Nefes ve Gerinme

İnsan biraz kendi yolculuğuyla, dünya ve evrenle meşgul oldu mu, nasıl başlamış olursa olsun bi süre sonra ciddileşiyor! Farkında olmadan geriliyor; çünkü geçmiş zamanın dehlizllerinde gerçekten de çok ciddiye alınmış bu iş, öyle kikan gövdeyi götürmüş, kelimeler lekelenmiş, şarkılar şiirler rutubetlenmiş… Offff işte bu yüzden gerilliyor, ciddileşiyor insançoğu kez. Bunun çaresi nefe nefes nefes gibi geliyor bana. Kasları genleştirmek, kedi gibi gerinmek, tüm uzuvlarımıza bol miktar oksijen gitmesi için biraz çaba göstermek. Çaba dediysem yapılan şey kolay da bunun sürdürülebilir olması için hatırlama olgusu lazım.Buna bi çözüm bulalım frekanslarrr… Her gün birisi bize nefes almayı ve gerinmeyi hatırlatsın ne olur? Nefes amıyormuyuz zaten demeyin walla gerçekten de tuhaf güdük, kalbi ve ciğeri aşamayan bi nefesle biz de nereyi aşabileceğiz ki!

*

Radyoda diyor ki şu an: anne baba doğulmaz, bunu öğrenmek gerekir.
Siz kimden öğendiniz?
Açıkçası ben çok hazırlıksızdım, fakat en azından o genç yaşta anne olmayı bilmediğimi biliyordum, o sebeple bilmediğim işe karışmadım, kenarda durup zorunlu hareketlerden berisine karışmadım. Bol bol kakalı bez yıkadım ( ozamanlar hazır bezler çıkmamıştı daha), acıktığında besledim. Zaten öylesine yoğun çalışıyordum ki, nasıl geldi geçti o günler bilemedim.
Bazen oğlumu kendimi bildiğim zamanlarda elime almış olmayı dilediğim oluyor fakat oğlum buna karşı çıkıyor: “aman aman iyi ki bilmemişsin, kimbilir neler zırvalardın” diyor.

Rüya ve her an yenilenen Gerçek

Piyangodan ne çıkarsa onun rüyası

sonsuz.us/blog

“Gerçekliğin ruhumuz bile duymadan belki de sürekli değiştiriliyor, yineleniyor olduğunu-ama bizim bunu bilmediğimizi, bu bilgiye yalnızca rüyayı görenin ve rüyadan haberdar olanların vakıf olduğunu düşündünüz mü hiç?”

Gerçekliğin ruhumuz değil belki ama minicik bilinç adamız duymadan sürekli değişiyor olduğunu ve kimsenin bunu bilmediğini-önceden ben de bilmiyordum- hiç düşündünüz mü?
Ya da şahit oldunuz mu?
Bu sizde nasıl bir reaksiyona sebep oldu?
Bu konu ve gerçek sorularım, insanın kıyameti olabilecek denli öncelikli, en azından ben öyle hissediyorum.
Cevaplarınız ve yorumlarınız ve paylaşıınız beni sevindirir.

S. Dlgç Blg ben bunu küçüklüğümden beri düşünürüm ve çok ironik gelir bana. bazen başımı yukarı kaldırıp oyunun bazı noktalarının değişmesini isterim oyun kurucudan.
  • Sibel Atasoy Doğru bunu herkes kendine göre bi sıklıkla yapmıştır, “tanrım beni baştan yarat” sendromu diyebiliriz. Benim burada parmak bastığım durum ise tam tersine, gerçekliğin her an değiştiğine şahit olma durumudur, bunu hemen hemen kimse fark etmez-kendileriyle ilgili bi olsa-! Çok tuhafftır buna şahit olmak. Adeta Dövüş Kulübünün beyaz odasında yekpare camın önünde dikilip dışarıya bakmak ve orada her şeyin çöktüğünü ve yeniden yapıldığını seyretmek gibidir.
  • Elvan Emekli Bunu izlerken zamanın genişleyip yayıldığını bazende donduğunu gözledinizmi?
    Sibel Atasoy Eveet ama bundan daha dehşet verici hissettiğim de çok oldu
    S. Dlgç Blg benim kastettiğim de o zaten. beni baştan yaratla ilgisi yok. önümüze konan gerçekliğin sürekli değişmesi. tıpkı bir oyun gibi
    Elvan Emekli Var olduğunuzdan şüphe duyduğunuz da olmuştur o halde?:)
    Sibel Atasoy Korkunç. Yani, varlığından şüphe duymak insanın kendine korkunç geliyor, çünkü muhtemelen hücrelerim dehşete düşüyorlar o anlarda.
  • S Dlgç Blg tüm bu kanallıklar, dinler, enerjiler, herşey ama herşey dışardan geliyor hiç düşündünüz mü? insan olarak farkındalığımız da gücümüz de etkimiz de ancak izin verildiği kadar. bir tanrı değil de bir sistem tarafından yönetilen bir oyun alanı gibi. önümüze konan yemler, herşey büyük bir s,mulasyonun, bir oyunun parçası gibi.

