Çok Boyutlu İletişim

Hawaii şamanlığında ilişki kurmak her şeyin önünde gelir çünkü gerçek iletişim ile hastalıkların ve sorunların giderilebildiğinin farkında olmuşlardır.
“Sezgiyle, lineer mantığı bir kenara koymayı ve lineer olmayan fikirlerin bilincinizin sahnesinde oynamasının güzelliğine izin vermeyi öğrenmelisiniz. Bu hayatta kalmanıza veya dostlarınızın yaptığınız şey ile ilgili düşündüklerine uymayabilir, ama yaşamınızı zenginleştirir. Düşünme şeklinizi değiştirmek zordur.” der Kryon.
Lineer ve lineer olmayan iletişimler arasında kuvvetli bir fark vardır. Bir an için çok eski bir daktilonuz olduğunu düşünmenizi istiyorum. Bu, kağıt takılan ve sayfaya yazarken karakterleri görmenizi sağlayan karbon bir şeriti olan eski tip bir daktilo. Karakter tuşlarına bastığınız zaman, makine şerit vasıtasıyla kağıt üzerinde görünür bir iz yaratır.
Bu örnekte, siz yazarken sayfadaki karakterleri ard arda görürsünüz, birbiri ardına. Kısa süre sonra harfler sözcüklere, sonra cümlelere ve paragraflara dönüşür, bunlar benzer düşüncenin gruplarını oluşturur. Bu lineer iletişimdir ve sizin için normaldir.
Lineer olmayan iletişim aşağıdaki gibi olurdu: Daktilonun tüm gün boyunca yazabildiğiniz, ama siz yazarken makinenin hiç ilerlemediği bir şekilde takılmış olduğunu varsayın. Kaç tane karakter yazdığınıza bakmaksızın, sadece okunamayan tek bir imaj elde edersiniz – gerçekte büyük bir leke. Her karakter kendini bir öncekinin üzerinde damgalayacaktır. Şimdi, sayfada, bir dosta uzun bir mektubun sonunda ne görürsünüz? O tek bir karakter lekesi olacaktır! Tüm karakterler üst üste yığılacaktır, birbiri üzerine basılacaktır ve iletişimin ne olduğu ile ilgili fikriniz olmayacak. Ona baktınız ve daktilonun bozulmasına ve fark etmediğinize üzüldünüz.

Devamını oku “Çok Boyutlu İletişim” →

Morfik Alanlar konusu ve Yorumlama Sistemi

.Sheldrake’in görüşüne göre, bir formun varlığı o formun başka bir yerde de ortaya çıkması için yeterliydi. Sheldrake 1973’te buna “morfonegenik alan” adını verdi ve bu görüşe göre doğa bir yasalar bütünü değil, alışkanlıklar bütünü olabilirdi.
Bu düşünceye göre doğada bir tür hafıza vardır. Herşey, bir kolektif hafızaya sahiptir. Örneğin şu an New York’taki bir sincapı ele alalım. Bu sincap kendinden önce yaşamış bütün sincaplardan etkilenmektedir. Bu etkinin zamanda hareket edişi ve sincap hafızasının hem formunun, hem de içgüdülerinin iletilişi, morfik rezonans sayesinde gerçekleşiyor. Bu, doğada varolan bir kollektif hafıza teorisidir. Hafızanın ifade edildiği vasıtaya “morfik alanlar” adı verilir, bunlar her organizmanın içinde ve dışında bulunurlar. Hafızayla ilgili fonksiyonlar “morfik rezonansa” bağlıdır.
Temel olarak, morfik alanlar alışkanlık alanlarıdır ve düşünce, eylem ve konuşma alışkanlıkları vasıtasıyla kurulmuşlardır. Kültürümüzün çoğu alışkanlıklara bağlıdır, yani, kişisel hayatımızın çoğu ve kültürel hayatımızın da büyük bölümü alışkanlıklara bağlıdır.
Fizikçi Zohar, alışkanlıkların az enerji tükettirdiğini söyler, belki onlara sıkıca sarılmamızın nedeni budur.Bunun hem özgürleştirici(soyut araştırmalar için enerji birikimi sağlar) hem de köleleştirici (bilinçsel olarak bizi zıplatacak yeni şeylerle karşılaşma olanağını sıfırlar) etkisi olması, bence kozmik bir şakadır.
Ben da bazen öyle bunalırım ki, alışkanlıklarımızdan “alışkanlık çıkmazı!”, genellemelerimizden “genelleme canavarı!” diye söz ediveririm. Eski dilde çok daha nezih ifadesi var: aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık!
Hay bin kinoalı galaksi köftesi ️
Fakat aslında ben morfik alanlar konusunun bilim camiasında neden görmezden gelindiğini merak ediyorum. Belki “idealar” konusunu, belki aslında pek de bilim sayılmayan(!) kollektif bilinç altı bilinmezini andırdığı için mi diye düşünürüm 🙂
*

