Yine Köprü ve belki kıyamet

Senden önce köprünle tanıştık Deli Dumrul. (Murathan Mungan)

EmineY:Nasıl bir içsel süreç yaşadı ki acaba böyle dedi ?

ZeynepM: ben konuyu bilmiyorum ama şu an hissettiğim şu köprüyü görüp köprü olarak kulanana köprü bedava..köprüden geçemeyene köprü daha pahalı.. :))

SibelA:Haklısın Zeyno. Köprüden geçip parayı ödeyen bi değiş tokuş yapmış oluyor hiç olmazsa. Köprüden geçmeyip para ödeyenin (çünkü Dumrul döve döve alıyo parayı) durumu daha pahalı!

Emineciğim “köprü” kavramı dehşet bişeydir aslında, sadece Mungan değil hepimiz o dediğin içsel süreçleri bir ucundan yaşamışızdır. Belki duyguyu kavrama transfer edememişizdir 🙂

EmineY: Hatırlarsanız BAK seansında 1 den 2 ye geçiliyordu . Köprü böyle doğmuştu .Dumrulun halt etmesiydi . İşi yokuşa zora sokma çabasıydı .Sonra 3 ve en son 4 e gitmişti mesele . Dede Korkut da biraz işi hafifleterek anlatmıştı. Oysa ne acılar ve kıyımlar yaşanmıştı süreçte . Masala esas olan mesele dişi bilincin evrimi midir ? yoksa Tanrı yı kabul etme midir ? yada eril bilincin parçalara bölünmesi midir ? tamda hala adını koyamadığım bir süreçtir bu. seninde dediğin gibi hala kavrama tevil edemedim ..sanıyorum arketipik bir eşik tarifi ..

SibelA: Her Mesel her okuyana başka bi noktadan vurur, biricikliğimiz düşünüldüğünde bu da herhalde gayet normaldir. Mungan ve Ben de Köprü kavramı ve oyunun gizemi dışında hiç bi konuda hemfikir değiliz Deli Dumrul meselinde 🙂 Aramızda dağlar yükü fark var. Velakin ikimiz de yazar ve düşünür olarak en azından bakış açılarımızı anlatmayı görev addetmişiz 🙂 BAK seanslarındaki sonuçlar o an itibariyle bana harikulade geliyor fakat hemen sonrasında unutup gidiyorum. Belki moderatör olabilmek için unutmanın ayrıcalığını kullanabilmek gerekiyordur (Bu da fakirin avuntusu olabilir tabi! hahahahahah)

**

Her gün en az bir tane veya daha fazla İLK yaşamaktayım, nerdeyse 2 aydır bu böyle. İlginç bi durum. Bunu zaman mı böyle yaptı yoksa niyetim mi? Ya da her ikisi plus daha başka faktörler 🙂

**

Yine Oyun

Gerçekten tuhaf bi oyunun içindeyiz, umarım bu oyunu zevkli oynamayı beceririz.

Bu arada gerçekten inatçı bi karla karşı karşıyayız 🙂 şu anda biraz yükselmiş olan güneşin önüne beyaz bi tül geçirdi, onunla hala bakışıyoruz aynı anda her biri birbirini (manyetik olarak) iten kar tanelerinin tipiye yakın bi lapa lapa yağış sürdürdüğünü görebiliyoruz. Her ikisi de gözlerime bakarken yere kadar inen camın önüne bi güvercin geldi ve bi selam atıp gitti. Ben sizlere bunları fotoğrafını çekercesine paylaşmaya çalışırken güvercinin gözlerini kaçırdım 🙁

