Kolay Kandırılıyoruz

Greater Idaho Falls Bilim Fuarı’nda, bir lise öğrencisi, çevre insanlarına hazırladığı projeyi imzalamaya davet etti. Delikanlı, “Dihydrogenmonokside” adlı maddenin kullanımının yasaklanmasını, mümkün olmadığı taktirde çok sıkı kontrolünü istiyordu.

Maddenin zararlarını, duvarlara astığı afişle açıklıyordu:

1-Yoğun terlemelere ve kusmalara sebep olabilir.

2-Tabiata büyük zararlar veren asit yağmurlarının ana unsurudur.

3-Gaz hâline geçmiş şekli, çok ciddi yanıklara sebep olabilir.

4-Kazara solunması, ciğerlere dolması ölüme yol açar.

5-Erozyona yol açar.

6-Otomobil frenlerinin etkinliğini azaltır.

7-Ölümcül kanser tümörlerinin hepsinin içinde bulunmuştur.

Bir saat içinde tam 50 bilim fuarı meraklısı insan, delikanlının kampanya açtığı standı ziyaret etti. 43 kişi yasaklama isteğini şiddetle desteklediler. 6 kişi kararsız kaldı. Sadece 1 kişi yasaklanması istenen “Dihydrogenmonokside”in H2O, yani hayatın can damarı “Su” olduğunu söyledi.

Delikanlının bu projesi; “Ne kadar kolay aldatılabiliyoruz?” yarışmasının birincisi ilân edildi!

Lise öğrencisi; “Amacım; kolayca saptırılmış, saçma bilimsel cümleciklerle insanların nasıl yanlış kanaatlara saptırılabileceğini göstermekti.” dedi.

Psikolojik Deneyler

1. : ‘Sineklerin Tanrısı’: Sosyal Kimlik Kuramı

Robbers Cave deneyi, Oklahoma devlet parkında 11 yaşındaki erkek çocuklardan oluşan iki grupla yapılmıştır. Deney, insanların nasıl kolayca grup kimliğine adapte olduğunu ve grubun dışındakilere önyargı ve düşmanca tavırlar göstererek dejenere olduğunu gösteriyor.

Araştırmacı Muzafer Sherif 3 seri deney yapmıştır. İlkinde gruplar ortak bir düşmana karşı bir araya getirilir. İkinci olarak gruplar araştırmacılara karşı bir araya gelir. Son olarak da deneyde gruplar birbirlerine karşı pozisyonda olurlar.

2. Standford Hapishane Deneyi: Gücün Etkisi

Çok eleştiri alan bu deneyde araştırmacılar insanın kalbindeki şeytani derinlikleri su yüzüne çıkartmış ve kısa bir süre sonra deney sonlandırılmıştır.

Psikolog Philip Zimbardo, katılımcılarını ‘mahkum’ ve ‘gardiyan’lar olmak üzere iki gruba ayırır. Deney Standford Üniversitesi’nin bodrum katında oluşturulan yapay bir hapishanede gerçekleştirilir. Mahkumlar önce tutuklanıp, tüm giysileri çıkarılarak aranmış, saçları traş edilmiş ve diğer suistimallere maruz kalmıştır. Gardiyanlara ise jop verilir.

Mahkumlar ikinci günde isyan eder ve buna karşın gardiyanların yanıtı hızlı ve şiddetli olur. Çok geçmeden, gardiyanlar kendi rollerini diğerlerini kışkırtarak ve suistimal ederek tamamen benimser, mahkumlar ise daha uysal ve itaatkar davranır.

Bu deney insanların şeytani eğilimlerini doğrulayan bilimsel kanıtlardan biridir. Deneyin 14 gün sürmesi tasarlandığı halde, artan şiddet sebebiyle 6 günde bitirilmiştir.
Devamını oku “Psikolojik Deneyler” →

Zeigarnik Etkisi

Rus psikolog Bluma Zeigarnik tarafından ortaya atılmıştır. Bu etkiye göre tamamlanmayıp eksik kalmış işlerimiz tamamlanıp bitmiş işlerimize göre daha kolay ve net hatırlanmaktadır.

