Hiyerarşi yerine Heterarşi

Maddenin en temel yapıtaşları sürekli hareket halinde, aktif, canlı varlıklardır. Onlar tek başlarına, küçük öğeler olarak kaldıklarında çok hareketli olmak zorundadırlar, çünkü çevrelerindeki tüm diğer öğelerle karşılıklı etkileşim içinde olmak mecburiyetindedirler. Bu nedenle çok enerji harcayıp-çok yorulurlar. Halbuki birbirleriyle birleşip, daha büyük birimlere dönüştüklerinde, karşılıklı etki…leşim-içine girmek zorunda olacakları öğe sayısı azalmış olacağından, daha az koşuşturur durumuna geçerler ve rahatlarlar. İşte bu nedenden dolayı, doğa ve dünyadaki tüm varlıklar, sürekli olarak, en az enerji harcayacak, en rahat konuma geçecek üst-sistem oluşturma çabaları içindedirler. Bu nedenledir ki, atom-altı-parçacıkları atom denilen kimyasal elementler içinde bir araya gelmişlerdir; atomlar moleküller, mineraller içinde bir araya gelmişlerdir, ve bu böylece devam etmektedir. Bu doğanın en temel yasasıdır. Dolayısıyla doğada hiyerarşik değil, heterarşik bir oluşum sistemin var olduğu, fizik bilimindeki yeni gelişmelerle ortaya çıkmış ve hiyerarşi yerine heterarşi diye yeni bir terim oluşturulması gerekmiştir. Hiyerarşi, her şeyin tepedeki büyük bir sisteme bağlı olduğu yönündeki geleneksel yönlendirici kuvvet sistemini simgeler. Heterarşi ise, temeldeki birçok parçacığın karşılıklı etkileşimlerine dayalı olarak oluşturulan ortak mutabakatlara dayalı kuvvet alanı sistemine dayanır. Yani biri tepeden tabana örgütlenmeyi, diğeri tabana dayalı örgütlenmeyi gerektirir.

Doğa bilimlerindeki bu yeni gelişmeler ışığında insanlarımızı bilgilendirmek, hayatın anlamını kavrayabilmek ve toplumsal sorunlarının çözümünde kolaylık sağlamak amacıyla şu soruların yanıtları aranmıştır:

1- Doğada neden sürekli bir değişim-dönüşüm oluşmaktadır? Zaman kavramıyla ilişkisi nasıldır?

2- Hayat neden doğum ve ölüm üzerine gelişmektedir? Tavuk-yumurta döngüsü neden zorunludur, hangisi diğerine bağımlıdır?

3- Değişim-dönüşümler hangi yöne doğru gitmektedir? Doğadaki varlık boyutları zaman içinde hangi yöne kaymaktadır?

4- Varlıkların gittikçe büyüyen sistemler içinde bir araya gelmelerinin (birleşme) nedeni nedir?

5- Birleşmelerde ortaklık kuralları (düzen-ölçütü) nasıl oluşturulmaktadır?

6- Maksimum enformasyon prensibi nedir? Bilgi neden üssel olarak gelişmektedir?

7- Simetri kırılması- solidifikasyon- köleleştirme etkisi kavramlarının birleşme kuralları oluşturulması ile ilişkisi nasıldır?

8- Toplumsal hayatta denge ve düzen şimdiye dek niçin tam sağlanamamıştır?

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/243876-dogadaki-canlilarin-onemi-nedir.html#ixzz1gg358u4A

The Big Bang Theory

The Big Bang Theory Dizisini neden seviyorum?

Roller çok güzell seçilmiş ve tabi komedi olması hedeflendiği için çok güzel abartılarak, karikatürize edilmişler.

Bi tane kuramcı fizikçi bilim adamı var. Hemen yanına bi de deneysel fizikçi konulmuş. Bunların karşısına iki mühendis konularak, olay nasıl işliyor gösterilmeye çalışılmış.

