Kadınlar Uyanırsa…

Düzeni kuran ve büyük bir disiplinle muhafaza eden kadınlardır. Erkeklere ise düzenin büyük parçasına kimin hakim olacağı ile ilgili tartışmalar kalır.
Eğer kadınlar ne yaptıklarının farkında/bilincinde olsalardı, Dünyayı bu geceden yarın sabaha değiştirebilirlerdi.

Kadınlar düzeni sabitlemekte o denli kararlı ve titizler ki, onları harekete geçirmek için üzerlerinde büyük baskı uygulanmak gerekiyor. Ancak soluksuz kaldıklarında düzeni değiştirmeye karar veriyorlar.
İster kişisel isterse devletler açısından bakın, devrimler ve hatta evrim bu kuralı takip ediyor.

Kadındır, illa düzeltir.
Heptapot filan fark etmez yani!

*

“Bir kadın uyanırsa dağlar yerinden oynar” benzeri cümleler her ne kadar içimize şevk getirse, yüreğimizi hoplatsa da bir kadının uyanması “bir bilgisayar programının kendini bilmesi” anlamına gelen ve ancak bilimkurgularda yer alan fiziki bir işlem.

Yöntem Sorunsalı

. Düş bize tamamlayıcı bilinçaltının yüzünü açımlar yani bilinçaltında yer alan gereçleri verir. Bunu da bir anlık bilinç durumundan yararlanarak yapar.
Anlaşılmaz bir düşle karşılaşıldığında önemli olan söz konusu düşün anlaşılması yorumlanması değil içeriğin özenle belirlenmesidir. Yani sadece düşün imgelerinden hareketle serbest çağrışımları araştırmak değil düşün çevresinde oluşan çağrışımların ilişkileriyle ilgili özenli incelemelerdir önemli olan.
(Jung’un buradaki tespiti çok doğru. Çünkü rüyanın görüşmecilik yolu ya da Hawaii şamanlığındaki adıyla Moike yönteminde çağrışım kullanılıyor aynı şekilde ancak bunun için bir rüya şart değil. Jung da aynen bunu belirtiyor; kişinin herhangi bir cümlesini alın en son kullandığı, gazetedeki herhangi bir cümleyi alın, o cümleden hareket ettirin hastayı- ya da işte hepimiz değişik oranlarda nevrozlara sahibiz, hasta kelimesini kullansak da kullanmasak da fark etmiyor. Oradan yine bir çağrışıma gidebilirsiniz. Çağrışım yoluyla hastanın/soranın bir takım durumlarını ortaya çıkarabilirsiniz ama düş yalnızca bundan ibaret değil, bu hususa dikkat çekmek istiyorum ben. “O nedir, bu nedir?” yalnızca bu çağrışımlardan ibaret değil rüya. Rüyanın bütünüyle ilgili, genel çerçevesiyle ilgili bir önsezi, bir yakınlaşma, bir ortaya çıkarma özenli bir inceleme gerektiriyor. Jung da bunu “insan ruhuna yöneliş” te harika bir biçimde örnekleriyle anlatmış.)
Tüm kuşkuculuğuma ve eleştiriciliğime karşın düşlerde savsaklanacak bir yan bulunduğunu asla kabul edemem. Akla aykırı görünmeleri aslında gece varlığımızın gizemli bildirilerini çözecek gerekli bilgiden yoksun olduğumuzu gösterir. Hiç kimse bilinçli yaşamdan ve onun deneylerinden kuşku duymaz öyleyse bilinçaltı olaylarının anlamından niye kuşku duyulsun? Bilinçaltı ürkütücü bir canavar değildir doğal bir organizmadır ancak bilinçli davranışımız işe yaramaz bir duruma girdiğinde tehlikeli olur. Kendimizi baskı altına aldıkça bilinçaltının tehlikeleriyle daha fazla yüz yüze geliriz. Hasta o ana kadar bilinçdışı kalan verilerini özümlemeye başladığı anda tehlikelerde gitgide azalır. Kişilik bölünmesi, gece ve gündüz yaşamımız arasındaki önemli ve ürkütücü ayrılık özümlemenin ilerlemesiyle birlikte kaybolmaya başlar.

Garden Tiki Nedir

Garden Tiki Nedir: Hawaii bilgeliği Huna geleneğinden bir terim olup, hayal ederek yarattığımız, çeşitli amaçlar için rüya bedenleri ile gidebildiğimiz kahiki (orta dünya) içinde bir yerdir. Orada merak ettiğiniz her şeyi sorabilir, normal hayatta bir araya gelemeyeceğiniz kişi ve olaylarla birebir görüşüp, karşılaşabilirsiniz. Bahçe, içsel dünyamızın tutarlı bir kısmıdır çünkü PO’nun yakın bölgelerinde bulunduğu için daha tanıdıktır.

