Mevcudiyetinizi, bilincinizi hissetmek, onunla oyuncul olmak için mükemmel bir soru, aynı ikileme düşeceksiniz: Onu uyduruyor musunuz yoksa gerçek mi?
Onu burada küçük bir oyun olarak mı kuruyorsunuz, yoksa gerçekten olan bir şey mi? Bunun yanıtı, neyi seçiyorsunuz’dur. Neyi seçiyorsunuz? Onun gerçek olmasını mı seçiyorsunuz, yoksa zihnin o uyduruluyormuş gibi davranmasını mı seçiyorsunuz? O kararı, o seçimi, yalnızca saf bilincin, ve sizin, farkındalığınızın, ve sadece sizin yapabileceğiniz nokta (yer) budur. O seçim kafadan ya da bedenden gelmez. Sizden gelir. Onun gerçek olması için kendinize izin verecek misiniz?
Diyeceğim ki, şu anda her birinizin gerçekten yüzleştiği en büyük sorun budur. Siz az çok şu… hemen ucundasınız – güzel bir ev edinmenin ucunda, farkındalık edinmenin ucunda, her ikisine de sahip olmanın ucunda – ve sonra duruyorsunuz, ve zihin devreye girerek diyor ki, “Bu gerçek mi?” Zihin savunma rolüne bürünüyor, ve zihin ayrıca o eski değersiz kasetleri de çalıyor, o eski programlanmaları. İşte o noktada sizin, mevcudiyetinizin, bilincinizin öne çıkıp, “Zihin, bundan sonrasını ben ele alıyorum. Bundan sonrasını ben ele alıyorum” demesi gerekiyor.