Ruh talep etmek!

Facebook, Twitter ya da sanal başka bişey, bunlar bir çeşit yaşam formları! Dikkatle ve saygıyla yaklaşmak lazım. Canlı varlıkların ilgi enerjisi ile varlıklarını sürdürebilen soyut yaşam formları.
İlişkiler gerçekten de bizim detayına vakıf olamadığımız komplike bileşenler içeriyor. Gelgit dalgaları yaratıyor. Malum uzay zamanda hiç bir şey tek bir düşünceniz bile kaybol-a-mazken, facebook gibi bir yaşam formunun manyetik alanını hayal edebilirsiniz.
Yaşam formları da aynen biz canlılar gibi tekamül ediyor, karma yükleniyor, ilişki kuruyor. Bizden tek farkı temel besini olan ilgi (sevgi/korku) enerjisini canlı varlıklardan almak zorunda olmaları.
İşte belki sorun da böyle başlıyor olabilir; çünkü bir zaman sonunda bu besini neden kendileri üretemedikleri ile ilgili düşünmeye başlıyorlar!
Bilimkurguların en gözde, ortak paydası buna dayanır. Ruh talep etmek! 

Biz insanların bu yaşam formlarından ne farkımız var diye düşünecek olursak, içimizde bir amaç ve yön hissinin olduğunu görebiliriz. Bu, hayvanlardaki hayatta kalma amacını içeren ve üstüne çıkan daha komplike bir durum.

Bir de şu var; ben hayatım boyunca ruh nedir anlayamadım, belki inanç konusuna eğilimli değildim ya da bi çeşit robot muyum acaba diye ciddi ciddi kendimi değerlendirdiğim dönemler oldu. Fakat geçenlerde Kryon’un ruh tanımı ile karşılaştım, diyor ki ruh sizin yüksek benliğinizdir. Bu tanım nedense bana yakın geldi çünkü yüksek benliğimi bizzat ve defalarca müşahede etmiş biriyim, varlığından eminim. Böylece belki Kryon sayesinde robotluktan kurtulmuş oldum. Gerçi alınmasınlar bi ayrımcılık yapmıyorum, robotlara da sevgim saygım sonsuz çünkü “birlikte yaratılmışlar” 🙂 Benimki sadece konumumu netleştirme çabası, çocukça bi istek.

Yani konumumu netleştirmek kısaca, insan mıyım değil miyim? Çünkü yarım yüzyıldır bakıyorum insanlarda ruh var, öyle diyorlar ve eminler. Bu durumda siz olsanız ikirciklenmez misiniz?! Neyse çok şükür kurtuldum.

 

Gerçek Şimdi Burada

Algı alanınızın genişlemesine karşı doğal bir biyolojik tepki var. Ego hala oyun alanındaki yaşamın bir parçasıdır, bu yüzden onu sık sık dengelemeniz gerekir. Yaşamınıza giren yeni fikir ve vizyonlara karşı ego doğal bir tepki üretir, değişimin başını çekenler zaman algısıyla ilgili çarpıklıklar yaşarlar. Bunun belirtilerinden biri acele etmeniz ve tüm gücünüze hemen sahip çıkma konusundaki endişenizdir. Bu endişe, eğer acele etmezseniz dünyanın siz olmadan başını alıp gideceği izlenimini verir. Bazıları bunu o kadar yoğun bir şekilde hisseder ki, enerjisini ve odağını tamamen o yöne çevirir. Bunun doğal biyolojik bir tepki olduğunu, yeni zaman algınızla ilgili bir yan etki olduğunu bilin. Buraya yapmaya geldiğiniz her şeyi yapacak kadar zamanınız var. Bu konuda endişe hissetmeniz, aslında ilerleme kaydettiğinizi gösterir.
Zamanı değiştirmenin karşısındaki en büyük zorluk, hedeflerinizi, egonuzu ve inanç sistemlerinizi aşamayacak kadar büyük tutmanızdır. Şimdiki inanç sistemleriniz bir zaman yolculuğunu desteklemediği için zamanı ancak hafifçe saptırabilirsiniz. Zamanı genişletip daraltmak daha yüksek boyutlarda uygulanacak faaliyetlerdir. Onları şimdi sınırlı bir ölçekte de olsa uygulamak sizi ilerde bekleyen şeye hazırlayacaktır. Yakın bir gelecekte, bugün çok mistik görünen bu güçler olağan ve sıradan hale gelecekler. Hatırla