Devamını oku “Morfik Alanlar konusu ve Yorumlama Sistemi” →

Aumakuanızla birlikte olduğunuz anlardan biri

Bu her zamanki gibi son derece zevkli bir uygulamadır, onu her gün en az bir öğününüzde uygulamanızı istiyorum.
Tabağın içindeki yiyeceklerin hepsiyle göz göze gelin. Onları onurlandırarak kokusunu renklerini içinize çekin. Sonra ilk lokmayı ağzınıza alın. Tamamen sıvıya dönene kadar yavaş yavaş çiğneyin, malzemenin ağzınızın tavanına, dilinizin her yanına ve diş etlerinizin tamamına sürünmesini sağlayın, o yiyecek varlıklarının özünün tad/koku olarak tüm bedeninize patlayan bir ışık gibi çarpışını, dalgalar halinde oynaşarak sonunda gırtlağınızdan geçtiğini fark edin.

Zihniniz bomboş olsun sadece o güzel varlıkları dinlemeye açın kendinizi. Tüm lokmalarınızı bu şekilde hazinelerini açarak bitirin. biz tamamız diye haber verdiklerinde (tabağınızda ya da masanızda yemek kalmış olsa bile) çatalınızı/kaşığını bırakın ve bu muhteşem anı geçirebildiğiniz için teşekkür edin, hepsine tek tek ismiyle hitap edecek kadar hislenmiş olabilirsiniz, devam edin onların size ulaşmasını sağlayan aracılara, kendinize, aklınıza gelen her şeye teşekkür edin. Böylece uygulamayı bitirin.
Bedeniniz size aumakuanızla birlikte olduğunuzu haber verdi mi?
aloha

*  Devamını oku “Aumakuanızla birlikte olduğunuz anlardan biri” →

Minik bir düşün-parfüm

Manawa ve tabi aslında tüm topluluk, Gezgin’in iç dünyasındaki
savaşı apaçık görüyorlardı. Anlayış ve saygıyla
onun bu süreçten başarıyla çıkmasını beklediler. Zaten bu
koordinatta anda oluşan hiçbir şey diğer bir şeyden daha
önemli ya da öncelikli olmadığından bir konuda acele etmek,
telaştan doğan psikolojik ve kimyasal veri çıkışları, bunlardan
üreyen duygular yok denebilirdi.
Manawa tekrar Gezgin’e doğru hareketlenmeden önce
minik bir düşün-parfüm daha püskürttü. Aslında bunu
yapmayı hiç istemezdi çünkü kişinin bilgisi dışında ona
yapılan her şey, niyet her ne olursa olsun, özgür irade ihlali
sayılacağından, bu işlem tüm halkı adına bilinçsel bir aciz
olarak derinden hissedilmekteydi. Yine de anda yapılması
gerekenlerden kaçınamazlardı böyle bir donanım bu frekansta yer almıyordu. Hem zaten Gezgin bu koordinata
girdiği andan itibaren onun frekansı ortam tarafından mas
edilmekteydi, bu karşılıklı iletişim, evrenin tüm öğelerinin
birbirlerine sonsuzca bağlılığının olağan sonucuydu. Olaylar
ne yönde gelişirse gelişsin hem bu alan hem de ziyaretçi artık
eskisi gibi olamayacaklardı.

