Geçmiş bir yaşama erişmek!

Birçok kişi, tıpkı DNA’nın bir tabakasına erişmek istediği gibi, geçmiş bir yaşama erişmek ister. Onlar, 3B lineer yolunun basitliğini isterler, ama bu mümkün değildir. Bir an için şunu düşünün: Siz büyük bir sanat galerisinde bir tablonun karşısında oturuyorsunuz. Bu tabloyu “George” olarak adlandıralım. Siz bu tabloyu çok beğeniyorsunuz. O, orada tüm ihtişamıyla duruyor ve siz onun canlılığı ve güzelliği karşısında adeta büyüleniyor, ona hayran kalıyorsunuz.

Sonra, sanat hakkında bir şey bilmeyen, o tabloyu bütünlüğü içinde göremeyen biri çıkıp geliyor. Bu kişi, tablonun bölümlerini analiz ediyor ve garip şeyler söylüyor: “George’un şu kırmızı bölgesinde kullanılan rengi görmek isterdim” diyor. “Acaba, boyanın bir kısmını kazıyıp bunu görebilir miyim?” Siz çok şaşırıyorsunuz! Bu rengin, yüz yıl önce bu tabloyu yaparken ressam tarafından boyaları dikkatle karıştırarak elde edildiğini bu kişi bilmiyor mu? O, orijinal rengin diğer renklerle karıştırıldığı ve en sonunda vernikle kaplandığı için çoktan kaybolduğunu bilmiyor mu? Hayır, bilmiyor.

İşte, DNA’nın içinde bir geçmiş yaşamın özünü yakalamaya çalışmak da tıpkı buna benzer. O sizin DNA’nızda bir kutunun içinde ya da bir zaman-çizgisinin üzerinde bulunmaz. O sizin sanat-eserinizin bir parçasıdır. O sizin yaşam özünüzün çorbasının bir parçasıdır ve büyük tablodaki renklerden biridir.

Kryon’dan özet-sa 

Kuantum Enerji Genişlemesi

Evreniniz daima vardı. O daima var olacaktır, ama boyutsal bir döngü de vardır. Bu döngüde evren kendi içine çökmez. Bu döngüde evren, kuantum enerji kurallarından ötürü bölünmesi gereken bir yere kadar genişler. Bu bölünme vuku bulduğunda boyutlar-arası bir değişim meydana gelir ve bu boyutların çarpışması gibi görünür. Gerçekten de o budur, çünkü boyutsal nitelikleri tanımlayan kuantum kurallar enerjiye sahiptir ve kuantum bir hal bile bir türden diğerine dönüşür. 3B’de, bu bir patlama gibi görünebilir.(Big bang teorisini kast ediyor)

Bu meydana geldiğinde, sizin gördüğünüz şey 3B maddesinin kendisini yeniden şekillendirmesidir. Bildiğiniz şekliyle yaşam sona erer ve madde kendini yeni bir boyutsal hal içinde yavaş yavaş yeniden şekillendirdikten sonra yaşam kendini tekrar yaratır. Bir başka deyişle, bir evren bir diğerini kapsayacak şekilde bölünür, ama bu sadece o evrenin daha yüksek bir formda devam etmesidir. Böylece, bir bakıma, evreninizin bugünkü şeklinin gerçekten bir başlangıcı vardır, ama o sadece, daha önce var olanın bir devamıdır. (Başlangıç ve son takıntısı Lineer algıdan kaynaklanır)

Tüm bunların içinde, sizin “kara delikler” dediğiniz, gerçekte her bir galaksinin boyutsal “ebeveynleri” olan şeylerin etkileri saklanmaktadır. Onlar, tüm galaksinin bir olarak hareket etmesini (dönmesini) sağlayan ve onu, henüz keşfetmediğiniz kuantum niteliklerle bir arada tutan dengeli bir itme- çekme enerjisi sağlar.

