Bilim, Ruhlar, ve Temel Şamanizm / Michael Harner

Bilim, Ruhlar, ve Temel Şamanizm
Michael Harner


© Shamanism, İlkbahar/Yaz 1999, Vol.12, No.1

Bu makalenin önceki örneği Amerikan Antropoloji Birliğinin Philadelphia’daki Yıllık Toplantısında 4 Aralık 1998 tarihinde sunulmuştur.

Şamanlar eskiden beri insanların diğer tüm biyolojik formlarla birlikte tamamen doğanın bir parçası olduklarının ve bunlardan üstün olmadıklarının prensibini benimsemektedir. Bu “pagan” prensibi diğer birçoğu gibi Avrupalı Şamanların Engizisyon tarafından infaz edilmeleri için yeterli bir nedendi ve ayrıca başka yerlerdeki yerli Şamanlar da aynı şekilde, erkek ve kadınların bu görüşteki kaynağının Kutsal kitaba karşı olduğu düşünülmüş ve Batılı misyonerler tarafından mahkum edilmiştir. Aslında, Darvin’in “Türlerin Kökeni” (1) ve “İnsanın Türeyişi”ne (2) kadar, ve gerçekte sıklıkla isteksizce, insanlığın diğer yaşam formlarına benzerliğinin genel tanımlamasını Batılılar beyan etmeye başlamamıştı. Başka bir değişle, Batı, sonunda bilimin kanalı ile, uzun zamandan beri Şamanları infaz ettiğini ve alay konusu yaptığını benimsemiştir.

Unutulmaz Film Replikleri

Hepimizin unutulmaz film replikleri vardır. Kimisi komik, kimisinin bizi alıp götürdüğü film replikleri.

Bu başlık altında oynayacağımız oyun, film repliklerimizi yazmak olacak.

Benim unutamadığım iki Türk filminden Battal Gazi ve Tarkan önce bir şekilde bütün kemikleri kırılır. Biri alçı ile diğeri magma lavlarının arasında iyileşir. Ve sonrasında söylenen o muhteşem cümle.

“Eskisinden daha güçlü oldu.”

Sizce Neden Türkiye Bilimde Geride

  • İlk ve orta öğretimde verilen yanlış eğitim yüzünden
  • Halk tarafından önemsenmediğinden
  • İslam dini bilime teşvik edici bir din değil
  • Devlet yeterli bütçe ayırmıyor, bilim adamı olmak cazip değil
  • Türkiye'de yaşayan insanlar çalışkan değil
  • Bilim popüler ve ilgi çekici bir şey değil
  • Türkiye'de yaşayan insanların zekası yeterli değil
  • Gelenek, göreneklerde bilime yer yok. Her şey dogmatik
  • Ekonomik refah düzeyi çok düşük olduğundan bilim ve felsefeyle ilgilenemiyor kimse
  • Türkiye'de bilim, ileri düzeyde
  • Her hangi bir fikrim yok, olsa da ifade edemiyorum
  • Başka önemli bir sebebi var bu şıklar arasında olmayan. Yazıyorum

GO oyunu ve bir yapay zeka algoritması

 Benim bir düşüncem var, GO oyunu ile yapay zeka algoritması oluşturmak, amacımı net anlatabilmek adına en çok karıştırılan noktayı açıklığa kavuşturmak ve tartışmayı bu     yönde yapmak isterim.

    Amacım ; Go oynayabilen bir yapay zeka algoritması gerçekleştirmek değildir. Bunun yerine, GO oyununun temel felsefesi üzerine inşa edilmiş bir yapay zeka algoritması geliştirmektir.

Bu sitedeki entellektüel seviyenin yüksekliğini dikkate aldığımda, bu konu için doğru yerde olduğumu düşünüyorum.

    Söze ; beni bu düşünceye iten saiğin en olduğunu açıklamaya çalışarak başlamak istiyorum. Ben varlık ontolojisi konusunda bir felsefecinin değişik bir tür dualist felsefe olarak nitelendirdiği,         bir teorem ortaya attım. Buna göre varlık soyut veya somut olsun, 3 lü yapıya sahiptir. Bu 3 lü yapı bir varlığın; içi , dışı ve  birde bu ikisini birbirinden ayıran sınırdan oluşmaktadır. 

    Bu maddesel varlıklar için olduğu kadar soyut varlıklar ve bilgiler , kavramlar içinde geçerli bir durumdur. 
    <!--break-->
    Aslında bu konunun bilişsel bilimlerle alakalı olduğunu biliyorum. Bilinç, beyin, benlik gibi kavramlarla birlikte bilgi teorisi beynin işleyişi gibi bilimsel alanlar benim araştırdığım konu ile alakalı konular. 

     Buna rağmen yukarıdaki şekildeki bir varlık kabulü ile başlayıp, daha sonra GO oyunu ve felsefesini öğrenince, ve bu alanlaa dair bilgide edinince bu işi derinleştirip, insan beyninin fonksiyonel anlamda          GO oyunu tarzında işlediğini düşündüm. 

     Yani kavramlar siyah ve beyaz taşlar gibi birbirlerinin sınırlarını oluşturup her kavram bir diğeri ile sınır oluşturarak kendine bir varlık sahası oluşturuyor. O varlık sahası, o bilgiye/kavrama  ait bir alan ve             o alanın içerisinde kendisini var ediyor. Eğer beyin bu şekilde çalışıyorsa beyni model alabilecek  bir yapay zeka algoritması yapılabilir mi ? 

       Yada bu kavramların ve çıkarımların yanlış olan yeri neresidir. ? 

       Bu fikri geliştirmek adına öne sürebileceğiniz fikirler nelerdir ?

* …Ve Narsist İnsan, Narsist Tanrı’yı Yarattı…

Bir gölün kenarında kendi güzelliğini seyretmek için eğilen Narcissus o kadar çok eğildi ki, bir sabah göle düşüp boğuldu. Düştüğü noktada Narcissus(Nergis) adı verilen bir çiçek doğdu.

Ama kitabın yazarı hikayeyi bu şekilde sonlandırmadı…

Narcissus ölünce, Orman Tanrısı birden belirdi ve gölün taze suyunun tuzlu gözyaşına dönüşmüş olarak buldu. ‘Neden ağlamaklısın?‘ diye sordu Tanrıça, ‘Narcissus için ağlıyorum’ diye cevap verdi göl. ‘Ahh Narcissus için ağlıyor olman hiç de şaşırtıcı bir durum değil’ dedi ‘Aslında, biz her zaman onu, onun güzelliğini sadece senin en iyi yansıttığın konusunda ikna etmeye çalışırdık.’ , ‘fakat.. Narcissus güzel miydi ki?‘diye sordu göl. ‘Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki’ dedi Tanrıça şaşırarak.’Ne de olsa, kendisini seyretmek için her gün eğilip baktığı senin kıyındı. ‘ Göl bir süre sessiz kaldı. Sonunda, şöyle dedi : ‘Ben Narcissus için ağlıyorum; fakat onun güzel olduğunu hiç fark etmedim. Ağlıyorum çünkü o, benim kıyımda her eğildiğinde; onun gözlerindeki derinlikte kendi yansıyan güzelliğimi görebiliyordum.”