Bedenlerimiz ve Enerji Merkezleri

Hawai şifacılığında, bedende 8 merkez ve 4 köşe bulunur. Bunları çakraların değişik versiyonu olarak düşünebiliriz.

8 Merkez

1- Taç
2- Göğüs
3- Göbek
4- Kasık kemiği
5-6 Avuç içleri
7-8 Ayak tabanları

4 Köşe

1.2 Omuzlar
3-4 Kalçalar

Bunlara ek olarak 2 tane de, 7. omur yani ensenin altındaki çıkıntı ile kuyruk sokumu kemiğinde enerji kaynağı var.
Toplamda 14 tane bölge oluyor, bunların hepsi birer güç merkezi yani enerji kaynağı (çakra)
Hint felsefesinde 7 ana çakra olarak biliriz ama çok daha fazla sayıda başka güç merkezleri de vardır.
Hawai şamanlığındaki bu 14 merkez de ana güç merkezleridir.

Sihirli Dokunuş, KAHİ denilen bir şifa sistemi var. Bu sisteme Hawaii bilgisinde Lomi lomi adı veriliyor. (bu sistem bir masaj olarak şu an Hawaii turizminde kullanılıyor). Bu bir beden çalışması.
Sergei hoca , Kahi’nin, şu ana kadar kullandığı pek çok yöntem arasında en sık uygulanan ve en kolay sistem olduğunu söyler.
KAHİ’nin Hawaiice karşılığı BİRLİK anlamına gelmektedir.
(Bütün güzellikler birlikten, bütün hastalıklar ayrılıktan geliyor, lisanlarının yapılanması bunun üzerine kurulmuş ve lisanın ilk çıktığı zamanki sihrini en azından bizim lisanlara göre çok daha iyi koruyor)
Lomi lomi de denilen bu teknikte, çok hafif bir el dokunuşu veya parmak baskısı ile yapılıyor.

#urbanshaman

*

Devamını oku “Bedenlerimiz ve Enerji Merkezleri” →

Legion ve diğerleri

Legion, bu yılın en ilginçlerinden biri fakat izlemek için sağlam olmak lazım, psikolojik anlamda sarsıcı ve yorucu. Pek çok bilgiyi bir araya getirmişler, gerçi yapım olarak bana biraz ucuz geldi ama kurgu az rastlanır ilginçlikte. Bu arada Laniakea’nın bir sahnesini hatta bikaç sahnesini ödünç almışlar gibi. İkinci bölümde CC’nin özetleme disiplinini işliyor.

Dördüncü ve özellikle beşinci bölümde bütünüyle, bizim urban shaman konseptinde işlediğimiz Garden Tiki kavramını görselleştiriyor.

*

Aramızda Casus Var –Burn After Reading

Bu filmi herhalde 2008 de izlemiş ve beğenmiştim fakat bikaç gün önce kuzenin ısrarı ile yeniden seyredince harika bir yapım olduğuna karar verdim hatta keşke bu senaryoyu ben yazabilseydim diye imrendim.

Film, Alkolik olduğu gerekçesiyle CIA’deki işinden kovulan analist ajan Ozzie Cox’un büyük hayal kırıklığı ile giriştiği anılarını yazmasıyla tam bir kara komediye dönüşmesini anlatıyor. Yönetmen bize, kişiler olarak, saygın olması gereken kurumlar olarak çok yüzlü yaşamlarımızı, kendini yüceltme eylemlerini ve tüm bunların çerçevesinde kapitalist rüyanın sistem eleştirisini hem çok sert hem de çok yumuşak diyebileceğim -isim koymakta zorlanıyorum- bir biçimde anlatıyor.

Oyuncu kadrosu da bir alem! Çok zengin çok: Brad Pitt ,  George Clooney ,  John Malkovich ,  Tilda Swinton ,  J.K. Simmons

Israrla öneririm.

*

Devamını oku “Legion ve diğerleri” →

ŞEKİL DEĞİŞTİRME-Kulike

Şekil değiştirme insanlığın yapabildiği tuhaf ve doğal şeylerden biridir. Bu tüm insan deneyimin bir kabiliyeti olup kesin bir gelişmeyi işaret eder. Hawaiicedeki karşılığı KULİKE’dir ve Anlamı ise KU gibi olmaktır. Bu kabiliyetin en küçük faydası, taklit kabiliyetini geliştirmektir. Bir çok hayvan da kolayca şekil değiştirebilmektedir. Balık kaya gibi, şempanzeler insan gibi hareket ederler. İnsanlar da hayvanlar gibi hareket edebilmektedirler. Örneğin hiçbir araç ya da kostüm kullanmadan bir gergedana dönüşebilen Zero Mostel’i duymuşsunuzdur. Hayvanlara dönüşebilen insanların hikayelerini anlatan bir çok film de var .

