kelimekelimkelkeküye

Bana bu konuda ricada bulunan arkadaşları daha fızla kıramayacağım. Bu nedenle, yani biraz da bu genel istek üzerine forumu açıyor ve hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Katılım göstermek isteyeceklerden istenen şey, herhangi bir sonsuz us üyesi için onlara bu üyeyi çağrıştıran kelime veya kelimeleri yazmalarıdır.

Oynaması zorunlu değildir, gel gel yapmıyoruz, pot açık, bol şanslar.

Anlamak ve Anlamlandırmak

İnsan zihni çok tuhaftır. Her şeyi anlayabileceğini sanır. Mesela hepimiz vücudumuzun bir takım yerlerinden memnun değilken ve bunu değiştirmek isterken, hatta bir başkasının bedenini alabileceğimizi bile düşünürken, hepimiz zihnimizden memnunuzdur. Ve onu hiç bir zihinle değişmek istemeyiz. Bunun sebebi basit aslında, kendimizi zihin zannediyor oluşumuz. Aslında bu bir sanı değildir. “Benlik” zihinseldir.

Gelelim konumuza, anlamak ve anlamlandırmak. Zihnimizin birde herşeyi anlayabileceğini sanısı vardır. Bir konu üstünde yeterince çalışırsa veya anlamaya uğraşırsa mutlaka anlayacaktır. Anlayamadığı konuları ya ilgilenmediği ya da sevmediği için uğraşmak istemediğinden anlamıyordur. Yoksa istese, onları da anlayacağını düşünür.

Bu kısımda en azından anlamadığının kabulündedir. Ama bundan daha endişe verici olan kısım anlamlandırmaktır. Yani zihin, anlamadığı bir şeyi, önceki verilerine dayanarak anlamlandırma yapar. Üstelik hiç bir zamanda anlamadığının farkında değildir. Anlamlandırmak, temelinde inançlar, şartlanmışlıklar hatta yanlış öncüller olan bir durumdur. Tıpkı sorunlu bir zihnin kendinin sorunlu olduğunu kabul etmemesi gibi, anlamlandırma yapan kişi de anladığını düşünür fakat yaptığı sadece anlamlandırmaktır.

Her uyanıştan sonra, yeni kararlarla eski hayatına kaldığın yerden devam etmeye çalışmak..

Söylerken kulağa zor bir şey gibi gelmesede, içine girince kendine, eskiye, tıpkı bir girdap gibi nasıl çektiğini hissetmek… Bu da hayatın gereksiz engel zincirlerine her gün bir yenisini eklemek olsa gerek.

Üzerimde bir sürü sallanan cansız adam bekliyor. Onlar da bir umutla, sanki bana; ” Haydi devam et, biz inanıyoruz sana. Bu sefer bir evvelkinden çok daha başarılı olacaksın” dercesine.

” Ve sadece gerçekten istemelisin! İşte o zaman istediğin gibi olacak” diyip bekliyorlar…

Onların yanına gideceğim gün, kutlama yapacağımız günün hayali içinde sessizce uzaktan birbirimize bakıyoruz.

Ve tekrar yeniden baştan başlamaya uyanıyorum..

Bulun Bakalım

Bir psikoloğun insanların ahlaki davranışlarının nedenleri üzerine yaptığı istatistiksel çalışmada sorulan 2 soru şu şekildedir.

  1. Soru: Bir demiryolu üstüne bağlanmış beş kişi var. Bir tren gelip bu kişileri öldürmek üzere… Siz makasın oradasınız ve treni diğer yola yönlendirebilirsiniz. Ancak diğer yolda da raylara bağlı bir kişi var. Yani trenin yönünü değiştirirseniz bu sefer o kişi ölecek. Hiç bir şey yapmazsanız da 5 kişi ölecek. Nasıl hareket ederdiniz. Biraz düşünün, yanıtı 2. sorudan sonra vereceğim.

  2. Soru: Bir hastanede doktorsunuz ve 5 tane ölümcül hastanız var. Bu hastaların her birinin değişik bir organı iflas etmiş. Hemen organ nakli yapılmazsa ölecekler. Hastane girişinde sağlıklı bir ziyaretçi var. Bu ziyaretçiyi yakalar ve organlarını alırsanız beş hastanız tamamen iyileşecek ve sağlıklı bireyler olacaklar, ama ziyaretçi ölmüş olacak, aksi halde ziyaretçi yaşıyacak ama hastaların beşide ölecekler.. Nasıl hareket ederdiniz?

Yolculuk

…adam, onunla yolda olmaktan büyük keyif alıyor, yol hiç bitmesin istiyordu. Klasik bir yolculuğun her seferinde başka araçlar, yolcular, tavırlar, garip olaylarla, en önemlisi de ruh hali ve görünümü her zaman farklı olan sevdiği kadınla birlikte yaşanması özel ve inanılmaz olmasını sağlıyordu Olumsuz gibi görünen etkenler bile bu hazzı, mutluluğu ve özgürlük duygusunu körüklüyordu. Adam, kendisini kadının akışına bırakmış bir halde yapıyordu bu yolculukları. Onun istenci üzerinden kendisini buluyordu.
Adama ilginç gelen bir çok şey vardı bu durumda. İçlerinden en ilginci şuydu; bencil olduğundan en ufak şüphe duyulmayacak kadar bencil görünen bu kadının, çevresinde olup biten bunca bencilliğe rağmen negatif tepki vermeden enerjisini yüksek tutabilmesi ve onca yorgunluğa, onca enerji vampirinin müdahalelerine rağmen hala ona verecek müthiş bir enerjisinin bulunmasıydı. Bu tavırları, bencil olmadığının kanıtıydı. Sanki kalan son kan damlalarını emen de kendisiydi. Bazen yüzüne yorgun bir ifade düştüğünü görüp kendisini öyle hissederdi. Ona sarılıp saçlarını okşayarak yorgunluğunu alabileceğini, enerjisini arttırabileceğini sanırdı. Bunun onun istenciyle paralel olup olmadığından emin olmadığı için ürkek bir kediyi sevmeye çalışan masum bir çocuk edasıyla davranırdı hep. Kadın o kadar kategori edilemez birisiydi ki bu durumdan rahatsız olup olmadığını anlaması mümkün değildi. Aynı anda hem liseli bir kızın tedirginliğini, hem de olgun bir kadının kendinden emin cüretini görebiliyordu.