İlim kendin bilmektir

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne
Kişi Hak’kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru emektir

Dört kitabın ma’nisi
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Ma’nisi ne demektir

Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir

Yunus Emre

Zile

Günaydıın, seyahatteyim ve bir süredir benim mini laptop internette sayfa açamaz oldu, sebebi de bulup çıkaramıyorum, böyle yarım yamalak sayfalara bakıp çıkabiliyorum ancak. Bu bozukluk 3G ile aynı zamana rastladı fakat bbenim onunla bir ilişkim yok, herhalde tesadüftür diyorum. (bir bilen varsa tavsiyelere de açığım doğrusu)

Epeyce kilometre yaptıktan sonra yeniden Zile’ye döndüm. Bilmeyenler için kendisi Tokat’ın bir ilçesi oluyor, eskiden çok şirindi ve kiraz bağları ile ünlüydü. Hatırlayabildiğim bikaç çocukluk anım var ise buradadır çünkü malum üç ayda bir taşındığımız için bende hafıza olayı epeyce zayıftır eski yıllara yönelik olarak. Aklıma gelmişken Zile’nin meşhurlarını sıralayayım: zile pekmezi (beyaz krem gibi bişeydir), leblebi, bat, kiraz ve salamura yaprakları. Tabi ketesi, katmeri, kömesi, pestili, domates salçası vs 🙂

Çocukluğumun Zilesini bulmakta zorlanıyorum, her yer değişmiş. Şu yukarıda saydığım şeyler artık evlerde yapılmıyor . Sanırım bir jenerasyon sonra tamamiyle unutulup gitmiş olacak. Zaten sadece burada değil tüm Türkiye’de bütün bu el maharetine dayanan eski lezzetler sadece bi kaç aşçının hafızasında ve internet sayfallarında tarif listeleri halini alacak, artık kadınların hegomonyasında olmayacak! Kadınlar artık başka şeylerin peşindeler.

meteor/olojik-sel günce

I.
savruldu gitti bulut, yeni bir rüzgarla,
ne coşkulu bir çiçek vardı yağacak,
nede bir karış toprak.

II.
durdu, yağmur yüklü bulut,
yorulmuştu rüzgar taşımaktan
dedi, “böyle olmaz dostum,
“yağ yağacaksan,
“sonsuza dek taşıyamam.”
çevresine bakındı
huysuzlanan damlalar…
küçüklerden biri coşkuyla atıldı,
bakın!
yaşlıca bir diğeri güldü, biraz sinirle
“ahh! hiç değişmeyecek bu insanlar!”
binlerce yıldır, dedi öteki.
“sahi, oldu mu o kadar?”
“bak kızım, yağmur duası ediyor,
“insanlar.”
küçük kız biraz şaşkın, biraz hınzır
buluta bakan yaşlı bir adamın,
tam alnına atlar!
şaşırdı yaşlı adam, kikirdediğini duymadan küçük damlanın.
bir diğeri hemen ardından,
tam alnına.
yaşlı damlalar homurdanıyor,
tutmaya çalışıyorlardı çocuklarını.
atlamaya devam ediyordu küçükler,
şaşkın adamın alnına.
sonunda bir rüzgar buldu,
huysuzlananlar.
bulut, ağır ağır gidiyordu
şaşkın bakışları arasında
şaşkın adamın.
son bir damla daha düştü,
gözlerine doğru süzüldü,
fısıldadı çocuk, “ümidini yitirme.”

III.
buluttaki karmaşa dindiğinde gece olmuştu.
yavaş yavaş akıllara düşmeye başladı,
“nereye yağılacak”
küçük bir kasabadan geçerken
bıraktı bulutu rüzgar,
“daha çok işim var yapılacak.”
durduklarında aynı yere bakıyordu
büyük bir çekim kuvvetiyle hepsi.
(geceleyin de görür bulutlar.)
bir aşık şair,
bir sokak lambasının dibinde,
hafif hafif ağlıyordu.
bir yaz yağmuru gibi yağmaya başladı bulut
(aylardan aralıktı oysa)
damlalar göz yaşlarına karışırken
buluta baktı, anlamıştı.
gülümsedi aşık şair,
gülümsedi damlalar.
coşkuyla!

