Yeniden Programlama

Biyoprogramlama ile doluyuz, her biri ayrı telden çalıyor ve kettle gibi fokurduyoruz. Biraz sessiz kalın kulağınızla bile duyarsınız. Oysa huzur doğal halimizdir.
Ya bu programları boşaltıp birbiriyle çelişmeyen yenilerini yükleriz ya da kendimizi önemsemeyi sıfırlarız. Sıfırlama, ben zannettiğini uçurumdan fırlatmaktır, sonrası ne olur kimse bilmiyor. Don Juan özgürleşirsin diyor. Mantığım kendini önemsemenin sıfırlanmasını bu dünyanın tümden çöküşü olarak yorumluyor. Herkes bu dünyadan o kadar da şikayetçi değil! Sıra sıra boy boy arzularla dolu  O halde yeniden programlama ve böylece kendinizle birlikte dünyayı değiştirme ve barış gayet mümkün görünüyor. Tabi değiştirilen biyoprogramların hepsinin temelinde “kendini önemseme” oranının düşürülmesi önceliği var, bunu da gözden kaçırmamalı.

İnsanın kendi yeniden programlaması üzerinde çalışması “tam zamanlı” bir iş. Bunun için maaş bağlansa yeridir 🙂

Sahip olduklarımızı paylaşmalı ve onlar için kutlamalar yapmalıyız. Bu sadece maddi olanla ilgili değil bütünsel bir algılayış.
Sosyalizmin önerdiği ana felsefe, aslında dinlerin de ana felsefesi buna benzer; ancak doktrin ne derse desin onu uygulayacak olan insan malzemesi olduğundan, onbinlerce yılın ayırt edici biyo programları devrede oldukça, doktrinlerdeki ÖZ daha bir tanecik jenerasyonda toz olup uçuyor!. Eskiden Lemuryada toplumun hiç bir ferdinin hiç bir bilgide/farkındalıkta geri kalmasınıa izin verilmezmiş. Yani anca beraber kanca beraber. Ne kadar çaba ne kadar zaman alırsa alsın topluluğun her şeyi paylaşımı öncelikliymiş, özel zümreler oluşması önerilmez, özendirilmezmiş.

Tesuji’ye özendirin, ezber bozun.

Çocuklarınızı Tesuji yapmaya özendiriniz. Günaydın sevgili frekanslar.

  • Tesuji: Önceden hazırlanmış göze hoş gelen şekillerin yeniden “güzel bir hamle” ile değiştirilebilmesi. (Bu kişilere Usta denir)

*

Nithyananda’nın bugünkü Satsangında en çok sözü geçen (completion’dan sonra ) Kala sözcüğü Sanskritçe, karanlık ve zaman gibi anlamlarda kullanılırdı ki burada zaman ölüm kavramı için kullanılan bir öfemizmdir.
Alt yazılarda Kaala olarak geçiyor zaman zaman fakat onun karşılığını bulamadım.
Sözcük bana derhal Huna felsefesindeki Kala’yı hatırlattı, hemen açıp baktım:
“Bu kelimenin yüzeysel anlamı; kurtarma, özgürlük ve bağışlamadır, ancak kök anlamı, kişinin yolunu değiştirmesidir. Affetmek, örneğin bir şey veya bir kişi hakkındaki düşünce şeklini değiştirmektir. Kala’nın etkili olabilmesi için bilinçli bir şekilde değişiklik istenmeli ve eski düşünce tarzlarından vazgeçilmelidir”
Nithyananda, eğer kişi ciddi biçimde “tamamlanma-bütünleme”sını yapmadığı ve bunu sürekli kılmadığı takdirde Kala’nın onu imha edeceğini defaten söylüyor. Eliyle her seferinde – Kala için konuşurken- daire çiziyor ve çark şeklinde döndürüyor. Zamanın çarkı sözcüğünü hatırlatıyor.
Satsangın en sonunda, kendi uzun ve çok hızlı seyahatinin “tamamlamasını-completion” bir sandalye üzerinde fasılasız 14 saatte yapabildiğini söylüyor.

Ben’im, ebediyim.