İnsanların taklidi denemedikleri herhangi bir şey-bir yer neredeyse yoktur. Bilinçsizce niyetli olarak başka bir şeyin yerinde olmak isteriz ve buna çabalarız. Bu işlemin bilinçli olarak yapılması bir şamanik yaratımdır. Adı da ROL YAPMAK tır. Tüm tiyatro vb sanatların yöntemi, şamanların bu benzer yönteminden gelmektedir. CC öğretisinde gerek erk toplamak gerekse iz sürücülük konularında uzun uzun anlatılan bir yöntemdir. Bu sadece bir role bürünmek değil büyücülük etkisi anlamında kullanılır. Amerika, Afrika şamanları arasında bu ritulellerin çok çarpıcı olarak sergilendiğini izlemiş olanlarınız vardır. Modern dünyada bu fikir biraz alay ve şüpheyle karşılanmış olabilir. Eğer birinci farkındalık düzeyindeyseniz dolayısıyla dış dünyanın sizden bağımsız olduğuna , her şeyin ayrı enerjinin sizden bağımsız hareket ettiğine inanıyorsanız böyle de düşünmeniz doğaldır. (alaycı ) fakat eğer 7 prensibi özümsemiş bir şamansanız, zaten her şeyin bağlantınız, enerjinizin seviyelerine bağlı olarak mümkün olduğunu bilirsiniz. Bu sebeple bu bölümde bağlantı seviyemizi yükseltmek için gerekli açıklama ve çalışmaları yapacağız.

Bu kadim uygulama insanları her zaman büyülemiştir. Elbette ki tanrıların zaten şekil değiştirmekte olduğu kabul edilir. Örneğin Zeus, Evropa’ya kur yaparken boğa olmuştur. Odin, ilhamın özünü kazanmak için bir yılan ve kartal olmuştur. Modern literatürümüz ister lanet isterse kutsama olsun bu gücü insana vermiştir. Kont Drakula vampire, Dr Jakle Mr. Hide’a dönmüştür, şekil değiştirmiştir. Bu şekil değiştirme durumu, bizlere fantastik öğeler içinde normal olarak sunulmuştur. Bu sebeple bize yabancı gelmiyor, belki bunu yapan birini görmedik ama yapılabilir bişey gibi gelmesine aşinayız. Mitler, bunu işleyen filmler çok değerli, önemli. Fringe dizisinde shapeshifterlar yani görünümünü ya da şeklini değiştirebilen varlıklar vardı. Onlar bunu teknolojik olarak yapıyorlardı.

Şamanların da bu gücü paylaştığı kabul edilir. Onların hayvanlara, kayalara, ağaç köklerine dönüşerek sorunları şifalandırdığını anlatan sayısız masal ve yapıt vardır. Hiç şüphesiz ki bu öykülerin çoğu AO’dan (görünen dış dünya, tonal) ziyade PO’da (içsel rüya, nagual) geçmektedir ama bu mutlak gereklilik değildir. Eğer her şey kendi enerji kalıbından yayınlanıyorsa, size uygun gelen her şeyin görünüşünü ve kalitesini alıp takınabilirsiniz. Eğer masallardaki öğelere bu gözle bakabilirseniz, konsantrasyonunuzun seviyesini arttıracaktır ve bir çok şey bu gözle daha farklı görünür. Şu sözü hatırlatalım: yeterince uçuruma bakarsanız, o da size bakacaktır. Yani Niyet çok önemli.

Şekil değiştirme şifa alanında dört çeşit şekilde kullanılmaktadır.

devamı için tıklıyanız

Her Şey Rüya Görür

Sadece geceleri değil, 24 saat içsel rüya görmekteyiz. Bunu gerçek anlamda kavrayabilsek, muhtemelen problemler problem olmaktan çıkacaktır, ona göre algılamaya çalışalım bu cümleyi.

Belki inanması zor ancak rüya tüm zamanlarda var ve biz zaman zaman onları dinleriz, onlara ayarlanırız. Bu uyum, biz yetişkin ve çocukları şiirler, romanlar, hayali gezintiler için cesaretlendirir.

Pasif rüyacılar onları akışına bırakır ve rüyalarla birlikte akarlar.

Aktif rüyacılar ise yaratıcı fantezilerle bir bedel olmaksızın hayalperestliğe geçerler. Bu olaylar hep Kahiki’de (orta dünya) geçer ve 7 prensibin mantığı ile çalışırlar.

Gündüz düşleri , ikinci dikkat seyahatlerinin bir çeşidinden bahsediliyor. Şimdiye kadar yazılmış hikayeler, romanlar,şiirler vb gündüz düşlerinin sonuçları olarak ortaya çıkmıştır.

Pasif rüyacılar , rüyalarını birine anlatmak, paylaşmak , bundan bişey çıkartmak kaygısı duymadan rüyalarla akarak yaşarlar. Bunları bir formata dökenler mesela bu gündüz düşlerini şiir , roman yapanlar aktif rüyacıdırlar.