Karanlık maddenizin, evrenin enerji oranının ve daima bir genişlemenin sürüp gidiyor görünmesinin sırrı bu “kara delikler”dir. Bu, evrenin hacminin gerçekten genişlemesinden daha çok, kuantum bir enerji genişlemesidir. Kuantum bir enerji genişlemesi, hacim olarak değil, boyutsal olarak artan bir enerji niteliğidir. O bunu yaparken, sizin 3B’de mesafe olarak algıladığınız şeyin yerini alır. Bu algılayış sizin henüz boyutlar-arası süreçleri görmemenizden kaynaklanır.

Kryon

*

Yaratıcı çekirdeğinizle (aumakua/kane) ilişkiye geçmek son derece kişiseldir. Yaratıcı kaynağın bir uzantısı olarak giderek daha uyanık olursunuz ve diğer potansiyellerin ve kişisel Tanrınızın inanılmaz sevgisinin farkına varırsınız. Her şeyin bir parçası olduğunuza ayarsınız. Kryon

İki güçlü Bilinç şekli ve Gezegenin şarkısı

Önce, en düşük bilinç olan, ama çok güçlü olan şey hakkında konuşalım. Düşük bilincin inanılmaz güç taşıdığını, yüksek bilincin de inanılmaz güç taşıdığını anlayın. Ama, düşük veya yüksek onun etki gücünün ölçüsü değildir, daha çok sadece titreşimin ölçüsüdür. Bunu frekans ile karıştırmayın, çünkü bunun teknolojisi lineer değildir. Modellemede görülen şey düşüncenin titreşimidir ve nereye gidebileceği veya nereye gidemeyeceğidir ya da nasıl kısıtladığı veya genişlettiğidir. Güç veya kuvvet çok derindir. Bunu zaten biliyorsunuz. Nefretin gücü kötülüğü ve korkuyu yaratır ve çok kuvvetlidir. Korkunun gücü, eğer dikkatli olmazlarsa ulusları köleleştirebilir. Geçmişten bunun gücünü biliyorsunuz. Bunun gelecek olan enstrumanda yaratacağı spesifik modeli, o özelliğe sahip olan bir bireyle onu ölçmeyi konuşalım. Düşük bilinç son derece basit ve temel modeller yaratır. Bu modeller kuvvetli bir çember yaratır veya yayar – diğer yüksek titreşimlere bir engel oluşturmak için bir araya gelen enerji akışı. Bu, bireyin veya bireyin yarattığı bilincin enerjisinin etrafında bir çember olarak görünür. Çember desenli bir hapishaneye veya tekrarlanmayan temel bir fraktala benzer. Kendi içinde kendini taşır ve model kendi çemberinin dışındaki hiçbirşeyin farkında olmaz. Kuvvet, onun o kadar çok güçlü olmasından gelir ki, diğerleri onun tarafından etkilenebilir ve daha kuvvetli bir çember için kolaylıkla ona katılabilir. O zaman çember daha da genişler, etrafındaki bilinç tuzağında daha da büyür, daha da büyük bir çember yaratır, ama sadece tek bir çember. Şimdi diğerinden konuşalım. Bu sevginin, şefkatin, yüksek zihinli düşünmenin, bütünlüğün ve özen göstermenin yüksek bilincidir. Bu neye benzer? Bu çoklu fraktallar yaratır. Enerjinin birlikte akışını yaratır, bu da sonra kendisinin armonikleri yoluyla kendisinin daha fazlasını yaratır [orijinal olanın spesifik çokluları olan yüksek frekansların daha fazla fraktalları]. Bu fraktal dalgaları dışarı doğru yayınır, etrafındaki şeyi hiç bitmeyen bir döngüde güçlendirir. O genişleyicidir; çekicidir [ekleyici]; karmaşık bir tarzda yapılandırılmıştır; ve armonikler kendi etki alanlarının ötesinde diğer fraktalları yaratır. Bu nedenle, en basitinden en karmaşığına, modellerde gördüğünüz gerçek farklılık nedir? Biri kendi tekilliği ile kısıtlayıcı ve güçlüdür. Diğeri genişleyici ve kendi çoklu genişlemesinde güçlüdür. Bu noktaya kadar, bu gezegende İnsan bilinci kendisini olası en düşük titreşimde çember haline getirmeye eğilim gösterdi. Nefret, savaş, tartışmacı özellikler, kabalık, nezaketsizlik – çünkü hepsi hayatta kalma. Kazanmak çemberdeki tek şeydi. Bu, İnsanların hayatta kalma yoludur! Bu sonra gruba karşı grup, ülkeye karşı ülke, çembere karşı çember haline geldi ve bu modelden aldığınız budur. Bu kitlesel ölüm ve inanılmaz üzüntü yarattı. çember modeli, bilincin ondan genişleyemediği bir modeldi. Bu nedenle her şey kendisini tekrarladı, kendisini tekrarladı, kendisini tekrarladı. Gezegenin tarihine hoşgeldiniz. Gönderilecek armonikler yoktu ve genişleyicilik yoktu. Büyüme yoktu, sadece durağanlık vardı ve bu kendisini tekrarladı. Gidecek hiç bir yer yoktu, çünkü kendisinden daha yüksek hiç bir şeyi “göremiyordu”. Kryon

