insan yönetim

insanları yönetmek istiyorsanız onları meraklarına esir bırakacaksınız.

insanların hislerini kullanmayı bileceksiniz.Hisler insanlara yol aldırır ancak insanı zayıf duruma düşürende onlardır.Aslında bu bilinç hepimizde refleks olarak mevcuttur.Bunun içindir ki genelde hep duygusallığa oynama eylemi mevcuttur.Ancak bu genel bir eylem olduğunda ifşa olmuştur.Bunun için başka hissiyatları ele almak gerekir.

Bir insanla ,yüz yüze konuştuğun ,onun hakkındaki bir şeyi çok kısa bir süre geçse bile bilmiyormuş gibi davran.Bu onu etki altına almana yardımcı olacaktır.Çünkü bu onu şoka sokar,sinirlendirir ve bu durumda insanlar aciz olur.

insanların çok önemsediği şeylere sıradanmışcasına davranacaksın.Böylelikle onlara güven kaybı yaşatırsın.Güvenini yitiren insan yönetilmeye mahkum olur

Şeytan Ayetleri

“Şeytan Ayetleri” diye ünlenen sözlerin önce Kuran’a ayet olarak sokulduğu, bu sözlerde “Lat, Uzza, Menat” adlı tanrıçalar övüldüğü için putataparların, peygamber ve inanırlarıyla birlikte secde ettikleri, bir olay olarak kaynaklarda yer alır. Konu, bilim namusu içinde ve soğuk kanlı olarak tartışılmalıdır. Telaşa, heyecana gerek yok. Ortada bir olgu, bir gerçek varsa -ki vardır-, “hayır yok böyle bir şey” demekle yok olmaz.

Kimi polemikçiler, Humeyni’nin cinayete azmettirici fetvası doğrultusunda tutumlar sergilediler. Ve saldırı üstüne saldırıda bulundular.

Şimdi, olayın gerçekliğini dile getiren kanıtları görelim:

1-“Şeytan Ayetleri” olayına değindiği , bu olayı dile getirdiği savunulan ayetler:

a) Hacc suresinin 52. ayeti ve izleyen ayetler.

  1. ayette, her peygamberin okuduğu şeye, şeytanın bir şeyler kattığı ama tanrının, şeytanın kattığını hükümsüz bıraktığı ve kendi ayetlerini geçerli -sağlam kıldığı, anlatılır. Görüldüğü gibi anlatım, Şeytan Ayetleri diye bilinen ayetlerin, Kuran’a sokulup sonra çıkarıldığı, sokanın şeytan, çıkaranın da Cebrail aracılığı ile tanrı olduğu yolundaki ifadelere uygundur. Zaten tefsirler de bunu için bu ayetleri, olayın yansıtıcısı olarak görürler. 52.ayetten sonraki ayetlerde de aynı olaya uygun anlatımlar bulurlar.

b)İsra suresinin 73. ve 75. ayetleri:

Kambriyen Dönemi ve Evrim

Evrimleşen Tek Şey Bilimdir.

      Dünyada Görülen İlk Çok Hücreli Canlılar
                  =Kambriyen Dönemi Canlıları=

