Öküze İlişme şaşkınnn!

Ayşe Teyze‘li “Yiyin Gari” bence çok başarılı bir reklam kampanyası. İnternette bir aratayım dedim, acaba herkes nasıl düşünmüş diye: 

Ayşe Elmacı‘nın kullanıldığı ilk film büyük satış başarısı getirince, Elmacı ile uzun vadeli anlaşma yapıldı. “Çoban Arif” ve “Postacı” reklam filmleriyle Ayşe Teyze Lay’s’in sözcülüğü sürdürdü. 

2004 yılında yapılan AC Nielsen araştırmalarına göre Lay’s pazar payını tam yüzde 16.5 arttırdı. Sonraki araştırmalar da Ayşe Teyze‘li reklamın ürünün “doğal” algılamasına büyük katkı yaptığını, reklamın izlenmesi çok keyifli bir reklam olduğunu gösterdi. Lay’s için yapılan tüm araştırmaları okuduğunuzda reklamla başarıya ulaşmanın raslantı olmadığını net olarak anlıyorsunuz.

Ayşe Teyze gerçekten sevimli fakat son bölümlerdeki delikanlı’nın (kimdir bilmiyorum) çizdiği saftirik, şehirli tipleme daha da hoşuma gidiyor. Belki de Ayşe Teyze’nin söylediği gibi “şaşkın!” tanımını pek tanıdık buluyorum. “Öküze ilişme şaşkınnn!!!” Beni çok güldürüyor. Aslında reklamı izlediğimde ben de öküz altında biraz buzağı aramadım değil, hani delikanlının fuları filan, köylük yerde seyredeni yabancılaştıran unsurlar. Reklamın yaratıcısı hafif efemine unsurları hem de köy ortamıyla bağdaştırıp, öküzle ineği karıştırışımızı doğrusu yüzümüze iyi vuruyor :)))  Zaten sanırım bu sayede reklam kampanyası Effie ödülü kazanmış.  Reklamların hepsi böyle katmanlı anlamlar içerecek şekilde ve bu denli naturel olsa televizyon seyretmeye başlayabilirim:) Örneğin Axess kızının keşfedildiği ilk reklam da dikkat çekiciydi, fakat devamını getiremediler.

Şaka gibi gelse de

1- Prens Harry’ye eşitlik kursu
DIŞ HABERLER SERVİSİ
İngiltere’de, Pakistan asıllı bir silahlı kuvvetler mensubuna ırkçı hakarette bulunduğu için uyarı alan tahtın üçüncü varisi Prens Harry’nin, Kraliyet Silahlı Kuvvetleri’nce zorunlu “ırklar arası eşitlik kursuna” tabi tutulacağı bildirildi.
Bir İngiliz gazetesinin geçen ay ortaya çıkardığı video kasette, Prens Harry’nin, Pakistan asıllı bir arkadaşından “bizim küçük Paki dostumuz” diye söz ettiği görülüyordu. Prens Harry, kötü niyeti olmadığını söyleyerek özür dilese de açılan disiplin soruşturmasının sonucunda uyarı almış ve suçu siciline işlenmişti.

2- Hız sınırını aşan bakan istifa etti
DIŞ HABERLER SERVİSİ
İlmanya’da, aşırı hız nedeniyle trafik cezası alan Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Ulaştırma Bakanı Oliver Wittke, görevinden istifa etti.
Wittke, Kasım 2008’de Meschede kentinde hız limiti saatte 50 kilometre olan yolda 109 kilometre hızla araç kullanırken radara yakalanmıştı. Ehliyetine en az 8 hafta süreyle el konulan Wittke’ye, para cezası da verilmişti.

3- Avusturya Başkan’a dokunacak
Avusturya Ulusal Meclisi 3. Başkanı Martin Graff’ın dokunulmazlığı kaldırılıyor. Aşırı sağcı Özgürlükçüler Partisi (FPÖ) milletvekili Martin Graff, 2003 ve 2006 yılları arasında CEO’luğunu yaptığı Avusturya Araştırma Merkezi (ARC) adlı şirketin parasını zimmetine geçirme ve görevi ihmal suçlarından yargılanacak.
Viyana Cumhuriyet Savcısı Gerhard Jarosch, aşırı sağcı milletvekilinin peşini bırakmadı ve meclise dilekçe vererek, dokunulmazlığının kaldırılarak yargılanmasını talep etti. Avusturya Ulusal Meclisi, kararını 30 gün içerisinde vermek zorunda. Uzmanlar Graff’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına kesin gözüyle bakıyor. “Zimmetine para geçirdiği ve görevini ihmal ettiği” gerekçesiyle yargılanacak olan Graff, “CEO’su olduğum ARC firmasıyla gizlilik protokolü imzalamıştım (Milliyet)

Bu tür duyarlılıkların tüm Dünya’da artması ve mümkünse tabana yayılması için (çifte standart olmadan) dileğimizi ortaya koyarız ama bu yeterli olmuyor, bireysel ilişkilerimizden başlayarak önce kendi hayatımız için uygulamayı başarabilir, çocuklarımıza örnek olabiliriz.

