Beat Zen, Kurumlaşmış Zen ve Zen

Kötü yönetimi içermeyen iyi yönetimi getirebileceklerini, yanlışı içermeyen doğruyu bulabileceklerini sananlar, evrenin temel ilkelerinden haberi olmayanlardır.
Chuang-Tzu

“İşte ruhun maddeden, bilincin bilinçdışından acımasızca kopartılıp bölündüğü bir kültürden, herşeyi bir bütünlük içinde gören, insana en derin noktasına kadar huzur veren, içini esenlikle dolduran bir dünya görüşüne…

Çağımızın en özgün, en kural dışı filozofu olarak ün yapan Alan Watts (1996-1973) “altmışlı”, “yetmişli” yıllarda gençlik akımlarının putlaştırıldığı bir öncüydü. Özellikle Zenn Budizm ve Taoculuk ve genellikle Hint ve Çin felsefelerinin bir yorumcusu olarak bilinen Watts, bir yandan da Doğu Kültürüyle Batının karşılaştırmasını yapıp yepyeni özgün sonuçlara varan bir filozoftu.Belkide ona bilge demek daha doğru olur…

Watts denemelerinde gözlerimizin önünde durup da şimdiye kadar gözardı ettiğimiz gerçeklere gözlerimizi açmaya çalışıyor ama bunu asık suratlı bir ciddiyetle değil de gülerek, kahkahalar atarak yapıyor. Bu kitapta bir araya getirilmiş altı deneme arasında okuyucu ünlü “Beat Zen. Kurumlaşmış Zen ve Zen” ve “Seks Yogası (Matihuna ve Taocu Sevişme) adlı denemeleri de bulacaktır. Kitap tanıtımından alıntıladığım bu kısa sunumdan sonra kendi alıntılarımı paylaşıyorum her zamanki gibi:

Bir başına varolan tek bir şey bile yok!
İyiliğe çok takılırsanız kötülüğün eli kulağına gider!
Ah bu amber ve gölgesi durumu… asa
Ne olduğum, ne olduğunuzla ilgili olarak tanımlanır.
Huna felsefesi de İLİŞKİ aracılığı ile anlar, anlatır ve şifaya aracılık yapar. Tıklayınız
Acilen her birimizin tüm evrenin kendisi olduğumuzu idrak etmemiz gerekiyor der Watts.
*

Devamını oku “Beat Zen, Kurumlaşmış Zen ve Zen” →

Duygusal Zeka

Duygusal zeka duyguları anlama, yönetme ve kullanmayla ilgili yetenekleri sınıflandırmaya yarayan tasnifleyici bir çerçevedir.

“Duygusal zeka” teriminin izi 40 yıl önceye dek sürebilse de, eseasen 1990’da  yayımlanan etkili bir makaleye ve Daniel Goleman’ın 1995 tarihli popüler kitabı Emtional Intelligence’a [Duygusal Zeka] dayandırılır. Özellikle işinde başarı kazanmak isteyenleri ilgilendiren muazzam bir sanayi yaratmıştır. Bir çok kitapta, bilişsel yetenek ya da akademik başarının genel yaşam başarısına katkısı %20 iken kalan %80 i EI ye atfedileceğine dair bir çok iddiada bulunulmuştur.

Duygusal zekayı oluşturan özelliklerin, etmenlerin, yeteneklerin ve becerilerin neler olduğu konusunda bir fikir birliğinden söz edilemez. Bu konuyla ilgili piyasadaki testlerin ve kitapların sayısı arttıkça, durum iyileşeceğine kötüleşmektedir. Kuramların çoğunda duygusal farkındalık ve düzenlemeden söz edilmektedir.

