Karşınızdakini İkna Etmenin 5 Yolu

ikna-etmekÇevrenizle olan ilişkilerinize bir göz attığınızda, karşınızdakini ikna etmenin herzaman kolay olmadığını görürsünüz. Kimi zaman anne-babanızı, kimi zaman eşinizi ve çoğunlukla çocuğunuzu ikna etmek zor olabilir. Neyse ki onları daha iyi tanıdığınızda daha isabetli atışlar yapabilir ve daha kısa yoldan hedefe varabilirsiniz. Karşınızdakinin fikirlerini değiştirmeye yardımcı olacak birkaç basit kural var; aklınızda olsun işinize yarayabilir. Özellikle böyle forumlarda.

Basitlik: Karşınızdakine vereceğiniz mesajı kısa, kesin ve basit hale getirin. İnsanlar uzun ve dolambaçlı argümanları daha az iyi yanıtlama eğilimindedirler.

Şahsi isteklerin algılanması: Karşınızdakine o şeyi istediğini düşündürme, fikir değişimi bakımından herzaman etkilidir. (kendi arzu, istek ve hissetiklerinizi vurgulamaktan ziyade fikrini değiştirmek istediğiniz kişinin sağlayacagı yarara odaklanın. Yapmazsan üzgün olurum yerine: yaparsan mutlu olursun)

Uyuşmazlık: Karşınızdakini şaşırtın. Örneğin alacaği bir eşyanın değerinin 40TL değil de 4 TL olduğunu söylediğinizde, onu almaktan fersah fersah uzaklaştırdığınızı göreceksiniz.

Güven: Daha güvenilir olanların daha haklı olduğu düşünülür (hatta söyledikleriniz tam olarak doğru olmasa bile, ama siz yine de doğrudan şaşmayın).

Empati: Gözlerine bakın, aynı yollardan geçtiğinizi söyleyin. Kendiniz gibi gördüğünüz insanlara daha çok güvenirsiniz. Hatta seçme şansınız olduğunda kendınızle aynı şeyleri yaşayanlarla çalışmayı tercih edersiniz. Aynı yollardan geçtiğini bilmek iletişimin farklı bir yolu gibi algılanır.

Küçük bir tavsiye daha: çok emin olsanız dahi herzaman siz haklı olmayabilirsiniz. Bu sebeple güvendiğiniz insalara danışıp onların da fikrini almayı ihmal etmeyin. Belki de fikrini değiştirmesi gereken siz olabilirsiniz.

Kaynak: Split-Second Persuasion: The Ancient Art & New Science of Changing Minds.

Persona

Jung’un ortaya attığı bu kavramla ilgili bilinç ve bilinçdışı arasında aslında kesin bir ayrım yok ve bu ikisi sürekli olarak yer değiştiriyor. Jung karakter bölünmesinin her kişilikte olduğunu ve bunun toplumsallaşmayla alakalı olduğunu iddia etmektedir. İlk bakışta gözümüze çok ılımlı ve sıcak kanlı gelen bir insanın başka bir ortamda bundan tamamen farklı bir kişilik özelliği sergilemesi buna örnek olabilir. Ve biz bunu farketsek dahi hangisinin persona olduğunu anlamayabiliriz.bireyin çocukluktan başlayarak topluma kendini kabullendirişinde çevrenin istekleriyle uyum sağlayışı yani rol yapmaya başlayışı dikkat çekiyor bu kavram ele alınırken.

Bazen insanlar personasına o kadar çok yapışırki gerçek kişiliğinden tamamen uzaklaşır ve zaman içinde kendisini de tıpkı diğer insanlar gibi kandırmaya başlar ve iş artık bunun bir rol olduğunu dahi unutmaya kadar varabilir. Kişilerin dış dünyaya çıkmadan önce oluşturup takındıkları tavırlar zinciri, kelime anlamı olarakta birebir maskedir persona.ve elbetteki bu durumda çoklu kişilikler ortaya çıkmaktadır. Aynı insan hem bencil hem de çok anlayışlı olabilmektedir bu durumda. Belki farketmişsinizdir çevrenizde bazı insanlar “ben tanıdığımda hiç böyle değildi.” ya da “sonradan çok değişti” dedirtir size. Bazen de kişilere karşı belli tavırları sergilerken çok yorulduğunuzu hissedersiniz.

