Basmakalıplık

Şeyleri basmakalıp şekilde dışımıza dehlemek bize dönüştürücü etki sağlamaz. Onlara konuşma kendini ifade etme şansı vermek kendime dönüşebilme fırsatı tanımaktır.sa

  • Nilgün Börükanlar konu güzel.Dışarı nasıl dehliyoruz diye açsak mı??
    Sibel Atasoy Reddederek,kızarak, anlamayı inkar ederek vs dehliyoruz onları. Değişmemek işin kendi gölgemizi dışarı projekte ettiğimizin farkında olamıyoruz.
    Nilgün Börükanlar ve projeksiyonlarla kapışarak enerji ziyan edip realitemizi muhafaza ediyoruz.
  • Sibel Atasoy aynen sister, şu gölge mevzuu yüzünden Jung dedemi ne kadar kutlasak yeridir.
    Sibel Atasoy Bu dehleme işi pek bi politikacı davranışıdır aslında, anı kurtarmak için yapılır. Kurtarır mı peki? Ne gezeeerrrr… Sonuç daha çok çocuk yapmayı gerektirir, meseleler ileriye doğru dehlendiğine göre onlarla boğuşmak için çok çocuk gerekecektir.
    Nilgün Börükanlar kesinlikle ..ne çok uğraşmış..erkeğin curiositası
    Nilgün Börükanlar Eh kendinden ümit kesilirse-bilmeden- habire çocuk yap yaptır erteleye erteleye geçmişi geleceğe yineletmekten başka ne işe yarar ki .
    Sibel Atasoy Bi yerlerde bi uyanan olur be sister. Hani diyorum ya, sentez yapamıyorsann bari çocuk yap. 🙂 Bu arada iyi ki konuşturdun ne güzel gündeme cuk oturan şeyler söyletti felek 🙂
    Nilgün Börükanlar frekans tututnca yol çabuk ilerliyor sanırım sister:)
    Sibel Atasoy Şüphesiz
    Nilgün Börükanlar felek işini bilir kelek yapmaz:))))
    Sibel Atasoy hahahahahahaha
  • Nilgün Börükanlar İfaden çok aydırıcı bu arada demeden geçemecem:)

    Sibel Atasoy Bazılarına aydırıcı bazılarına c-aydırıcı …

Beyaz Bir Atkı

Senin rüyaların, benim iz düşümlerim
ipek telciklerle bağlı elime koluma
Ben kıpırdadıkça sen görüyorsun
Ben uyuduğumda ölüyorsun.

Seninle kardeşten öteyiz, biliyorsun
Ben transparan bir elbiseyim
Sense üzerimdeki ışıltı
Ben durduğumda ölüyorsun

Bir bisiklet selesinde
Rüzgara ve güneşe doğru gidiyoruz
Bir şarkı mırıldanıyoruz
Beyaz bir atkı gibi uçuyor geriye
sa-2005
*Resim oyunlarımdan; bisikletli kız

Halka açık en uzun sahil

Ünlü 9 km halka açık deniz kıyısı park alanından yürüyüşe başladım.

Her yer pırıl pırıldı, bayram kalabalığına rağmen.
Sağ yanımda dağ ve orman sol yanımda deniz, yürüdüğüm yer temiz, oh hepimiz hepimiz 🙂
Akşamüstü güneşi ve tatlı esen rüzgarharika, hiç yorulmadım, gittikçe gidesim var.
Burası gerçekten bir cennet, ucuz, doğal, insanları nazik, güzel, iddiasız.
Sonunda mavi bayraklı plajına vardım. İnsanlar ailecek öyle bi eğleniyorlardı ki, çocukluğumun plajları geldi aklıma. Sonra bu fotoyu çektim telefonumla, orada oturan dede nine torunlar bana dönüp anlayışla ve şefkatle baktılar, beni turist sandılar (e koca kadınlar sırt çantası takmaz ne de olsa) ben de bozuntuya vermedim en güzel gülümseyişim olmasını ümid ederek baktım.
Fethiyede yaşadığım yıllarda (tabi daha gençtim) çarşılarda dolaşırken esnaf arkamdan almanca ingilizce laf atardı ben de gülüp geçerdim ama aradan üç sene geçti ben hala yaz kış oradalarda dolaşıyorum hala bu durum devam edince

bir gün bi tanesine dönüp yahu ben buradaoturuyorum üç yıldır deyiverdim ve ondan sonra laf atmalar kesildi. Gerçi bi şey satın alacağımda hala turist fiyatı söylenirdi :))) Sonraki dört yılda öyle geçti. yedi yıl… Dile kolay. Tibette değil ama benim için nerdeyse öyleydi.
Günaydın frekanslarrr, iyi bir bayram dönüşü olsun, olmuştur dilerim. Ben bayramı en uzun sahili yürüyerek kapattım. Az önce kahvemi içerken nedir bunun anlamı diye sordum kendime. Kendim de bütünlüğümün aldığı keyif diye cevapladı. Eh iyiymiş o zaman dedim 🙂
Hazır Karamürsel fotoları, ve bahsi geçmişken buralarda yaşamakta olan sanatçı, yaratıcı, oyuncu ve dalgacı kişilerle tanışmak görüşmek istediğimi de ilan edeyim 🙂

Apolla’ya bakın, o da size bakacaktır.