  Dünyanın çeşitli katmanlarında bakterilerden bitkilere, bitkilerden böceklere, böceklerden kuşlara, kuşlardan evrimleşmiş en mükemmel canlı zannedilen insanlara kadar pek çok canlı türünün fosilleri mevcuttur. 
  Katmanlar halinde bulunan fosiller canlılık tarihini ve gelişimini şüphe bırakmayacak bir netlikle sergiler. Bu nedenle gerek tersinim gerekse evrim teorisi yönünden çok önemlidir.
  Dünyamızda ilk bakterilerin ortaya çıktığı üç buçuk milyar yıldan beş yüz elli milyona kadar, yaklaşık üç milyar yıllık bölümde bakteriler, algler ve kimi omurgasızlar dışındaki canlıların izlerine rastlanmaz.
   Günümüzden yaklaşık beş yüz elli <strong>(kimi kaynaklarda beş yüz kırk beş)</strong> milyon önce canlıların mükemmel yapılarıyla birden ortaya çıktıkları görülür. Bu olaya kambriyen patlaması denilir. 
  İlk canlılığın görüldüğü bu döneme kadar canlılık sadece mikroorganizmalar halinde olmasına, tek hücreli canlılardan çok hücreli canlılara geçişle ilgili evrimsel bulgular bulunmamasına rağmen bu dönemde canlılar birden ve mükemmel yapılarıyla ortaya çıkarlar. Bu canlılar hem çok, hem de çeşitlidir. Yapısal olarak çok büyük farklılıklar gösterirler. Evrim teorisine göre aynı atadan kısa denebilecek bir süreç içinde <strong>(takriben elli milyon yıl)</strong> evrimleşmesi gereken bu canlılar arasında yapısal olarak öylesine büyük ve keskin farklılıklar vardır ki aralarında evrimsel yönden her hangi bir bağ kurulamamaktadır. Kurulması da mümkün görülmemektedir.
  Fosil kayıtlarında bu canlıların evrim teorisinin can damarlarından biri olan ara format atalarının olduğu konusunda herhangi bir işarete de rastlanılmaz.
  Günümüzde de gözlemlenen Dünyanın her yanına yayılmış olan hayvan filumları <strong>(takımları)</strong> erken Kambriyen Devir'de zaten vardırlar ve yine bugün olduğu gibi birbirlerinden yapısal olarak çok farklıdırlar. Hiç bir filum bir diğerine benzemez. 
  Kambriyen dönemi katmanlarında bulunan fosiller, <strong>deniz tarakları, salyangozlar, trilobitler, süngerler, brachiopodlar, solucanlar, denizanaları, deniz kirpileri, deniz hıyarları, yüzücü kabuklular, deniz zambakları ve diğer kompleks omurgasızlara</strong> aittir ve hemen hemen aynı dönemlerde mükemmel yapılarıyla aniden çıkarlar.
 Yapısal olarak aralarında büyük ve derin uçurumlar olan bu canlıların aynı dönemlerde mükemmel yapılarıya ve aniden <strong>(herhangi bir ara format ya da ata canlılar olmadan)</strong> ortaya çıkmaları evrim teorisi için bir yıkım nedenidir.
 Bu tabakadaki canlıların çoğunda da, göz gibi son derece gelişmiş organlar ya da solungaç sistemi, kan dolaşımı gibi yüksek organizasyona sahip organizmalarda görülen sistemler bulunur. Fosil kayıtlarında bu canlıların atalarının olduğuna dair herhangi bir işarete rastlanılmaz.
  Fransız paleontolog <strong>Armand de Ricqlés Big Bang” Zoologique au Cambrien?</strong> İsimli eserinde hâdiseyi, yavaş ve tedricî bir çeşitlenme değil, gerçek bir zoolojik big bang olarak tarif etmektedir.
    Armand de Ricqlés adı geçen eserinde şunları yazıyor:
<strong> -Kambriyen’in başlangıcında, bugün bildiğimiz bütün büyük hayvan grupları ortaya çıktı. Fakat daha sonra bazı gruplar yok oldu. Kambriyen tortulları olmasaydı, Kambriyen Patlaması denilen, ilk kompleks ve orijinal vücut plânlarına sahip büyük hayvan gruplarının ani bir şekilde yaratılmış olduğu gerçeğinden kimsenin haberi olmayacaktı. 

Kambriyen’in başlangıcında, jeolojik ölçekte çok hızlı (20 milyon yıl zarfında) bir ortaya çıkıştı bu. Fakat Kambriyen’in sonlarına doğru, yeni filumların yaratılma oranı giderek azaldı ve nihayet üst kambriyende sıfıra düştü.
Ordovisiyen döneminden (420 milyon yıl öncesi) sonra ortaya çıkmış başka hiçbir büyük hayvan grubu belgelenmemiştir.

Beyaz Türkler Kimdir?

Son zamanlarda bir çok yerde görüyorum. Beyaz Türklerle ilgili bir çok yazı, makale, ima vesaire. Ama bu kavramın tam olarak neye karşılık geldiğini, kimi kastettiğini tam anlayamadım. Her yazar farklı birilerini kastetmiş. Kimisi bu kesimden övgüyle bahsederken kimisi yergiyle bahsetmiş. Benim de haliyle merakımı çekti.

Sizin bu konuda ki görüşleriniz nelerdir? Beyaz Türkler kimdir? Nedir? Kimlere denir?

tanrı inancı nasıl oluşuyor, nasıl bu kadar emin olunuyor?

Hep gördük, hep yazdık, hep tartıştık. Tanrı yoktur. Hayır vardır. Ama nasıl olur? Niye olmasın? Bence olmaz. Sen daha bu yolda devam et. Sana mı soracağım? Sorma canım, ama o gün geldiğindeee… diye:)

Ama ben diyorum ki olumsuzu olumlamak dışında damardan girelim bu sefer. Beni aydınlatın lütfen.

Tanrıya inanan arkadaşlarımız bunu nasıl başardılar? Ne tür verileri birleştirerek bu sonuca vardılar? Tartışmayalım, sadece not düşelim, ben çok meraktayım, duymak istiyorum, umarım lütfedersiniz.

Hangi tanrı, hangi peygamber, hangi kitap, böyle detayları önemsemiyorum. Ama gerçekten merak ediyorum. Nasıl ?Bir insanı tanrı inancına götüren şey nasıl bir şey? Tanrıdan sadece bir olasılık olarak bahsetmiyorum. Bir insanı mutlak bir biçimde tanrı inancına götüren, kesinlikle götüren, hiç şüphesiz, gram tereddütsüz götüren faktörler, deliller nelerdir?

Hep sorulur, nasıl ateist oldunuz diye, o sorunun tersi işte, peki ya siz nasıl teist oldunuz?

Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? Ne oldu, nasıl oldu da böyle oldu? Lütfen paylaşın bizimle, şimdiden çok teşekkür ederim.