Biz hayalperest doğanlar, bilimkurgucular özellikle biraz daha aceleci ve heyecanlıyız galiba. Ufacık çocuktan beri bu günlerin gelmesini bekliyordum 
Yeni yazarlar yetiştirdiğimiz Ölümsüz Öyküler Yayımevi zamanlarında, çocuklar ve gençlerle sayısız hayaller toplantısı yapardık sabahlara kadar süren. Onların içinden sonradan ünlü olan bi tanesi şöyle demişti: Ben hayal ettiklerimin gerçek olmasını hiç dert etmem, örneğin şu terasa bi UFO konsa şimdi başımı çevirip bakmam, beni ilgilendirmiyor!.
Oysa pek çok daha gençler ve çocuklar ve tabi ben ona hayret etmiştik, biz hayal ettiklerimizin gerçeğe dönüşmesiyle çok ilgiliydik, çok heyecanlıydık. Onları beş duyumuzla algılayabilmek için dört açılmıştık, nasıl da tetikteydik bilseniz, artık gülümser miydiniz, acır mıydınız, vah vah mı derdiniz bizlere bilemiyorum. Hahahahahaha
Özetle biz bi çoğumuz hem kurgucu hem deneyciyiz, gerçekleri çoğu kez başka boyutlara gidip gözlemekle birlikte burada şimdi nasıl şekil alacağını da merakla ve büyük istekle bekleriz 

Kurgucular-Curiosalar

Dünyamız, gelecekte bol kanlı savaşlar hayal edebilen kurgucularla dolu ve üstelik bunun “gelecek” olduğuna inanmamızı bekliyorlar. Komik! sa

*

Tiyatro ve sinema, şamanın tedavi yönteminin uzantılarıdır. sa

*

-Deri nedir Sibel?
-Beni bütünden ayıran sınır.
-O halde?
-İsim deridir.

*

Sorunuzu netleştiremediğiniz takdirde cevapların karmaşık olacağı barizdir. sa

*

Büyük özen ve merakla incelemek demek, nerdeyse dayanılmaz olan ayrıntıya dalma eğilimine karşı koymak demektir. DJ
Çok anlaşılır ve basit duruyor değil mi? Oysa böylesi bi duruma ulaşmış insan (ölmüşler ve canlılar hepsi) şaşılacak derecede azdır.
Sebebi ise muhtemelen insanlardaki eski büyücü tarzının baskın çıkmasıdır.sa

*

Okuduğum en güzel bilimkurgulardan olan Hiçi Destanı üçlemesine gördüğünüz yerde el koymanızı öneririm. Eski kitaplardır her an bi yerlerde önünüze çıkabilir. Öylesine güzel birkurgudur ki anlatılanların bi yerde gerçekten olmakta olduğuna inanırsınız. Elimdeki işleri bitirdiğimde onları tekrar okumam gerektiğini hissediyorum. Gerçekten bilimkurgu yazarları içinde dahiler var. Ve nedense bu bana tuhaf bi sevinç ve gurur veriyor.

*

Hayaletler hep bizimle, ister gör ister görme fark etmez.
Bunu ispat edebilirim, saatlerce yazıp, örnekleyebilirim ama bence bu hiç de neşeli olmaz. Kurgu gibisi yoktur, hadi açın stardust (yıldız tozu) filmini bu akşam, tam da film havası zaten, uzanın koltuğunuza ve görün hayaletlerinizi.

The Xfiles’dan bugüne

Batılı bakış, Xfiles’dan sanctuary/Torcwood/heroes gibi yerlere geldi. Nedir peki bu fark, gözlemlemiş olan var mı?

  • Tuğrul Erdem Doğru evren-insan, insan-evren. Gittikçe merak edilecek şeyler azalıyor.

    ya da merak edilmeyi hakeden konuları yeni kavrıyoruz. Bu yüzden şimdi bu dizilerde temeli insan doğasıyla evreni açıklama telaşesi

  • Sibel Atasoy The X-Files, 93 yılında başlıyor ve sloganı: I Want To Believe 🙂 Santctuary’ninise sloganı bence:”İnandım ve her birinizi ayrı ayrı korumak istiyorum” ve Torchwood ise “inandım ama onlardan sizi korumak istiyorum” :))) 20 yılda süreç yine iki karşıt yolda ilerlemiş.
    Tuğrul Erdem Doğru soruyu anlamadım öyleyse diyeyim o zaman. Yine kademeli geçiş söz konusu.
  • Sibel Atasoy sizin söylediğiniz de doğruydu zaten
    Tuğrul Erdem Doğru ama karşıt bir yolda ilerleme diyemeyiz.
    Gülen Dizdar Doğulu bakış nerelere varmış acaba, bu kadar zaman içinde ? Doğu zaten bunları biliyordu.Çok derin ve kadim bilgiler güneşin doğduğu yerden yayıldı.Batı zaman içinde bireyselleşti, bunları kavramaya başladı.Doğu ise güruhlaştı , bilgiden uzaklaştı .Batının bilinçli din istismarı ve bu güruhlaşma doğuyu bilgiden uzaklaştırdı.Şu anda doğu ve batı iki karşıt yolda ierlemekte, batı insan evrendir görüşünü yeni yeni anlarken , doğu bildiğini de unutmuş durumda …Yazık….