Doğarsın 18 yaşına kadar ailen senin Vasin tayin edilmiştir. Onların seni yetişkin olarak (kendi ehliyetine sahip olarak) hayata mezun etmeleri gerekirken, bu yapılamaz çünkü anne baba zaten kendileri yetişkin olmamışlardır! Böylece çocuklarına kendi vasilerini (dinsel,kültürsel, siyasi) her ne ise fark etmez empoze ederek onları yolcu ederler.
Bu hikaye böyle bin yıllardır sürüp gider ama şimdi gerçekten yetişkin olmak ve vasilerinizden ayrılmak kendi öz hakkınız olan ehliyetinizi elinize almak ve bunu ilan etmek isterseniz, bu yol her zaman açıktır.
Ben’im diyebilmek için en uygun şimdi.
Bunu diyebilen kişi bir yetişkin olur ve sadece kendisi için değil tüm ataları, biyolojik ve ruhsal ailesi için beklenen özgürleşmeyi aynı anda sağlar! Tıpkı her bir hücrenin aynı anda haberleştikleri gibi, geçmiş ve gelecek olmaksızın, sonsuz bir şimdiye adım atarlar.

Şifa Mucizesi

Önce şu videoyu izlemenizi önereceğim:

Gregg Braden’in heyecanını anlayabiliyorum çünkü aynı heyecanı 14 yıl önce bilfiil yaşadım. Buradaki gibi en ümitsiz vakaların nasıl şifalandığını üç yıl boyunca bir çok vakada izledim. Oradaki yöntem manyetik alanın değiştirilmesi vasıtasıyla oluyordu ve sonuçlar mucizevi olarak bilinen tıp araçlarıyla ispat edilebiliyordu.
Braden burada şunu soruyor: peki bu müthiş yöntem neden ana haberlerde yer almıyor, neden dünyadaki ana konumuz ve sevincimiz olmuyor?
Bu soruyu kendisi yerleşik bilim görüşünün tümüyle değişebileceği için kasıtlı olarak görmezden gelindiği yönünde. Oysa benim kendi gözlem ve deneyimlerimden (bir şifacı olarak da) çıkardığım başka ve çok önemli bir sebep var.
Hem buradaki yöntem hem de manyetik alan değişimi yönteminin sağadığı şifalanmanın şu andaki tıpın sağladığı ile sadece zaman ve belki para tasarrufu farkı var. bunların hepsinde olmayan şey ise aynı: süreklilik sağlanamıyor!
Sebebi de açık tabi. Çünkü tüm hastalıklar o kişinin “ifade şekli” ve bunun ne olduğunu ve kişinin farkında olmadan bunu nasıl yaptığını bulmadan ve hastanın gerçekten bu ifade şeklini değiştirmek için SARSILMAZ bir NİYET taşıyıp taşımadığını görmeden şifanın kalıcılığı sağlanamıyor. Tüm mucizeler gerçek evet şu an için geçerli ancak kişinin bünyesi (niyeti-inançları,tavırları) o hastalığı (ifade şeklini kısa sürede yeniden ortaya çıkarıyor.
Şifacının ya da tıp doktorunun elinden bundan fazlası gelemiyor çünkü evrendeki tek geçerli yasa: Özgür irade kuralı…
Hastanın yerine şifacı ya da doktor karar veremez, değişiklik yapamaz, eğer yapabilseydi kara büyü olurdu!