Hayatımızda alıştığımız bir akışta devam eden şeylerin birden bire sona ermesi ile içine düştüğümüz durum yarım kalmışlık, tamamlanmamışlık hissidir ve kişiler bu gibi durumları sürekli hatırlayarak sindirmekte zorlanırlar.
Bu etki dizilerde, reklamlarda, fotoğraflarda ve günlük yaşamda birçok anda bilinmeden, farkedilmeden kişiler tarafından da kullanılmaktadır.

İskenderiyeli Pagan Hypatia

hypatiaofalexandria

Hypatia (370–415), o zamanların üniversitesi kabul edilen İskenderiye’deki Museion’da felsefe, matematik ve astronomi dersleri vermiş, Platon ve Aristoteles’in tanıtılmasında dersleri etkili olmuştur.

O yıllar Antik bilimlerin ve Pagan felsefesinin sona erdiği ve Hiristiyanlaşmanın güçlendiği bir süreçtir. Doğa bilimleri ve matematik gibi alanlarda yoğun bir gerileme dönemi bu tarihlerden itibaren başlamış, yine dinlerin etkisinden kurtulunduğu rönesans dönemine kadar sürmüştür.

Hypatia çağının yegane bilim kadını olarak bilinir. Zeki ve güzel bir kadın olarak zamanındaki erkek dünyasında etkili olmuştur. Aritmetik alanında 13 ciltlik bir yapıtı söz konusudur. Daha sonra Kepler’in bulduğu gezegen hareket yasalarını yüzlerce yıl önce keşfedip açıklamaya çalışan kişidir.

Tarihte sık sık yaşandığı gibi cadılıkla suçlanarak acımacızca taşlanarak katledilmiştir. Etleri ve kemikleri sokaklarda sürüklenmiş, yakılmıştır.

Pagan felsefesinin bitmesi elbette doğa bilimleri ve matematikte yavaşlamanın en büyük sebeplerinden biridir. Hypatia’ya inancının ne olduğu sorulduğunda “Ben felsefeye inanırım” cevabı onun çağında yaşayanlardan ne kadar ileride olduğunun bir ispatıdır. Hatta rahatlıkla diyebiliriz ki çağımızdaki bir çok insandan da ileridedir.

Kadın Filozoflar

Antik Çağ’dan Rönesans’a kadar bütün tasvirlerde felsefeyi bir kadın simgeler

SOPHIA

İlk kez tek tanrılı dinler ortaya koyduğu simgelerle kadınları bilgeliğin dışında bırakmış ve “sadece erkeklerle tanrı anlaşma yapar, sadece erkekler, tanrı ile insanlar arasında aracı olabilir” denmiştir.

Aynı şey Batı Felsefesinde de geçerliydi. Neredeyse kadınların sözü bile edilmezdi.

Metzler 1989’da hazırladığı 300 biografik yapıt içinde sadece 6 kadın düşünüre yer vermiştir. Bunlar : Hannah Arendt, Simone de Beauvoir, Hildegard von Bingen, Agnes, Heller, Rosa Luxemburg ve Margaret Mead’dir.

Kadın ve kadın düşüncesi Antik çağdan günümüze geldikçe daha az değerli görünüp kimse kadın filozoflardan alıntılamıyor, hiç bir felsefe ya da bilim tarihi bu düşüncelerden ve yazarlarından artık söz etmiyordu (Tielsh, 1984)

Felsefe tarihinde kadınların gözardı edilen çıkışlarına, yapıtlarına bir göz atarsak, Karl Marx, Hegel, Kant gibi felsefe sistemleri kurmuş kişilerden hiç de geri kalmadıklarını görürüz.Mesela, Sosyalıs Programı (Arbeiterunium, 1843) ilk olarak ortaya Flora Triston tarafından atılmış olmasına rağmen dikkate alınmamıştır. Onun bildirisi Karl Marx’ın Komünist Manifesto’sundan 5 sene önce yayınlanmış ve Marx’tan 10 kez daha fazla baskıya ulaşmıştı.
Devamını oku “Kadın Filozoflar” →