Yapılandırılmış rüya- Bu içsel yapının Hawaii ismi TİKİ dir.

PO’ya daha derin girdikçe odaklanmanız da güçleşir. Sık sık istediğiniz amaçtan uzak düşersiniz ya da bilinçli farkındalığınızı yitirebilirsiniz. Bu zorluğu aşmanın bir yolu en eski şamanların bulduğu Yapılandırılmış Rüya çözümüdür. Yapı her zaman özgür irade içerir. Bir şeyi yapmadan önce birden çok rehberlik almış olabilirsiniz ama onu yaptığınızda ortaya farklı bir şey çıkar. Çünkü özgünlüğünüz bunu gerektirir. 
Kendini serbest bırakarak, neyi nasıl yaptığını formülize ederek değil de zevk aldığınız şeyleri toplayacaksınız, sisteme sürekli veri girişi yapacaksınız, bunların ne işe yarayacağını o kadar da dert etmeden planlamadan, veri almak adına zevkli vakit geçireceksiniz. Veriler sizin içinizde size özgün bir bağlanış gerçekleştirirler, aklınızla buna müdahale etmeniz gerekmiyor ve birden bire ortaya sizi şaşırtan şeyler çıkıverir (‘bunu nasıl yaptım nerden biliyorum da nasıl söyledim’ dersiniz). Aslında öyle bir veri girişi yoktur ama yüzlerce başka veri girişi vardır ve sizin iç rüyanız, onun içinde yeni bir bağlanış gerçekleşmiştir.
Bunun gerisinde derin bir fikir bulunmaktadır. 

Garden Tiki, Kahiki’nin (orta dünya) içindedir ve hatırlayabildiğimiz rüyaların ötesindedir. Bu özel yer , hayal ederek- hafızamızın ya da arzularımızın dışında- yarattığımız ve sadece rüya bedenlerimizle (enerji bedeni) ve çeşitli amaçlarla gidebildiğimiz bir yerdir. Dinlenmek için, şifalanmak için, kavramak için, macera için vs amaçlarla garden tikiye gidebilriiz. Bu bahçenin sizin gözetiminizde çalışan uşaklar,elfler, periler yardımcı bir ekibi bulunur. Onları bahçenin efendisi (yani siz) öneriler ve araçlarla ve çeşitli kaynaklarla beslemektedir.
Her kişiye özel bir garden tiki var. Bu bahçenin de ağaçları florası ve hayalinize uyan bilinçli ya da bilinçsiz bir görünümü olacaktır. Bahçeyi değiştirseniz o da sizi değiştirir. Bu tüm hayat deneyiminizin değişmesidir.
Garden Tikide merak ettiğiniz her şeyi sorabilir normal hayatınızda bir araya gelemeyeceğiniz kişi ve olaylar birebir görüşebilirisiniz (onları çağırın, arzu ettiğiniz şekilde misafir edip ağırlayın). Bahçe, içsel dünyanızın tutarlı bir kısmıdır. PO’nun uzak bölgelerinden daha tanıdık gelebilecek bir kısmıdır.
Rüya Görme sırasında ikinci dikkate girip hiç tanımadığın yerlere savruluyorsun, bi çok şeyi tanımlayamıyorsun, çok hızlı geçiyor, tutamıyorsun ya da çok nadir objeleri tutabiliyorsun çünkü bu PO’nun daha derin kısımlarına sürükleniyorsun anlamına geliyor. Ama Garden Tiki, PO’nun Kahiki bölgesinde kurulduğu için daha tanıdıktır.
Size bir an evvel bir rüya bedeni (enerji bedeni )yaratmaya başlamanızı (yani farkındalık kazandırmanızı) öneriyorum diyor Serge hoca. Bu beden, fiziksel bedeni bıraktığınızda kullandığınız aslında bir rüyaya dalar dalmaz otomatik olarak ortaya çıkan bir başka bedeninizdir. Onu şimdi arzunuza göre bir şekle dönüştürebilir isterseniz yeniden değiştirebilirsiniz. Ona bu şekilde bilinçli odaklandığınızda güçlenecek ve esneklik kazanacaktır. Bahçenizde istediğiniz her şeyi değiştirebilir, istediğiniz detayı ekleyebilirisiniz. Fiziksel bedeninizden çıkıp rüya bedeninize geçip düşlediğinizde önce bir mağaraya oradan da bahçenize geçtiğinizi hayal edin. Bahçenizdeki birkaç objeye odaklanın. Bazı seslere, kokulara dikkat edin. Onları döndüğünüzde hatırlamaya ve her gittiğinizde yeniden bulmaya niyetlenin. Sınırsız bir alandasınız rahat olun. Oraya her gittiğinizde, bıraktığın şekilde bulduğunda onu büyümek ve değiştirmek için serbest bırakmış olursunuz. Bu bahçe, deneyiminizin bir başka gerçekliği olarak serpilip büyür. (Ben bunu sadece hayal ettim oysa yatağımda yattığımı biliyorum, öyleyse gerçek olamaz demeyin! Her şeyin bir başlangıcı var)

