Yeniden Battlestar Galactica

Nedir Battlestar Galactica’yı bu kadar özel kılan?
Unutulmaz diziler yazmak, yapmak, sürdürmek neden bu kadar zor?
Battlestar Galactica’nın 2 ön mini dizi kısmından başlayarak 4 sezonu yeniden ve dikkatle izlemek lazım, belki cevabı bulabiliriz.
İlk iki ve 1.sezonun birinci bölümünde (özellikle eldeki insan sayısının yazıldığı panoya eksiltme ve ilave yapılan sahnelerde) bir kurgunun içinde olduğunuzu unutup ağlayabilirsiniz bu çok normal! Çünkü hepimizin içinde neslimizin tükenmesine dair bir korku var.. Belki bunu hiç düşünmemiştiniz ama o duygu gizlice her zerremizde var. Ve belki bunu defalarca yaşamış cedlerimizden bize miras kalmıştır. Ve belki de sırf bu sebeple soğuk savaş dönemini bitirebilmişizdir; çünkü dünyamızdan başka yere taşınacak teknolojimiz henüz yok ve elimizdeki tek yer burası.

Dizinin konusunu güzelce ele alan şu incelemeyi okumak isteyebilirsiniz

Uzun zamandır Battlestar Galactica’ya baştan başlayıp doğru dürüst izleme arzusundaydım, ikinci sırada da LOST var.

Yukarda adresini verdiğim inceleme yazısı şöyle sonlandırılmış:

Battlestar Galactica için anlatılacak o kadar çok şey var ki, uzun olduğunu farkettiğim bu yazıda yazdıklarım, dizi hakkında edineceğiniz fikir havuzunun sadece küçük bir damlası diyebilirim.

Öyle ki, dizi boyunca siyaset, entrika, ahlak, paranoya, aşk, felsefe, tarih gibi pek çok başlık altında akla hayale gelmeyecek deneyimler yaşıyorsunuz. Ancak bu deneyimleriniz sonlanmıyor, aksine her seferinde bir üst seviyeye çıkarak aklınızın bir kenarında tetikte durmanızı sağlıyor.

Daha da önemlisi, dizinin kurgusu ve ilerleyişi, sizin hayata bakış açınızı sorgulamanıza sebep oluyor. Azılı bir muhafazakar olsanız dahi dini inançlarınızı sorgular halde bulabiliyorsunuz kendinizi. Ki dizinin ilerleyen aşamalarında bu hususta çok büyük bir şok yaşayacağınızın garantisini verebilirim.

Dizinin en bağlayıcı yanlarından birisi de sürekli yaptığı ters köşeler. Zaten paranoya halinde izlediğiniz bölümlerde “hadi canım?” şeklinde haykırmanıza neden olacak pek çok olayla karşılaşıyorsunuz.

…ve dizi, belki de dizi tarihinin en derli toplu ve en tatmin edici finallerinden biriyle sonlanıyor!

İşte tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, Battlestar Galactica serisi bir dizi olmaktan öte, bir sanat eseri, bir “Kült” olma unvanını fazlasıyla hakediyor.

Bittiğinde damağınızda bıraktığı tat, “keşke bitmeseydi” hissi, onun bitişinin verdiği boşluk hissi, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin finalindeki Frodo’lu, Bilbo’lu sahnelerle eş değer diyebilirim.

İzlemeye devam yedinci bölümdeyim şimdiden.

*

Counterpart
Daha ilk sahnenin GO oyunuyla açıldığı bir bilimkurgu dizisi pewwww…
Fırından taze çıkmış diyorlar. Sadece 1.bölümü mevcut. Fringe andırmasıyla dikkat çekmek istemiş olabilir fakat şimdilik giysi bedende iğreti duruyor, belki düzelir belki düzelmez kim bilir! Düzelirse şu yoklukta iyi gelir. Bu arada hep karanlıkta geçen film ve dizilerden daralıyorum. Acaba bilimkurgu senaristleri gizemi karanlıkta mı bulacağız sanıyorlar?
İyi seyirler

 

İyi Enerjiler Dükkanı

Yazar Görüşü

Sibel Atasoy

Bir ülkede bilimsel bir yeniliğin ve ardı ardına inovasyonların yaşanması için öncelikle toplumda birilerinin bunları hayal etmesi gerekir ve ardından bilimsel metodoloji takip edilerek araştırmalar sürdürülür ve bir sonuca ulaşılır ya da ulaşılmaz. Burada asıl önemli konu hayal edebilmektir. Bir toplum hayal etme becerisini yitirmişse o toplumdan insanlık medeniyetine büyük katkılar yapmasını bekleyemezsiniz. Bilim kurgu, fantastik gibi edebiyat türleri tam bu noktada devreye girerek hayal gücümüzün sınırlarını genişletir.

