Muhtelif Rüyalar

22.01.2015 rüyaları

Çok erken yatmıştım, hatta çok erkenden uykum olduğu için ho’opono pono (anlaşma ve barış metodu)yaptım ve uykum gelr gelmez yatmaya (saat kaç ve durum ne olursa olsun) razı oldum ve buna karşılık uyanık olduğumda tam kapasite ile sağlıklı olacağımda anlaşmaya vardık. O gece gördüğüm rüyalardan: Bir çeşit iş yerindeyim, modern görünümlü ama ne iş yapıldığını bilmiyorum. Ben görevimi bilemiyorum. Bir şekilde sık sık en üst yetkili olan kişiyi ziyarete gidiyorum, çoğu kez o kendisi gelip beni alıyor odasında oturuyoruz. Gayet resmi ve natureliz. Derken bir seferinde aramızda müthiş bir aşk başlıyor. Bütünsel anlamda, bunu ağırlaştırılmış film kareleri gibi yaşıyorum.

Bizim böyle yakınlaştığımızı gören bir başka kadın (uzun ince topuklu ayakkabılar giymiş, çok şık şıkırdım bi şey), adama kırıtıp sırnaşıyor fakat adam ona diyor ki: Benim tek adresim vardı ve ona eriştim, sizin beklentinize cevap veremem.

Aramızda evlilik sözleri geçiyor ben hafifçe geriliyorum (evliliğe alerjim olduğu anlaşılıyor) ama üstünde duramayacak denli muazzam bir ruh halindeyim. Adam işleri toparlamaktan ve buralardan gitmekten bahsediyor, ben de hawaii ye gidelim orada yaşayalım diyorum. Buna itirazı yok fakat biraz maddi durumları toparlaması gerekiyormuş.

Sonra paralel bir rüyaya geçiyorum. Biraz eskice görünen ve karanlık bi kapalı mekan. Burada sanki aile üyelerinden birileri de var. Örneğin bi ara ben çok küçükken vefat etmiş olan babamın adı soyadı geçiyor ve ben onunla radyo telsizle konuşmaya başlıyorum fakat sonra birileri çağırdığı için aniden kesiyorum. Sonra geri geldiğimde anneme onunla konuşabileceğini söylüyorum, radyoyu açıyorum aradan epey zaman geçmiş acaba hala hatta mı diye isim soy ismiyle sesleniyorum, hafif parazitler var ama buradayım diyor hala bekliyormuş, durumu anneme devrediyorum.

Sanırım yine bu mekanda bir şekilde beni öldürecek bir sıvı ya da yiyecek veriyorlar, bundan haberliyim, kendi rızamla o şeyi alıyorum ve sokrat gibi ayakta gezinerek ölmeyi bekliyorum ve ölüyorum. Bu olay defalarca tekrarlanıyor. Bu ölümler arasında birtakım hazırlıklar var, sanki bavul hazırlama, giysi, palto vs gibi şeyler toparlanıyor. Hayrolsun

14.03.2016 rüyası Sosyal anlamda pek bi yakınlığımız olmayan ancak çok iyi dostum olan bir kadının vasıtasıyla tanıdığım ve yaşamından haberli olduğum B, garip, harap bir ev/alanda (birkaç katlı ve bahçeli olabilir- mekan kullanılmıyor görünüyor, eski bir fabrika, atölye olabilir) bir şeyler yapıyor ve düzenlediği bazı deneylere katılacak kişiler davet etmiş. Ben de deneylere katılmak için gidiyorum, yanımda üç yaşlarında görünen bir kız çocuğu var, sanki benim sorumluluğumda gibi görünüyor. Ben bir yandan çevreyi kolaçan ediyor ve işlemler için yerimi bulmaya çalışıyorum. Sonra kendimi bir kuyrukta buluyorum, 8-10 kişi var genelde genç erkekler, kimseyi tanımıyorum. Herkes de benim gibi sadece deney için gelmiş. Deney numaraları var ve ben bi tanesine katılıyorum, yaptığım şeyi tarif edemeyeceğim ama yazı çizi gibi değil bilfiil bedensel işler. Bu arada benim aklım arada geride bıraktığım çocuğa ve çantama gidiyor, onların başına bi şey gelmesini istemiyorum. Deneyden çıkışta çocuğun garip bi oyuktan yüzü gözü pas içinde çıktığını görüyorum, yaralanmış filan sanıyorum ama sadece kirlenmiş. Ortadan kaybolmamasını tembihliyorum yine ve yeni bir deney için üstümü değiştiriyorum.

