Nedensel ilişkileri iki gruba ayırmak olanaklıdır :
Tarihsel nedensellik,
Toplumsal nedensellik,
Tarihsel nedensellik, belirli ve kendine özgü bir olayı doğu-ı iin bir takım ön olayların yaptığı etkinin incelenmesidir. Tarihsel nedensellik bir olayın temelinde yatan çeşitli nedenlerin rollerini belirlemeye çalışır ve üç temel aşamayı içerir .
1- Nedeni araştırılan öz yeniden kurulmalıdır. Böylece nedeni aranan olayın özelliklerini kesinlikle saptamamız olanaklı olur.
2- Karmaşık özellikteki tarihsel bir olay, o olayın öğeleri ele alınarak çözümlenmelidir.
3- Yalnızca bir kere ortaya konan olgular dizisini incelerken nedensel bir sonuca varmak için tarihsel olay ve ondan önceki olayları incelemek gerekir. Bu önceki öğelerin birinin değişik bir biçimde oluştuğunun ya da hiç oluşmadığının varsayıldığım içeren açıklama ussal deneyle çözümlenmelidir.
Toplumsal nedensellik ise, bir dönem ile diğer bir dönem arasındaki ilintidir. Toplumsal nedensellik, belirli bir olayı doğuran kendine özgü koşulları belirler. Bu tip nedensellik iki olay arasındaki düzenli ilişkinin kurulmuş olduğunu varsayar.
Tarihin nedensel çözümlemesi, belirli bir zamanda genel koşulların rolüyle belirli bir olayın ya da belirli bir kişinin etkinliği arasında ayırım yapma eğilimindedir.
Weber’in düşüncesinde, her ikisi de olasılıksal olarak açıklanan tarihsel nedensellik ile toplumsal nedensellik arasında yakın bir ilişki vardır. Tarih ve toplumbilimin birbirlerine olan bağımlılığı bir anlamda Weber’in epistemolojik öğretisinin bir birleşimi olan ‘İdeal tip’ kavramında en açık biçimde görülür.
Somut bir eylemin, nedensellik açısından doğru olarak yorumlanması, eylemin ortaya çıkış şeklini ve nedenlerinin isabetli bir biçimde ve aynı zamanda birbirleriyle bağıntılı olarak anlaşılması demektir. Tipik bir eylemin nedensellik açısından doğru bir hiçimde yorumlanması, söz konusu eylemin hem tipik olduğu öne sürülen oluş biçiminin asıl anlamına uygun bulunması, hem de asıl nedenlerinin saptanabilir olması gerekir. Weber’e göre, eğer aslına tamamen uygun anlam bilinemiyorsa bir eylemin oluş biçimi ne denli büyük bir düzenlilik gösterirse göstersin, söz konusu olan sadece anlaşılmayan istatistiksel olasılıklar yığınıdır. Özellikle istatiksel korelasyon ilişkilerinin nedenselliği göstermediği unutulmamalıdır.
Max Weber, incelenen bir toplumsal eylemin ‘yorumlanabilen anlamı’na tamamen uygun olan istatistiksel düzenlilikleri sosyolojik kurallar olarak kabul eder. Toplumsal gerçeklik, belli bir vaklaşım içinde gözlemlenebilen ve anlamları açısından kavranabilen eylemlerin akılcı yorumlan sayesinde anlaşılabilir. Böylece Weber’in ‘anlayış yöntemi’ toplumsal eylemlerin anlamlarının çıkarılmasında, nedensel açıklamaların yapılmasında ve toplumsal sorunların çözümlenmesinde, önce kavramların derinlemesine ve genişlemesine açıklanmasını gerektirir. Bu açıklamalarda değer yargılarına asla yer verilmemeli, nesnel bir şekilci ket edilmelidir.
Alıntıdır….
