Kişinin iç rüyası onun dış rüyasını belirginleştirir

Rüya nedir..?
-Basit işte uyuduğumuzda bilinçaltımızın bizi götürdüğü yerler. Beynimizin uydurduğu kurgusal olaylar dizisi..
-Hep bu düşünceye sabitlenip kabullendiğiniz için bir çoğunuzda böyle gerçekleşiyor zaten..
İÇTE VE DIŞTA DEVAMLI BİR RÜYADAYIZ ASLINDA..
Kişinin iç rüyası onun dış rüyasını belirginleştirir.

Soyut denilen bir çok şey bulunduğunuz alanın titreşimleri ile uyum sağlayarak netleşerek somut hale gelir.

Aslında o görünen şey ilk andan beri ordadır. Yavaşlayarak gözlerinin kısıtlık alanına iner. Ve senin fiziksel gerçekliğin halini alır..
_________________________

Kitapda sanki aradığımı buldum. Resmin bütününden de ötesini görmeyi arzu edenlere sanki hücre çeperlerinden sesleniyor. Yaşam dediğimiz şey sadece kıyılardan oluşmuyor. Bir çoğumuz bunun farkındalığında yaşıyor olmamıza rağmen mantığımızın kabul sınırlarını esnetmeye cesaret edemiyoruz.

NASIL..?

GER-çek dediğimiz şeyi arar iken hep fiziksel teyitler içinde boğuluyoruz.

KABUL VE RETLERİMİZ.

Rüyada olma ile uyanma arasındaki incecik çizginin oktavların içinde nazikce eriyip gidiyor.

Belki saliselerin içerisinde ya can simidine sarılmış veya incecik kumlara ayak basmış oluyoruz.

Bir BİZ var bizden içeri..

LANIAKEA

Kitabı okumaktan keyif alıyorum.
Teşekkürler Sibel Atasoy

Özcan Kurt

Jodorowsky’s Dune

Jodorowsky’s Dune

bu belgeselde dünya çapında bir romandan dünya çapında bir film yapmak için dünya çapında bir yönetmen nasıl düşünür nasıl hazırlık yapar, ne tür dehalar işin içine girer Bütün bu süreçleri izliyoruz yaratıcılık nedir gerçek manada bunu öğreniyoruz. 😘🐞gerçekten ufuk açıcı, şaşırtıcı.

Jodorowsky’s Dune, Yönetmen Alejandro Jodorowsky’nin 70’li yıllarda ufuk açıcı bir bilimkurgu romanını beyazperde uyarlamaya çalışmasını ancak tek bir sahnesi bile çekilemeyen Dune filmini anlatıyor.
Jodorowsky’nin kurduğu hayalleri, yaptığı hazırlıkları, anlaştığı insanları ve prodüksiyon öncesi planlanan her şeyi anlatan bu belgesel sayesinde insan ister istemez “keşke çekilebilseydi” diyor. Gerçi belgeselin sonunda ifade edildiği gibi bu film çekilemese dahi (Holywood’un projenin görkeminden ve halkı fazla aydınlatma ihtimalinden korkulduğu çıtlatılıyor) sonra gelen en büyük Bilimkurgu filmlerinde, gerek objelerin gerekse kahramanların dizaynında Jodorowskinin devasa bir kitap şeklinde hazırladığı çizimlerden yararlanıldığı söyleniyor.

*

The Good place,20 dakikalık komedi dizilerinden, iki sezonunu izledim,bunlar rahatça psikoloji, etik, mistik, teolojik ekollerde ders niteliği taşıyor 🙂 Ödüllü bir dizi ve 3.cü sezonu devam ediyor.

*

Karanlık Labirent-Kitap

Devamını oku “Jodorowsky’s Dune” →

Bir naylon poşetin 400 yıl satırı var!

Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı varmış
o da bir şey mi
Bir naylon torbanın, bir pet şişenin 400 yıl satırı var!
Yani 16 nesil sonra bir pet şişeyi bulacak olan Dünyalı, en iyi ihtimalle bize sövüp sayacak! Tabi gezegenin buna vakti kaldıysa.