Tabi hemen karşı dairede bilimle hiç alakasız ama çok güzel ve empatisi gelişmiş bir sıradan (kesinlikle sıradan değil çünkü kızın empatisi fevkalade gelişkin)insan tiplemesi yerleştirilmesi harika bi kurgulama.

Bunların güncel hayatları, anneleri (evet özellikle anneleri çok dikkat çekici),  ilişkilerinin gelişim yönleri, harikulade.

Ekşi Sözlükten seçmeler:
genel olarak 3 ana karakter, 2 de yardimci karakterden olusmakta dizi.
leonard hofstadter: dizide penny adli hatuna yanik bas karakterlerimizden biri. gercek hayata ve duygulara diger karakterlere gore daha uyumlu gorunuyor. celiski icinde yasiyor gidiyor garibim, bir taraftan ruhundaki “geek” lige ihanet edemiyor, ote taraftan da normal bir yasam ve iliski icin can atiyor.

sheldon ross (edit: sheldon cooper olacak. aychovskynin belirttigi uzere o sirada olasilik calistigimdan boyle bir dil kaymasi oldu galiba): leonardin ev arkadasi. bence en komik karakter. ama dikkat edilirse, her ne kadar leonard’a arkadas ve yoldas olarak gonulden bagli da olsa duygularini aldirmis biri olarak gorunuyor. arkadasin empati yetenegi yok diyebiliriz, o yuzden insanlarla iletisimi cok ama cok sorunlu. ama en komik tarafi da bu, en beklenmedik tepkiler bu adamdan geliyor. bence empati yoksunu karakterini en iyi ozetleyen olaylardan birisi soyle bir konusmada ozetlenebilir:
-would not i love your child if he did not know how to calculate area below the curve by using integration?
-i wouldn’t
lakin, en “muhtac” karakterdir ayni zamanda, cocuk gibidir.

penny: leo-sheldon ikilisinin yeni kapi komsusu. aptal sarisin tiplemelerinden biri. nerdlerle zaman gecirmekten hoslaniyor gibi.

rajesh koothrappali: diger favori karakterim, hindistanli fizikci. arada cok bomba espriler yapiyor, ama bunleri gormek icin penny’nin olmadigi sahneleri beklemek zorundasiniz , zira arkadas hatunlarin yaninda kilitleniyor ve konusamiyor. oyle kekeleme falan degil, bildiginiz “system shutdown” moduna giriveriyor, o hali bile yarilmak icin yeterli

howard wolowitz: ukala nerd. myspace, blog, eksisozluk gibi alemlerde pek populer olsa da, gercek hayatta aradigini bulamamis bir adam. penny’nin uyuz oldugu tek karakter. aslinda dizinin guzel bir rengi

genel olarak diziye tekrar bakarsak, gerek karakterleri, gerek esprileri ile cok guzel bir dizi. espriler ruhunuzda biraz “geek”lik varsa hosunuza gidecektir. bazi esprileri anlamak icin hakikaten temel konularda bilgi sahibi olmaniz lazim: leonardin sicim teorisi ile dalga gectigi, sheldonun savundugu sahneler gibi. superman gondermeleri havada ucusuyor
(muhalif sirin, 05.11.2007 20:31 ~ 20.10.2009 21:27)
dizi 4 nerd/geek dahi ama tam olgunlaşmamış(leonard hariç,kendisi bir geçiş formu) arkadaşın başlarına gelen olaylardan ibaret ,tabi karşılarına taşınan penny den sonra ki hayatları.(ki bu kızı izledikçe de izleysiniz geliyor hem çok seksi hem çok sevimli)işin ilginci ise 4 dahi dizi karakterinin yanına koyulacak 5. bayan ve sarışın karakterin mutlaka aptal olması gerektiğini/bekleneceğini zanneden bizlere güzel bir tokat atıyor.öncelikle penny aptal değil sadece sizin benim gibi normal ve birazcık cahil,göreceli olarak tabi.lakin pratikliği ve insan ilişkilerindeki başarısıyla bizim 4lüyü sosyal hayata adapte etmeye çalışıyor,zorla/güzellikle/ikna ederek/tehdit ederek vs. ve bizim 4 lünün(abazalığı tavan yapmış ama hala annesiyle yaşayan yahudi karakterimiz hariç) hepsininden de hakkından geldiğini söylemeliyiz.