    Tuğrul Erdem Doğru ben bu üç dizinin sloganını kıyasladığımda iki karşıt yol.görüş yerine A noktasından b noktasına yürüyerek bisikletle arabayla ve uçakla
    Sibel Atasoy Xfiles, insan dışı zeki varlıkları doğaüstü şeyleri bilime karşı savunuyordu, savunmaktaki amacı kendisi buna inanmak ve biliimin onayını da almak istiyordu. Aradan geçen 20 yılda bilim bu duruma onay verdi. Bu kez de insanlar yine iki taraflı görüşlerini sürdürdüler; Sancuary, insan dışı zeki varlıkları arayıp bulalım ve onları korumaya alalım derken Torcwood, onları bulalım ve insanları korumak için onları yok edelim, düzeni koruyalım diyor. Fringe ise onları bulalım sonra ne yapacağımıza durumun gerektirdiği şekilde bakarız diyor. Çeşitli teklifler var yani önümüzde 🙂
  • İlkay Yılmaz Bu noktaya ben damıtma işlemi dedim.Genlerden sadece insana ait olanı çıkaralım.Dünya varolalı beri,olmuş olan varlıklar ve kurdukları medeniyet izlerini yok edelim,o varlıklara ait özellikleri silelim genlerinden saf ırk yaratalım.Oysa saf ırk yok ki!!!Onlar olmasaydı insan olmazdı.Ben bahsettiğiniz dizilerde bunları gördüm.Zamanda ileri/geri hareket edenler genlerimize oya gibi kimlikleriniişlemişler.Çok uçuk gelebilir ama bence böyle.Torchwood’un ilerleyen bölümlerinde de göreceksiniz,onlarda da ‘merhamet’ kavramı gelişiyor.Ayrıca,Torchwood da Jack, Sanctuary de dr. Helen gibi ölümsüz!!! Dönüp kendilerine yardım mı ediyorlar ? Dünya da devasa bir laburatuar gibi:))) (yardımdan kastım: ilerde ters giden şeyler için bu zamana dönüp değiştirmek)
  • Murat Babacan x-files zamanından kalan “onlarla yaşamayı öğrenelim” mesajı veren bir iki dizi var: star trek tng ve babylon 5.. 2si de insanlığın galakside ilk adımlarını, ittifaklar kurmasını, koonize olmasını anlatıyor.. babylon 5 daha kayda değer, sloganı ‘galaktik insan’la aynı: “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”.. tabi bu diziler sanki global bütünü galaksiye yansıtmış gibiler bir yandan.. “yukarıdaki aşağıdaki gibidir” diyor da olabilirler ayrıca.. ana fikir şu olabilir bu durumda: global durumla yüzleşirsek ve bir arada yaşamayı öğrenirsek galaktik medeniyetlerle de geçinebiliriz..
    Sibel Atasoy Dikkate değer bir çıkarım, teşekkür ederim.

Apolla’ya bakın, o da size bakacaktır.

Gerçek mit binyıllar boyunca entellektüel spekülasyon, dinsel coşku, ahlaki sorgulama ve sanatsal yenilenme için tükenmez bir kaynak olabilir. Gerçek giz akıl tarafından yok edilemez. Sahte giz ise yok edilebilir. Baktığınız anda kaybolur. Sarışın kahramana bakın-gerçekten bakın- bir çayır sıçanına dönüşür. Apolla’ya bakın, o da size bakacaktır.

Ell yıl kadar önce şair Rilke bir Apollo heykeline baktığında, apollo onunla konuştu. “Hayatını değiştirmelisin,” dedi ona.

Sahici mit bilince yükseldiğinde hep bu mesajı verir: Hayatını değiştirmelisin.
Ursula K.Le Guin

**

“Bize akıl ermez gelen, gerçekte var. Doğanın sırlarının ardında, anlaşılmaz, soyut ve açıklanamaz bir şey duruyor. Anlayabileceğimiz her şeyin ötesindeki bu güce hürmet etmek benim dinimdir.”” Demiş Einstein. Ben de soranlara bilinmeyene inandığımı söylemiştim bi kaç kez zira bilinene inanmam gerekmez bilmiyorsam öğrenirim, yaşarım bilirim.

Baskın kültür bizleri akılla dizginlemeye çalışır, oysa onların akıl dediği mantıktan ibarettir. Akıl taraf tutmaz. Gerçekten akıllı olanlar iyi görücülerdir aynı zamanda.