Kitaptan alıntı

Çok boyutlu İletişim

Hawaii şamanlığında ilişki kurmak her şeyin önünde gelir çünkü gerçek iletişim ile hastalıkların ve sorunların giderilebildiğinin farkında olmuşlardır.
“Sezgiyle, lineer mantığı bir kenara koymayı ve lineer olmayan fikirlerin bilincinizin sahnesinde oynamasının güzelliğine izin vermeyi öğrenmelisiniz. Bu hayatta kalmanıza veya dostlarınızın yaptığınız şey ile ilgili düşündüklerine uymayabilir, ama yaşamınızı zenginleştirir. Düşünme şeklinizi değiştirmek zordur.” der Kryon.
“Eylemler iletişimdir. Partnerim Kristal ızgaradan ve onun İnsan eylemini nasıl hatırladığından söz eder, örneğin geçmişte savaş alanında gerçekleşen şeyle ilgili. Savaşın enerjisi hala oradadır ve size aktarılır ve birçokları bunu hissedebilir. Bunun mekanikleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Geçmişte orada gerçekleşmiş olan şeyden gelen bu iletişim ölüm, drama ve korku kavramlarını kapsar. Enerji Kristal Izgara tarafından epifinize aktarılır ve lineer iletişim değil, duygu kavramları vasıtasıyla size gelir. Birçok insan bunu hissedebilir ve birçoğu hissedemez. Enerjiyi hissetmeye alışık olanlar bunu ilk anlayan ve hissedenlerdir.
Bazılarınız bunda iyisiniz ve nereye giderseniz gidin enerjiyi hissedebildiğiniz gerçeğinden gurur duyuyorsunuz. Grubun enerjisini hissedebilirsiniz; toprakların enerjisi hissedebilirsiniz, Kristal Izgarayı hissedebilirsiniz ve durumların enerjisini hissedebilirsiniz. Ama hissettiğiniz şey nedir? En iyi ihtimalle, bu ruh iletişimidir!
Sezgisel benliğinize konuşan ızgaradır. Beyinden gelmez ve entellektüel değildir. Bu fiziktir. Epifiz vasıtasıyla alıyorsunuz, onu yorumluyorsunuz ve bilgiyi lineer olmayan formda alıyorsunuz. Savaş alanı vakasında, durduğunuz zeminde bir şeyler oldu ve enerji dizlerinize geliyor olabilir. Bu iletişimdir! Ama, o kadar kişisel olan o iletişim neden yorumlanması en zor olandır? Bunun nedeni iletişimin sizinle siz arasında olmasıdır.”
Bilincin üç yönüne aşina olan insan, bunların arasında çok boyutlu ilişki olduğunu zamanla fark eder. Aslında bu farkındalıktaki kişi basitçe söylenirse bir tercümandır, Çok boyutlu mesajı, lineere tercüme eder. Çoğu sanatçının, bilim insanının, vaizlerin, medyumların yaptığı şey budur. Fakat hepsi ne yaptığının farkında değil, kimi bunu tanrı kaynağından aldığını kimi de kendini tanrı olduğuna ikna etmiştir. En güzel izahı Kryon şöyle yapmış: ” Bu iletişim sizinle siz arasındadır” Bu çıkarım bazıları için hayal kırıklığı bazıları için gururlanma vesilesi olur, neden dersiniz?
*
Lineer ve lineer olmayan iletişimler arasında kuvvetli bir fark vardır. Geçmişte bunu söylediğim zaman, herkes bunu anlamadı. Bunu daha önce hiç yapmadığım şekilde yapabildiğim kadar iyi açıklayacağım. Bir an için çok eski bir daktilonuz olduğunu düşünmenizi istiyorum. Bu, kağıt takılan ve sayfaya yazarken karakterleri görmenizi sağlayan karbon bir şeriti olan eski tip bir daktilo. Karakter tuşlarına bastığınız zaman, makine şerit vasıtasıyla kağıt üzerinde görünür bir iz yaratır.
Bu örnekte, siz yazarken sayfadaki karakterleri ard arda görürsünüz, birbiri ardına. Kısa süre sonra harfler sözcüklere, sonra cümlelere ve paragraflara dönüşür, bunlar benzer düşüncenin gruplarını oluşturur. Bu lineer iletişimdir ve sizin için normaldir. Gerçekte, bu mesaj size bu şekilde yazılmıştır ve siz bunu bu şekilde okuyorsunuz – çok lineer bir tarzda – sayfada bir sıra halinde sözcükler.