Özel bölgelere şaman seyahati;
Bir çok kültürün efsaneleri hatta masalları bazı sihirli yerlerden bahseder, hatta onun fiziksel özelliklerini tanımlar, isimlerini verir. Öyle ki; bazı maceracılar oraları bu fiziksel dünyada aramaya çıkmışlardır. (Kaf dağının ardı  ) Hayır, onlar burada değildirler ama gayet gerçektirler. Onlar PO’da bulunur, oranın sakinleri ve ziyaretçileri için tamamen gerçektir. Oralara aslında rüyalarınızda bir çok kez seyahat ettiniz. Çok çeşitli görünümdeydiler. O yerlere Hawaiice PAİULE denir. Çok modern yerler olabileceği gibi volkanlar, çöller de olabilir. Siz öncelikle kendi bahçenizle bilinçli olarak başlayın, bunu zaten bilinçsiz olarak yaptığınız seyahatlerin bilinçli hale gelmesi takip edecektir.
Aloha sevgili frekanslarım

Bilinçli Haipule yapalım

Dünyamıza Olgunluk, bilgelik ve merhamet içeren bir yapının hakim olması için Haipule yapalım.

Haipule; yeni bir rüyayı oluşa getirmek anlamını taşır. Dış dünyanın rüyasını değiştirmenin bir yolu Kahiki’de (PO’nun Orta dünyası) yeni bir rüya yaratmak ve onun yerine geçmesini sağlamaktır. Haipule çok eski zamana ait bir uygulamadır:
HAİ: Arzu veya ihtiyaç/Şimdi için bir teklif/Bildirim
PULE: Dua/Olumlama/Sihirli büyü
HA, yani derin nefes ve hatırlamayla güç verme anlamlarındadır. Yeni bir rüya yeterli enerjiyle gerçekliğe dönüşür.

Haipule’nin 2 şekli var.

  1. Kısa Haipule: Her gün içsel rüyamızla gerçeğe dönüştürdüğümüzü öğrendik. Kısa Haipule, yani şu anda yaşadığımız hayat dediğimiz şey, iç rüyayla ortaya çıkmış olan dışsal gerçeklik. İç rüyanın bileşenleri, kişinin ve atalarının aldığı kararların, inançların, seçimlerin, duyguların, düşüncelerinin sonucu görülen bir rüyadır. Yani dışsal gerçekliğimizde istemediğimiz şeyler olmuş olabilir ve bunun sebebi daha evvelki kabullerdir. Hangi unsurun neyi tetiklediğini bilemiyoruz. Bunu öğrenebilmek için çeşitli yöntemler var. İç rüyanın dışa yansımasından memnun değilsek, öncelikle neyi değiştirmemiz gerektiğini bulmamız lazım. Dış rüyada memnun olmadığımız unsurların iç rüyada değiştirilmesi için bugüne kadar okuyup uyguladığım tüm yöntemler arasında, rüya görüşmeciliğinden daha gerçek bir yöntem bulamadım. Bu değişim süreci , o konunun önem derecesi, kişinin enerjisinin yüksekliği, kişinin o konuya ne derece odaklandığına göre değişir.

Gördüğümüz rüyaları , rüya görüşmeciliği ile ya da buradaki ismi Moike ile aydınlığa çıkartmazsak, yani rüyanın söylemek istediği anlamı ortaya çıkartmazsak o rüyanın versiyonlarını değişik zamanlarda tekrar görürüz. Hatta bir süre sonra o tekrarlayan rüyalar aydınlatılmadığı için biter ve KU kişiye durumu anlatmak için artık rüya yerine hastalıklara, kazalara, ölüme kadar döker, o vasıtayla anlatmaya çalışır.

  1. Uzun haipule ise daha ziyade nesnel gerçekliği değiştirmek gibidir. Bunun rüyadan gerçeğe dönüşmesi, onun için tahsis edilen enerjinin miktarına bağlıdır. Yani nesnel gerçekliği değiştirmek için de Haipule yapılabilir ama buna vereceğin dikkat, zaman ve ona yönelecek olan enerjinin miktarı son derecede önemlidir. Bu tek kişinin enerjisiyle olabilecek bir durum değil gibi görünüyor genelde. Bunun bir örneğini yeni dünyada olmasını istediğiniz şeyler başlığı altında uygulamıştım.