Belli başlı Duygusal Zeka modellerinin ortak yönleri

Ortak yönler  Kendini bu özelliklere sahip gören yüksek puanlılar…
 Uyumluluk Esnek ve yeni koşullara uymaya istekli
 İddiacılık  Açıksözlü, dürüst ve diğerlerinin hakkını koruyan
 Duygunun ifadesi  Duygularını diğer insanlara aktarma yeteneğine sahip
 Duygu yönetimi (diğerleri)  Diğerlerinin duygularını etkileme yeteneğine sahip
 Duygu algısı (kendi ve diğerleri)  Kendi duygularından ve karşındakinin duygularından emin
 Duygunun düzenlenmesi  Duygularını kontrol edebilme yeteneğine sahip
 Düşünmeden hareket etme (düşük)  Düşünceli ve hemen telaşa kapılmayan
 İlişki becerileri  Kişisel ilişkilerinin içini dordurma yeteneğine sahip
 Özgüven  Başarılı ve kendinden emin
 Kendini motive etme  Motive ve terslik çıktığında hemen pes etmeyen
 Sosyal yetenek  Mükemmel sosyal becerileri olan başarılı ağ kurucular
 Stres yönetimi  Baskıya dayanıklı ve stres yönetme yeteneğine sahip
 Empati özelliği  Başkasının gözünden bakma yeteneğine sahip
 Mutluluk özelliği  Neşeli ve yaşamından memnun
 İyimserlik özelliği  Kendine güvenli ve “bardağın dolu tarafını” görmeye eğilimli

EI sıklıkla duygusal zeka katsayısıyla (EQ) ölçülür. Kişinin kendi bildirimlerine dayalı ölçüm, EI nin esas olarak bir kişilik özelliği olduğu fikrini doğurur. Potansiyel maksimum performans ölçütü ise, EI yı bilişsel bir yetenek olarka gören fikirlere yol açar.

Üzerinde tartışılan daha temel bir konu, EI nin bilişsel yetenek testleriyle gerçekten ölçülüp ölçülemediğidir. Yani, duygusal düzenleme gibi EI kavramları, duygusal deneyimin özelliği nedeniyle, nesnel yetenek testleriyle güvenilir ve geçerli bir biçimde asla ölçülemez.

Gerçeklik zannımız YORUMLAMA sistemlerinden ibarettir!

Algılarımızın dünyasında mutlak şeyler olmadığı için, hiçbir şey başka bir şeyle ilişkisi dışında tanımlanıp deneyimlenemez.
Sözcüklerin anlamları koşullara bağlıdır.
Bireyselliğin kazanılması, çevreyle İLİŞKİ anlamına geldiğinin anlaşılmasıdır. Huna Bilgisinde; Bütün sınıflamalar; potansiyel olarak faydalı ancak keyfi bulunur.
Tüm ayrılıklar, sadece pratik değeri olan faydalı bir yanılsamadır.

İnançlar deneyimlerimizin temelidir ve 3 e ayrılır :

1-Varsayımlar: sorgulanmayan, şüphe duyulmayan inançlar
2-Tavırlar: kuşku içeren ama deneyimleri etkilemeye devam eden inanç durumu.
3-Manao: yeni bilgiler ışığında kolayca değişen inançlar.

İnançlarla kendi gerçeğimizi yaratırız. Tüm varlıklar gibi insanlar da günün 24 saati rüya görür ve bu rüya kişinin gerçekliği olarak onun çevresinde belirir. Bu gerçeklik 3 kategoride sınıflanır:
1- Öznel gerçeklik: (Pono’i) Neyin iyi kötü, ahlaklı olduğuna dair kişinin inançları.
0-6 yaş arasında hatta anne karnındaki zaman da dahil inançlarımızın %95”i oluşuyor ve bebeğe ana dili ile belletilir. İnançlarımız, kararlarımız ve seçimlerimiz sebebiyle içimizde kesinleşmiş olan iç rüyanın görünür hale gelmesi, kişinin öznel gerçekliğidir.
2- Nesnel gerçeklik: paylaşılmış gerçeklik. Madde ve olgular anlamına gelir.
Şeylerin tavır ve görüşlerden sözde bağımsızlığını anlatır.
Çevremizle ilişkimizin, görünüş ve yorumun; maddi dünyayla pratik ilişkisinin gerçeğidir.
3-Maoli: Titreşimden kaynaklanan inanç. Bu gerçeklik, Öznel olarak başlar ve sürekli zihinsel yansıtmayla nesnel gerçeklik olur. Gerçek bizden ayrı bir şey değildir.
Urban shaman
*
Gerçeklik zannımız YORUMLAMA sistemlerinden ibarettir!
YORUMLAMA SİSTEMİ nedir? Bu bir elektrik sinyali şifre kırıcısı mı?
O halde bu şifre kırıcıyı kim ve nasıl hazırlamış? Bu sistem beynimize ne zaman yüklenmiş?
YORUMLAMA SİSTEMİ değiştirilebilir mi? Değişirse ne olur?
Hepimiz kendi yorumlama sistemimizin kabulcüsüyüz.
Yorumlamayı bir çeşit çifre kırıcı gibi görürsek, dekodlamaların farklı olduğunu söyleyebiliriz.
Kabullenme her halikarda olacakır, önemli olan kabullenmenin ne işe yaradığının bilinciyle bu halin kabullenilmesi. Çünkü mutlak gerçeklik diyebileceğimiz enerjinin elektrik sinyallerini görmek hiç bi işe yaramaz, gerçeklik denilen şey yorumlama sistemine muhtaçtır.
Sıradan insani ilişki kurma çabaları genelde; “Benim yorumlama sistemim, senin yorumlama sistemini döver!” alt yazısı ile olur, tam da bu sebepten anlaşma ihtimali de tehlikeli ölçüde azalır. Bunun çaresi her zamanki gibi durumumuzu kabulden geçer.
Yorumlama sistemini kendi uğraşınla kırmak, bir bilgisayar olarak sana yüklü windows işletim programını değiştirmek gibi imkansıza yakındır. Senden başka bir sistemin buna yardımı gerekir. Fakat yalnızca varlık olmak için işletim sistemine tabi olduğunu bilmek bile zaten değiştirilmesinin yarısına denk bir değişimdir! Oldu da yorumlama sistemin bilinmedik şekilde değişti diyelim, onun işletim sistemi olduğunu ve seni çalıştıran şey olduğunu bilmiyorsan bu değişiklik de hiç olmamışa denk olur!