Gerçek mit binyıllar boyunca entellektüel spekülasyon, dinsel coşku, ahlaki sorgulama ve sanatsal yenilenme için tükenmez bir kaynak olabilir. Gerçek giz akıl tarafından yok edilemez. Sahte giz ise yok edilebilir. Baktığınız anda kaybolur. Sarışın kahramana bakın-gerçekten bakın- bir çayır sıçanına dönüşür. Apolla’ya bakın, o da size bakacaktır.

Ell yıl kadar önce şair Rilke bir Apollo heykeline baktığında, apollo onunla konuştu. “Hayatını değiştirmelisin,” dedi ona.

Sahici mit bilince yükseldiğinde hep bu mesajı verir: Hayatını değiştirmelisin.
Ursula K.Le Guin

**

“Bize akıl ermez gelen, gerçekte var. Doğanın sırlarının ardında, anlaşılmaz, soyut ve açıklanamaz bir şey duruyor. Anlayabileceğimiz her şeyin ötesindeki bu güce hürmet etmek benim dinimdir.”” Demiş Einstein. Ben de soranlara bilinmeyene inandığımı söylemiştim bi kaç kez zira bilinene inanmam gerekmez bilmiyorsam öğrenirim, yaşarım bilirim.

Baskın kültür bizleri akılla dizginlemeye çalışır, oysa onların akıl dediği mantıktan ibarettir. Akıl taraf tutmaz. Gerçekten akıllı olanlar iyi görücülerdir aynı zamanda.

Esriklik-Ecstasy

Yunancada esrik kelimesi kısaca bir şeyin kenarında durmak anlamında. Ve böylece esasen alelade günlük rutinlerinizi yapmadığınız zaman hissettiğiniz bir zihin durumunun benzeri haline geliyor. Yani esriklik esasen bir alternatif gerçekliğe adım atmak oluyor.

http://www.ted.com/talks/lang/tr/mihaly_csikszentmihalyi_on_flow.html
Bu 18 dklık sunumda anlatılan akışı çok sık alan biri olarak, olayın sadece tatlı değil acı tarafının da olduğunu belirtmeliyim. Akıştayken muhteşemdir. Eğer kesmez isem saatlerce tüm bir gece sürdüğü olur. Her zaman bir konu vardır, onu bilmeden ben mi talep etmişimdir yoksa başıma mı gelmiştir bilmiyorum, irdelemeye pek gerek duymadım sanırım…

Tüm süreç boyunca seyrederim, gülerim, duygulanırım hatta çığlık attığım da olur, hepsi de gerçekten bir esriklik içre haldir. Buraya kadar süper. Gelelim neresinin acı verdiğine. Bu olağanüstü deneyimi başkalarıyla paylaşmak isterim; içgüdüm budur ama belki bunun altında kendime de bir kanıt yaratmak ihtiyacım vardır, bilemiyorum. Onun öylece geçip gitmesine, yitmesine kıyamamak vardır. Ve o tüm akışı aktarmak için bir yol bir kabiliyetini kullanırsın, müzikle resimle, sözle vs her neyse onu bi şekilde paylaşmak istersin. Ben bunu kitap yazarak paylaşıyorum veya makalelerimde.

Ve işte acılı süreç böyle başlıyor çünkü orada şahaser bi şey seyretmiş ve yaşamıştım bi kere bunu ellibin kelime ile anlatacağım ki bu uzun süre demektir, ikincisi asla aslının olduğu kaliteye yaklaşamıyacağım! İşte bu korkunç!
Çoğu kez paylaşmaktan vaz geçmeyi düşünmüşümdür ancak sadece düşünmekle kaldım, icra edemedim.

Bilemiyorum belki paylaşma arzusu duymayanlar vardır. Ben direnç gösterdiğim zamanlar mutsuz olduğumu gördüm. Mutsuzluk ise kendi başına anlamsız bi şey benim için o sebeple paylaşırken acı çekmeyi yeğliyorum. Buna anlam vermekte zorlanırdım ancak Yaşam Tasarımı sistemini öğrendikten sonra benim robotun ne den böyle böyle böyle olduğu açıkça görüldü! İnsanın kullanım klavuzuna aykırı hareket edebilmesi nehirde tersine yüzmek oluyor ve bu da uzun sürmez! Kimse sonsuza kadar tersine yüzecek kadar güçlü değildir herhalde.