Bu -Kısa haipule- uygulama nasıl yapılır? 

Devamını oku “Bilinçli Haipule yapalım” →

Gerçeklik zannımız YORUMLAMA sistemlerinden ibarettir!

Algılarımızın dünyasında mutlak şeyler olmadığı için, hiçbir şey başka bir şeyle ilişkisi dışında tanımlanıp deneyimlenemez.
Sözcüklerin anlamları koşullara bağlıdır.
Bireyselliğin kazanılması, çevreyle İLİŞKİ anlamına geldiğinin anlaşılmasıdır. Huna Bilgisinde; Bütün sınıflamalar; potansiyel olarak faydalı ancak keyfi bulunur.
Tüm ayrılıklar, sadece pratik değeri olan faydalı bir yanılsamadır.

İnançlar deneyimlerimizin temelidir ve 3 e ayrılır :

1-Varsayımlar: sorgulanmayan, şüphe duyulmayan inançlar
2-Tavırlar: kuşku içeren ama deneyimleri etkilemeye devam eden inanç durumu.
3-Manao: yeni bilgiler ışığında kolayca değişen inançlar.

İnançlarla kendi gerçeğimizi yaratırız. Tüm varlıklar gibi insanlar da günün 24 saati rüya görür ve bu rüya kişinin gerçekliği olarak onun çevresinde belirir. Bu gerçeklik 3 kategoride sınıflanır:
1- Öznel gerçeklik: (Pono’i) Neyin iyi kötü, ahlaklı olduğuna dair kişinin inançları.
0-6 yaş arasında hatta anne karnındaki zaman da dahil inançlarımızın %95”i oluşuyor ve bebeğe ana dili ile belletilir. İnançlarımız, kararlarımız ve seçimlerimiz sebebiyle içimizde kesinleşmiş olan iç rüyanın görünür hale gelmesi, kişinin öznel gerçekliğidir.
2- Nesnel gerçeklik: paylaşılmış gerçeklik. Madde ve olgular anlamına gelir.
Şeylerin tavır ve görüşlerden sözde bağımsızlığını anlatır.
Çevremizle ilişkimizin, görünüş ve yorumun; maddi dünyayla pratik ilişkisinin gerçeğidir.
3-Maoli: Titreşimden kaynaklanan inanç. Bu gerçeklik, Öznel olarak başlar ve sürekli zihinsel yansıtmayla nesnel gerçeklik olur. Gerçek bizden ayrı bir şey değildir.
Urban shaman
*
Gerçeklik zannımız YORUMLAMA sistemlerinden ibarettir!
YORUMLAMA SİSTEMİ nedir? Bu bir elektrik sinyali şifre kırıcısı mı?
O halde bu şifre kırıcıyı kim ve nasıl hazırlamış? Bu sistem beynimize ne zaman yüklenmiş?
YORUMLAMA SİSTEMİ değiştirilebilir mi? Değişirse ne olur?
Hepimiz kendi yorumlama sistemimizin kabulcüsüyüz.
Yorumlamayı bir çeşit çifre kırıcı gibi görürsek, dekodlamaların farklı olduğunu söyleyebiliriz.
Kabullenme her halikarda olacakır, önemli olan kabullenmenin ne işe yaradığının bilinciyle bu halin kabullenilmesi. Çünkü mutlak gerçeklik diyebileceğimiz enerjinin elektrik sinyallerini görmek hiç bi işe yaramaz, gerçeklik denilen şey yorumlama sistemine muhtaçtır.
Sıradan insani ilişki kurma çabaları genelde; “Benim yorumlama sistemim, senin yorumlama sistemini döver!” alt yazısı ile olur, tam da bu sebepten anlaşma ihtimali de tehlikeli ölçüde azalır. Bunun çaresi her zamanki gibi durumumuzu kabulden geçer.
Yorumlama sistemini kendi uğraşınla kırmak, bir bilgisayar olarak sana yüklü windows işletim programını değiştirmek gibi imkansıza yakındır. Senden başka bir sistemin buna yardımı gerekir. Fakat yalnızca varlık olmak için işletim sistemine tabi olduğunu bilmek bile zaten değiştirilmesinin yarısına denk bir değişimdir! Oldu da yorumlama sistemin bilinmedik şekilde değişti diyelim, onun işletim sistemi olduğunu ve seni çalıştıran şey olduğunu bilmiyorsan bu değişiklik de hiç olmamışa denk olur!