Gizemli Dünyaların Kapılarını Aralayın!

YENİ’den DOĞANLARA

PUZZLE’IN PARÇALARINI ÇÖZMEYE HAZIR MISINIZ?

Gizemli Dünyaların Kapılarını Aralayın!

Sibel Atasoy  yeni kitabı ‘Yeni’den Doğanlara’ ile ‘bilinmeyenin kodlarını okuyucuları için tekrar kelimelere döküyor. ‘Kadınsı Şüpheler’, ‘İyi Enerjiler Dükkanı’, ‘Düğümlerle Bağlıyız’, ‘Gömüt’ gibi 12 öyküden oluşan kitap, sade anlatımıyla yaz aylarında keyifle okuyacağınız bir kitap niteliğini taşıyor.

Yazar, Rüya Görüşmecisi, Birleşik Alan Kullanımı Uygulamacısı Atasoy, bu kitapla yaşamımızdaki sıradan olayların içerisinde görünmeyeni keşfetmemiz için, kimi zaman fantastik kimi zaman heyecanlı bir polisiye kurgu tadında bir yolculuğa çıkarıyor.

“Sık sık dile getirdiğim gibi evreler çok önemli. Kişisel evrelerimizin yanı sıra Dünya’nın da gezegen olarak evreleri var. Doğru ve yanlışın ötesine, fark etmez bölgesine geçildiğinde bu evreleri görebilme şansımız da oluyor.

Sembol lisanı, insanlık bilincini nesilden nesle aktaran en önemli unsur. Öykü, masal ve şiir, tıpkı rüyaların dili gibi sembollerle bezeli.  Sanıyorum ki okurlarımın bilinçaltları, bu kitaptaki istasyonları kendi benzersiz girişim desenlerine uygun bir biçimle değerlendirecektir.

Romanlarımda olduğu gibi öykülerimde de yazarken hedeflemediğim birçok unsurun aralıklardan içeri sızdığına şahit oluyorum, bunlar çoğu kez dikkatli okurlarımca yakalanıp bana bildirilir, gerçekten şaşırtıcıdır. Bu tür olayların çokluğu bana kesin olarak gösterdi ki, çok katmanlı gizemli bir varoluşta yaşayan muhteşem varlıklarız.”

Yeni’den Doğanlara: Aylin’in içinde gençliğinden beri şifacı olacağına dair süregelen bir his vardı. Arkadaşı A, ona aura görücü Madam Mari’yi bulmasını söylemişti. Onüç haftalık bu serüven boyunca Aylin’in günbegün geçirdiği değişimlere ve şaşkınlık dolu olaylara tanıklık ediyoruz.
“Derste bir ara konu denk geldiği için, hayatımdaki küçük bir pişmanlıktan bahsettim. Mari yeşil gözlerini bana dikerek şöyle dedi: “Peki bunun kimseye yararı oluyor mu?” Bir an şaşkınlık geçirdim fakat hemen sonrasında âdeta bir balyozla kafamın kırıldığını ve içeriye aydınlık doğduğunu gördüm. Evet tabi ya! Bu hüznün ya da pişmanlığın kimseye bi yararı olduğu yoktu, resmen komikti!” (‘On üç hafta’ öyküsünden)

###

“İzlemek kelimesinin hayatımızda en önemli üç beş kavramdan biri olduğunu düşünürüm. Bu kelimeyi bir çeşit avcılık terimi gibi kullanıyorum, yani bir avcının avınının izini sürmesi gibi insanın da kendisini, çevresini ve olan bitenin ilişkisinin izini mümkün olduğunca bir avcı sadeliği ve tarafsızlığı ile sürerek bağlantıları keşfetmesi olarak açıklayabilirim”  Sibel Atasoy

*Sibel Atasoy’un eserleri ve yorumları Aktüel, Tempo, Hürriyet, Radikal Kitap, Sabah, Cumhuriyet Kitap, Yeni Şafak, Açık radyo ve TV8 gibi birçok basın yayın organlarında ve tv kanallarında yayınlanmıştır.

İletişim İçin:

Zeynep H.Tolun

[email protected]/0539 9228232

Yayınevi: Cinius-İstanbul 2012


Yeni’den Doğanlara

sonsuz.us/blog

Sihirli sözcük; EYLEM

“Eylem de sihirli bir sözcük! Kendi celladını doğurduğu, besleyip büyüttüğü ve bundan hiç vazgeçmediği için sihirli bence. Biz insanlar bilmek isteriz. Eylem bize bilgi sunar. Bilgi yerleştiği yerde kök salar, insan vasıtasıyla insandan insana kol atar, zamanı yaratır, adeta o sevilmeyen ayrık otu gibi heryeri kaplar, öyle ki kendi yaratıcısı eyleme yer bırakmamaya başlar. Biz her şeyi bildiğimizi sanırken ölmeye başlarız. Tıpıkı nefes gibi! Oksijensiz ölürüz fakat zaten oksijen de bizi yavaş yavaş yakarak öldürür.”
YENİ’den Doğanlara – Dağ Bağlantısı