bir ek bilgide sheldon karakterinin anlattıklarını dinleyerek genel kültürünüzü arttırabilirsiniz.

(cnnbs, 30.06.2008 08:11 ~ 08:30)

espriler beklediğimin aksine zeka pırıltılı, bazı bölümlerde yere yatıran cinsten. özellikle sezonun ikinci yarısında sheldon cooper karakteri diziyi alıp taşımış resmen. kişisel tahminim şu ki asıl tutması beklenen karakter howard karakteriydi lakin başarılı olamayınca ve sheldon da izleyicilerden iyi dönütler alınca ikinci yarıda sheldon a ağırlık verildi. iyi de edildi bence. özellikle sheldon ve penny nin posta kutularının önünde karşılaştığı iki sahne de harika olmuş. biri, dokuzuncu bölümde penny nin “it was a joke” sözünden sonra sheldon ın gülüşü. diğeri de sezon finalinde sheldon ın penny e çince bagırdığı sahne.

(teletabi, 11.07.2008 02:18

Kurumsallaşmış dinler

Kadınlar bağlarını kaybetmediler, kadınların tinle hala doğrudan doğruya bağlantıları var. Sadece bunun nasıl kullanılacağını unuttular, ya da daha doğrusu, erkeklerin bu bağlantıya hiç sahip olamama durumunu taklit ettiler. Binlerce yıl erkekler kadınların bu bağlantıyı unutmalarını sağlamak için çabaladılar. Mesela, kutsal enginizasyonu ele alın. Kadınların bu dolaysız bağlantıya sahip oldukları inancını kökünden sökmek için yapılan sistematik bir tasfiye idi bu. Bütün organize dinler, kadınları daha aşağı bir yere koymak için yapılan çok başarılı bir manevradan başka bir şey değildir. Dinler kadınların daha aşağı olduklarını söyleyen tanrısal bir kanunu delil gösterirler.(tıklayınız)

fa: kadınları durdurmanın yolu tek tanrılı dinler mi?daha doğrusu kadınların önüne engel koymak gerekiyordu bunun için tek tanrılı dinler mi devreye girdi?yada bütün dinler mi? İskit kadınları yada islamiyet öncesi Türk toplumlarında kadınların yönetimde eşit haklara sahip olduğunu duymuştum.hatta islamiyet öncesi Türk toplumlarına bir islam elçisi gönderiliyor.bir bakıyorki hakanın yanında karısıda var.durum gari…bine gidiyor.Tabi kadın adamların yanında bacağına açıp kaşımaya başlayaınca elçi artık dayanamayıp tepki gösteriyor.Bunun üzerine hakan elçiye hitaben,mal burda sen çok cesaretliysen yan gözle bakarsın değilse susrasın diye cevap veriyor.acaba çevresel koşullada kadının toplum içindeki yerini edtkiliyor mu.sonuçta bunlar bozkır toplumu.hatta yörüklerde bile kadının yeri hala erkeğe neredeyse eşit durumda..bu konuda sizler ne düşünürsün bilemiyorum tabi.

sa: Tek tanrılı dinler, “yaradılışın eril öğesini güçlendirmek” için devreye girdi amaç “birey bilincini oluşturmak, geliştirmek ve bir daha yitmeyecek denli sağlamlaştırmaktı ve bu dişil bilincin iradesi/dileği ile oldu. Ancak Dinler yaşanmayı bitirip kurumsallaştığında tüm amacını ve işlevselliğini yitirdi. Hatta durumu tersine çevirip o az buçuk elde edilmiş bireysel bilinci dahi tehlikeye düşürmeye başlayınca, ellerindeki tüm yetki yeniden dişi bilinç tarafından geri alınıyor. Başka bişey denenecek sanıyorum.