İşte bu gibi durumlarda aslında persona devrede olabilir. Topluma karşı sergilemek istediğimiz,olması gereken olarak sıfatlandırdığımız maskelerin tamamıdır bunlar. Kendi içimizde tutarsız görünmek istemeyeceğimizden birçoğu bize yapışmakta ve ömür boyu sürebilecek içsel bir huzursuzluğa neden olabilmektedir

Kaybolan diller

Şu an dünya üzerinde 2724 dil tehdit altında veya tamamen yok olmuş. Üstelik bu son yüzyıl içinde gerçekleşmiş.

Türkiye’de de 14 dil aynı şekilde tehdit altında veya nesli tükenmiş durumda.

Abazaca – Romani
Hemşince
Lazca
Pontus Yunancası
Batı Ermenicesi

Yok olanlar:
Ubıhça
Mlahso
Kapadokya Yunancası
Suret

Tehlikede olanlar:
Gagavuzca
Judeo Espanyol
Turoyo
Abhazca – Adigece
Zazaki
Hervetin

Bir çoğunun bu dillerin isimlerini dahi ilk defa duyduğunu biliyorum. Kaybolan her kelime, her dil kaybolan bir kültür demektir. Dillerin yaşaması ve yaşatılması dünyanın ortak mirasının aktarılmasına katkıdır.

Evrensel Dilbilgisi

noam-chomskyNoam Chomsky dilbilimine ilgisi, genel olarak dili öğrenme sorunuydu. O dönemde yaygın düşünce çocukların dili yetişkinlerden taklit yolu ile öğrendikleri şeklindeydi. Oysa deneyler çocukların hiç işitmedikleri halde dilbilgisi açısından doğru cümleler kurabildiklerini gösterir.

Chomsky bunu açıklamak için doğuştan gelen bir “evrensel dilbilgisi” olması gerektiği görüşünü ortaya atar. O na göre her çocuk aslında beynine belli bir dilbilgisi kuralları döşenmiş olarak doğar. Chomskye göre, insana özgü bu doğuştan gelen evrensel dilbilgisi bütün insan dillerini yaratmaya yetecek kadar zengindir. Yani, bütün insan dilleri aynı evrensel yapıya dayanır.

Evrensel dilbilgisinin yapım kuralları özyinemelidir. Potansiyel olarak sonsuz uzunluktaki tümceleri açıklamanın tek yolu budur.

Özetle Chomsky: “Beyinde bir mantık programı olarak nitelendirilebilecek bir dil mekanizmasıyla doğduğumuz kanısındadır.”

Tupi Kabilesi

Tupi kabilesinde Brezilyalı kadınlar anadan üryan dolaşır, bundan hiç utanmazlardı. Hatta Avrupalılar Tupi kadınlarına örtünmeleri için giysi verdikleri zaman kadınlar gülüp giysileri reddettiler. insan böylesi rahatsız edici bir şeyi üzerine giyip kendisine neden eziyet eder ki diye düşünüp şaşırdılar.

Erkekler saçlarını kazıtıyor, kadınlarsa uzatıp kırmızı kurdelalarla örüyorlardı. Tupi yerlileri yıkanmayı çok seviyorlardı; ne zaman bir ırmak görseler ırmağa atlayıp birbirilerini yıkamaya başlıyorlardı. günde 12 kez yıkandıkları bile oluyordu.

İki yüz kişinin birlikte yattığı ambara benzer yapılar içinde yaşıyorlardı. Pamuk yataklarını hamak gibi sütunlar arasına asıyorlardı. Avlanmaya gittikleri zaman yataklarını da yanlarında götürür öğle arası ağaçların arasına asıp şekerleme yaparlardı. Her altı ayda bir köy farklı bir yere taşınırdı; çünkü köy sakinleri manzara değişikliğinin onlara iyi geleceğini düşünürlerdi. (Başka bir açıklamaları yoktu, yalnızca hava değişikliğinin onlara iyi geleceğini söylerlerdi)
Devamını oku “Tupi Kabilesi” →