Facebook…Pabucu yarımmm…

feyz bük(=Bilgi koyu), pabucu yarımmmm, çık dışarıya oynayalııımmmm…

Sabah yosun kokuları eşliğinde yürüyüşümü yaptım. Yolumun üstünde hemen denizin kıyısında yükselen heybetli selvi ağacı atası yosun ve likenleri gölgesine almış mutlu huzurlu salınıyordu. Ne de olsa likenler bizim de toprak dediğimiz şeyin de atalarıydı. Onları büyük bi sevgiyle selamladım.
Bugün ay, akşam s19 ‘a kadar boşlukta olacakmış, yani rüyalamanın tam zamanı 🙂

Feyz-bük, tvTR ya da her nerdeysen, çık dışarıya oynayalııımmmm…

**

Lisanın, lastikli ve pek içrek pek komik yanlarına bi örnek daha:
Şırnak depreminin ardından Dr.Kalafat, CNN Türk’e demeç veriyor:

“Arap plakası Anadolu plakasını sıkıştırıyor!”
Fazla söze gerek kalmıyor :)))

Kim ki yurdundan fetih amacıyla çıkar, dönüp geldiğinde kendini tanıyamaz; çünkü dönüştürülmüştür. İnanmazsanız tarihe bakın. Bakabiliyosanız kişisel tarihinize de bakın.

Sözün gelişi dönmek o! Çünkü o yeri artık tanıyamaz bile, tıpkı Osmanlıların başına gelen. Bu yolda dönüş yok. Ava giden avlanır. nokta

Göçebe Türkler, -Taygalı asyalılar diyelim toptan- Feth için çıkmazlardı yola, sadece hayatta kalmayı kovalarlardı ve adı üstünde bi yurtları-kişilikleri- yoktu. Onlar varoluşla haşır neşir olmuşlardı. Fazladan bir tek kuş vurmaktan korkarlardı. Bunu iyi hazmetmek lazım :

Şans ya da Kaza

Şans ya da kaza; sonsuzca sıkıcı ve değişimden uzak, güvenlikli durgun hayatın ilacı. Hiç bişeyi aşırı ciddiye almak gerekmez. Biraz oyun biraz sempati, ölüm gelmeden elimizdeki seçeneklerden hoşuma giden bunlar.

Hayatı şanstan arındırmak için onu piyango denen deliğe tıktılar!
Tıpkı tüm iyilikleri tanrıya ve bilinmeyen öbür dünyaya tıktıkları gibi.
Bu bir aldatmaca.
En azından bana öyle geliyor. sa

**

Günümüzde insanlar genellikle oyunlarını öyle ciddiye alırlar ki, kural değiştirmek, Musa’nın on emri üzerinde değişiklik yapmak kadar zordur. Luke R.

**

Bir Kadını Öldürmek kitabından sonra içinde en çok OYUN kelimesi geçen kitap Zar Adamın Peşinde kitabı olmalı. Pdf.i olsaydı kelimeyi bi saydırıp yarışırdık 🙂
Ayrıca Neden Luke’la bu denli frekans bodoslaması yaşadığımızın olası sebeplerinden biri onun da DJ ve Jung rahlesinden geçmiş oluşudur belki.

Potansiyelden görünüre

Gözlerinizle gördüğünüz dünya/maddi gerçeklikler yalnızca duygu/düşünce bileşiminizin dışa yansıtılmasından ibarettir. Ve bu haliyle de gerçektir tabi, sizde olandır. Gördüğünüz/algıladığınız dünya; kurduğunuz mantıksal bütünlüğe ve duygularınızın dalgalı ritmine boyun eğerek masumca varoluyor. (Tıklayınız)
Ana maddesi olan bana göre Oyun Hamuru, kuantum fiziğine göre Sınırsız Potansiyeller Denizi, bilinçli insanın eseri değildir tabi, onun varlığını neticelerinden anlıyoruz. Velakin her insanın ve bilmediğimiz başka bilinçli varlıkların oyun hüneri ile görünür tanınır ve bilinir olur. sa

**

İnsanın kendini değerlendirmesi o kadar zor değil aslında, sadece biraz disiplin ve kararlılık gerektiriyor. Benim önerim şu:
Ya kendiniz ya da sizinle uzun zaman paylaşabilen bir yakınınız, bir hafta süreyle uyanık olduğunuz ve başkalarıyla iletişime geçtiğiniz tüm zamanları teybe alacak. Evet biraz kaset masrafı biraz da yardım gerekecek ama inanın sonuç garantili.
O kasetlerde duyacağınız kendi sesinizden; başkalarına yaptığınız tüm eleştiri, verdiğiniz bütün tavsiyeler, dünyaya getirmek istediğiniz düzen, beğenileriniz ve nefret ettikleriniz, bunların hepsi “kendinize” söylenmektedir; çünkü standart insanlar olarak biz henüz koza dışında bişey göremiyoruz, görebildiğimiz aynadan yansıyan kendi görüntülerimiz.
Aman canım bunu biliyorum zaten demeyin! Zihnen bilmek ayrı, deneyimleyerek aymak ayrı 🙂
Tabi buna katılmayanlar olabilecektir, ben kendi deneyimlerim gereğince bu sonuca vardım 🙂

Mucizeye şahitlik edin!

