Siyasetle ilgilenmeyeli çok uzun zaman oldu, bu sebeple söylediğim şeylerin arkasında pek duramam(onlar benim arkamda dursun bu daha rahatlatıcı), şu an içimden gelen bir cümleyi paylaşıyorum sadece; 1)silah sanayi hayatını devam ettirmek için tüm kozlarını masaya koyuyor. 2) Demokratik hakların gelişmesi, insanları yönetme ve köleleştirme planına taş koyduğu için zaman zaman ayar çekmek ve 3) korkuyu harlamak gerekiyor.
Kategori: Esinti
Üniversite projesi
Dün gece uykuya dalmadan önce ki muhtemelen boyhood’un bölük pörçük sahneleri geçmekteydi aklımdan, rüya ve vizyon arası bir şey gördüm:
Sanırım ölmüşüm ve birden kendimi bi sürü üniversite öğrencisi kıvamında insanın arasında buluyorum, bugün ölenleri karşılamak üzere verdikleri partiymiş bu!
Elime bir kadeh tutuşturuyorlar, bahçe gibi bir yer ya da en azından açık alan çünkü büyük odunların yandığı bir ateş var. Herkes neşeli, coşkulu
biri bana “nasıl değerlendirdin yaşarken gerçekliği? Örneğin gerçek olup olmadığına % üzerinden bir puan verebilir misin?” diye sordu. Şöyle özet halinde hayatımı düşündüm, galiba dedim 18 yaşına kadar hayat hakkında pek de gerçekmiş gibi düşünmüyordum, bir sorun olduğu açıktı! Ortalama %40 verebilirim gerçek olma ihtimaline.Sonraki yirmi yılda bu oran yükseldi çünkü can derdine düştüm herkes gibi ve apaçık sırıtan aksaklıkları görmezden geldim, hadi buna da ortalama %80 diyeyim. son yıllarda ise bu oran giderek düştü, %50 filan desem? tam emin değilim, daha sistematik değerlendirmem lazım dedim ciddiye alarak, zaten her şeyi ciddiye alıyorum belki de arkadaş sırf tatava yapıyordu, oysa ben resmen düşünüp değerlendirip ölçtüm!
Neyse ardından “şu istatistiklere bakabilir miyim?” dedim
düşünebiliyor musunuz beni! Tam kurtulmuşum sorduğum soruya bak, korkunç! tevekkeli değil üniversitede istatistik dersinden en yüksek notları almakla kalmaz, bir çok arkadaşımı da çalıştırıp bu meret dersten geçmelerini sağlardım.
Yani meğerse bu hayat, birçok fakültenin katıldığı interaktif bir deneme projesiymiş!
Ne hissettiğimi sorarsanız, çok rahatladım tabi. Kimseyi yargılamıyorum, çocuklar iyi çalışmış, coşkulu, sabırlı, yaratıcıler, bunda beis yok. Yine de eğer yeniden bir projede denek olursam daha olgun bir programı tercih edebilirim gibi bir his vardı içimde
-end of dream
19 numerolojisi rüyası olduğunu fark edince gözüme daha önemli göründü şu an 🙂 sonrasında bir şeylere epeyce kahkaha attım ama şu an konuyu hatırlamıyorum.
Zihnin Kilidini Açmak -1
İlerleyen yıllarda yavaş yavaş başka bir şey daha ögrendim; evrenin büyük sırlarını anlamak için telepatik olmaya ya da insanüstü güçlere sahip olmaya gerek yoktu. Yalnızca açık, kararlı ve meraklı bir zihne sahip olmak yeterliydi.
Duygular hiçbir şekilde his değildir. Onlar vücuttan kaynaklanan, bizi tehlikeden uzak tutmak ve bize yararı olabilecek şeylere doğru yönlendirmek için evrimleşen hayatta kalma mekanizmalarıdır. (mapping the mind)
Görünümle öz aynı şey olsalardı bilime ihtiyaç kalmazdı (İngiliz deyimi)
Değişim başlamıştı, ben de görmeye başlayayım.
Biz değişimi falanca isim gitti yerine filanca isim geldi gibi lineer görmeye çalışıyoruz, bence sorun burada başlıyor. Bir çok şey deneyimleyen BİR var, bunu herkes sözde bilmesine rağmen uygulamada hatırlamıyor olabiliyor. Olaya çok boyutlu bakmaya çalışalım, bunun için uğraşalım, değişim olacak mı olmayacak mı? Mesele budur ama taraftarlık pozisyonunda seyretmeye devam edersek bunu göremeyebiliriz.
Tabi ki 3B boyutta yaşayan varlıklar olarak ilk tepkimiz lineer oluyor, benim de önce şaşırıp sonra üzüntü ve bedbinlik hissine kapıldığım durumlar oluyor. Hemen sonrasında olayın kendi içimdeki yansımalarını hatırlıyor ve görüyorum. Herhalde bu lineer algıdan sıyrıldığım an oluyor, yani çok uzun sürmüyor. Sonra kendimi sıfır noktasının beni arındırmasına açarak, değişimi seyretmeye hazırlanıyorum.