ZeynepM: sibel seni çok seviyorum allah şahit sende biliyorsun ki bu evde çok enerjin var..fizik bedenin şu an burada olamasada içimden senle ve bu vesileyle dostlarla nazarımı paylaşmak geldi..malum dün batı çok şey söylemişti..bu sabahta karlı dağ…lar pembe ama karsızlar mordu..karşımda alış veriş merkezi özdilek-niyet-duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var 🙂 sonra doğuya geldim hem çamaşır asıp hemde güneş doğuşunu izlemek için nasıl bir cezbe bu soğukta bakanın içi eriyor..içeri girincede doğuda kalıp izlemek istedim.çift camya güneş ikilendi sonra bir çok oldu.. drekt bakınca bazen içi kararıyor gibi oluyor nemrutta gün doğumunu hatırladım.(tez konum optik hareket ilişkisi o zaman gitmiştim)hemen odaya baktım karanlık.. :)a ne oluyoruz dedim..bedenimde nasıl bir sıcaklık sanki güneş beni okşadı..klimadan daha sıcak ve latif..oysa dışarısı soğuk cam bana soğu ulaştırmadan drekt güneşin özünü verebiliyordu..aşık oldum.. :)) (kendime aşkım herkesce malum 🙂 ) sonra birşeyler yemek için mutfağa batıya gittim..aman allahım bulutlar dağlar evin karşısındaki orman ormandaki ağaçlardaki yansımalar dağda ki latifeler.. ağzım açık kaldı orgazma 5 kala..işte insanlarda böyle kendince yansıtıyorlar ışığı hepsi çok güzeller duygusu geldi..kaynağı özledim..doğuya geldim..güneş yükseldiği için artık onu görmek için oturmam gerekti..armuta oturdum..sehpada da notbook vardı..senin yazını gördüm..içimden yazmak geldi bu en güzel güneşe ve güneşlere..hepimizi çook seviyorum.. muck..

SiibelA: Ahhh zeynep işte bu! Şimdi gerçekten ANladın beni. Yani AN’ına konuk ettin. Şükürler olsun

ZeynepM: cam hakındada yazmak istiyorum.daha önce çalıştığım bir malzeme optik nedeniyle..cam canlı kendi tansiyonu var..silisyum kum yani kaya yani kadim bilgeliklerle dolu..en kırılmaz camların bile ölümsüzlük suyuna batırılırken topuğundan tutulu…p oraya su deymeyen çocuk gibi tek bir noktası var ki onu tuz buz ediyor..camlarımızı temiz tutalım,tansiyonuna dikkat edelim.vuruşun ne zaman aşilin topuğuna geleceği belli olmaz..her an hazır olalım..ölümle koyun koyuna.. :)) sibel ben bu hayatta sen oldum..sen bak ta ben oldun.. aramızda cam kalmadı… :)) aşk bu özleyiş bu hiç belli olmaz..

**

Tıpkı kuşlar gibi, trilyon kere trilyon-hesaba sığmayan kar tanecikleri de birbirleriyle hiç çarpışmadan yağmaya devam ediyor. Ancak Dünya’nın toprağına bastıklarında birbirlerinin üstüne yığılıyorlar ve kısa bi hayatları oluyor, güneş çıkıncaya kadar…

ZeynepM: üstelik hepsi senin daha önceki yazılarında da belirttiğin gibi özel ve biricik..hiç birinin rolü diğerininkinden daha önemli ya da önemsiz değil.rızayla rollerini en güzel şekilde dansla icra ediyorlar..insanın içinden kalkıp bu uyumla dans etmek geliyor..aşka davetiye her biri..gel bize katıl bize davetiyesi..sende kendi dansını uyumla yap davetiyesi.. biriz fark et davetiyesi.. :))

**

Bu arada az da gülelim (az önce mason simgeleriile ilgili bi laf edildiğinden aklıma geldi): Hayatımın tamamiyle farklı iki ayrı evresinde Masonlardan kendilerine katılmam için iki kez teklif aldım. Nazikçe reddettim. Bildiğimden değil hiç bişeye bağlı olmak istemeyen gözlemci durumumdan dolayı. Geçen yaz, (aslında bana 4 yıl önce hediye edilmiş fakat bir nedenle başlayıp devam edemediğim) Fraternis kitabını büyük bir zevkle ve merakla okudum. Belki de ismimden kaynaklanan buraların (anadolu ve civarı) koruyucusu hissi ile, Burak Eldem’in titizlikle observer kalmaya çalıştığı 2500 yıllık öykü bana hoş mu yoksa tanıdık mı geldi bilemiyorum. Fakat işte orada son aşamalarda sıra masonlara gelmişti. Ve bence Burak da o konuda henüz emin değildi; çünkü onbinlerce yıldır öylece birbirine karışan kar suları gibiyiz 🙂

**

Güle gülee güle güleeeee güle güleeeeeeeeee, sevgili kar frekansım her ne getirdiysen ve götürüyorsan eline sağlık, varol, nurol.