    açlık oyunlarını izlediniz mi

  • Elvan Emekli Korkutucu olabilmekle birlikte çok mühim bir farkındalık
    Sibel Atasoy bilmiyorum nedir onlar (açlık oyunu)?
  • S. Dlgç Blg fantastik bir film. kitabı da var.
    Sibel Atasoy Hayır okumadım, oynamadım ancak ben oyunun içine girdim! Bu durumu yaşayanların hislerini merak ediyorum
    S. Dlgç Blg oyunun zaten içindesin tatlım. sadece oyun olduğunu farkettin? yoksa kitabındaki kadın gibi oyundan çıkmak mı istiyorsun
  • Sibel Atasoy İnan öyle bişey değil, senin söylediklerin bu şeyleri çok iyi anlıyorum çünkü yirmi sene önce böyle söylüyordum, on sene önce dediğin gibi yazıyordum. Şimdi yaşıyorum. Oyundan çıkmak hiç sorun değil (kitaptaki öykü yıllar önce yazılmıştı)
    S. Dlgç Blg peki ne o zaman? farkı ne
    Sibel Atasoy Sessizce paylaştığım yazıyı bir daha oku ve sorularımı da oku. Başka bi şey diyemem şu an. Ursulanın bu kitabını okumuştun herhalde, Oradaki Orr (kitabın üç kahramanından biri) bu durumu yaşıyor, ancak böyle bi benzetme yapabilirim.
  • S. Dlgç Blg okudum ama onu bir kitap gibi algılamamışım nedense
    Sibel Atasoy Önce kurgusu sonra OLgusu geliyor.
    S Dlgç Blg bu yazdıklarının hiçbirisi bana yabancı gibi gelmiyor hala. farkındalık bu değil mi zaten? ben bütün hayatımı bu rüyayı dışarıdan izleyerek geçirdim zaten. hala da öyle. dışarıdan kurgulanan ve anlık oynanan bir oyun. kırmızı çemberle bu kurguya benim de dahil olduğumu hissettim. önce kurgu, sonra oyun, sonra da kurgunun da oyunun da farkında olduğum haa durumu
    Sibel Atasoy Tamam o halde, ne hissediyorsun?
  • Dlgç Blg ne mi hissediyorum? öncelikle bütün insanlara uzak hissediyorum. hala niye uyanmadılar diye kızıyorum. engebelerle dolu bir arazide boşu boşuna önüme gelen engelleri aşıyormuşum gibi hissediyorum. başarı, ün, para gibi insanca şeylerin hiöbirinin peşinde koşamayacak kadar uyanık hissediyorum . bunlar bana hiçbirşey ifade etmiyor, beni heyecanlandırmıyor. çook uzun süredir bir hedefin peşinden koşmak da anlamsız geliyor. bütün bu dinler, herşey, insanların sevgiyi tanımalarına vesile olmak için sisteme sokulmuş gibi geliyor ve insanların bunu nasıl göremiyor olduklarına şaşıyorum. bütün bu manipülasyonlar, bu oyunlar, en ufak bir yapay rüzgarda ellerinden uçup gidecek bu maddi şeyler için bunca çaba gözterilmesini hiç ama hiç anlamıyorumç ve de çoook ama çook yalnız hissediyorum. sanki tek başına uyanmışım gibi. etrafımda uyum yarattığımı düşündüğüm insanların bile aslında bir illüzyon olduğunu anladığımda hayal kırıklığı yaşıyorum. nasıl bitecek bilmiyorum ama artık çok sıkıldım.
    Sibel Atasoy Güzel. Sıkılmak YENİ’ye gebeliktir.
  • Dlgç Blg aaah sibel. tek istediğim sevgi. bu dünyada var mı, artık çok emin değilim.yoksa oyun da sıktı beni. esasen belki de o bile illüzyondur belki. benim illüzyonum. diğer herşey o kadar elde edilebilir ki… kendi başına yapılabiliyor. oysa sevgi… başka bir insanla güzel..
  • Sibel Atasoy İşin felsfesine geçeceksek, sevgi bu dünyada bolca var. Saygı biraz daha az sanırım.
  • Dlgç Blg benim sevgi dediğim şey farklı birşey. bu dünyadaki herşeyimsin, canımsın vs dedikten sonra nefrete dönüşebilen şey değil. saf , öz sevgi. ben bu dünyada annenin bile bebeğini sevemediğini gördüm, duruma göre sevgiyi gördüm, çok sevince karşı tarafın götünün kalktığını gördüm. sevginin derinliklerinden bahsediyorum, korkmadan sevmekten, korkmadan seven iki tarafın varlığından. sevginin dehlizlerinde birlikte kaybolup nirvanaya ulaşmaktan…
    Sibel Atasoy Tabi bu kelimenin muhtemelen yedi milyar çeşit açılımı var.
  • Dlgç Blg kelime önemli değil tatlım, bu dünyada böyle bir sevgi var mı?
    Sibel Atasoy Senin tarifine uyan durum var bana göre, hem de artan oranlarda ama onun ne olduğunu söylemek istemiyorum.
  • Dlgç Blg gizli bir bilgi mi nedir? ben dünyaya bunu için geldim sanırım, bunun peşindeyim ama bulamadım
  • Sibel Atasoy Gizli olduğu için değil, eğer yanılıyorsam başkalarını da -bir kişi bile olsa- yanıltmak istemediğimden söylemiyorum. Ancak aslında bu kavramı bir çok yazım içinde ve örneklerde ele aldım, almaya devam ediyorum. Yani örtük olarak görüşümü paylaşıyorum. Görüşlerimizin farklılığı hep evrelerle ve biricikliğimizle ilgili. Yani yaratımda her şey yolunda.

