Çevrenizle olan ilişkilerinize bir göz attığınızda, karşınızdakini ikna etmenin herzaman kolay olmadığını görürsünüz. Kimi zaman anne-babanızı, kimi zaman eşinizi ve çoğunlukla çocuğunuzu ikna etmek zor olabilir. Neyse ki onları daha iyi tanıdığınızda daha isabetli atışlar yapabilir ve daha kısa yoldan hedefe varabilirsiniz. Karşınızdakinin fikirlerini değiştirmeye yardımcı olacak birkaç basit kural var; aklınızda olsun işinize yarayabilir. Özellikle böyle forumlarda.
Basitlik: Karşınızdakine vereceğiniz mesajı kısa, kesin ve basit hale getirin. İnsanlar uzun ve dolambaçlı argümanları daha az iyi yanıtlama eğilimindedirler.
Şahsi isteklerin algılanması: Karşınızdakine o şeyi istediğini düşündürme, fikir değişimi bakımından herzaman etkilidir. (kendi arzu, istek ve hissetiklerinizi vurgulamaktan ziyade fikrini değiştirmek istediğiniz kişinin sağlayacagı yarara odaklanın. Yapmazsan üzgün olurum yerine: yaparsan mutlu olursun)
Uyuşmazlık: Karşınızdakini şaşırtın. Örneğin alacaği bir eşyanın değerinin 40TL değil de 4 TL olduğunu söylediğinizde, onu almaktan fersah fersah uzaklaştırdığınızı göreceksiniz.
Güven: Daha güvenilir olanların daha haklı olduğu düşünülür (hatta söyledikleriniz tam olarak doğru olmasa bile, ama siz yine de doğrudan şaşmayın).
Empati: Gözlerine bakın, aynı yollardan geçtiğinizi söyleyin. Kendiniz gibi gördüğünüz insanlara daha çok güvenirsiniz. Hatta seçme şansınız olduğunda kendınızle aynı şeyleri yaşayanlarla çalışmayı tercih edersiniz. Aynı yollardan geçtiğini bilmek iletişimin farklı bir yolu gibi algılanır.
Küçük bir tavsiye daha: çok emin olsanız dahi herzaman siz haklı olmayabilirsiniz. Bu sebeple güvendiğiniz insalara danışıp onların da fikrini almayı ihmal etmeyin. Belki de fikrini değiştirmesi gereken siz olabilirsiniz.
Kaynak: Split-Second Persuasion: The Ancient Art & New Science of Changing Minds.
Jung’un ortaya attığı bu kavramla ilgili bilinç ve bilinçdışı arasında aslında kesin bir ayrım yok ve bu ikisi sürekli olarak yer değiştiriyor. Jung karakter bölünmesinin her kişilikte olduğunu ve bunun toplumsallaşmayla alakalı olduğunu iddia etmektedir. İlk bakışta gözümüze çok ılımlı ve sıcak kanlı gelen bir insanın başka bir ortamda bundan tamamen farklı bir kişilik özelliği sergilemesi buna örnek olabilir. Ve biz bunu farketsek dahi hangisinin persona olduğunu anlamayabiliriz.bireyin çocukluktan başlayarak topluma kendini kabullendirişinde çevrenin istekleriyle uyum sağlayışı yani rol yapmaya başlayışı dikkat çekiyor bu kavram ele alınırken.
Noam Chomsky dilbilimine ilgisi, genel olarak dili öğrenme sorunuydu. O dönemde yaygın düşünce çocukların dili yetişkinlerden taklit yolu ile öğrendikleri şeklindeydi. Oysa deneyler çocukların hiç işitmedikleri halde dilbilgisi açısından doğru cümleler kurabildiklerini gösterir.
Tupi kabilesinde Brezilyalı kadınlar anadan üryan dolaşır, bundan hiç utanmazlardı. Hatta Avrupalılar Tupi kadınlarına örtünmeleri için giysi verdikleri zaman kadınlar gülüp giysileri reddettiler. insan böylesi rahatsız edici bir şeyi üzerine giyip kendisine neden eziyet eder ki diye düşünüp şaşırdılar.