Mucizeler her yanımızı sarmışken,  nasıl oluyor da hala sıkılabiliyoruz?

  • Çağla Belirli bir noktada sabitlenilip orada kalındığı için.
  • S.B.: görmeyi seçmediğimizden.

    Sibel Atasoy Evet, daha çarpıcı bir ifadesi ise alışkanlık çukuru! Oysaa gerek doğanın gerekse onu taklit edilerek inşa edilen insan uygarlığının her bir detayı mucize! Kendiliğinden bi şey yaratmamış insan bunları göremiyor galiba.
  • Harun U hayat mücadelesi fakirlik

    Sibel Atasoy O halde hayat gailesi omayan fakir olmmayanlar bu mucizelerin farkındalar? Nerde onlar? Neden her an bu muczelerden birini anlatmıyorlar?

    G. Si koşuşturmacanın içinde kayboluyoruz çoğunlukla. kendimizle çok uğraşıyor olmamıza rağmen, gelecek kaygısını içimizden atamıyoruz (çoğumuz). hal böyle olunca, gözümüze sokulmadıkça mucizeleri göremiyoruz… sonra da “yapıyorum yapıyorum olmuyor kardeşim! demek ki mucize diye bir şey yok ya da o mucizeler beni sevmiyor!” deyip, işin içinden sıyrılıyoruz….

    Harun U dünya mutlu olma yeri değil sürgün yeridir belki de ondan göremiyoruz..

    Sibel Atasoy Sürgün ya da mükafaat yeri, hangisini seçiyorsun?

    Hanife Altuntas mucizeleri görebilmek için, algılama biçimimizi biraz serbest bırakmak zorundayız bence.bizler dünyaya hardisklerimizden bakıyoruz ve aslında bu nedenden dolayı bakıyor ama görmüyoruz..bebeklerin gözlerindeki ifadelere ara sıra bakın lütfen.şaşkınlık ve hayret arasında gidip gelen ve sonunda gülümseyerek biten mimikler görürsünüz o güzel yüzlerde..çünkü onlar henüz biriktirmeye, ezberlemeye başlamamışlardır ve “an” da olanı tam o esnada ve ilgiyle takip edebilirler.

    Sibel Atasoy Muhteşem açıklamışsın hanif. Mucize deyince insanlar doğaüstü şeylerigörmeyi bekler. Tabi onlar da var arada görünürler fakat ben aslında günlük hayatımızdaki, kullandığımız alet edevattaki, insan yapımı olan ya da olmayan ŞEYlerdeki mucizeyi kastediyordum.

    Hanife Altuntas ne alaka diyenler çıkabilir ama tam da şu anda hissettiğim için söylüyorum, bu bahsettiğin şeyleri görmek için, biz yetişkinlerin “ölümün kılavuzluğuna” şiddetle ihtiyaç duyuyor oluşumuz ne kadar manidar geliyor..

    Sibel Atasoy Taşlar yerine oturuyor
  • Harun

    Cevaplanamayacak tek ama tek soru…Bin kez tanrıyı ispatlayıp yok edebilirsiniz..ama soru şu ..neden? neden ben buradayım? Neden evren var ? Nasılı ilgilendirmiyor beni.. ben mucizeyim tamam ..harika..gerçekten şükür..ama neden? peygamber …Devamını Gör

    Sibel Atasoy Bu soruları yönelten de konuşan da sensin farkındaysan )))) Bilenemeyene dalarsan seni ben bile kurtaramam. Neden bilinen, her şekilde duyularımıza ve duyu ötemize çarpan mucizeler seni tatmin etmiyor düşündün mü?

    Harun

    işte tam bu yüzden dünya sürgün yeridir diyorum..bu sorunun cevabını veren yoksa o zaman burası bilinmez kaotik ve adaletsiz bir cehennemdir.bilinenlerde sadece acı ve ızdırap var..bilinmeyenlerde umut var malesef ..öleceğini bilen tek hayvan olmaktan daha buyuk bi zindan cehennem diye tasvir edilendir ki muhtemelen o da buraya sıkı sıkıya tutunan acgozlu ve kibirli insanlar sayesinde olacaktır..denizler ırmaklar yeşillik doğa güzel der insanoglu ama bilmez icersinde vahsi bi yaşamın oldugunu..yunuslarında oksijen almaya değil ışığa cıktıgını dusunen mistikler hariç.

    Sibel Atasoy Söylediklerinin bir bakış açısı olduğunu kabul ediyorum çünkü sen söylüyorsun, üstelik bunu yaşayan insanları da gördüm hayatım boyunca. Duy ya da duyma söyleyebileceğim tek şey, varoluşumuzun en mucizevi yanı; seçim yapabilme yetimizdir. Ve bunu kulaktan duyduğum için değil binlerce kez uygulayıp test ettiğim için söylüyorum. Umarım bunu kendimize sık sık hatırlatmamıza bile gerek kalmayacak denli özümsediğimiz günlerde hala yaşıyor olalım.