Bu lineer iletişimdir. Bu İnsan iletişimidir ve beyniniz bu şekilde işler.
Lineer olmayan iletişim aşağıdaki gibi olurdu: Daktilonun tüm gün boyunca yazabildiğiniz, ama siz yazarken makinenin hiç ilerlemediği bir şekilde takılmış olduğunu varsayın. Kaç tane karakter yazdığınıza bakmaksızın, sadece okunamayan tek bir imaj elde edersiniz – gerçekte büyük bir leke. Her karakter kendini bir öncekinin üzerinde damgalayacaktır. Şimdi, sayfada, bir dosta uzun bir mektubun sonunda ne görürsünüz? O tek bir karakter lekesi olacaktır! Tüm karakterler üst üste yığılacaktır, birbiri üzerine basılacaktır ve iletişimin ne olduğu ile ilgili fikriniz olmayacak. Ona baktınız ve daktilonun bozulmasına ve fark etmediğinize üzüldünüz.
Şimdi, bir an için tam lineer olmayan iletişim yetenekleri olan birinin geldiğini düşünün. Lekeye bakıp bütün mesajı net bir şekilde görebilecektir! Onlar kavramsaldır ve lineer değildir. Mesaja giden düşünceyi göreceklerdir ve lekenin içini görebileceklerdir. Karakterler ve cümleler hala oradadır. Hepsini yazdınız. Ama bunlar lineer bir formda değiller. Bunun yerine, hepsi bir grup olarak bir aradadır [tek bir leke]. Lineer olmayan bir iletişimci lekeyi görür ve tüm mesajı algılar. Kryon
*
Her zaman söylediğimiz gibi, düşünce duyguların yönlendirmesiyle oluşur, dolayısıyla “düşünüyorum öyleyse varım” diye sevinmek duygularım olduğu için varım anlamına gelir. Oysa dıygular da inançlar ve kabuller sayesinde oluşan kimyasal bir süreçtir. O halde aslında Descartes, “inançlar ve kabullerim var demek ki yaşıyorum” demek istemiştir ki bu da özellikli bir durum değil tüm varlık alemi için geçerli bir durumdur. Bunun ötesinde, bilinmeyene açıklık, inançlar/kabuller ve sistemlerin keyfiliğini anlamak ve bu sayede uyanmak söz konusu olur.
Eski yıllarda Descartesin bu çıkarımında belki bir kelime oyunu ya da, tercüme sorunu olabileceğini sanmıştım, çünkü aslında düşünceden daha kıymetli olan onun üzerinde aktığı ekran olmalıydı yani zihin! Zihni bir TV ekranı gibi düşünmüştüm ve o ekran sayesinde yaşanmış ya da yaşanacak şeylerin tekrar gösterimlerini (filmler vs) defalarca izleme şansına sahip oluyor, yaşarken duygu yoğunluğu sebebiyle farkına varamadığımız detayları görebiliyor daha yansız bağlantılar kurabiliyoruz. Yani SOYUT işlemler yapabilme kapasitesi elde ediyoruz, işte bu övülesi bir durumdur. Aslında tolteklerin özetleme tekniğinden tutun da bir çok şifalanma tekniği ve bizzat Don Juan’ın büyücülerin soyut alemle ilişki kurmasının önemine vurgu yapan beyanları, şifa işlemlerinin ve çok boyutlu algıya geçmenin alıştırmaları-adımları için oldukça önemli bir işaret denebilir.
Çevrendeki her insan senin enkarnasyonların, önceki mi sonraki mi enkarnasyonların bu da önemli değil, malum olay lineer değil çok boyutludur. Ve hiç bir şey ölüp kaybolmaz, ta ki bir tek kişinin bile dikkati üzerinde olsun, olaya/varlığa can vermeye devam eder bu enerji. 3B yaşayanlarının büyük bir gücü var!
3B yaşayanlarının büyük bir gücü var çünkü; tüm alemlerde soyut ve somut her şeyi sonsuzca yaşatabilecek sınırsız bir enerji 3.B insanının emrine tahsis edilmiş! İnsan bunu bilmeden sürekli yapar, nasıl? Dikkatini istediği şey üzerine kaydırarak bu gücü sevk eder. Tüm sistemler insana verilmiş bu muhteşem gücü kontrol altına alabilmek üzere ortaya çıkmışlardır; çünkü yetkilendirme özgür irade ile birlikte yapılmıştır, yani kişinin niyeti özgür bırakılmıştır ve bu sebeple bu korkunç gücü bari bilerek ve farkında olarak kullansınlar istenir 🙂