Zaten bi şeyin yaşanamadığı ve başarısızlığı onun en çok konuşulan ve üstüne basılan, zorbalığa dökülen olmasıyla bağıntılıdır. Hatta seks yapamayıp ha bire seksten imalar yapan,  bel altı fıkralar anlatanlara “diline vurmuş” derler!

**
“Bunlar dünyayı değiştirecek” dedi Richard. İhtiyar adam ona baktı ve “hayır” dedi. “Ama bunlar size verildi…” “Sınamak için” “Sınamak mı?” “Ben çok uzaklara yolculuklar yaptım. Bir çok inancın elyazmalarını inceledim Katay’dan kuzey ülkelerine kadar” Gözleri parladı. ” Ve bütün karmaşık incelemelerime rağmen, yine de bir şeyler öğrendim. Her büyük din bir ışıkla başlar. Ama ışığı yalnız kalpler tutabilir. Sayfalar tutamaz.”

“Ama sizin elinizde…”

“Elimdekiler kağıt” dedi yaşlı adam. “Dünyaya bu kelimeleri verirsek, ancak doğruluğunu zaten bilen insanlar anlar ve sever. Ama vermeden önce bunlara bir isim koymamız gerek. O da bunların ölümü olur.”

“Güzel bir şeye isim koyunca, ölür mü?”

“Bir şeye isim koymanın zararı yoktur. Bu fikirlere isim koymak ise bir din yaratmaktır.”

(Richard Bach- BİR)

**

Normalde toprak diye bişey olmadığını bilmeyiz biz, onun bi kısmı soğumuş lav kayalarıdır ama çok büyük kısmı ölülerdir! Tüm canlıların ölülerine basarız biz her an ve herşeyi o ölülerin üzerine inşa ederiz. Fakat ölülerin bi kısmı her baharda yeniden doğarlar, yani  çevrime girerler. 🙂

**

Yaratıcılığın coşkusu, yaratınızı bırakmakta yatar.  Onu bir an için hissedin. Yaratıcılığın coşkusu bir şey yaratmada ve sonra da onu bırakmada yatar. O hâlâ sizindir, ama onu kontrol etmeniz gerekmez. Bu mutluluktur, onu sadece izlemek ve büyüdüğünü hissetmek. Gündemi ya da beklentiyi salıvermek, ama onun gelişmesine de izin vermek.(Adamus)

Artık spiralin bi üst basamağına atlayalım

Türkiye ve ona denk bazı ülkelerin bulunduğu spiralin katı “Mitik Düzen” e denk düşüyor bana göre. Ama bi gayret gösterirsek yüzüncü maymun misali beşi bile pas geçip altıya geçebiliriz. (Memleketimizde de spiralin tüm katları var şüphesiz ama bir de yönetimleri seçen demokratik çoğunluk var 🙂

İşte bizim çoğunluğumuz böyle bişey:

4: Mavi: Mitik Düzen:

Hayatın, çok güçlü bir Başkası ya da Düzen tarafından belirleyen sonuçları ile bir anlamı, yönü ve amacı vardır.Bu adil neden mutlakiyetçi ve değişmeyen doğru/yanlış ilkelerine dayalı bir davranış yasasını dayatır. Yasayı ya da kuralları çiğnemenin geri tepmesi ciddi, belki de süreklidir. Sadık kişiye ise ödül vardır. Antik ulusların temeli. Katı toplumsal hiyerarşiler, sokakların güvenliği, suçluluk duygusunun kontrol ettiği itici güç; herşeyi somut olarak kelimesi kelimesine yerine getirme ve fundamentalist inanç; şiddetli konvansiyonel ve konformist. Çoğunlukla dinsel ve mitik ama laik ya da tanrıtanımaz bir düzen ya da misyon.

