yoldaşlar, biz bilinmeyenden gelenlere ve bunun sayısız yollarına (bakınız son iki BAK okuması) aşina olduğumuz halde buna ALIŞMAMIZA imkan verilmiyor, hala ve her seferinde şaşırıyoruz, sersemliyoruz, başımız uğulduyor, gözlerimiz kamaşıyor. Alışmamıza izin verilmiyor bu güzel çünkü onu diğer her şeyi yaptığımız gibi ehlileştiremiyoruz!

Ehlileştiremediklerimiz bazılarımızı güzellikle, hayranlık ve şefkatle, bazılarımızı korkuyla dolduruyor, belki ortak olan duyduğumuz huşu hissi olabilir.

Aloha

Körfezdeki baharın ilk yunusları

Yılın ilk yunuslarını ve danslarını görmekten öyle mutluyum ki, içimi inanılmaz bir sevinç sardı. körfezden marmaraya doğru 7 yunus zıplayarak geçtiler fakat köprü boğazından geçmeyip köprü uzantısı ile aramızdaki çok geniş cepte nerdeyse yirmi dakika dans ettiler. benim tablet açık değildi fotograf alamadım ama hafızamdaki foto kayıtlarına gayet canlı biçimde kaydoldular. Takip ettiğim kadarıyla henüz boğazdan çıkmadılar belki bize doğru geri dönerler. Bu muhteşem görüntüye tanıklık edebildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. aloha yunuslar, me ke aloha pau ole

— şanslı hissediyor.
Yunuslarin gecisinden yarim saat sonra hic bir buyuk gemi gecmedigi halde anormal dalgalar gelmeye basladi kiyiya hala da devam ediyor. Acaba hafif bir deprem mi oldu? Ya da yunusların oluşturduğu sonar dalgalar olabilir mi belki benim görebildiğimden çok daha fazlaydılar.

11129926_984380718250347_2033408829830389114_n

Dalgalar artık bitti ama köprünün sol direğinin hemen önünde ekstra bir dalga yarığı var belki de köprü yapımıyla ilgili bir deniz altı patlama yapmışlardı, ses duymasak da eğer sonar bi hareketlenme tespit edilmediyse bu da bir olasılık (dürbünle gayet net olarak görmekteyim)

Zaten dün inanılmaz yaratıcılık, ilham akan bir gündü ve onun elini geceden erken sabaha kadar tuttum, notlar almaya çalıştım gerçi akış öyle güçlüydü ki hepsini tutabilmek mümkün olmadı, ses kayıt cihazım doldu saat 03.00 e doğru. karanlıkta göremediğim satırlar birbirinin üstüne biner biçimde biraz daha devam edip kendimi zorla uyuttum. Ve bu sabah da yunuslar. harıkasınız, harikayız.

Çok Boyutluluğu kavramak

Lineer düşünceden çok boyutlu algıya geçmek deveye milyar kere hendek atlatmaya benziyor Ben habire kendime hendek attırmaya çabalıyorum ama aldığım mesafe çok boyutlu bir algıdan bakıldığında karıncanın debelenmesi gibi görülebilir hani!

Bunu en rahat şamanların faaliyetlerinde görmek mümkün oluyor, örneğin Castaneda kitaplarında çok eski ve görücü şamanların tespit ettikleri gerçeklik bantları’nı okuduğum sıralarda hissetmiştim. İnsanlığa ait gerçeklik lifleri ile hayvanlara ve tabi bitkilere cansız denilen objelere ait gerçeklik bantları hep farklı farklı olmalarına ilaveten soyut varlıkların da içlerinden geçen gerçeklik lifleri tamamen farklı tomarlarmış. Bunları elden geldiğince iki boyutlu lisanımıza tahvil etmeye çabalamıştı Yaqui kızılderilisi büyücüsü. Aynı anlatımları Afrikalı baş şamanın anlatımlarında, sibiryalı şamanın tariflerinde de rastladım. Bunlar her şeyi net bi şekilde anlamamı sağlamadı tabi ama zihnimdeki tabloları biraz silkindirdi   Bütün bunları benim açımdan azbuçuk netleştiren; kuramsal fizikçilerin muhtelif teorileri ve tabi Lanza gibi daha bir çok biyoloji, kimya dalında yeni farkındalıklar oluşmasına olanak sağlayan bilim insanlarının kendi yaratıcı imgelemlerine özgürce yol vermeleri oluyor.