Sanırım işim bitiyor ve evin dışında dükkan gibi görünen bir yerde bu deneylere katıldığıma dair bazı evrakları imzalatmaya gidiyorum. Bakkal gibi görünen biri alışık hareketlerle önündeki makinanın tuşlarına basıyor ve benim belgeleri çıkarıyor. İsmimi söylemeden nasıl bulduğuna biraz şaşırıyorum ama o önceki ismimi bildiğini ve böylece tüm deneylerime kolayca ulaştığını söylüyor. Kişisel hiç bir şey yok rüyada hepsi standart prosedürler, herkes ne yaptığını biliyor. Arada bi kaç kez B’yi biraz heyecanlı terlemiş ve yorulmuş halde gördüm, sanırım proje onun olduğu için kendini mesul görüyor, sonuçları ciddiye alıyor. Bana rüyada ilginç gelen kendimin kim olduğunu biliyor oluşum; çünkü bakkaldan evrakları alırken bir ara yazar olduğumu söylüyorum, bir şeye cevap olarak. Rüyanın genel duygusu nötr bir hal, sadece çocuğun bakımı ve kaybedilmemesi ile ilgili bir sorumluluk duygusu var ara ara gelen. Hayrolsun

*

Geçen yıl westworld’en önce yani, bir rüya görmüştüm. Öldüm ve birden bir kutlama partisinde buldum kendimi. o gün ölenlerin karşılama partisiymiş! elime bir içecek tutuşturdular, çok samimi modern gençlerin çoğunlukta olduğu bir ortamdı. Onlardan biri bana “nasıl istediği gibi gitti mi işler?” dedi ben de evet iyiydi filan dedim. Bir süre ayakta gevezelik ettik. Sonra ben gençlere şöyle dedim: “Siz bu değerlendirmeleri nasıl yapıyorsunuz? Şu bilgisayar programınıza bir bakayım ben” !! Hakikaten birlikte bilgisayarın önüne geldik ve ben programı incelemek için eğildiğimde uyandım. Kahkahalar attım doğal olarak. Ay şu inceleme işin sibelll diye dalga geçtim kendimle hahahahahah

Ayrılık gayrılık

Ayrılık (özneler ve dilin tüm yapılarının oluşturduğu illüzyon) faydalı bir amaç uğruna kurgulanmıştır ve 3,4 ve 5. boyutlar süresince azalan ve derinleşen bir süreçte insanın eğitimine hizmet eder.
Soru: Nedir bu fayda?
Bildiğimiz, bilmediğimiz ve asla bilemeyeceğimiz yaradılış katmanlarının aslında her anlamda BİR olduğuna dair bir anlayış edinmek.
Soru: Peki zaten her şey BİR ise bu zahmete negerek var?
Öncelikle bunu zahmet değil büyük bir eğlence şöleni diyerek başlayalım. O zaman daha anlaşılabilir olacağını sanıyorum.
Bütün bu göz kamaştırıcı ayrılık illüzyonu kurgusu bizlere “özgür irade deneyimi” kazandırmak için planlanmış. Her şeyin zaten BİR olması özgür irade kazanımını değersizleştirmez aksine, tek hedef olan “BİLİNÇin evrilmesi” için olmazsa olmaz bir gerekliliktir (çünkü bu evrim çeşitlenmeyi mutlak surette gereksinir).
Mesele bunu eğlenmek mi yoksa acı çekmek için mi kullandığımızdan daha çok bu ayrılığı mutlak mı zannediyoruz yoksa kurgu olduğunu biliyor muyuz sorusunun cevabı olmalıdır.
Soru:O halde sanki BİRliği anlamak ve kabullenmek bir tercihmiş gibi, özgür irademize bağlıymış gibi yapmak bir aldanma olmuyor mu?
Neden olsun? Zaman da bu kurgunun bir parçası yani mutlak değil, eğer arzu ediyorsan sonsuza kadar bu üç boyutun (3-4 ve 5) kapsamında kalabilirsin, birinden diğerine tırmanabilir ya da uçurumdan aşağı atlayabilirsin. Kimse seni zorla 6.boyuta çekmeyecek. Garanti ediyorum.

*

Castaneda’nın Rüya Görme Sanatından özetle alıntıladığım şu paragraf da konuya oldukça açıklık getiriyor:

Devamını oku “Ayrılık gayrılık” →

Çözümleme biraz zaman alacaktır.

