Şanssız değil Kahraman

http://video.mynet.com/gagarino/En-Sansiz-Leylek/1063867/

Bu videoyu hıdırellezde de hediye etmiştim şimd bayramda yeniden sunuyorum hepiciğinize. İki bayramınız da kutlu olsun. Allah hem milletimiz hem dünyamız hem de bilemediğimiz tüm varlıklarla barış içinde yaşamak nasip etsin.

Bu minicik iddiasız eğlencelikte, neredeyse tüm varoluşumuzun sebeplerini, sonuçlarını, eylemlerimizi görebiliyorum. Bu, insana hem sevinç ama hem de hüzün veriyor. Bakışın yönüne göre değişiyor.
Mevcut düzeyimizde, Değişimi yaratan, yeni çözüm arayışına yönelten yegane şeyin ACI olduğunu görüyoruz maalesef, zarar göre göre yeni biçimlere yöneliyoruz. O şanssız bi leylek değil aslında! O cesur ve zeki bir savaşçı 🙂

Acı hissetmek, biz ŞEKİLlilere mahsus. Belirgin bir şeklimiz (rolümüz) var ve bu zarar gördüğünde acı çekiyoruz. Yani bizler leylekleriz.

Elenin’in Yakın Geçişi

Kimilerine göre bir kuyruklu yıldız, kimilerine göre sönmüş cüce yıldız (dwarf star) olan Elenin, yaklaşık 12.000 yıllık bir yörüngesi olduğu söylenen ve bu yörüngesinde bizim güneş sistemimizden nadir geçişi esnasında, 16 Ekim 2011 tarihinde, Dünya’ya en yakın yakınlaşma noktası olan 22 milyon millik bir mesafeden geçiş yapacak. Elenin’in büyüklüğü ve Dünya’mız üzerindeki etkileri konusunda tartışmalar var. Bazı bilim insanları gezegenimiz üzerinde ölçülemeyen çok küçük bir etkiye sahip olacağını söylerken, bazı bilim insanları ve araştırmacılar Dünya üzerinde önemli etkileri olacağı görüşünde. Bu araştırmacılardan saygın bir isim olan Cornell Üniversitesi’nden Dr Mensur Omerbashich, sismik araştırmalar alanında dünyanın üst düzey bilim insanlarından. Önemli gezegen dizilimlerinin M6+ depremlere sebep olduğunu iddia eden Omerbashich, 2011 Ağustos-Ekim ayları arasında Dünya’nın çoklu hizalanmalarında yer alacak Elenin Kuyruklu Yıldızının Dünya’nın çok kuvvetli depremselliğini şiddetlendireceğini, büyük felaketsel olaylara neden olma olasılığının bulunduğunu söylüyor.

Küçük Prens ve İşaretçi-12

“Günaydın.”
“Günaydın” diye karşılık verdi demiryolu işaretçisi.
“Burada ne yapıyorsunuz?”
“Trenlere yol gösteriyorum. Onlara sağa veya sola geçmelerini söylüyorum.”
Onlar konuşurken, parlak ışıklarla donatılmış bir ekspres tren yanlarından uğuldayarak geçti. O geçerken işaret direği sallanmıştı.
“Sanırım çok aceleleri var” dedi küçük prens, “peki ne arıyorlar?
“Bunu makinist bile bilmiyor.”
O anda parlak ışıklı başka bir ekspres tren ters yöne doğru hızla geçti.
“Peki niçin geri dönüyorlar?” diye sordu küçük prens.
“Bunlar aynı yolcular değil” dedi işaretçi.
“Bulundukları yeri beğenmiyorlar mı?”
“Hiç kimse bulunduğu yeri beğenmez.”
Şimdi de parlak ışıklı ekspres trenlerin bir üçüncüsü geçti yanlarından.
“Bunlar diğer yolcuları mı takip ediyorlar?
“Hiçbir şeyi takip etmiyorlar” dedi işaretçi. Ya uyuyorlardır, ya da esniyorlardır. Sadece çocuklar burunlarını pencerelere dayar ve etrafa bakarlar.”
“O halde sadece çocuklar ne aradıklarını biliyor” dedi küçük prens. “ Bezden bir bebeğe bağlanıyorlar ve bu onlar için çok önemli hale geliyor. Eğer ellerinden alırsanız, ağlamaya başlıyorlar.”
“Bence şanslılar” dedi işaretçi.

Yurttaş Bilim Adamı

..

Çoğu insan, bilimde bir düşüncenin sahibinin arka planına ya da onun bu fikirleri açıklamasına yol açan güdülere ilgi gösterilmemesini şaşırtıcı bulmaktadır. Dinlersiniz, eğer denemeye değer bir şey, denenebilir bir şey gibi geliyorsa size, o farklı demektir. Ve eğer daha önce gözlenmiş bir şeyle açık olarak çelişmiyorsa, heyecan vericidir ve harcanan zahmetlere değer. Onun ne kadar süreyle bu konuyu incelediğinin ya da niçin sizin kendisini dinlemenizi istediğinin önemi yoktur. Bu anlamda fikrin geldiği yer de herhangi bir farklılık yaratmaz. Gerçek kaynak bilinmeden kalır; biz bunu, insan beyninin imajinasyonu, yaratıcı imajinasyon (muhayyile) olarak adlandırıyoruz. Bilinen, onun sadece bir tür enerji olduğudur.

İnsanların bilimde imajinasyon olduğuna inanmaması şaşırtıcıdır. Bilimdeki imajinasyon, sanattakinden farklı olan çok ilginç bir imajinasyon türüdür. İmajinasyon yapmaya çalışmadaki büyük zorluk şunlardan kaynaklanır; daha önce hiç görmediğiniz bir şey olacak, daha önce görülmüş, ele alınmış her detayı kapsayacak, o ana kadar düşünülmüş olandan farklı olacak ve daha da ötede; kesin olacak ve herhangi bir muğlaklık içermeyecek. Bu, gerçekten zor bir şeydir.

Zihnin Ötesi

Enerji savaşının insanlığın çoğu için gerçekte meydana geldiği yer, zihindir. Zihin. O ille de büyük savaş meydanlarında olmuyor; zihinde oluyor.

İnsanlık, içinde bulunduğu, uzun zamandır içinde bulunduğu zihinsellik çağından çıktığı muazzam bir evrimden geçiyor. Gerçi (süre) tartışılır, ama nereden baksanız 800 ila 2.000 yıldır çok zihinsel bir dönemdeydi. Bunun ötesine geçiyor, ve kendi kişisel deneyiminizden bildiğiniz gibi, bu zorlu (bir süreçtir). Kendi zihninden nasıl çıkarsın? Zihnin, enerjiyi kontrol eden ve yöneten ve tüketen o şeyin, muazzam miktarlarda enerji talep eden ve tüketen o birimin, zihnin ötesine nasıl geçersiniz? Bedenin değil, zihnin.

Kitle bilinci şu anda bundan geçiyor. Öyle hemen durulmayacak, ama er ya da geç kitle bilinci zihnin ötesine evrimleşecek. Siz bunu şu anda yapıyorsunuz. Bir süredir yapıyordunuz.