Gündüz düşü, bir hayale dalıp gitmektir diye tanımlayabilriiz. Mevcut ortamını fikrini ve duygusunu kaybetmeden ( ki kaybedenler de olabilir), hayali belirlemeye çalışmadan içine dalınır. O dalınan yerden yani o sıradaki seyahatten bir takım şeyleri hatırlayıp geri getirilebilinir ya da hiç bişey hatırlanmayabilir.

Sadece insanların değil canlı-cansız tüme varlıkların, her şeyin 24 saat rüya gördüğüne dair varsayımla işe başlıyoruz.

Belirgin bir objeye, onun gördüğü rüyayı bilmek niyetiyle dikkatimizi odakladığımızı ve bu rüyaya uyumlandığımızı farzedelim. Dikkatimizi o objeden çekene kadar ondan zihnimize her ne geliyorsa ona uyumlanalım. Bu işlem, kendi rüyalarımızı değiştirme işlemi kadar şifalandırıcıdır. Hatta neticeleri derhal görülür ve neticeleri bizleri şaşırtır.

Bunun bir uygulaması olarak bir kişinin ya da objenin başını (üst tarafını) sağ üstüne odaklanın ve onun şu andaki rüyasına uyumlanmaya niyet edip boşlukta , ümitsiz-beklentisiz olarak bekleyin. (beklentisizce beklemek, bir beklentiye girerek beklemekten daha yararlı). Bir süre içinde zihnimizde bazı şeyler belirecektir. Burada da tıpkı bir rüya değiştirmede yaptığımız gibi 3 yoldan birini uygulayabiliriz.

Bu durum ,o kişinin haberi olmadan yapılan bir şey ve bu özgür iradeye saygısızlık olmaz mı sorusu akla geliyor. Buna cevaben; burada kişinin özel alanına girmek, onu rahatsız etmek sözkonusu değildir. Siz onun rüyasına uyumlanıyorsunuz ve onun KU’suna başka yaratıcı seçimler sunuyorsunuz. Bunları kullanmak ya da reddetmek yine o kişinin KU’sunun kararıdır. Yani bu bir hipnoz ya da bir büyü değil, sadece daha iyi bir alternatifi o rüya içine koyunca, KU çalışma sistemi gereği mantıklı ve zevkli olan ya da en az acılı olan yöntemi alır, bunu gerçek kabul eder ve kullanır. Bunu, kişiyi kötü duruma düşürmek amacıyla kullanamazsın çünkü KU bunu zaten kabul etmez, çünkü o ana kadar verilmiş kararların ve denemelerin en iyisini alır. KU, daha iyi olasılığı kendi yaşamasa bile, biz hayalimizde daha iyi olasılığı canlandırıp yaşanmış gibi sunarsak, KU bunu kendi deneyimi zannedip alabiliyor.

Bu aslında inanılmaz bir şifa tekniğidir. Buradaki anahtar kelimeler niyet, odaklanma, dinleme- uyumlanma ve beklemedir.

Devamını oku “Her Şey Rüya Görür” →

Aumakuanızla birlikte olduğunuz anlardan biri

Bu her zamanki gibi son derece zevkli bir uygulamadır, onu her gün en az bir öğününüzde uygulamanızı istiyorum.
Tabağın içindeki yiyeceklerin hepsiyle göz göze gelin. Onları onurlandırarak kokusunu renklerini içinize çekin. Sonra ilk lokmayı ağzınıza alın. Tamamen sıvıya dönene kadar yavaş yavaş çiğneyin, malzemenin ağzınızın tavanına, dilinizin her yanına ve diş etlerinizin tamamına sürünmesini sağlayın, o yiyecek varlıklarının özünün tad/koku olarak tüm bedeninize patlayan bir ışık gibi çarpışını, dalgalar halinde oynaşarak sonunda gırtlağınızdan geçtiğini fark edin.

Zihniniz bomboş olsun sadece o güzel varlıkları dinlemeye açın kendinizi. Tüm lokmalarınızı bu şekilde hazinelerini açarak bitirin. biz tamamız diye haber verdiklerinde (tabağınızda ya da masanızda yemek kalmış olsa bile) çatalınızı/kaşığını bırakın ve bu muhteşem anı geçirebildiğiniz için teşekkür edin, hepsine tek tek ismiyle hitap edecek kadar hislenmiş olabilirsiniz, devam edin onların size ulaşmasını sağlayan aracılara, kendinize, aklınıza gelen her şeye teşekkür edin. Böylece uygulamayı bitirin.
Bedeniniz size aumakuanızla birlikte olduğunuzu haber verdi mi?
aloha

*  Devamını oku “Aumakuanızla birlikte olduğunuz anlardan biri” →