  • Hanife Altuntas sık kullandığımız, ezber ezber konuştuğumuz kelimelerin anlamları üzerine yazılmış, düşünülmüş her şey artık fazlasıyla dikkatimi çekiyor. anlama gerektiği kadar dalınıp bi bakış atıldığında, algımında farklılaştığını hissediyorum.ve çok önemli buluyorum bunu. bu alıntıyı belki de bu nedenle burada paylaşma isteği duymuş olabilirim:)

    Sibel Atasoy Evet, zamanın da etkisi arttı ve bu söylediklerinii deneyimleyebilmek için önceden gerçekten canımızı dişimize takarak yaptığımız disiplinli çalışmalar, evren nezdindeki niyetimizi sarsılmaz kıldı. Allaha şükürler olsun ki bu günleri görebildik.

    Hanife Altuntas evet, evet, evet:)

Masallar, mitler aynen rüyalar

Masallar, mitler aynen rüyalar gibi çok ihmal edildi. Batının 300 yıllık mantık ve analitik rüzgarı bizlere de sert bi rüzgar gibi çarptı. Para kazanmadığın bi faaliyet faydasız bulunuyordu yıllardır. Bundan sonra ne olur bilmem.

Turan Erdal Maslowun ihtiyaclar pramidine gore karın doyurmak ilk basamaklardan biri. Karın doyurma korkusu olmayanlar “felsefe” yapabilirler.

Sibel Atasoy Masallar mitler ve rüyaların (MMR) felsefe yapmak denilebilecek özelliği onların yarar sıralamasında çok arkalarda gelir. MMR’nin ilksel faydası; mümkün olduğunca acısız karın doyurmak ve yaşamayı öğretmektir zaten.

Turan Erdal Hani bazıları derler ya, insanoglu aya gitmeyi becerdi ama birbirleri ile gecinmeyi beceremedi. Keşke birbirimizle gecinmenin bir yolu olsaydı…
Sibel Atasoy Var. bu soruyu yalnızken ve tercihen gece kendine yüksek sesle sor lütfen. Cevabı kafanın içinde gayet net bir sesle duyacaksın. Benim merak ettiğim, bakalım o yolu tercih edebilecek misin?
  • Turan Erdal Ben henuz ogreniyorum Sibel. O yol galiba cok tehlikeli bir yol…

    Sibel Atasoy Kim diyor?

    Turan Erdal Tercih edebileceğini sormussun da ondan öyle dedim. İyi bir yol neden tercih edilmesin ki?

    Hanife Altuntas az önce sabah şekerlemesinden kalktım..rüyada uyanmak, sonra uçmayı isteyip yükselmek, o uçuşu ve rüyayı yönlendirmek olağanüstü bişi..:)

    Sibel Atasoy Turan, sen daha baştan ona tehlikeli deyip yolunu kestin bile. Söylediğim uygulamayı denemeye bile kalkmayacaksın sanırım :
“Öykü anlatmak, yalnızca algı sınırlarını genişletmek için öncü koşucu göndermek değil aynı zamanda, kusursuzluğa, erke ve tine bir geçit, bir kapı açmak demektir. Calixto Muni’ninki gibi bir öyküyü alıp sonunu değiştiren bir büyücü bunu tinin doğrultusunda ve onun desteği altında yapar. Çünkü o, niyet ile olan eşsiz bağını kullanarak gerçekten bir şeyleri değiştirebilir. Öykü anlatıcı büyücü şapkasını çıkarıp yere koyar ve onu saat yönünün tersi doğrultusunda üç yüz altmış derece döndürerek buna niyet ettiğini ima eder. Tinin desteği altında, bu basit eylem onu tinin kendisine daldırır. Böylelikle düşüncesinin kavranamaza doğru bir perende atmasına izin vermiş olur. Öyküyü anlatan büyücü içinde kuşkunun zerresi olmadan bilir ki, orada sonsuzlukta, tam şu anda, tin inmektedir.” (Sessizliğin Erki)

Aranızda öykü severler vardır hatta anlatmış olanlar da vardır, siz hiç burada söylenildiği gibi bi öykünün yönünü değiştirdiniz mi?

  • Turan Erdal Oykunun yonunu degistırmekle ne elde ediyoruz?

    Sibel Atasoy unusözcüklere dökünce sihrinden kaybedeceğini düşünüyorum. Eminim senin içine bişeyler doğmuştur ve o şimdilik sana ulaşabilendir muhtemelen.

    Turan Erdal Soylediklerinden anladogım kadarıylan oyluler hem anlatanı kendi sihri icine buruyor hem de dinleyeni…

    Sibel Atasoy ve üçüncüsü dünyayı bile eğip büküyor!

    Turan Erdal Anlatmanın dunyayı nasıl degistirdigini anlatırmısın?

    Sibel Atasoy Bu soruyu sormanın sebebi muhtemelen bir tane dünya, 7 milyar da insan var kabulünden kaynaklanıyor 🙂

    Turan Erdal Bence iki turlu dunya var. Birincisi fiziksel, digeri ise psikolojik.