Burada şimdi güneşle bakışarak

Günaydınnn frekansslarrr… Güneş tam şu anda tepeyi aşıp gösterdi parlak yüzünü. Şimdi ekranı göremeden yazıyorum artık ne denk gelirse. Sarkıtlar beni şaşırttı yıllar yıllar var ki bu kadar yaklaşmamıştık onlarla. Sivas geldi birden aklıma. Orada birbuçuk yıl oturmuştuk, 12 yaşındaydım. Annem her zamanki gibi alışveriş listesi ve para verip beni sabit pazara gönderdi. Eskimolar gibi giyinmiştim. Soğuk filan algılayacak yaşta da değildim zaten. Karlı ana caddeden dikkatli adımlarla (kayıp düşmekten pek korkardım) yürürken eczanenin önünden geçtim. Kapısının yanında yukardan aşağıya asılmış dev bir termometre vardı. Gözüm on atakıldı ve -22 derece olduğunu gördüm. O gün amma soğuk gibi öylesine geçmiştim ama bugün waawww o neymiş yaaa demekteyim. Hayat  güzel, sarkıtlardan sakınarak güneşle bakışalım, hala yaşıyor olmak muhteşemmm…

Burada o kadar çok yaşadım ki hala doyamamış olduğuma inanmak güç 🙂 İnsan zevkli bişeye doyamaz diye düşünürdüm ama insanın hayatında öyle sekanslar oluyo ki “bal yiyen baldan usanıyor!” hahahahahaha Nefes almak, sağlıklı olmakk, duyabilmek , koklayabilmek, antenleri salındırmak, ohhh buna doyulmaaz sankiiii…

Günaydın canlarımmm

**

Bu hayatta çok yakınlarıma gelen dostlarla hep aynı yerlerden (şehirlerden ve benzer mekanizmalı hayatlardan) geçmiş olduğumuzu duymak beni şaşırtıyordu. Belki de ben şaşırmayı seven bi yaramazım sadece kimbilir:) mucukss hepiciğinize… Keşke dışardaki detaylara ben de çoğu insan kadar hakim olabilseydi ve karış karış gezmek zorunda kaldığımız anadoluya, insanlara ve dahi başka dış şeyleri daha iyi görebilmiş olsaydım. O zaman böyle tek tük küçüklük anıları yerine elimde dev bi anılar paketi olurdu.Velakin her şeyin bi şeyi var tabii! hahahahahaha Belki de o zaman hep anda sakin şapşal sibel olamayabilirdim. Hep birlikte muhteşem olmaya organize etmiş bizi evrim hazretleri :))))

Yaşayan’lar

Az önce tam güneşin vurduğu yastığa kedi gibi kıvrılmış, onun ısısına kendimi bırakmıştım ki bana şöyle dedi: “Her biriniz bir “Yaşayan” siniz. Ölüleri rahat bırakın.” Ve bunu der demez bi bulutun ardına saklandı, sanırım bunu sizinle paylaşabilmem için bi fırsat verdi 🙂 Böylece artık ölülerle ilgili bişey düşünmeyip, okumayıp, burdan da paylaşmayacağımı ilan ediyorum. (Eğer unutursam-aradan kaçan bişey olursa lütfen beni ikaz edin  kardeşlerim). Tüm zamanlardaki ölülerimizi saygı selam ve en samimi minnetimle yolcu ediyor, bizlere kattıkları için şükranlarımı sunuyorum, hoşçakalın.
Böylece Yaşayan’lar, hepiniz hoşgeldiniz, artık zamanımı(kendimi) yalnızca sizlerle paylaşacağım. Sevgi ve selamlarım, en tatlı gıdıklarımı sunuyorum.

