Medya bilgi zenginliği mi sunar bilgi kirliliği mi?

Medya bilgi zenginliği mi sunar bilgi kirliliği mi?

Medya başlığı altında tartışılacak pek çok konu var. Medyanın etik sorumluluğu, sermaye-iktidar ilişkileri, ideolojik aygıt olması, sunni gündem oluşturması, şiddeti kanıksatması vb. bir sürü başlık altında ele alabiliriz bu konuyu. Ben şimdilik yukarıdaki başlıkla konuya bir giriş yapalım istedim.

Medya, olayları yorumlama tarzlarıyla toplumu yönlendirerek kamuoyuna paket gündemler sunar. Gündelik yaşamımıza atılan ve bazen bomba etkisi yaratan bu paketlerde her şeyi bulmak mümkündür; bilim, ekonomi, sanat, kültür, politika, sağlık, spor, cinsellik, magazin ve daha pek çok başlık hakkında varolan gelişmelerden haberdar eder bizi medya, ama nasıl?

Daha önce ulaşılması zor ve zahmetli olan bilgi, bugün büyük bir miktarda ve hızla zihnimize akmaktadır. Çok kanallı bilginin ilk etapta büyük bir zenginlik olduğu düşünülse de çoğu zaman kişi bilgi kirliliği içinde yolunu şaşırabilir. TV’de düşen uçakla ilgili bir haber gördüğünüzde, kanal kanal gezerseniz, yaralanan ve ölenlerin sayısı, isimleri, uçağın muhtemel düşüş sebebi vb. ile ilgili birbirini tutmayan bir sürü bilgiyle karşılaşırsınız. Henüz doğrulanmayan bilgi çığ gibi evinize akar. Kışın yaşadığımız ve yüzyılın sağlık skandalına dönüşen domuz gribi salgınını hatırlayın. Çoluk çocuk da dahil olmak üzere aşı olmak ve olmamak arasında yaşadığımız o çelişki de neydi öyle?

Sonsuzluğa Toltek Bakışı

Savaş Alanımız Sonsuzluktur

Gündelik yaşam dünyası; bizi biz yapan ya da yıkan bir şey olarak görülür. Savaş alanımız çevremizdeki dünya ile giriştiğimiz kavganın alanı değildir oysaki. Gerçekte savaş alanımız ufukta, belki de bizim düşünemediğimiz bir alandadır. Bu da insanın, insan olma biçiminden vazgeçtiği alandır.

Farkında olmadan o alana doğrudur yolculuğumuz. O alanın adına sonsuzluk denilebilse de, tam ve gerçek tanım olmak konusunda eksiktir ne yazık ki… Sonsuzluk teriminin kelimesel olarak indirgenebildiği noktada, bizde algılanan her şey eksik ve yetersiz kalacaktır.

“Sonsuz” dediğimizde kişiselleştirmek durumunda kaldığımız şey; gerçekte kişiselleştirilemeyecek kadar indirgenemez bir olgunun kavramıdır.

Enerji bağlamında indirgenemez olması, sonsuzluğun; deneyimlenmesine engel değildir bir taraftan. Evrende akan enerjiyi akadurduğu biçimde görmek; bir varlığın ereceği doruk noktalardan birisidir.

Soru işaretlerinin güzelliği..

Bu video yaklaşık 2 saatlik bir video. Oldukça da ilginç bir video. İlk bir buçuk saati Ken. Miller’ın anlatımı, son yarım saati ise soru cevaplara ayrılmış. Ancak sadece evrim ve yeni moleküler biyolojik gelişmeler filan değil, beraberinde siyaset, hukuk, inanç, hristiyanlık, islam, akıllı tasarım, bilim ve bilimsel yöntem ve hatta Harun Yahya bile var içinde.

Konuyu değişik yüzleriyle tanımak ve evrim üzerine düşünmek veya eleştirmek isteyenlerin keyifle izleyeceklerini inanıyorum. Bilenler bilir, Ken. Miller zaten yeterince ilginç bir profildir.

İki saatinizi ayırarak soru işaretlerinin güzelliğiyle tanışabileceğinizi düşünüyorum.

Korku ne enteresan bişey.. inanmıyosun ama korkuyorsun ( Gamaro)

Korku ne enteresan bişey.. inanmıyosun ama korkuyorsun ( Gamaro)

Bu holivud yapımcıları korku işini iyi çözmüş. Dile kolay her yapımda bir sürü psikolog ve psikiyatra maaş ödüyorlar.

Korku kendi nesnesini anlıksılarla bildirdiğinde en başarılı sonuca ulaşır. Bu ya, aniden olur ya da beklenmeyen bir ana denk getirilerek anlık etkisi gösterilir.

Korku nesnesiyle yüzleşmede inanıp inanmamak tümüyle zihnin kendi kararı, değerlendirmesi değil mi? Oysa korku, bu karar ya da değerlendirmeye zaman bırakmaya pek niyetli değil.

Aniden geeln yüksek bir patlamaya bedenin ilk tepkimesi; KORK, ikinci tepki; DÖN BAK, 3. tepki; eylem kararı; üzerine mi yürüyeceksin yoksa gerisin geri mi koşacaksın?

Korku nesnesine, olayına bu karar için baktığımızda, zihnimize karar vermesi için zaman tanınmış olur; korku filmindeki beklenmedik sahnede, o sırada baktığımızda, zihnimiz bunun bir film olduğunu söyler ilk ve kaçmaktansa BAKMAYI sürdürürüz.
Yine de zihnimiz bunun bir film olduğu kararını verse de korku bitmez, sadece ilk tepkinin gücü azalır; korku sürer…

C. Darwin / Evrim/ ve diğer hususlar..

Charles Darwin’in kurduğu asıl teori, “organik dünyanın tarihi gelişme teorisi”dir. Darwin bu teoriyi kurmak için çabalarken aslında tek bir şey yapma niyetindeydi; genelleme. Evet, genelleme, Cambridge üniversitesinde eğitim görmüş bir tabiat bilgini olarak çağdaş biyolojik bilgiyi ve biyolojide pratiği genelleştirmek istedi.

Sokakların bilgelerle dolup taştığı, vahyin messenger yoluyla alınmaya başladığı ve Harun Yahya ve Hüdai Çakmak gibi şarlatan ve mukaddesatçı ideolojik nesnelerin her yerde cirit attığı şu günlerde böylesi kavramları biraz daha enli boylu tartışmanın (veya en azından diğer okuyucuların da bilgilerine sunmanın) gerekli olduğuna inanıyorum.

Peki nedir bu genelleme? Genelleme denilen şey en sade anlatımla, tikelden tümele (veya daha az genel olan bir bilgiden daha çok genel olan bir biligiye) geçişin ifadesidir. (Örneğin ısı kavramından enerji kavramına geçiş gibi) Ama sadece bir geçiş süreci değildir genelleme, beraberinde bu sürece ait mantığı ve yine bu sürecin ürünü olan genellenmiş kavram, hüküm, yargı, bilim kanunu ve teoriyi de ifade eder. Bu bakımdan genelleme ve onun sonucunda elde edilen genellenmiş bilgi gerçeğin/realitenin özüne nüfuz edişin bir ifadesidir aslında.