**

Touch dizisin takip eden var mı? Kuvvetle öneriyorum. Az önce arada kaçırdığım 7. bölümü izledim ve ağladım! İnanmazsınız. Sevinçten ve özlemle ağladım.

http://divxplanet.com/sub/m/31336/Touch.html

Daha sadece sekiz bölüm oldu, giderek daha da güzelleşeceğini umuyorum. Kuantum dolanıklık ve matematik, sadece analitik değil bütünsel olarak nasıl anlatılabilirmiş bi görün 🙂 En azından başlangıçtır ve takdire şayan

Hatırlamalar çağı

Yaşamlarımızın, bildiğimiz sebep ve sonuçları, kendimizii ikna ettiğimiz kandırışlar gereğidir. Her şey değişik düzeylerde kandırıştır dediğimde biliyorum bundan hoşlanmayanlar oluyor; çünkü kendi dışlarında gerçekten bir gerçek olduğuna inanabilmek istiyorlar 🙂 Belki de bi bildikleri vardır velakin ben evrime dair kuvvetlenen hissimden başka bi şey bulamadım. Evrim gerçekten de sahici fakat o da bizim dışımızda değil, hatta onun tam da göbeğindeyiz.
O halde “kandırma” kelimesine yüklenmiş ve bizi tiksindiren anlamı kaldırmayı seçebiliriz, zaten her an saçmaladığımızı ve bunun yaşam denilen şeyin temeli olduğuna karar verebiliriz. Saçmalamak da hoş bir kelime, hafiftir, deneyin bakın, neşelendirir. 🙂

  • Hanife A‎”oyun” kelimesi de çok rahatsız eder insanları..oysa çocuklar bayılır oyuna ve ona dair her şeye..bir de burdan düşünmekte fayda var bence.

    Sibel Atasoy evet aynen 🙂 Oyundan başlamak daha iyi (kandırış kısmına geçmek biraz zaman alabilir)

    Hanife A

    mesela..çocukluğumuzda sıkça oynadığımız evcilik oyunu..oyun başlamadan tüm arkadaşlar kafa kafaya verir, senaryoyu oluştururduk..kim anne kim baba kim doktor vs olacak, yerde serili kilim okul mu ev mi, yediğimiz domates ve salatalıklar aslında fırında köfte mi gibi:) yani aslında biz en baştan arkadaşlarımızla bir mutabakat yapardık.ve sonra oyun boyunca bu mutabakata sadık kalırdık. bazen oyundan sıkılan! ya da rolünü! sevmeyen olursa, oynamıyorum ben diye giderdi:)

    ‎0-6 yaş çocuk ve ona dünyayı öğreten arasındaki şey, yukardaki evcilik oyunundan çok mu farklı sizce?

    Sibel Atasoy mükemmel örneklemişsin, en bildiğimiz, en sade şekliyle, sağol varol.
  • Hanife A ve hepimiz biliyoruz ki, bu oyunlar ne kadar tatlı, başdöndürücü olursa olsun, hava kararmaya başladığında, annemizin pencereden sarkarak bize seslenip, artık eve dönmemizi söyleyeceği bir an vardı..uzatmak, bahane bulmak, ayak sürümek işe yaramazdı hiç. şimdi aynı çağrıyı içimdeki anne-vahşi kadın- La Loba yapıyor..
  • Sibel Atasoy sanırım bu oyunu kurarken,uyanmanın bu denli zor olabileceğini düşünmemiştik 🙂 Kendimize güvenimiz tammış! İnception filmindeki gibi, uyandırmak için gerekli müziğe de karar vermiştik fakat o müzik de tıpkı GÖRME için iki gözden fazlasının gerektiği gibi iki kulaktan daha derin bi şey gerektiriyormuş. Bunu o anda akıl etmemiş olduğumuza şaşıp kalıyorum
  • Hanife A dediğin gibi, kendimize güvenimiz tammış. ve oyun belki de, amatör bir hevesle kurgulanıp başlamış da olabilir.eksiklikler farkedilip oyun giderek mükemmelleştiriliyor belki de. altın bulmuşcasına sevinerek sarıldığımız tüm “yeni” lerin biz daha anlamadan oyuna dahil olması da bu yüzdendir belki de..
  • Sibel Atasoy öyle, evrilmemek elimizde değil! hahahahahaha Zaten ne kadar derine indiysen o sayıda uyanma gerektiriyor. Bi uyanma da yetmiyor bazılarımıza
  • Hanife A uyanmasak ya da oyun bitti eve gel çağrısına uymasak da, en azından uykuda/oyunda olduğumuzu farkedebilsek diyorum..gerçi o zaman da oyundaki kandırış eski gücünden birşeyler yitiriyor ve oyun eski tadını vermemeye başlıyor.. olağanüstü bir kurgu:)

    Sibel Atasoy extraordinarykurgu, buna mucize denebilir yani