Oyun, merakın eğlenmek üzere yönlendirilişidir ve kişilerin yaratılarının başında bir ömür boyu bekçilik etmelerini yadsıyarak var olur. sa
“Bir insan herhangi bir şey yaratmadığı zaman depresif olur. Endişe, vesvese içinde olur. Üzgün olur. Kafesin içinde tutsak kalmış bir hayvan gibi olur. Bu nedenle, ben sizden herhangi bir şey yaratmaya başlamanızı isteyeceğim. Herhangi bir şey, ne olursa” Diyordu Adamus, tamamen katılıyorum.
Can sıkıntısı, yeni bir boyuta geçmek için alt yapı oluyor. Ve herhangi bi şey öğrenmek sonra onu uygulamak, herhangi YENİ bir şey yapmak alışkanlığın rutinini kırıyor. Tabi bunu denemek için sürprizlerden hoşlanıyor, şaşırmaktan besleniyor olmalısınız. Bu işlem çok boyutlu bir yapı bana göre.
-
Yaratıma katkıda bulunmak için sonsuz potansiyelle çevriliyiz.
Potansiyeller gözle görülemiyor, belki çok gizliden gizliye bir sezgi olabiliyor bazılarımızda örneğin benim gibi dalak otoritesi kullananlar (ki çok nadir) bu hissi bileceklerdir. Fakat potansiyelleri göremesek hatta sezemesek dahi oradadırlar ve ancak denemeye cesaret ettiğinizde ortaya çıkıyorlar. Eğer mükemmeliyetçi biriyseniz ve denediğiniz alanda bu arka plan yetisi aktif değilse hemen yeni ve başka bir deneyime atlayabilirsiniz ya da eğer mükemmeliyetçi bi yapınız yoksa ve oyun ve eğlenmek gibi bakabiliyorsanız yaratımlarınıza -benim resim oyunları gibi- bu durumda evren tüm varlığını size açmış demektir, seç beğen al, yarat, oyna, sevin, şaşır, geç, git.