**

Çevremdeki insanlar herhalde bi kaç kez duymuştur, aynı nüfus cüzdanını kullanarak yedinci kez doğdum (sonuncusuna şahit oldunuz 20 Aralık 2011 di), belki öncekilerin bazıları için bu kadar spesifik tarih verebilemem (sanırım sonuncusu için de vermemeliydim-ilerde yaşım ortaya çıkar! hahahahahaha) ama yıllar aşağı yukarı bellidir. Çünkü öncekiyle tamamen ilgisiz bi kişilk (meslek, şehir, çevre, arkadaş,fikir,duygu vs. yani kişilik dediğimiz şeyleri oluşturan her ne varsa.) Fakat az önce salata yaparken bazı ortak yönlerimiz de olduğunu fark ettim. Örneğin ilk aklıma gelen, “Ben”dediğim bu kişilerin hepsi kendine çok güvenirdi, sonuncusu da güveniyor. Öyle ki neyine güveniyorsun diye sorduracak kadar. Ve ben’lerden birine bu soru geldiğinde, o diyordu ki “bilmiyorum. Görünürde mantıklı bi sebep yokmuş gibi, sesindeki titreşimi anlıyorum ve evet sana hak veriyorum fakat gel gör ki gerçekten kendime güveniyorum.” Gerçekten de sebepsiz bişey bu. Basitçe bildiğim bi durum.

**

Bu Durummu dünden beri, hissedip yaşamaya başlamıştım ki, mailime aşağıdaki not geldi. Doğrudan alıcılar olduğumuza artık hiç şüphe yok. Yazıdan alıntıyı kanıt olarak değil, benzer hislerimi yazmak için kullanacağım, zamantan tasarruf amacıyla yapıyorum:
“Bugün, Venüs’ün teşvik edici ve anlayışlı ruhu, Terazi Burcu’nda ki Satürn ile 120 derecelik trine açısı yapıyor. Sevginin ve aşkın olgun bir anla…yış içinde olduğu ve daha stabil bir anlayışla ilermeye başlar. Küçük ilerlemeler daha olumlu olabilir. Bazı küçük ortaklılar oluşturulabilir. Çevrenizdeki deneyimli kişilerden veya yaşça büyük olanlardan destek alınabilir. Belirli otorite sahibi kişiler size yön vermek isteyebilirler. Özellikle maddi konularda bazı destekler alabilirsiniz. Eski dostlarınız veya arkadaşlarınız ile ilişkilerinizi yenilemek için doğru zamandır. Eğer kırgınlıklar varsa bu dönemde giderebilirsiniz. Yeni sorumluluklar almak için de iyi bir dönem içindesiniz.
Bulunduğunuz koşullar ne olusa olsun, hayalleriniz dahilinde vizyonunuz bellidir. Ulaşmak için bu günlerde atacağınız adımlar önem kazanır. İlişkileriniz içinde yaratıcı düşünce, çabalar yerini bulacaktır. Eğer bir ortaklık durumunuz varsa biz olarak çalışmak çok daha kolay olabilir. Aldığınız sorumluluklar ve taahhütler konusunda ilerlemek mümkün olabilir.

Merkür’ün Pluto ile aynı hizaya doğru gelmesi ve bu birleşimin Oğlak Burcu’nda olması fikilerin çok daha yoğun olmasına yardımcı olacaktır. Odaklanmak kolaylaşır. Motivasyon çoğalır. Bireysel yetenekler “BİZ” kavramı içinde kullanılmaya başlar.http://astroanahtar.wordpress.com/2012/01/13/13-ocak-2012-venus-iki-gun-sonra-balik-burcuna-geciyor/

Bu arada biraz da baş ağrısı yaptı fakat kısa sürede geçip gideceğinden eminim.

**

Böyle gözlemledim

Reddettiğin kendinden büyük bölümünü gördüğün bir aynadan (insan-olgu) nefret edersin.
Kendinde olduğunu bilmediğin ancak olmasını arzu ettiğini gördüğün aynaya aşık olursun.
Bunların hafifletilmiş halleriyle zaten çevrelisin, her yanında onlar var.
Henüz hiç şüphelenmediğin yanlarını görebileceğin aynalarla karşılaşmadın!
Kendi bütünlüğüne vardığında ise ya aynada kendinle karşılaşamazsın (vampirler gibi) ya da her aynada kendini bütünüyle görürsün ve bu normaldir, gözün kamaşmaz (kamil insan). Güneşe gözlüksüz ve zamansız bakabilen olursun.

Böyle gözlemledim ve bağ kurdum frekanslar 🙂