Zorunlu hareketler

Mevcut eski dünyanın uzantısı olan günümüzde, sadece özgün yaratımla, başkalarının ya da en azından yakınlarınızın onayını alamıyorsunuz; çünkü onlardan kopmuş olsanız da hala onları ve getirilerini umursuyorsunuz. Ne gibi? Değerli bulunmak, para ya da ün sahibi olmak, yalnız olmamak gibi. Bu sebeple hala bu beklentiler varsa (ki şu ana kadar en gelişmiş kişilerde bile bunlardan bi kısmının sürdürdüğüne şahidim) bu durumda, eski dünyanın zorunlu hareketlerini (okul,meslek,aile,çocuk,asgari ilişki kuralları vs gibi) ucundan azıcık yapmış olmak gerekebilir, böylece diğer insanlar sizi GÖREBİLİRler ve bi kere gördülerse özgün yaratılarınızı da beğenebilirler. Değilse ya bu dünyaya iz bırakmadan göçersiniz veya çok nadir olarak ölümünüzden sonra görülebilirsiniz 🙂
Şüphesiz bu tespitlerimin yeni dünyada pek geçerliliği yok.

Bilincime Rağmen Bilinçaltım!

Bilinçaltında neler olup bittiği çoğumuzun merak ettiği bişeydir ancak bunların açığa çıkması yani bilinçli alana katılması gerçekleştiğinde (rüyalar usulüne uygun biçimde analiz edildiğinde) çoğu kez “ben ama ben” diye dönüp duran sınırlı ve sancılı kişiliğimiz (ego) ortaya çıkanlardan pek de memnun olmayabilir. İşine gelmez. Burada hayatii soru şudur; kişide bu karşı durma basıncına göğüs gerebilecek, bütünlüğüne erme isteğini uygulamada tutabilecek kararlılık var mıdır?
Şahsi kanaatim şu ki, bu gerçekten de bir erk meselesi.

*

Rüyalarımın analiz edilmesini istiyorum çünkü  neden hala sevdiğim biriyle evlenemediğimi  öğrenmek ve buna ulaşmak istiyorum,
Yoga öğreniyorum çünkü neden hala güzel bir arabam yok buna ulaşmak istiyorum,
Nefes tekniklerini öğreniyorum çünkü neden babamla durmadan kavga ettiğimi öğrenmek ve onu yenmek istiyorum,
Reiki öğreniyorum çünkü neden en iyi işleri başkaları buluyor öğrenmek ve buna ulaşmak istiyorum,
BAK uygulamalarına katılıyorum çünkü neden dünyanın böyle berbat olduğunu öğrenmek ve dünyayı düzeltmek istiyorum,
vs vs böyle gidiyor…
İnsanlar bu eğitimleri özgürleşmek için değil inatla istedikleri şeyi elde etmek için aldıkları sürece, ne eğitimciler ne de katılımcılar için büyük bir yol kat edilemiyor, çok küçük kıpırdanmalar sağlanabiliyor ama bu da kimseyi tatmin etmiyor.
Kendimize pek de açık değiliz sanki, istermiş gibi yaptığımız özgürleşme acaba sadece bir perde mi?