Nerede Görülür: Püriten Amerika, Konfüçyüsçü Çin, Dickens’çı İngiltere, Singapur disiplini, totalitarizm, şovalyelik ve şeref yasaları, yardımseverlikle yapılan iyi işler, dinsel fundamentalizm (hristiyanlık ve müslümanlık), kız ve erkek izciler, ahlaklı çoğunluk, vatanseverlik. Nüfusun %40′ı, gücün %30′u (Bu oranlar Dünya çapında araştırma sonucu olup Türkiye için değil).

Diğer düzeyleri görmek üsterseniz tıklayınız

**

Think of your death now. It is at arm’s length. It may tap you any moment, so really you have no time for crappy thoughts and moods. None of us have time for that. The only thing that counts is action, acting instead of talking.cc

**

Gereksindiğiniz her şey, istediğiniz her şey, yaratmayı seçtiğiniz her şey, her ânın her potansiyeli zaten sizin içinizde. Ben, onun fiziksel bedeninizin içinde olmasından söz etmiyorum, gerçi aynı zamanda orada da bulunuyor. Ben onun bilincinizde olmasından söz ediyorum. Bilinciniz, farkındalığınızdır, ama farkındalığınızın büyük bir bölümü kapatılmıştı, bilerek, ve aslında bunun bir nedeni vardı….Bu bir hata değildi (Adamus)
Hadi biraz ciddiyeti bırakalım yahuuu… Çıkın ortaya sallanın, gözlerinizi kapatın içinizden yükselen müzik eşliğinde sallanın, kıvrılın,bükülün,zıplayın, ya da ne isterseniz onu yapınn. Latin müzikleri de ççok işe yarıyo bu konuda :))) Hadi biraz ciddiyetsizlik lütfeennnn (kendime çağrı yapıyorum). Mucumucukkkssss

Günaydınnn istanbulll

Günaydınnn frekanslarrrr, kimse inanmazz (beni önceden tanıyanlar, ben gibi örneğin!) uyanalı bi saati geçti. İkinci kahvemmi içiyorumm, çevremdeki araba selini seyrediyorum, bu yağmurlu pazartesi sabahında herkes işe yetişmeye çalışıyor. Gerçekten sıkı bi trafiik var, benden söylemesi (malum köprüden önce son çıkışım)… Hayat güzel, ilginç, her an daha ilginçleşiyor. Hepinize en saf ve çocukça sevgilerimi sunuyorum

Okul konuşmaları nasıldı diye soranlara… Süperdi. En azından benim açımdan öyleydi. O meraklı gözlerdeki bakışlara susamışım. Öyle ki ardından hemen yağmaya başladım!

Masallarımdan birini de onlara armağan ettim, görmek isterseniz:

http://www.50yilsuheylaartam.k12.tr/node/177

Bu arada benim gibi bi çılgını (elini kolunu ağzını, özellikle de hislerini) bağlamadan bu çocuklara hem de iki hafta üst üste ikişer saat yaklaştıran bi okul (öğretmen ve yöneticileri,binası, yeri her bişeyi ile) olması bana oldukça dikkat çekici geldi. Özel bişeyler oluyo galiba 🙂

**

Bi gün sürüden ayrılan bi koyun, kendi kendine konuşarak geziniyormuş

-Sürüden ayrılanı kurt kapar derlerdi aslı var mı acaba?

ordan geçen bi kaplumbağa sormuş: “peki sen hala koyun musun?”

Tam o sıra bi puma çığlığı duyulmuş.

Kaplumbağa demiş ki “ben tercüme edeyim, sen hemen sürüne dön! diyor”

**