Rock çocukları,Ahlaki Erozyon ve Kanıma Dokunanlar

Birkaç hafta önce Küçükçiftlik Park’ta bir rock\metal festivali düzenlendi.Son yıllarda yapılan en kapsamlı festivaldi belki ülkemizde. Sevenleri için tam bir bayram havasıydı yani. Gitmedim ben o festivale sonradan pişman olacağımı bilmeme rağmen. Kafam götürmez artık dedim, yorgunluk olur dedim . Şimdi pişmanım tahmin ettiğim gibi gitmediğime ama bu kez farklı. Seneye daha kapsamlısı olur diyemiyorum, daha çok fırsatımız olur diyemiyorum. Önce korkuyorum neler oluyor bize diye sonra da kızıyorum, öfkeleniyorum. Ülkemizi yönetenlerin başındaki isim rock çocuklarını “ahlaki erezyona uğramış gençler” olarak niteliyor çünkü. Arkasında da binler, yüzbinler onu destekliyor. Bu söylediklerinde öyle rahat öyle samimi ki, düşünmüyor bile ne demek istediğini kimden bahsettiğini. Kitlesi de hazır tasdiklemeye. Tek bildiği söz satanist,şeytancı(?),sapık…

Kanıma dokunuyor artık!

Ben Deep Purple’la Led Zeppelin’le Rolling Stones’la Erkin Koray’la büyüdüm. Annemin objektifinden babamın sahnedeki fotoğraflarıyla, uzun saçlı haliyle,turne anılarıyla geçti çocukluğum. Beraber müzik yapmalarını izledim onların. Binbir zorlukla gittikleri konserlerden kalan anılarını okudum. Değil yabancı bir grubun Türkiye’ye gelmesi, plakların hatta ensturmanların bulunamadığı günleri dinledim babamdan.Sonra büyüdüm, ben de saçımı uzattım, ben de sahneye çıktım. Sorun değildi beğenenden çok beğenmeyenin olması. Herkesin düşüncesi,beğenisi farklıdıydı, bu da normaldi babamın dediği gibi. Ama artık bir sorun gibi geliyor bana.Çünkü kimse böyle rahatça,açıkça “ahlaksız” dememişti bugüne kadar. Birilerini dertlendiren, “horned hand” yaptıkları için nezarethaneye atılan o çocuklar gibi bendim, benim babamdı,annemdi.

O kişinin diplomatik ağızla kendince yumuşatarak “ahlaksız” dediği babam, Türkiye’nin ilk rock gruplarında çaldı. Konservatuar okudu. Kendisi gibi öğretmen olan annemle evlendi, 2 çocuğu oldu. 3 kuruşluk öğretmen maaşlarıyla büyüttüler bizi, okuttular. Yokluk görmeyelim “yok demeyelim” diye ek işler yaptılar. Annem özel ders verdi, babam bıraktığı gitarını yeniden astı omzuna ve çalıştı. Okullarındaki anıtkabir gezilerine öncülük ettiler, bizi de götürdüler. Ne kadar şanslı olduğumuzu anlamamızı sağladılar. Oruç da tuttular, dua da ettiler. Asla apolitik olmadılar. Cumhuriyete, Atatürk’e laf geldiğinde hırçınlaştılar. Doğru bildiklerini konuşmaktan çekinmediler hiç. Gene de isyan etmediler son birkaç yıla kadar, kimseyi kırmadılar,kırmak istemediler.

Geçenlerde Bekir Coşkun’un harika yazısında olduğu gibi “Rock Çocukları” onlar. 35 yıl geçmiş tanıştıkları ilk günden bugüne. Yakında Büyükanne ve Büyükbaba olacaklar. “Ahlaksızlıklarını”(!) bu şekilde sürdürecekler. Yeğenime hep bu erozyonu(!) anlatacağım. Üzerine kendi ahlaksızlıklarımı ve annesinin ahlaksızlıklarını anlatacağım.Ve onun için büyük bir dilek tutacağım.Umarım o büyüdüğünde,onun neslinde, bizi ve eskileri yad etmek zorunda kalmaz. Umarım hiçbirşey onun kanına dokunmaz.