Kuzey Düğümü YAY Burcunda

Bu alanda kendi yolunuzda iseniz sizde gelişecek yeni nitelikler şöyle olacaktır:

  • Sezgiye, olacakları önceden bilme yeteneğine ve görünmez rehberliğe güvenmek.

  • Yüksek Bilinç’ten konuşmak

  • Spontane olmak- bir özgürlük ve serüven duygusu geliştirmek

  • Sansürsüz açık sözlü iletişim

  • Kendine güvenmek

  • Tek başına ve doğada zaman geçirmek

  • Sabır

  • Sezgisel dinlemek-sözcüklerin ardındaki anlamı işitmek

Yay Kuzey Düğümü insanı, sezgisel olarak hissettiği sözleri söylediğinde, kendisini içinde bulduğu durumla uyum içine girer. O yüksek benliğinden yaşadığı ve konuştuğunda, uygun olmayan arkadaşlar geri çekilir ve uygun olan yeni insanlar belirirler.

Bu insan dürtüsel davranmayı, spontane davranmaktan ayırt etmeyi öğreniyor. Spontanelik, saplantının yokluğudur, gerçekle uyum içindedir; onun ardında “kendi amacına göre etkileme” yoktur.
Spontane insanlar -korku,ego ilişkisi ya da onları yöneten bilinçli bir güdü olmadan- o andaki gerçeklerini paylaşırlar.

Yay Kuzey düğümü insanı, oluşturulmuş herhangi bir inanç sisteminin onun gerçeğin bütünlüğüyle canlı bir bağ kurmasını engellediğini öğreniyor. gerçek herhangibir bakış açısının ötesindedir. O bir kavram değil enerjidir. O son derece pratiktir-işe yarar! Gerçek ayrıca hareketlidir, akışkandır ve bu insan gerçeğin ona yolgöstermesine izin vermeyi öğreniyor.

Bu insan çok açıksözlü olmalıdır. Eğer o sözlerini sakınır, uzlaşmacı davranırsa, söylemek istediği şeyi unutacak ve enerjisini yitirecektir. Onun için “kendisi olmak ürkütücü olabilir ama o kendisini gerçeğin bir kanalı olarak görürse” bunu yapabilir.

Burada her şey çok güzel ancak devamlı bahsi geçen GERÇEK kelimesi beni rahatsız ediyor. Bunun yerine AN ya da ŞİMDİ dense idi bunu daha iyi anlayabilmem mümkün olurdu. Yani YAY insanı, kendisini AN’ın kanalı olarak görürse ve tüm anların tutarlı olmasınaa çaba harcamazsa bu iş hallolur demeliydi. Çünkü ben şu anda buna kanallık ettim ve gayet iyi hissediyorum. sibelin notu

Yay Kuzey D. İnsanı atmosfer yoluyla sessiz iletişim kurmak gibi olağanüstü bir  yeteneğe de sahiptir.Eğer bir konuda endişe ve huzursuzluk hissediyorsa, kendi içine dönmelive o konuya ya da kişiye sevgi göndermelidir. Yalnızca bu bile bir şifayı başlatmak için yeterli olabilir.
Bu insanın karşı karşıya olduğu büyük zorluklardan biriiç huzuruna kavuşmaktır. Buna yardımcı olacak olan bir bakış açısı şudur: “Bunların hepsi yalnızca bir serüven!bu bir deney, bir keşif!”  Serüven sözcüğü onun için sihirli sözcüktür: Bu eğlence, genişleme ve öğrenme demektir. Serüvendeyken, o kendi bildiğinden farklı olan yollar hakkında daha çok şey keşfedecektir. bu, bilinmeyene doğru bir iman atlayışı gerektirir; bunu yaptığında, her şey onun yararına olur ve o kendisini canlanmış hisseder.

İşler yolunda gitmediğinde ya da düzensiz göründüğünde, bu insan BİLEREK yavaşlamalı (yoksa bilmeyerek yavaşlatma yöntemleri onun için devreye giriyor) ve sabırlı olmalıdır. O yaşamı kontrol etmeye çalışmayı değil de yaşama karşı daha açık ve kabullenici olmayı öğreniyor. Yavaşlaması, onun yaşadığı ANdaki gerçekle temasa geçmesini sağlar.

Bu insanın güney düğümünden gelen çok yoğun zihin faaliyetinin dengelenmesi için açık hava faaliyetleri, koşu,  açık arazide yürüyüş, yüzme, bisiklete binme, kayalara tırmanma ya da kamp yapma idealdir.

Son olarak, Clarissa’nın bu güzel masalının, YAY kuzey düğümü olanlar için bir klavuz olduğunu anladım. Bu sebeple bi kez daha paylaşıyorum, belki bana olduğu gibi başkalarına da yardımı olur. Kolay gelsin hepimize tıklayınız