“Zaman geçtikçe Laniakea’nın bir RÜYA GÖRME deneyimini anlattığını fark ediyorum. Şüphesiz ki yazarken ne yaptığımı bilmiyordum. Çok uğraştırdığını, delice enerji tükettiğini biliyordum fakat tıpkı inception filmi gibi görselleştirilmesi mümkün değilmiş gibi görünen bir deneyimi, Castaneda’nın Rüya Görme tekniğini yaşayıp anlatmışım bu kitapta. Bir başka başlangıç yapmışım da diyebiliriz. Bu deneyimin çözümlenmesi biraz zaman alacaktır, normaldir. İnsanın duyduğu en sıradan şeyi bile algılaması için bikaç saniyeye ihtiyacı olur.”
sa
Bir röportajdan

Yeni Ahit ve Arrival

Bu haftanın ilki Le Tout Nouveau Testament filmi Yeni Ahit olarak çevrilmiş.

Eğlenceli, modern bir gerçeklik tanımı. Zevkle izledim
Sen de insanların müziğini duyabiliyor musun? Onların her birinin titreştirdikleri melodiyi tanıyabiliyor musun?

*

Apple Tree Yard Season  Dizisinin iki bölümünü dün akşam izledim. Duygusal gerilim türü diyebileceğimiz kaliteli bir iş olmuş. Kadın duyguları, cinsiyet ayrımcılığını konu alıyor, gerçekten izlenesi bir kurgu. Oyuncular ve çekim çok iyi. dizinin devamını seyredebilecek miyim bilmiyorum çünkü gerilimin hiç bir türü üzerimde iyi etki bırakmıyor fakat merak da var! Bilirsiniz işte 🙂

*

Oscar adaylarından şimdilik üçüncüyü izledim ve Arrival benim nezdimde de gerçekten oscar adayı. İki saatlik seyir süresince aklıma hep Contact filmi geldi, tabi onun daha gelişmiş bir modeli olması kaçınılmaz.. Ama bu işleri hep mavi gözlüler mi yapacak???
Hiç kıskanmıyorum iyi ki yapıyorlar tabi. Ne demek istediğimi biliyoruz 🙂
Kısaca Uzaylılarla teması bu kez sapir-whorf hipotezi, çok boyutluluk ve dolanıklık prensipleri çerçevesinde anlatmış yönetmen. Çok naturel, abartısız, savaşsız, korku yüklemeden güzelce tane tane anlatmış. Ayrıca filmin Ted Chiang’ın stories of your life and others kitabından uyarlandığını bilmiyordum. Neyse ki yakınlarda Türkçesi yayınlanmış az önce siparişini verdim. Filmi kitabı okuduktan sonra daha iyi yorumlamayı umuyorum. Şimdiden oscar yolunda şansı bol, bol olsun zaten.

küçük bir not: Uzaylının verdiği hediyeyi yazdığı/ibraz ettiği garip duman-hologram tarzı görseli geçen perşembe gecesi uyanık rüyada görmüş, izah etmenin yolunu bulamamıştım!

Devamını oku “Yeni Ahit ve Arrival” →

Gotik Sanat

Gotik sanat, 12. yüzyılda Fransa’da doğdu ve Avrupa’ya kısa sürede yayıldıktan sonra, 200 yıldan uzun bir süre hakimiyetini sürdürdü. Gotik sanat, 1144 yılında Abbot Suger’in Paris’teki Saint-Denis Kilisesi’nin yeniden inşasını yönettiği sırada başladı. Devasa cam pencerelerinden, Abbot Suger’in “cennetin berrak aydınlığı” olarak tarif ettiği ışıkların süzüldüğü yapıp tamamlandığında, yeni bir tarz ortaya çıkmış oldu. Gökyüzünde yükselen sivri uçlu kuleleri ve yenilikçi diğer özellikleriyle Saint-Denis, diğer bir sürü kilise için ilham kaynağı oldu.

Sanat eserlerini tanımlarken kullanılan Gotik terimi, aşağılayıcı bir ifade kast edilerek seçilmişti. Bu etiket ilk kez, takip eden Rönesans döneminde, Roma İmparatorluğu’nu yağmalayan ve çoğu klasik dönem eserini tahrip eden barbar Got kavimlerine atfen kullanıldı. Rönesans sanatçıları bu tarzı hor görüyor olsalar da, ortaya çıktığı dönemde, Gotik sanat, ihtişamlı ve asil kabul ediliyordu.

Yunan sanatçılar, güzelliği imgelemekle uğraşırken, Gotik sanatçılar, kutsal hikayeleri en inandırıcı şekilde anlatmayı amaçlıyolardı. Sanatçılar, mimarlar ve zanaatkarlar Tanrı’nın buyruklarını en açık biçimde aktarmaya çalıştılar.