Eminim benim gibi düşünen, hisseden birçok kişi var. Bunu ifade ettim çünkü kimseye şahsi bir kinim yok benim, hatta çok belirgin bir duygum bile yok, yaşamak istediğim ortamı ise face sayfamda 29 ekim günü paylaşmışım, bakabilirsiniz: “Hukuk düzeni, basın özgürlüğü, kuvvetler ayrılığının yeniden inşası ile milletin hizmetinde, alçak gönüllü, sevecen, geniş düşünceli, barışçıl bir yönetim istiyorum. Anlayış derinliği olan kişilere, önerilere iltifat çoğalsın istiyorum. En özet haliyle böyle 🙂 ” Bunların oluşunu seyretmeye hazırlandım ben, ho oponopono yapıtım, kendimden eminim. Bunların nasıl ve kim tarafından yapılacağı benim için önemsiz.
Bunca yıllık tecrübemin bana getirdiği sonuç şudur; inanç her daim şüpheye galip gelir. Şimdi bu sözüm bilim sevgimle çelişir gibi görünebilir fakat işin derinliği hiç de çelişik olmadığını ortaya koyar. İsa’nın dediği gibi tanrım onları affet ne yaptıklarını bilmiyorlar! Bir bilim sevdalısı ne kadar inançlıdır bilseniz (inanç kelimesini din kelimesinin çağrıştırdıklarıyla aynı kefede değerlendirmeyelim)
Ben aslında bu hissimi kolayca sava dönüştürebilirim; şimdi biz kendi desteklediğimiz partinin/yönetimin arzu ettiğimiz gibi değişimi getireceği varsayımıyla hareket ediyoruz değil mi? Yani ne olacak, bizim parti gelecek, devrim niteliğinde değişimler yapacak, varlığımızın %50 lik bölümü de -hani şu an sevinen- hemen buna adapte olacak? Bu size bir şey hatırlatmadı mı? Cumhuryet devrimi de böyle olmadı mı zaten, peki aradan geçen zamanda görülen nedir? fazla bir şey değişmemiş! Humanizma/demokrasi, kültürün içine yerleşmemiş, halen hakan aşkı/kulluk duygusu devam ediyor! O halde bırakınız kendilerini/kendimizi iyileştirelim, bunun için gönülden hislerimizi ortaya koyalım, dilek ve duaları/olumlamalarımızı bu yolda yapalım 🙂
*
DNA’nızın %90 lık kısmı bedeninizin trilyonlarca anteni gibidir, bilgiyi almaya ve onunla ilgili değişimleri “duygusal hatıralar bölümünüze” manüel olarak yeniden yazmaya hazırdır.
Kryon’un bugün yayınlanan DNA’nın geleceği konuşmasından.
İlginç olan tam bu içeriği anlatan bir rüyayı evvelki gece rüyamda görmüş olmam!
Kişisel sezgi gelişiyor; doğuştan gelen özle bilinç arasındaki bariyer inceliyor. Bunun belirtileri yeni doğan çocuklarda görülecektir. Onlar kendileriyle/bedenleriyle ilgili yolunda gitmeyen şeyi hemen hissedecekler, anne/babalar hazırlıklı olsun ve çocukların bu konudaki beyanlarını ciddiye alarak gerekeni yapsınlar. Kryon’a göre, dna’ların durumu eli kolu bağlı bir insana benziyordu, şimdi bu salıverildi ve sonucu hep birlikte görüyor olacağız.
Dün Kaku’nun The Future of the Mind kitabını okumaya başladım; İlerleyen yıllarda yavaş yavaş başka bir şey daha ögrendim; evrenin büyük sırlarını anlamak için telepatik olmaya ya da insanüstü güçlere sahip olmaya gerek yoktu. Yalnızca açık, kararlı ve meraklı bir zihne sahip olmak yeterliydi.
İyi ki bilinçaltımız var
Borges’in dediği gibi: “İyi ki bilinçaltımız var.Tamamen bilinçli olsaydık, hayatlarımız tam bir işkence olurdu. Her şeyden kendini sorumlu tutan, yaşanan tüm acılarda payı olduğunu düşünen bir insanın hayatının nasıl katlanılmaz olduğunu düşün. Bir sakat, bir felçli gibi yaşayabilir ancak. Bilinçaltı da, aynen geceleri uyumak gibi, bizi yaşama daha kolay katlanır, yaşamla daha kolay başa çıkar kişiler yapmakta işe yarıyor. Tamamen bilinçli olmak bir insanın dayanabileceğinden çok daha fazla gerçeklik içeriyor.”
Lineer düşüncenin gerçekliğinde şekillenen insan için gerçekten de bilinçaltı adeta bir kurtarıcı.
Burada Borges’in söylemediği ya da yazının bütününde yer aldıysa bile görmediğim husus, tamamen bilinçli olmak diye bir durumun söz konusu olamayacağı, eğer olursa bildiğimiz insan kavramının ortadan kalkmış olduğunun göstergesidir.
Bu da çok basit bir gereklilikten ortaya çıkıyor zaten, iyi/kötü, yanlış/doğru diye tanımlayarak inşa ettiğiniz bir temelin üzerinde tam bilinçli yanlış rolünü kimse oynamak istemez. Filmlere, romanlara baktığımızda kötülüğü ile öne çıkan karakterlerin önüne ardına sebepler, haklı şüphe uyandıracak bahaneler serpiştirilir, aksi takdirde ne oyuncu ne de seyirci bu rolü anlamlandıramaz.
*