Yazılı ilk edebi eser olan Gılgamış Destanı, Uruk Kralı Gılgamış’ın ölümsüzlüğü aramasını konu alır. Böylelikle diyebiliriz ki edebiyat, fantastik kurgu ile başlamıştır.
Destanlar, mitolojiler ve hatta doğruluğu halen tartışılan tarihi yazıtlar bile fantastik kurgunun özü ve kaynağıdır.
Düşleri ya da macera duygusu olmayan bireyler de toplumlar da durağanlığa hapsolur.

Çocukluktan beri sözlü ve yazılı olarak ifade ettiğim masallar, öyküler ve hatta daha sonra yazdığım romanlarda konu ne olursa olsun içinde gizemcilik adına öğeler bulunduğunu, bunların bazen Bilim-Kurguya bazen Fantastik yana belli belirsiz yaslanmakta olduğunu fark ederim.

Bilim kurguyu ve fantastik örgüleri güzel yapan tek şey hayal gücümüzü geliştirmesi de değildir. Bilim kurgu, felsefe gibi alanlardan güç alır. Bugünün dünyasına, geleceğin dünyasına yönelik bu tartışmalar toplumlar için ayna görevi görür. Kendimize, yanımızdaki insanlara bakışımızı yeniden değerlendiririz.

2003 yılında okurlarımı hem düşündürmek hem de biraz gülümsetmek adına yazdığım kısa öykü ‘İyi Enerjiler Dükkanı’ aklımın ve gönlümün kıyısında bir gün film olarak karşımıza çıkacak bir tema olarak varlığını sürdürdü. Okuyucularım, Altan’ın serüvenini hep merak ettiler, sonra ne oldu diye birçok mesaj göndererek bu arzumu yıllar boyunca canlı tutmayı başardılar.

Özellikle şiddet içermeyen, insanı evrenselliği ile buluşturmaya teşvik eden, gençlerimizin bu ihtiyacını yalnızca yabancı kaynaklardan değil kendi kültürümüz içinde bulabilecekleri filmler yapılması arzum öylesine derin ki ‘İyi Enerjiler Dükkanı’ senaryosunu yazmak için tüm niyetimi ve elimden geleni ortaya koymayı hedefledim.

Bu niyetle tasarladığım senaryo T.C Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü‘nden destek aldı ve 2017 yaz ayları itibariyle tamamlandı.

Şimdi yönetmen ve yapımcısını arıyor.

Güvencesizlikteki Bilgelik

Alan Watts’ın Güvencesizlikteki Bilgelik kitabından alıntılar ve kısa eklemelerim:

Bu tipik bir insan sorunudur hem de tüm sorunların ana aksıdır: şu anı bozan şeyler; anıların ve beklentilerin gücü çoğu insan için öylesine önemlidir ki geçmiş ve gelecek şu andan daha gerçektir! Onlara göre geçmiş aydınlatılmadıkça ve gelecek umutla ışıldamadıkça, şu anın tadına varılamaz. İnsanlar adeta kendilerine ceza vermişlerdir düşünmeden ve çoğu kez bunun farkında da değillerdir. Masaldaki bir cadının laneti bu durumun yanında okşama gibi kalır.

Devamını oku “Güvencesizlikteki Bilgelik” →

İKE’nin ikinci Etkisi:Tüm sistemler keyfidir.

1.PRENSİP: İKE

İkenin birinci etkisi: Dünya gördüğün (düşündüğün) rüyadır

İkenin ikinci etkisi : Tüm sistemler keyfidir

Her şey bir rüyadır ve bu durumda tüm sistemlerin keyfi oluşuyla bağlantı kuruluyor. Her şeyin üzerinde bir yasa var mı diye sorup bunun cevabını en azından bizim gezegenimiz için “ özgür irade yasası” olarak düşünürsek bu da her şeyin keyfi olduğu durumunu açıklar.

İnsanlar her şey için bir anlam bulmak istiyor, kendi değerliliğini anlam ile ilişkilendiriyor, kişide kendini hem değerli hem de güvenlikte hissetmek için anlam verme durumu var.

Anlam olmadan yaşanabilir mi sorusunun cevabı mümkün değil görünüyor. Anlam kaybına uğrayanlarda çoğunlukla depresyon etkisi yaşanıyor, buna CC bilgisinde “dünyanın çökmesi “deniyordu. Değişebilmek için ise yeni anlamlar buluyoruz, yeni anlam eskisiyle yer değiştirmiş oluyor.

Anlam nehrinin taşları basıp sekmek içindir, yapışıp kalmak için değildir der Sibel

Yapışıp kalırsak bilinç evrimini durdurmuş oluruz. Normalde insanlar anlamların mutlak olduğunu, yüklediği anlamın o şeyin içinden geldiğini düşünür. Oysa bu anlamı, insan o şeyin üzerine yapıştırmıştır.