Birçok çağ atlatıcı buluşu yapmış olan bilim insanlarının kendilerine özgü garip yöntemleri vardı ve günümüz modern dünyasında bunlardan bahsetmek hoş kaçmaz bu sebeple bu denli müthiş fikirleri bu insanların nasıl akıl ettikleri hep bir muamma olarak kalır ya da IQ larına verip kurtulunmak istenir 🙂 Ama kurtulmak değil de bilmek istenirse; Şamanların vizyon görme yöntemini nasıl uyguladıkları ve bunun kızılderililer, afrikalılar aborjiniler tarafından neden yaşamaya değen tek şey olduğunu araştırmanızda ve ikna olursanız yöntemlerini denemekte yarar var. Malum kuram ve deney ilerlemeyi sağlayan iki bacak gibidir bunlardan birini ihmal ederseniz armonik biroluş vücuda gelmiyor.

Şamanik yollardan başka yollar da var, bize hangi şamanik yolu önerirsiniz diyenleri duyar gibi oluyorum. Komik gelebilir belki, başka yollar diye merak edip uyguladığım, hatta kendi buluşum zannettiğim uygulamaların sonunda bir şamanik uygulama olduğunu öğrenmem eskiden beni şaşırtırdı şimdi sadece gülümsüyorum. Dolayısıyla sizlerin hangi düzeyde şamanik bilgi uygulamasına hazır olduğunuzu bilmeden önerilerde bulunmam yakışık almaz. Bu durumlarda arkadaşça önerim kendi şüphelerinizden kurtulmaya keskin bir karar verip sonra önünüze gelen her şeye bu yolla dikkat etmeniz (çünkü en basit yollarla gelebilirler, mail kutunuza düşer, tv sipikerinin ağzından fırlar, kapıcınızın bile size bunu anımsatması olağandır.) Bir Hawaii deyişi olan: “Her şey uyanık, her şey canlı ve her şey cevapçı” sözü hayatımdaki en gerçek gerçektir diyebilirim 🙂

Unutmayalım ki 6. prensip MANA bize, bütün gücün içeriden geldiğini, yetkilendirmenin içeriden yapıldığını söyler. Bu prensibi kendiniz için işler hale getirdiğinizde; fark edersiniz ki  yürüdüğünüz yollar, bilgiler, objeler, dışarıdaki her şey yalnızca içinizdeki enerjiyi ve gücü etkinleştirmede birer araçtırlar. Kadim zamanlardan beri soyumuz, neredeyse şimdi de aynen devam eder biçimde enerjiyi ve gücü ARAÇ’lara atfetmiş dolayısıyla onları amaç’laştırarak kendini zayıflatmış, etkisizleştirmiştir. Bu asla bir komplonun sonucu değildir, her insan keskin bir kararla bu durumu şu an ve burada değiştirebilir, kendisini ve dolayısıyla öznel gerçekliğini değiştirdiği gibi nesnel gerçekliği de bükmeye katkı yapar.

Bu konu UŞ 3.seviyenin ikinci “yaratıcı enerjinizi yükseltmek” konusunda son derece ugulamalı biçimde açıklanıyor ve bizzat bazı araçların nasıl kullanılacağını uygulayarak anlıyoruz. Dikkat, iç ve dış rüya arasında tıpkı bir mekik gibi dokuma yapıyor.