1 OCAK 2019’da başlayan Atık Yönetmeliği kapsamında naylon poşetlerin marketlerde ve mağazalarda 1 Ocak 2019’dan itibaren 25 kuruş gibi cüzi bir miktar ile satılıyor. Bu karar 15 mikron ila 50 mikron arası kalınlıkta olan plastik alışveriş poşetleri, market kasalarında tüketiciye ücretli olarak verilmesiyle ilgili.

Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinde, Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu bir şekilde alışveriş torbalarının aşırı tüketiminin 31 Aralık 2025 yılına kadar azaltılması yönünde çalışmalar yapılıyor.

Fakat bu yetmez, pet şişelerin de aynı tür bir işleme tabi tutulması gerekir.

Devamını oku “Bir naylon poşetin 400 yıl satırı var!” →

Nüfus Fazlalığı Problemi

Dünyadaki Nüfus fazlalığının birçok açıdan problem olduğu genel olarak kabul edilse de bunun sosyal bir sorun olduğu sanılır, oysa bu bir biyolojik sorundur diyor Daniel Quinn. Eğer diğer türler için ölümcül bir politika izlersek, bu bizim yani insanlar için de ölümcül olur. Yani şöyle diyemeyiz:

“Evet medeniyetimiz değişken evrimsel stratejiler üzerine kurulu ama biz bunun üstesinden geliriz çünkü insanız. Kilisenin (dinlerin) öğrettiğine göre Tanrı bizim için bir istisna yapacak. Tanrı diğer türler için ölümcül bir şekilde hareket etmemize izin verecek, sonra bunu HALLEDECEK!”

Peki bu bir sır mı? Neden okullarda açıkça öğretilmiyor?

Şüphesiz sır falan değil yalnızca birbiriyle çok az iletişim halindeki arkeoloji,tarih, antropoloji, biyoloji ve sosyoloji gibi birçok disiplin arasına dağılmış bir yapbozun parçalarından ibaret.

“Gerçek sırları reklam panolarında yayınlayarak saklarsın”

Totaliter tarıma geçilen onbin yıl önce ne olmuştu? Böylesi bir zihniyet değişikliğine sebep neydi?

Devamını oku “Nüfus Fazlalığı Problemi” →

The Protector ve Şahsiyet

The Protector; Türk Netflix dizisi, Şimdilik 3 bölüm izledim. İstanbul manzaraları güzel, oyunculuklar iyi daha da oturur. Senaryo zayıf, seslendirme berbat. Kendi lisanımı anlayamıyorum, Ağızlarının içinde geveliyorlar.
Senaryo güdüklüğü maalesef, harcanan tüm çabayı, zamanı ve bütçeyi yutup sıfırlıyor. Fakat bu işler de nasıldır bilen bilir; tamamen kapalı ilişkiler üzerine dayalı bir sistemdir bu, daha iyi bir senaryonun o yapımcının eline ulaşması için mucize gerekiyor çoğu kez.
Türkiye’de çekilen ilk Netflix dizisinin fantastik olmasını göze aldıysanız (henüz ülkemiz bu aşamaya gelmedi, bari polisiye seçseydiniz diye geliyor içimden çünkü o konu yavaş yavaş gündem alabilir) çok iyi bir senaryo aramalıydınız.
*
Bu hafta Şahsiyet dizisini bitmesini istemediğin leziz bir yemek gibi ağır ağır çiğneyerek tükettim. Bu dizi bence Dünya seviyesinde orta düzeyi yakalamış, hayrete şayan ve Türk dizileri için bir ümit basamağı olmuş. Senaryosunu Hakan Günday’ın yazdığı, yönetmenliğini Onur Saylak’ın üstlendiği dizide başroller Haluk Bilginer, Cansu Dere ve gençliklerinden tanıdığımız iyi aktris ve aktörler var.
Hikaye, eşi menendi görülmemiş bir seri katil serüvenini anlatıyor. Yüzlerce polisiye film izlemiş kitap okumuş biri olarak buradaki özgünlüğün garantisini rahatlıkla verebilirim. Tabi bunda senaryo yazarı Hakan Günday’ı tebrik etmek yetmez Haluk Bilginer’in acaba tamamen doğaçlama mı oynuyor dedirten muhteşem kabiliyetini, Dünya çağındaki başarısını göz ardı etmeden geçemeyiz.