Bu öğretide her şeyin keyfi olduğu bilgisini içselleştirdiğimizde, her şeyin anlamını değiştirmek zorunda kalmayız. Çünkü biliyoruz ki bunun yerine koyacağımız şey de keyfidir . Bu durumda olmak çok da ahenkli bi haldir.

Sibel’in bu konuda verdiği bir örnek : Genç bir erkek hayatın anlamını arıyormuş, her yerde aramış durmuş, herkese sormuş, en sonunda “falanca bi yerde bi bilge var, o hayatın anlamını biliyor” demişler. Bi sürü zorluklarla bilge kişiye ulaşmış ve kendisine ne zor şartlar altında ulaştığını söyleyerek hayatın anlamını sormuş. Bilgenin elinde bir kase dolusu taze toplanmış kiraz varmış. Bilge gayet ciddi bir biçimde “hayatın anlamı bir tabak taze kirazdır” demiş. Genç adamın gözleri büyümüş ve bilgeye dönerek “ sen benimle dalga mı geçiyorsun, onca badire atlatıp buralara kadar gelmişken “diye sormuş. Bilge de cevap vermiş “ tamam o zaman, hayatın anlamı bir tabak kiraz değil” .

Bir büyücünün ya da bir ustanın enerjisini kaptırmaması için kullanması gereken bir yöntemdir. Zaten mutlak gerçeklik olmadığı için haklı çıkma gayreti de kalmamış oluyor.

Mutlaklık beklentisi pek çok insanı sarmış durumdadır. Bilim insanları da mutlak gerçekliği arıyor ancak kendinden bağımsız bir şeyler bulamazlar çünkü bunu yorumlama sistemi kişinin kendisinde bulunuyor. Dış şartlar sabit bir halde iken bilim adamı araştırma yapıyor ve araştırdığı şeyin sonucunun ne olacağını etkileyen şey, o kişinin niyetidir (iç rüyası), bilim insanların çoğu bunu hesaba katmıyorlar.

Urban Shaman seminer konuşmalarından alıntı

Altıncı ve yedinci Çakralar

Dengeli ve sağlıklı altıncı çakrası olan insanlar doğal birer
medyumdur. Bunun anlamı medyumluğun şaşaalı ve dramatik
bir yetenek olmadığıdır. Doğal medyumlar piyangoda kazana
cak numaraları ya da uçak kazalarını önceden görmezler; kendi hayatları için gerekli şeyleri görürler. Arkadaşlarının antika arabasının
bulunamayan bir parçasını ya da hiç olmayacak bir kasabada,
bir kitapçıda hayati bir bilgi bulurlar. Sağlıklı medyumluk
ünlü psişiklerin medyumluğu kadar sihirli ve açıklanamazdı
ama daha sessiz ve içe dönük bir gerçeklikleri olduğu için
dikkat çekmez.
Sağlıklı bir medyumun cevaplanmamış fazla sorusu yoktur
ya da paraya, üne, güvende olmaya gereksinim duymazlar. Yollarında yürüyor olmaları, o yol ne olursa olsun sağlıklı medyumlara güven ve destek sağlar. Yolları onları tanımadıkları alanlara;
yoksulluğa, çatışmaya ya da tanıdıkları her şeyden uzağa götürebilir ama onlar gene de kendilerini güvende hissederler.
Sağlıklı altıncı çakra insanlarının yolları zor fakat belirgindir.
Kendilerine çok normal gelen tuhaf bir şekilde kendi yolları için
destek bulabilirler. Aldıkları dersleri ve öğrendikleri bilgileri rahatlıkla,kolaylıkla işleme koyabilirler ve spiritüelliklerini arayan kişilere danışmanlık yaparlar. Altıncı çakra insanları genellikle çevrelerinden farklıdırlar; tıpkı altıncı çakra enerjisinin günlük dünyamızdan farklı olduğu gibi. Eşi benzeri olmamak onları toplum içinde ayırt edilir kılmasa bile şaşırtıcı dürüstlükleri kılar. Sadece diğer sağlıklı altıncı çakra insanları ile eşleşebilirler.
Gerçek yoldaşlığı da ancak sağlıklı altıncı çakra insanlarında
bulabilirler
Not:Yalnız bu paylaştığım pasajdan sanki altını çakranın çok önemli olduğu gibi bir sonuç çıkmasın lütfen çünkü diğer çakralar sağlıklı ve ilişkileri sağlıklı değilse hiç bir çakranın tek başına sağlıklı olmayacağı yazar tarafından defalarca belirtilmiş.

Yedinci çakra bedende merkezlenmediği için günlük hayatın Devamını oku “Altıncı ve yedinci Çakralar” →