Deep Web

Geçen gün bir arkadaşın sayesinde öğrendim bu konuyu.. Elbette merak ettim ama girip bakmaya da cesaret edemedim.. Bu konuda bilgisi olanlar veya yeni olacak olanlar, sizler ne düşünüyorsunuz?

Aşağıdaki yazı ve ekşisözlük yorumları konu hakkında detaylı bilgi verecektir;
http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=29409772
http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=29633244
Resim 2
Resim 3
Resim 1

İnternetin Karanlık Yüzü: Deep Web

Deep Web, yani Derin Ağ internetin nereden baksanız girilmeyen çok büyük bir kısmını kapsamaktadır. Girilmemesinin sebebi ise arama motorlarında Deep Web’in içinde tuttuğu sitelerin görünmemesidir. İnternette bir şeyler aramak okyanusa bir ağ atmaya benzer. Bu ağ ile pek çok şey yakalayabilirken, bilginin çoğu derinde kalır. Bunun cevabı oldukça basittir; İnternet verilerinin çoğu dinamik sitelerin içerisinde bulunur ve standart arama motorları asla onları yakalayamaz.

İlişkilerdeki Yaş Farkı

İlişkilerdeki yaş farkı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce ilişkinin geleceği için belirgin bir tehdit mi, yoksa avantaj mı? Bir kadın ya da bir erkek yaşça kendisinden çok büyük ya da çok küçük bir erkekle veya bir kadınla ilişki kurarsa mutlu olabilir mi? Kadın kaç yaşında olursa, erkek kaç yaşında olmalıdır, kaç yaşa kadar normaldir? erkek genç ise, kadın kaç yaşında olmalıdır, kaç yaşa kadar normaldir?

 Birçok kadın  yaşı ilerlemiş erkeğin, hayat deneyimiyle kazandığı birçok şeye sahip olduğunu belirterek,  yaşı ilerlemiş erkeğin kazançlarını düşündüğünde onları güvenilir bulduklarını söylüyor.Bu bana bir ebeveyn ilişkisini anımsatıyor. Tarihte Abdülhak Hamid ve Lüsyen aşkı buna örnektir.  Ben çevremde ise, genç kızların yaşıtlarıyla anlaşamadıklarını, onları çocuk gördüklerini görüyorum.

Piyangodan ne çıkarsa onun rüyası

Uyanmış iniyor rüyanın öte yakasından aşağı.
Victor Hugo

… Özgür irade duygusunun yitirilişiydi bu tehlike. Olanı inkar ettikçe, olmayanın pençesine düşerdi insan, boşluğu doldurmak için hep birden üşüşen zorlantıların, fantazilerin ve dehşetlerin pençesine düşerdi, bunu biliyordu.
Ama boşluk oradaydı.Bu hayat gerçeklikten yoksundu; yaratmaya hacet olmayan yerde yaratan rüyanın kumaşı epriyip gitmiş, delik deşik bir şeye dönüşmüştü. eğer var olmak buyduysa, o boşluk belki çok daha yeğdi. Bu canavarlara ve aklın ötesindeki kaçınılmazlara boyun eğecekti. Eve gidecek, hiçbir ilaç almadan uyuyacak ve piyangodan ne çıkarsa onun rüyasını görecekti.

*

.. Mevcut haliyle bütün dünya benim tarafımda olmalı, çünkü onun büyük bir kısmını da rüyamda görerek bizzat yarattım. Eh aslına bakılırsa o da pekala benim tarafımda. Yani ne de olsa ben onun bir parçasıyım. Ondan ayrı bi şey değilim ya. Yeri arşınladığımda yer benim tarafımdan arşınlanıyor, havayı soluduğumda onu değişiriyorum, dünya nasıl benimle bağlantılıysa ben de her şeyimle sonuna kadar bağlantılıyım onunla.

SÖZCÜK EVİ VIII/Koridor 46/ 71.Oda DÜŞLERİN TAHTA ATI

La Sybille’i beklerken, burada, Cortazarla birlikte Paris’in orta yerinde, cebimizde göçmen oluşumuz dışında birkaç bozuk para, bir iki jeton ve sümüklü, lekeli, buruşmuş, muhakkak daha önce kullanılmış peçetelerimizle yeniden henüz akan burnumuzu sileriz, hava soğuk olmalı..Sek sek bir Tibet yolculuğu içimizde…gelecek olmalı La Sybille’i Cortazar’ın, A. İlhan’ın Belma Sebil’i ile birlikte…Seni ben Kallavi sokağında gördüm diyor şair…şair olmanın evreni katlanılır ve gerçeküstü bir yer kılma becerisi üzerine yapılan sohbete küçük bir grup katılımcı eşlik ediyor….Düşler diyor incecik, herhangi bir şeyin buğusu, tütsüsü gibi bir kadın; düşler tahtadan yapılmış bir attır diyor…sizi eğlendirir, oyalar, heyecanlandırır, zamandan ve mekandan kopartır ancak bir yere götüremez…Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor diyor kesinlikle bir şairden çok fizikçi edası olan bir adam…gözlük çerçeveleri kemikten….evrenin ilk gününden beri burada, bu odadaymış gibi emin kendisinden ve varlığının izafiyetinden bu odanın…Buğu hanım tırnaklarına bakarak konuşmasını sürdürüyor..iki elini birbiri içinden geçirmek suretiyle tek el yapmış, on parmaklı ve on parmağa ait on tırnaklı bir ele bakarak….hıh…düşlere sahip olamazsınız, sadece içlerinde ikame edersiniz diyor…tabi bu yer değiştirmeye ilerleme diyecekseniz o başka diyerek fizikçi görünümlü şairin doğrudan gözlerine bakıyor…Cortazar, taşı bir sonraki kareye itelemekte…Ansızın “ya siz?” diye soruyor Buğu hanım…Burada hiçbir şey düşünmeden la sybille’i bekliyorum, eşlik ediyorum Cortazar’a desem sanırım yeterince nazik olmayacak zira bu sohbetin ne zaman başladığını bile bilmiyorum…kapı aralıktı Cortazar koşarak içeri dalınca onu burada bulabileceğimizi düşündük…düşündüm…sanırım yok. Ama gelecek…olmalı..La Sybille gelinceye kadar sek sekte gökyüzü hanesini bulur Cortazar beni sinir eden umursamazlığı ile…

İnanç?

Herhangi bir peygamberle aynı devirde yaşasaydınız ve onun tebliğine şahit olsaydınız, ona inanmanızı ve bu adam doğru söylüyor demenizi sağlayan şey ne olurdu?

Aslında bu soru bile, soruya konu edilen özneyi (yani bizi) tarihselliğinden soyutladığı için irrasyonel bir muhteviyat kazanıyor biraz, farkındayım.

  1. yüzyıl sahabilerini veya müşriklerini, 14 veya 20 asır evveline götürmek ve o günün insanıymış gibi muhakemede bulunmalarını beklemek saflık olur.

Tabi hal böyle olunca, şöyle bir soru daha beliriyor ister istemez:

E hadi o zamanın insanı anlasın diyeydi, sembolikti, vesaire..

Peki ya 20. veya 21. yüzyıl insanı neden bir peygamberi hak etmez?