İkilem ve yine seçim

Mevcudiyetinizi, bilincinizi hissetmek, onunla oyuncul olmak için mükemmel bir soru, aynı ikileme düşeceksiniz: Onu uyduruyor musunuz yoksa gerçek mi?

Onu burada küçük bir oyun olarak mı kuruyorsunuz, yoksa gerçekten olan bir şey mi? Bunun yanıtı, neyi seçiyorsunuz’dur. Neyi seçiyorsunuz? Onun gerçek olmasını mı seçiyorsunuz, yoksa zihnin o uyduruluyormuş gibi davranmasını mı seçiyorsunuz? O kararı, o seçimi, yalnızca saf bilincin, ve sizin, farkındalığınızın, ve sadece sizin yapabileceğiniz nokta (yer) budur. O seçim kafadan ya da bedenden gelmez. Sizden gelir. Onun gerçek olması için kendinize izin verecek misiniz?

Diyeceğim ki, şu anda her birinizin gerçekten yüzleştiği en büyük sorun budur. Siz az çok şu… hemen ucundasınız – güzel bir ev edinmenin ucunda, farkındalık edinmenin ucunda, her ikisine de sahip olmanın ucunda – ve sonra duruyorsunuz, ve zihin devreye girerek diyor ki, “Bu gerçek mi?” Zihin savunma rolüne bürünüyor, ve zihin ayrıca o eski değersiz kasetleri de çalıyor, o eski programlanmaları. İşte o noktada sizin, mevcudiyetinizin, bilincinizin öne çıkıp, “Zihin, bundan sonrasını ben ele alıyorum. Bundan sonrasını ben ele alıyorum” demesi gerekiyor.

Affetmek Sizi Güçlü Kılar

Bundan dört yıl önce ağır bir depresyona girdiğim olaylar dizisi olmuştu. Üzüntü, değersizlik, yanlızlık, intikam duygularını hemen hemen hergün yaşıyordum. Bütün bu duygularım adeta bir yabani ot gibi kök salmış ve giderek büyümüştü. Sınav başarısızlığı, ailemin sorunlarım, terkedildiğim bir ilişkim, beni anlamayan ve arkamdan iş çeviren arkadaşlarım, maddi yetersizliklerim arka arkaya gelmişti. O zamanlar bu tür olayları tanımlamak çok zordu… Üzücü, aptalca, anlaşılmaz, adaletsiz, trajik, gülünç…

Öyle ya da böyle bunu hepimiz yaşıyoruz. Ve yine öyle ya da böyle bu yaşananlara anlamlar yüklüyoruz. Bu anlamlar o anlardan sonra yaşadıklarımızın ana temasını oluşturmaya devam ediyorlar.

Bir hareket öfkeye yol açar, bu öfke arkadaşlıkları sonlandırır. Evlilikleri bitirir. Yıllarca birlikte yaşadığımız ailemizden bizi uzaklaştırır. Yıllarca dost olan kişiler ölseler dahi birbirlerinin cenazelerine katılmayacak duruma gelirler. Akrabalıklar bozulur. ,

Kendimden öte kendim

Sevmeseydin beni bu kadar çok
bıkmazdım kendimden böylesine çabuk!
Ve eğer bıkamasaydım,
başka olmaya, değişmeye can atamazdım.
Minnetarım sana, beni kendimden geçirdiğin için .
Velakin dön de  dünya gözüyle bir bak;
Aldatanım, çok seveni terk eden nankörüm ben!

Çok sevdiğini değil de
çok sevildiğini arayanların gizi buymuş meğer!
Kendinden çarçabuk bıkabilmenin kestirme yolu!
Ne saf ne salakmışım ki göremedim ben.

Yok yok!… Ben yine de AŞK’ı alayım.
Bıktırsın ikimizi de ölesiye
Öylesine bi kendimizden geçelim ki,
Şoka girsin önceleri tanıyanlar bizi !
Yeni dünyaların yolu makas etmiş aşkımızda
Sen, kendimden öte kendimmişsin meğer.

sa

31.08.2011 -Bodrum

Yeniler hamdır

Oyunlarda sezgisel bilgi çok önemlidir.

Önceki ile sonraki an arasında bir aralık vardır.

Bu aralık düşünce sürecinin bir parçası değildir. Bu aralıktan sezgi yoluyla “yeni” BİR malzemeleri çıkar.

“Yeni” oyun malzemeleri, kapsayıcı üst oyunlardan gelen “dokungaçlar” yoluyla olabileceği gibi yine kaza eseri oyuna düşmüş de olabilirler.

Böylece çıkan YENİler düşünce evreninin ham hamuru olur.

Bu aralıktan birşeyler girebileceği gibi bir şeyler de çıkabilir.

Dünya diline çevirecek olursak, bu bir nevi koruma kalkanının kapsamadığı daracık bir yarık gibidir.

Yeri neresi diye sorarsanız;

Tekrar eden her iki şeyin arasındadır. İki notanın, iki sayının, iki film karesinin vs… ve aslında ALDIĞIN/VERDİĞİN NEFES aralığındadır.

Bu aralıktan içeri çekilen YENİler şimdiye kadar hiç madde olmamış olduklarından bizim dünya oyunumuz için öylesine HAMdırlar ki, onlarla istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Bu bir oyundur fakat sorumluluk sahibi oyuncular gerektirir.

Dönüşüm-değişim zamanı

Borsaların, bankaların, diktatörlüklerin ve her konudaki sahteliğin yıkılma vakti geldi. Gezegensel temizlenme süreci. Yapacak bişey yok.

**

Sizin olduğunu düşünerek bir sorunu üstlendiğinizde, onunla güreştiğinizde, ve en sonunda yeni bir anlayışa ya da yeni bir farkındalığa geldiğinizde, bunun kitle bilinci üzerinde, dünyanın geri kalanı üzerinde parlak bir etkisi olur.

**

İsteseydiniz şu anda yediğinizin yarısıyla idare edebilirdiniz. (Bu kadar yemek) zorunda değilsiniz.  Yarısıyla yaşabilirdiniz. Bu, kilo vermekle ilgili değildir; bedeninizi uyumlamakla ilgilidir. Onun artık o miktarlara ihtiyacı yok. Aslına bakarsanız, bazı günler fazla yediğinizde sanki ağrı sızı yaptığını farkettiniz mi? Çünkü bedeniniz daha duyarlı hale geliyor.

**

TİTREŞİMLERLE 3 BOYUTLU NESNELERİ OLUŞTURUP VARMIŞÇASINA DOKUNABİLMEK…İnanılmaz ama Japon bilimadamları bunu başardı. Bilgisayar ekranında tasarlanan nesneyi ultrasonik ses dalgaları üzerinde oluşturuyorlar. Elinizi uzatıp dokunmak istediğinizde şaşırıyorsunuz, sanki görünmez şekilde nesne orada.