İlişki Sağaltımı

“En gerçek inançlarımız, en yakın ilişkilerimizde bize yansıtılırlar” der Braden
İlişkiler, kendimizi hayal edebileceğimiz her şekilde görmenin fırsatıdır.
Sıklıkla bu sayfalarda ele aldığımız urban şamanı da tek cümleyle ifade etmek gerekseydi ona “İlişki Sağaltıcı” denebilirdi.
Peki, hangi ilişkiler? Bunları; zihin ve beden arasındaki, insanlar arasındaki, insanlar ve durumlar arasındaki, insan ve doğa arasındaki ve madde ile mana (ruh) arasındaki ilişkiler şeklinde özetleyebiliriz.
Huna sağaltım bilgeliği; ilişkileri esas alır çünkü ilişki olmaksızın var olamayız.
Huna bilgeliğinde hayat(var olmak)=illüzyon mudur ?
Tüm paralel gerçeklikler, varoluşlar birer illüzyondur, değişik ölçülerde ayrılık temeline dayanırlar. Ayrılık ise bildiğimiz gibi faydalı bir amaç uğruna kurulan yanılsamadır.
İlişki konusu bana kuantum ölçeğinde bozonları anımsattı. Gerçekliğimizin atom altı varlıklarında bu etkiyi gözlemleyebilmiş yeni fizik. Der ki; .Fermiyonlar maddenin yapı taşı olarak bilinirken, bozonlar etkileşimin yapı taşı (kuvvet taşıyıcı) veya radyasyonu meydana getiren olarak bilinirler. Bozonların alanı, kanonik değişim ilişkisine uyan alandır.

İyileşmeler “ilişki” temeline dayanır

Tüm iyileşmeler “ilişki” temeline dayanır. Yani dalga fonksiyonumuzu daha sık ve belki daha bilinçli kullanalım.
İnsanlar olarak tıpkı atom altı varlıklar gibi iki öğenin birleşiminden oluşuyoruz: Dalga ve parçacık, ya da bireysellik ve ilişki. İyileşme ve daha da geniş ifadesi ile dönüşen bilinç zinciri bu iki yönümüzün dengeli ve bilinçli kullanımını gerektiriyor.
Dana Zohar şöyle diyor:” Ben, kendi alt-benliklerimle (geçmişim ve geleceğim) olan ilişkilerimden, başkalarıyla olan ilişkilerimden ve en geniş anlamda tüm dünyayla olan ilişkilerimden oluşurum.
Ben, ben-im, kendime özgüyüm. Çünkü ben tamamıyla ilişkilerimin özgün bir deseniyim ve kendimi bu ilişkilerden ayıramam.
Laniakea tüm internet kitapçılarında ve D&r’larda satışa sunuldu.