Spiralen in der Natur und Galaxy Zoo

Spiralen in der Natur sind überwiegend linksdrehend. Zum Beispiel hat nur eine von 10 000 Weinbergschnecken ein rechtsdrehendes Schneckenhaus. Auch bei der Untersuchung von Spiralgalaxien fand man heraus, dass mehr als die Hälfte linksdrehend ist. Gibt es dafür eine Erklärung?

Im Internet gibt es ausserdem eine interessante Seite mit Hubble-Fotos von Galaxien, die mit der Hilfe von Laien klassifiziert werden sollen:

Galaxy Zoo, where you can help astronomers explore the Universe

 <img src="http://weltall.the-lions.org/Untern/O_Galaxien/galaxienhaufen.jpg" width="350" height="250" alt="" />

Galaxy Zoo: Hubble uses gorgeous imagery of hundreds of thousands of galaxies drawn from NASA’s Hubble Space Telescope archive. To understand how these galaxies, and our own, formed we need your help to classify them according to their shapes — a task at which your brain is better than even the most advanced computer. If you’re quick, you may even be the first person in history to see each of the galaxies you’re asked to classify.

sırıkla atlama

Sergei Bubka benim jenerasyonumun atletizm meraklıları için unutulmaz isimlerden biridir.. Aslında “Bubka” değil, bukka.. Yok yok, yani daha da aslında Bubka, ama aynı zamanda bukka.. çocukluk çağı algımız nedense hep böyle fısıldamıştı kulaklarımıza, bukka, bukka 🙂

[Bu arada sizce hangisi daha iyi bir tatmin ve dolgunluk hissi yaratıyor zihinde? Bir yanda sırıkla atlamak ve Bubka.. öte yanda Sergei ve Bukka.. Aman ya neyse, sözcükler arasında kaybolmayalım yine, lakin bence kesinlikle bukka:]

Ben bu efsane ismi ilk olarak SSCB forması ile izlemeye başladığımda henüz ortaokul-lise çağlarındaydım.. Kenan Onuk’lu olimpiyat günleri ve bilimum atletik faaliyet.. ve toprağı bol olsun, sanki sırf bu iş için dizayn edilmiş sesi ve nezaketiyle bir estetik abidesiydi Onuk.. siyah beyaz yılların Jeyn Torvyıl – Kıristofer Diyn çiftini hatırlayan herkes, o’nun o güzel sesi ve beyefendiliğini de hatırlayacaktır elbet..

Fotoğraf…

Günaydın,

Gamaro bana “fotoğrafçı” demişti… Sabahleyin gezinirken “sohbet kutusu” içinde ilginç bir enstantene ilişti gözüme:

gamaro:
günaydın

Efsunn:
Günaydın

Öz Can:
Günaydın.

Yabancı:
iyi geceler.

Nasıl çekmişim ama?:)))

Ya bir kaç sözcük daha yazmam gerekiyormuş. Şöyle diyor adam: “Forum konusu içeriğinizin gövdesi çok kısa. En az 25 kelime gerekli.”
Ya kardeşim “iki laf” (İki, İki!) edemeyecek miyim yani?!…

Evren genişliyor mu, yoksa biz öyle mi algılıyoruz?

Carlos Castaneda’nın Kartalın Armağanı’nda Sağ ve Sol yan bilinci bölümünde, aşağıdaki gibi bir paragraf geçiyor. Bu kitabı ilk okuduğumda da sol yanda yaşanan olayların yoğunlaştırılmış bir bütün halinde olduğu konusuna kafam takılmıştı. İkinci kez okurken kitabın o bölümüne geldiğimde bu sefer ışık çaktı. Sanki bu sefer daha iyi algıladım olayı. Önce kitabın o bölümünde Carlos Castaneda ne demiş ona bakalım.

Kısaca hatırlatmak gerekirse, La Gorda ve Castaneda birlikte rüya görme çalışmaları yapıyorlar. Ve bu gördükleri rüyalarla Don Juan ve onun grubundaki diğer savaşçılarla ilgili anıları yeniden yaşıyorlar ve görüyorlar. Böylelikle sol yanda yaşanan olayları yavaş yavaş hatırlamaya başlıyorlar. Castaneda’nın bu durumla ilgili yorumu şöyle;

”La Gorda ve ben bir zaman sonra, sol yanımızdaki algı zenginliğinin edim sonrası farkına varma sonucu olduğunu fark ettik. Etkileşimimiz, onu anımsayabilme kapasitemizin ışığında gerçekleşiyordu. İşte o anda, o yüksek bilinç durumlarında her şeyi tek yığın, ayrıştırılması olanak dışı ayrıntılardan meydana gelen hacimli tek bir kütle biçiminde algıladığımızın farkına vardık. Bu her şeyi bir anda algılayabilme yetisine yoğunluk adını verdik. Yıllar boyu, bu deneyim yığınlarını oluşturan ayrı parçacıkları inceleyebilmenin olanak dışı olduğunu düşünüyorduk.; bu parçacıkların us yönünden herhangi bir anlam oluşturacak bir süreklilik içinde bir sentezini oluşturmaya çalışmıştık. Bu tür sentez oluşturamadığımız için, anımsayamıyorduk. Anımsama yetisinden yoksun oluşumuz, gerçekte algılarımıza yönelik anılarımızı bir temele oturtamamamızdan kaynaklanıyordu. Deyim yerindeyse, anılarımızı herhangi bir temele oturtamıyor, onları bir düzene sokamıyorduk. Deneyimlerimiz, bizim için oradaydılar, ama onlara ulaşabilmemiz olanaksızdı. Çünkü bu yoğunluk duvarı tarafından engellenmişlerdi.”

Hamurabi Yasası ve Marduk

Hamurabi Yasası ve Marduk

(1/1)

Ast:
Erken Sümer dönemlerinden itibaren bir kutsiyet simgesi olarak kullanılan -Yıldız’ (diye yorumlanan, +,haç biçimli ) işaret, eski toplumun, zamanla -kutsal’, -tanrısal’, -tanrı’  kavrayışını  ifade etmek için kullanılıyordu.

Gökyüzünde bir  yıldız  tanımı olarak ortaya çıkmayan ve fakat giderek  -yıldız’  simgesi olarak  yorumlanan  bu erken dönem çiziminin, başlangıçta, kutsal olan bütün varlıkları, öncelikle de -An-umu’ anlatıyor olduğunu görüyoruz. Kendini ötekinin zıddı kılarak ittifak kurabilen eski toplumda, bu işaret, koruyucu ve kahredici olanı; tanrı, cin, şeytan, melek ve kahramanı, kısacası, insanüstü-doğaüstü olduğu varsayılan  bütün varlıkların genel bir ifadesi  olmalıydı. İttifak ilişkisinin bu yanındaki topluluk, kendi kutsal varlık simgesinin  yanına eklediği yıldız’ işaretiyle -koruyucu tanrı’sını  anlatmış ise, öte yandan, karşıt topluluk bunu, yine kutsal olan « yıkıcı, şeytan, ejderha » vb. olarak anlıyordu. İslam’da, şeytanın -melek’lerden birisi olmaya devam etmesi de bu yüzdendir.