Hepimiz biriz, aynı bilincin sınırsız gibi görünen basamaklarında dizilmişiz ve hep birlikte bir şarkıyız. Gezegenin şarkısıyız. Bir insan olarak, ALGInı istediğin (mümkün olan) basamakta tutuyorsun, istersen gezdirebiliyorsun. Bu inanılmaz güzel bir sistem, her zaman gözümü kamaştırıyor.

Her şeyin bağlantılı ve bir olduğunu, ilişkide olduğumuz her kişinin kendi reenkarnasyonumuz olduğunu, ayrılığın keyfiliğini bildiğimize göre;
Diğer kişileri göz ardı edip yalnızca kendimizle kalırsak, muhtemelen en iyi ihtimalle mutabakat rüyasından koparız ki bu amacımıza ters düşer ya da daha kötüsü narsistik uyarılara/tedavilere maruz kalabiliriz.
Diğer yandan eğer kendimizi ilişkide olduğumuz kişilere adayıp, nasılsa fark etmiyor diyerek kendimizi unutursak bu kez de bireyselliğimizi kaybeder ve aumakuamızın KU’muzu büyütüp geliştirme aracılığından mahrum kalırız.
O halde UÇlara kaymadan bu muhteşem sistemi deneyebilmek için elimizdeki bu fırsatı(hayatı) sevinçle değerlendirmeliyiz. Sevginin birlikte büyümek olduğunu her anımızda hissettiğimiz armoninin hakim olduğu şahane bir şarkı olduğumuzu hatırlamak dileğiyle… Aloha
*

DNA’nın üçüncü tabakası, yükseliş ve aktifleştirmedir, asla değişmez ancak uyanışa yardım etmek için diğer tabakaları ve bedenin kimyasını değiştirir. O EYLEM tabakasıdır ve daima bilincinizdeki değişimleri DİNLEMEKTEDİR.
Kryon’dan

Nerede 3 sayısı varsa: katalizör niteliği, sevinç ve içsel çocukla ilişki

Matematik Üzerine Sokratik Bir Diyalog

Aşağıdaki yazı Alfred Renyi nin “Matematik Üzerine Diyaloglar” kitabından alınmıştır. Socrates ve Hipokrat arasında geçen güzel bir diyalog bence. Bir kısmını aktarıyorum.

MATEMATİĞİN NESNESİ NEDİR?