Müziğin Kadim Yolculuğu

“Bu kitapta ‘Müziğin diğer sanatlardan farkı nedir ve neden insanı etkiler?’, ‘Karmaşık nota sistemlerinin temeli hangi basit gerçeklere dayanıyor?’ gibi soruların cevapları tarihin ve bilimin derinliklerinde aranırken; okur, müzik ve gökbilim ilişkisinin insanlık tarihi kadar eski olduğu gerçeğiyle yüz yüze geliyor.
Binlerce yıl önce atalarımız belki de bugün bütün bütün yitirmekte olduğumuz harmoniye sahiplerdi. Kitapta antik çağa ait müzik teorileri, müzikten matematiğin doğma ihtimali, ‘göklerin/kürelerin müziği’ gibi konular ve bu düşüncelerin günümüz bilimi üzerindeki etkisiyle bu düşüncelerin nasıl bir temeli olduğunun araştırması bulunuyor.
Eser, bugün medeniyetin zirvesinde olunduğu düşüncesini defalarca sorgulatırken, ister ana rahmi, ister ilahi birlik olsun birlik ve bütünlük arayanlara, onun gökler kadar uzak, müzik kadar yakın olabildiğini hatırlatıyor.
Hareketin kendisi somut değildir ancak somut dünyanın hem yapısı hem de algısını oluşturur. Sesin tanımı, belirli frekanslardaki hareketlere, müziğin tanımı ise belirli ‘uyumlu’ ve ‘uyumsuz’ seslere bağlı olarak yapılır. Çeşitli mistik ekoller de müziğin bu harekete dayalı kendisi görülmeyen ancak görülen dünyayı etkileyen ve düzenleyen gizemli yapısını konu edinmişlerdir.”

 

Ses, ancak varlığını yitirirken işitilir. Sesi durdurup sese hakim olmak mümkün değildir. Walter Ong
Görüntüyü durdurup sabit halde halen görebilirsiniz ancak sesi durdurduğunuzda sadece sessizlik kalır.

Gösterebildiğin yol asıl yol değil

Ad verebildiğin ad asıl ad değil
Adlandırılmazsa o kaynağı göğün yerin
Adlandırılırsa o anası bin bir türün

Demek
Hep tutkusuz olanlar görür onun özünü
Hep tutkulu olanlar görür onun yüzünü
Bu ikisi birlikte doğar
Ve adlandırılınca ayrılır
Sırdır birlik
Sırlar sırrı
Kapısı sayısız mucizenin.
(Tao te Ching)

“Ses bir frekans. Ritm de öyle! O halde müzikte belirli frekanslar, birbirleri üzerine yüklenerek bir derinlik hissi oluşturuluyor. Tıpkı kökleri yine yazı öncesi geçmişe dayanan mandalalar gibi.”

“derinlik hissi” tabiri bana çok anlamlı geldi. Derinlik nerede yaratılmaya çalışılır?
Sığlıkta herhalde. Örneğin iki boyutlu bir varlığı üç boyutlu görmek için bazı derinlik katıcı yöntemler/hileler vardır.
Hay güzel galaksi frekansları!

*

Farklı oktavların aralarındaki ilişkileri açıklamakta kullandığımız rezonans ilişkisinin fizik temeli, bir piyano örneğiyle açıklanabilir. Piyano üzerinde bir tuşa basıldığında metalik tel, notaların tek bir oktavındaki frekansta titreşir. Telin titreştiği aynı esnada üretilen ses enerjisi, aynı klavyede fakat farklı oktavlarda benzer titreşimler oluşmasına yol açar. Bu farklı oktavlardaki titreşimler aynı tonda olan tellerde, daha sonra da o tonun armoniklerindeki tonlarda görülür! Bir başka deyişle, piyanoda bir “C” notası basmak, daha yüksek bir oktavda “C” notalarının rezonant stimülasyonuyla sonuçlanır.

“En gizlisinden en yoğununa, en saf enerjiden yoğun bir fiziksel forma kadar, neredeyse sınırsız sayıda varyasyon üretilebilir. Fiziksel oktavda var olan her şeyin gizli bir kopyası, bir benzeri üst oktavında vardır.”

Böylece siz bilinçli ya da bilinçsiz bir hareket yaptığınızda, düşündüğünüzde, duygulandığınızda otamatik olarak tüm oktavlardaki eş varlıklarınız da aynı tonda titeşir! Bu sizin bir telefon numarasını çevirip aradığınızda karşıda telefonun çalması kadar otomatiktir ancak bundan da öte arananın telefona cevap vermeme ihtimali de sıfırdır. Bunu bir düşünün derim 🙂

Müziğin Kadim Yolculuğu- Evren Bayramlı

  • Stimülasyon: 1] Vücuttaki veya diğer herhangi bir biyolojik sistemdeki fizyolojik ve sinirsel faaliyeti artırmak.[2] (Birinin) ilgisini ya da coşkusunu artırmak.