Psicomagia- PsikoBüyü ve The OA

Bilinçaltının, rüya dilini anlaması akıl dilini anlamasından daha kolaydır. Belli bir açıdan bakıldığında hastalıklar, çözülmemiş sorunları açığa vuran birer mesaj, birer rüya niteliğindedir. Şifacılar büyük bir yaratıcılıkla kendine özgü tedaviler geliştirirler. Onlar herkesin içinde taşıdığı o ilkel, batıl canlıyla konuşurlar.
Usta bir hokkabaza yaraşır numaraları bir mucize gibi gösteren bu halk terapistleri, başarılı bir sonuca varmak için hastasını mucizelerin gerçek olduğuna ve iyileşebileceklerine kati olarak inandırması gerekir. Hasta bu kutsal tuzağa düştüğünde dünyayı mantık sınırlarında değil sezgisel olarak algılamasını sağlayacak bir dönüşüm deneyimler. Asıl mucize ancak o zaman kendini gösterebilir. 
*
Gerçeklik, her ne kadar kendimizi sakinleştirmek için öyle olduğuna inanmak istesek bile, mantıklı değildir. Dünyanın kendisi homojen değil gizemli güçlerin oluşturduğu bir alaşımdır. Gerçeklikten yüzeysel olandan başka bir şey almamak, ne kadar realizm kılığına büründürülse de gerçekliğe ihanettir.
Not: bunu paylaşan-bendeniz-, Boğa görünümlü uzman İkizlerden bozma çaylak Yay dır. O sebeple binlerce paylaşacak güzel cümlesi olan Alehandro’dan kendini tuta tuta ilerleyip bu paragrafta zokayı yutmuştur. 🙂
*
Hermano (pachita isimli yasli sifaci kadin kanali ile iyilestiren ruh), işbirliği yapmaktan kaçınan ve iyileşmeyi içten istemeyen hiç kimseyi iyileştiremezdi.

Jose Marti

jose-martiİspanyol sömürgecilere karşı verdiği mücadelede ülkesinin simge isimlerinden biri olan ve 1895 yılında İspanyol askerleri tarafından öldürülen Küba’lı ünlü siyasetçi ve halk şairi Jose Marti’nin çok sevdiğim bu şiirini, seveceğinizi ve ölümünü düşünmekten korkmayarak, yaşamının sorumluluğunu alabilecek, yalın insanlar olabileceğimiz umuduyla sizlerle paylaşıyorum.

Aynı yalınlıkla ölmek isterim

Aynı yalınlıkla ölmek isterim
Kırda bir çicek gibi, sakin, gösterişsiz.
Mum yerine yıldızlar parlasın üstümde
Yeryüzü uzansın altımda sessiz.

Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim
Varsın hainleri gizlesinler soğuk bir taş altında
Dürüstce yaşadım ben, karşılığında
Yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim.

Jose Marti

Şiir-Flozofi-Bilim

Fonda adını sanını bilmediğim bi dünya müziği var ve ben onu -her nasılsa- şekil olarak görüyor gibiyim. Hatta bi an kendimi onun -notaların- üzerine binmiş de gidiyormuşken yakaladım, ve onu öyle fark ettim. Etmeseydim beni kaçırıyordu hınzır şey 🙂
Günaydın frekanssllaaarrrr

Gerçek bi şiir her kişiye dokunur ve bir an için bile olsa aydırır. Gerçek bi filozofi yalnızca belli düzeyde kişilere dokunur, onların da çok azını aydırır. Yani gerçek şiir her zaman önde ve kıymetlidir. O sebeple herkes şair olmaya çabalar ancak sersemler filozof olur:)))

Gerçek şiir az bulunduğu gibi gerçek filozofi de çok çok az bulunur, bu hususu da unutmayalım. Kelimeleri cümleleri anlaman gerekmediği halde nerdeyse her okuyana aynı hissi geçirebilen bi büyüdür şiir bana göre.

Eski şairler oldu reklam söz yazarı, eski büyücüler oldu bilim insanı ,eski filozoflarrrr bilmem… bilmem onlar kayboldular dinazorlar misali. Zaman kalp zamanıymış öyle diyorlar, kalp anlarmış, kafaya gerek kalmadı artık tıpkı başsız üretilen sanayi tavukları gibi. Sahi o tavukların kalbi var değil mi?

Eski folozofları şimdi ne olduklarını buldummm heyyyoooooooo Onlar da senaryo yazarı oldular tabi. Filmler-diziler yazıyorlar.

Filozofi daha ziyade eril, şiir ise dişil bir işlem diyebiliriz belki. Şiir şimdinin yanılmaz doğrusudur ve neden öyle olduğunu bilmez. Denklemler bilinmez sadece sonuç vardır; 8/2 ))) Denklemleri filozofi bilir, sonuçları da şimdiye ait olmaz çoğu kez, o filozofun zamanının sonucu olur.

İyi şair felsefeyi iyi bilir mi?

Ben iyi şairin felsefeyi iyi bildiğine katılmıyorum, zaten felsefe bilinmez, yapılır, başka bi şey yapamadığından yapılır (yoksa akıl harcı değil), yani bu durumda, eğer o bi folozof olsaydı şair olamazdı! Fakat belki de şunu demek istiyorsun, bazı iyi şiirlerin felsefi değeri de vardır. Evet doğru ama bu aktarıcının-şairin filozofluğundan değil onun aktardığı şimdiye ait müziiğin felsefi içeriğe denk gelmiş olmasındandır (muhtemelen).

*

Deneyimin hası, sonra gelenin çıtası. sa

İçe Kapanış

Derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
Siyah örtülere sardı şehri karanlık;
Kimine huzur iner gökten kimine gam.

Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte;
Toplasın acı meyvesini nedametin
Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler
Eski zaman esvaplarıyle eğilmişler;
Hüzün yükseliyor, güleryüzle, sulardan.

Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi
Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran
Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.

CHARLES BAUDELAİRE

Bir tapınaktır doğa

Bir tapınaktır doğa, sütunları canlı
Anlaşılmaz sözler duyulur zaman zaman
Sembol ormanları içinden geçer insan
Tanıdık bakışlar süzer gibidir sizi

Bir derin, bir karanlık birlik içinde
Aydınlık kadar sonsuz, gece kadar geniş
Uzaktan söyleşen uzun yankılar gibi
Renkler, sesler, kokular karışır birbirine

Kokular vardır çocuk tenlerinden taze
Obua sesinden tatlı, çayır gibi yeşil
Kokular da vardır azgın, zengin, gürül gürül

İnsana sonsuz şeylerin tadını veren
Misk, amber, aselbent, buhur gibi kokular
Duyuları, düşünceyi alıp götüren

Charles Baudelaire