SOKRAT(S): Pekala, o halde bana matematiğin ne olduğunu bilip bilmediğini söyler misin? Sanırım üzerinde çalışmak istediğine göre matematiği tanımlayabilirsin de.
HİPOKRAT(H): Bunu çocuklar bile yapabilir. Matematik bir bilimdir ve elbette bilimlerin en güzellerinden biridir.
S: Senden istediğim matematiği övmen değil, onun doğasını tanımlamandı. Örneğin eğer sorum Tıp hakkında olsaydı, bu sanatın hastalık ve sağlıkla uğraştığını ve amacının hastalıkları iyileştirmek ve sağlığı korumak olduğu cevabını verecektin. Haklı değil miyim?
H: Kesinlikle.
S: O halde şu soruyu cevapla; Doktorluk sanatı var olanla mı yoksa var olmayan şeylerle mi ilgilidir? Doktorlar olmasa da hastalık var mıdır?
H: Kesinlikle, hatta şu an olandan daha da fazla olacaktır.
S: Şimdi de başka bir sanata geçelim, mesela Astronomi olsun. Astronomların yıldızların hareketi üzerinde çalıştıkları konusunda bana katılıyor musun?
H: Şüphesiz.
S: Astronomlar var olan bir şeyle mi uğraşıyorlar diye sorsam cevabın ne olur?
H: Evet olacaktır tabii ki.
Devamını oku “Matematik Üzerine Sokratik Bir Diyalog” →

Kuyular, Teknokratlar ve ben

Şu anda, henüz hakkını kazanmamış olan dünya nedeniyle, eğer ayrı tutulmasaydı ve lineerleştirilmeseydi çok daha fazla anlaşılacak olan, ayrı tutulan ve lineerleştirilen çok şey var. Bundan daha önce söz ettik – gezegendeki en yüksek eğitimi veren üniversiteler ve kolejler tüm araştırmaları kategorilere ayırmaya karar verdiler. Bu uzmanlaşma ve verimlilik için yapıldı, ama bir bedeli var.
Fizik, kimya, biyoloji ve tıbbın hepsine sanki bunlar bağımsız bilimlermiş gibi yaklaşılıyor. Elbette, bunlar birbirleri ile ilişkili, ama eğitim kampüslerinde bunların hepsini bir araya koymak için bir “bütünleştirme binası”nın olduğu yer yok.
Bir şey başka bir şeye yol açar ve keşifler yapılır. Ama bilimin tek bir alanının izole edilmiş özelliklerini araştırdığınız için, çoğu zaman keşifler yalnızca tek bir bilimi zenginleştiriyor. Kimya daha fazla kimyaya götürüyor, vs ve sadece kimyacılar dahiller. Yalnızca diğerlerine bütünleştirilerek çözülebilen bağımsız araştırmaların her birinde asıl bulmacalar var. Ama çoğunlukla bunlar bulmaca olarak kalıyor, çünkü hiç kimse araştırmanın diğer alanlarına, “etrafına bakmıyor”.
Bir dili öğrenmeye çalışsaydınız ve fiil binasına, sonra sıfat departmanına ve en son isim pavyonuna rapor vermek zorunda kalsaydınız, iletişimlerin nasıl olacağını hayal edebiliyor musunuz? Hiç kimse dili konuşamazdı, sadece “bulmaca parçalarının” neyi içerdiği tartışılırdı. Kryon
 
Eskiden beri verdiğim bir örneği -yakınımdakiler hatırlar mutlaka- açıklamış Kryon, derdim ki teknokratlar her biri kendi kuyusunda derinleştikçe derinleşiyor, harika şeyler yapıyorlar velakin artık ne yüzeyle ne de diğer kuyularla hiç ilişkileri kalmıyor kazdıkları deliğin dibinde!
Ve ben kendimi hep şöyle hissetmişimdir (maalesef teknokrat doğmamışım) her kuyunun başına giderim ve orada dibi görünmeyen deliğe bağırırım “heeeyyy orada kimse var mııııı?” şüphesiz ki var, her zaman o deliği kazan harika kişi beni duyar ve başlarız muhabbete. Zaten uzun zamandır kimseyle karşılaşmamış olan teknokratın dili şişmiştir, e ben de iyi dinleyiciyimdir 🙂 ikimiz de yorulana kadar devam ederiz, sonra heyecanımız azalır ve o kazı işine geri döner ben de bir başka kuyunun başına varıp deliğe seslenirimmm “heeeyyy orada kimse var mııııı?” :))))
Hayatım böyle geçti. Tabi kuyulardaki faaliyetlerden anladıklarımı birbiriyle bütünleştirebildiklerimi -kendim anlamak için sözcüklere- dökerim ve gözlerim görsün, kulaklarım duysun diye paylaşırım.