Hafif ve esnek olmak

Bence bu en önemli özelliklerden. Ne için? Hayatı daha rahat geçirmek için.
Örneğin dünyayı gözlemle, belli zamanlarda fırtına olur, kasırga, ya da deprem veya sel vs. Bunlar güçlüler ama esas güçleri şiddetlerinden değil, sonsuzca tekrarlarından geliyor, öyle ki, koca koca kayalar dövüle dövüle kum oluyor, sonra da toz olup havaya karışıyor ve biz onu yutuyoruz! :)))
Bu güçlerin önünde dikilmek kar etmez, eğer varlığını devam ettirmek, hem de canın yanmadan devam etmek istersen, hafif, uçucu bişey olmalı, onlarla havalanmalı, onlarla yerin dibine girmelisin. Adresin belli olmamalı, tanımların olabilir belki ama öyle çok öyle çok olsun ki, artık yok gibi olur 🙂
Zamandaki tüm medeniyetler günün birinde çöktüler. Herşey doğuş-gelişme-yükseliş ve düşüş evrelerinden geçiyor. Az önce bahsettiğim doğa güçleri bile bu süreçten muaf değil.
Belki başka açıdan bakınca söylediklerim çöpe gider, giderse gitsin 🙂

günlükten-27.05.2007

Kuantum Bilgeliği

Kuantum Bilgeliği ve Tasavvuf, arkadaşımız Doç.Dr. Haluk Berkmen’in bu ay içinde okurlara sunulan kitabının ismi. Bahtı açık olsun dilerim.

Kitabı hemen aldım, gerçi içerikteki konuları nerdeyse altı yılı bulan arkadaşlığımız süresince sık sık karşılıklı sohbetlerle irdelemek mümkün olmuştu; fakat yine de hepsini bir arada bulmak benim için  faydalı olacak. Henüz baştan başlayıp okumaya fırsatım olmadı, malum bir sosyalleşme rüzgarına kapılmış durumdayım son haftalarda. Ayrıca elimde aynı anda okumakta olduğum üç kitap var.

Şimdilik aralarda açıp okuduğum sayfalarla yetiniyorum, örneğin şu an rastgele bir sayfayı açtım, 177.ci sayfa çıktı, orada koyu harflerle şöyle diyor:

O gül endam bir al şale bürünsün yürüsün,

Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün.

Enderunlu Vasıf’a ait olan bu dizelerdeki simetri ve düzenden bahseden yazar, şöyle devam etmiş: “Düzenli yapılaşmada rasyonel akıl, güzellikte sezgi ve duygu bulunduğunu bilsek de bu özelliklerin sadece insana ait olduklarını sanıyoruz. Fakat her yerde bulunan bildiğimiz su dahi güzel ile çirkini ayırt edebiliyor, duyguları hatta düşünceleri bile fiziksel yapısında yansıtabiliyor.”

Ve sonra Suyun Belleği başlığı geliyor.

Konunun konuyu açtığı, uzun bir konferansın içeriği gibi sürüp giden bu kitap, eğer elimize internetin icadından önce geçseydi, hazdan düşer bayılırdık 🙂 Yine de bir referans kitabı olarak el altında bulunması çok güzel. Sevgili Berkmen’e kendi kişisel menkıbesini kovaladığı yolda kolaylık, sevinç ve böylesine hoş paylaşımların sürekli olması dileklerimi sunuyorum.

Ve bildiğim kadarıyla Önümüzdeki Pazartesi günü Açık Radyo’da Sevgili Melda Keskin’in konuğu olacak, saat 11.00’de, bunu da hatırlatmış olayım.

Alacakaranlıkta

Dün gece uykuya dalmadan önce, hani o alacakaranlık bölgede,  çok net iki vizyon gördüm.

İlki genişçe tek kişilik bir koltukta oturur durumda zıplayan bir kız çocuğu. Muhtemelen 4 ila 6 yaşlarındaydı, üzerinde kadifemsi belden büzgülü üzerinde tekrar eden küçük motifler olan bir elbise, onun üzerinde ince açık renk bir hırka, ayaklarında koyu renk (muhtemelen kadife elbiseyle uyumlu) çorap ve çok şık ayakkabılar vardı. Koyurenk saçları olan sevimli bi kız, yüzünü hatırlayacak kadar bakamadım, öyle gerçekti ki onun koltuktaki varlığı ve zıplayışı, burnumun ucundaydı ve heycanla kendime geldim.

Sonra hemen tekrar o bölgeye girdim, bu kez Avrupa şehirlerinde (istanbulda da bazı yerlerde rastlanan) eski zamana ait ama şu an gayet yeni duran, bitişik nizam kaliteli görünen bir apartmanın kapısından biri dönerek çıkıyordu. Fakat bu çıkışı anlatmaya dilim yetmez! Kişi hem kendi etrafında dönüyor hem de apartmanın içiyle sokak kapısının dışı arasında dairesel ve çok hızlı bir dönüş yapıyordu. Yani aynı anda hem içerde hem de dışarda oluyordu, derken tamamiyle dışarda oldu, onun annem olduğunu gördüğüm anda, o birden spor bir kasket giyen genç bir delikanlı oldu ve caddenin kenarında kaldırımın yanında durdu, sanki otobüs bekler gibiydi, başını hiç kaldırıp bakmadı bu sebeple kime benzediğini göremedim.

Bir kez daha heyecanla yatağımdaki ben zamanına döndüm. O dönüşün (kapıdan çıkış) inanılmazlığı ve muhteşemliği başımı döndürmüştü. Bunun son kerte zarif bir büyücülük ya da kuantum olayı olduğu geldi aklıma, üzerinde düşünmek istemedim, yeniden o bölgeye girmek için kendimi bıraktım fakat bu kez uyumuşum. Rüyamda bazı ilginç şeyler gördüm, yine mekanizmalar üzerineydi fakat şu an anlatmaya yeterli şey hatırlamıyorum.

not:alacakaranlık bölge için, bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=854