    Hanife Altuntas ‎”öykü anastmak yalnızca algı sınırlarını genişletmek için öncü koşucu göndermek değil aynı zamanda kusursuzluğa, erke ve tine bir geçit, bir kapı açmak demekmiş.”

    Hanife Altuntas süper.. ben kişisel öykülerimizin yönünü de böyle değiştirebildiğimize inanıyorum.

    Sibel Atasoy İşte iki dünya 7 milyar insan kabulüyle yola çıkılırsa, üçüncü etkiyi yani öykü anlatıcının dünyayı değiştireceğini anlamakta güçlük çekersin.

    Hürriyet Kalalı Muhteşem…
  • Turan Erdal İstedigimizi olma luksune sahip miyiz?
  • Sibel Atasoy onu lüks diye tanımladığımız sürece cevabım hayır 🙂
  • Turan Erdal Ya digerlerinin bizi yargılamalarını ne yapacagız?
  • Sibel Atasoy o yargılar büyük ölçüde, diğerleri üzerinden kendine yolladığın öz be öz kendi yargılarındır 🙂
  • A.O. :
    Alien serisinin en değerlisi ve onu kültleştiren Alien 1′ i çeken Ridley Scott Alien öyküsünü başlangıcını çekiyor. 30 küsür yıl sonra film “Prometeus” ismiyle 1 haziranda sinemalarda gösterime girecek. Serinin çok fena bir hayranı olarak, Senaristin Bu güçlü simgeyle alien’ı nasıl harmanladığını delicesine merak ediyorum. Lafı şuraya getireceğim, bazende öyküler sondan başlıyor…Murathan Mungan’ın cenk hikayeleri elimde bu ara, Şahmeran öyküsünü cemşap’ın büyüyüş hikayesi üzerinden okadar güzel ele almış ki çok sevdim. Öykünün sonunda bir değişiklik yok…Birde meddahlar geliyor aklıma, onların da sihri şu, bir hikayeyi onbin farklı durum için uyarlıyarlıyabiliyorlar söz ettiğin büyücüler gibi…Benim bazen kendimi iyi, zihnimi duru hissettiğimde, meddahlık damarım tutar. kendi minik hayatımdaki minik öykülerin manasını, temasını, zedelemeden, ki kendiliğinden uyumlanır meseleye ben bile şaşarım buna çoğu zaman…Bazen başı değişir bazen sonu..
  • Sibel Atasoy Yapabildiğine hiç şaşmadım, sen de bi öykü anlatıcısısın

Tepkiler

Dün yine (son bi kaç aydan beridir bikaç kez başıma geldi ve hayatımda örneği neredeyse yoktu) ani kızgınlık, feveran etme hadisesi yaşadım. Daha öncekiler gibi çok kısa süreliydi. Neredeyse hiç bundan etkilenmeden aynı kişiyle ve aynı konuda sanki o tepkiyi hiç vermemişim gibi normal tonda söyleşimi sürdürdüm. Bu bana çok garip geliyor. Ayrıca bu “parlamalarımı”, üst üste gözden geçirdiğimde konunun “kabul görmeme” olduğunu anlıyorum. Bu  konuda hiç bir tahammülüm kalmamış. Farklı fikirlerde olabiliriz (ki olalım lütfen) ama İletişim kuracaksak beni kendinle eş düzeyde tutacaksın! Lamı cimi yok arkadaş. 🙂

**

Hem-hem leri isteyen annelerimiz. Hem kendi sahip olamadıklarına sahip olalım hem de bunu aynen kendileri gibi olarak başaralım isterler. Meşhur ortalamaya çekilme mekanizmasını işleten anneler olmalı! Yani sizi sınırsızca ileriye doğru fırlatırken aynı anda kendine doğru çekerler. Ne de sarsılmaz bir azimleri vardır onların, çocukları söz konusu olduğunda. Şaşırtıcıdır, hatta korkutucudur bile. 2006 günlükten

**

Bu arada her şey bi hikaye her şey bir rüyadır. Hiç bi bilinen şey bundan muaf değil. Yani Bilimsel buluşla filozofik çıkarım ya da bilim kurgu romanla sultan Süleyman, ya da sizin veya benim ya da bakkal Osmanın hayat öyküsü fark etmaz bunların topuna birden hikaye ya da rüya diiyebilirsiniz 🙂 Ki bunların hepsi kıymetlidir, birbirine öncelikli değil. Her insan çabası ve kararlılığı oranında kendi hikayesinden ve diğer hikayelerden yararlanabilir. Yararlanmak da şart değil fakat evrim çevire döndüre eviriyor sanırım 🙂

**

Her Şekilde kendini ifade atölyesi

Sibel Atasoy ile ‘Yazarak Kendini İfade Atölyesi’ 02 Şubat Perşembe gününden itibaren her Perşembe 19:30-21:30 arası Tuva Sanat’ta…

Bilgi için: http://tuvasanat.com/index.php/program-takvimi/yazarak-kendini-ifade-atolyesi/

İşler ciddileşti Galiba 🙂