Yap-mama uygulaması

YAP-MAMA

başımdan geçmiş olan olaylardan hiç söz etmememi , hatta onlarla ilgilenmememi önerdi .Bir günlük dinlenmeden sonra, donJuan, o “varlıklar”la aramıza mesafe koymanın akıllıca bir hareket olacağını belirterek o yöreden birkaç günlüğüne ayrılmamız gerektiğini açıkladı.

Güneş doğmadan önce arabamla kuzeye doğru yollandık, yorucu bir araba yolculuğundan ve süratli bir yürüyüşten sonra, akşama doğru tepe doruğuna vardık.DonJuan, daha öncede yaptığı gibi , uyumuş olduğum o noktaya ince dal ve yapraklar serdi.Sonra bana bir avuç yaprak vererek göbeğime yakın tenimin üzerine koymamı ve yatıp dinlenmemi söyledi.Soluma yakın bir yerde başıma bir buçuk metre kadar mesafede bir yer seçti ve oraya uzandı. Daha birkaç dakika geçmeden nefis bir ılıklık ve görkemli bir esenlık duyumsamaya başladım.Bedensel huzur diyebileceğim bir duyguydu bu, havada asılı dururmuşçasına bir duyumsama.DonJuan’ın, “ip yatağı”nın beni havada asılı tutacağı şeklindeki sözleri hiçte yalan değildi.Bu duygusal deneyimimin inanılmaz niteliğinden söz ettim donJuan’a.

fenomonoloji

Mutlak Töz

“Bütün, yanlıştır”

Fenomenoloji
Kurucusu Edmund Husserl olan felsefe görüşü. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde görülen bilimlerdeki ve düşüncedeki genel bunalım içinde doğup gelişen bir felesefe akımıdır. Husserlci fenomenoloji, bu bağlamda, Metafiziği sona erdirerek somut yaşantıya dönmek ve böylece tıkanmış olan felsefeye yeni bir başlangıç yapmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır.

Bir felsefe akımı olmaktan çok bir yöntem olarak tarif edilmesi yaygındır. Fenomenoloji, her şeyden önce, fenomeni, yani dolaysız olarak verilmiş olanı betimlemeye dayanan bir yöntemdir çünkü. Bunu nasıl yaptığı ya da yapıp yapamadığı, yani yöntemin iddiasını geçerli kılmak bakımından teorik düzlemdeki statüsü tartışılırdır. Öte yandan, fenomenoloji, bu yöntem üzerinden kavramlar ve kategoriler geliştirerek özgün bir felsefe akımı da meydana getirir.

edepsiz şiir

At gözlüğü takmaktan vazgeç!

Bilinmeyenden çekinmek adettendir,

Bilinenleri denemekse boşa vakit kaybetmek…

Gizli hazineleri bulmak var ya,

İşte o bir muamma…

Eskiden kendimi dara sokar,

Bunalırdım, daralırdım.

Şimdi bir çoğu gibiyim, gibisin.

Hayat teşekkür mü etmeliyim sana yoksa?

En küçük zerrene sövmeli miyim söyle…

Ben senin canına okurdum amma,

Şimdi abdestli değilim…

Saldım çayıra, Mevla’m kayıra moduna soktun ya beni;

Helal olsun sana…

Herkesi anlamak,

Herkes tarafından anlaşılmak,

Değil elbet niyetim…

Lakin,

Başıma huniyi takasım var!

Ayıp şeyler yapasım var!

Gidip gelip rüyalara,

Yorgun argın yatasım var…

Sıvı güneş ışığı!

Haçlı seferler Kudüs’ü dinsizlerden kurtarmak için değil, Ölü deniz’de tuz haklarını elde edebilmek için yapılmıştır. Bu beyaz altının anlamını ve önemini doğru anlamak için tarihi doğru anlamalıyız. Sal kelimesi Latince’de sol' kelimesinden geliyor, bu da Sole, yani su ve tuz'un oluşturduğu karışımın adı, yine aynı zamanda Latince'de ve İtalyanca'da Sol : güneş demektir. Böylecesole’ sıvı güneş ışığı, biyofotonlar, ışık kuvantları, anlamındadır. Bir çok insanda, bedenlerinde sodyum klorür fazlalığı olmasına rağmen, tuz eksikliği olduğunda, aslında damarlarında ışık olmadığı anlaşılmalıdır, bedenlerinde bütünselliği kaybetmişlerdir.

Dünyadaki tuzlar nereden geliyor ?  Milyonlarca yıllar önce, 250 milyon yıla kadar mevcut ana deniz güneşin de etkisiyle kurumuştur.  Kuruma esnasında 84 elementin elektromanyetik güçleri tuzun kristal kafesleri arasına bağlanmıştır. Enteresan olan da, bu ana denizin içindeki tuz konsantrasyonu aynı bizim fiziksel bedenlerimizde olduğu gibi oluşu , bu da % 0,97. Ve yine enteresan olan, tuzun içerdiği elementlerin aynıları bedenlerimizde de mevcut.  Aynı güneş ışığında olduğu gibi, kristalin sole' karışımını belli bir ışınım oranına maruz bırakınca, birkaç hafta içindehiç yoktan’, aslında <strong>her şeyden' amino asitlerin oluşmaya başladığını</strong> görüyoruz.  Canlılığı oluşturan albümin yapıtaşları, yani organik yaşam oluşmaya başlıyor.  Neden ?  Sole'nin içindehiç bir şey’ değil de `her şey’ olduğu için !

Acil talep telgrafı

Bişeyden kokusunu(esans) çıkardığınızda, dokusunun nasıl birdenbire ortadan kaybolduğunu anlamak için ressam şirine dikkatlice göz atmanızı öneririm. 🙂
https://blog.sonsuz.us/?p=4447
Can kardeşin dediği gibi, istediğiniz şeyi/nesneyi zihinde tuttuğunuz takdirde evren ona zaten sahip olduğunuzu çıkarsıyor olabilir. Biz zihindeki şeylere gerçek demiyoruz ama daha üst bi noktadan hepsi “gerçek”olarak algılanıyor.
Bu sebeple, arzuladığınız bi şeyi hemen zihninizden kovun, onu aklınızda evirip çevirmeyin, secret saçmalığına girmeyin derim.
Eğer o şeyi gerçekten arzuladıysanız (gerçek ihtiyaçtan oluşmuşsa-susamak gibi), o bir anlık arzu, evrene acil talep telgrafı gibi ulaşır ve bu talep artık geri çevrilemez, bir zaman mutlaka gerçekleşir(!).