Yasamoykusunun Silinmesi-Birinci ders

“En iyisi tum yasamoykunu silmektir, zira, baskalarinin bizleri tokezleten dusuncelerinden ozgur kilacaktir bu bizi. Azar azar cevrede bir sis tabakasi yaratmalisin; her bi sey kesinligini yitirene kadar, artik hic bi seyin belirli ya da gercek olmadigi bir kerteye ulasana dek cevrendeki her bi seyi silmelisin. Anlamaya calis, iki secenegimiz var yalnizca; ya her bi seye gercek ve kesin, diye bakariz ya da bakmayiz. Birinci yolu tutarsak, kendimizden de dunyadan dabi tat alamaz, sikintidan patlariz. Ikinci yolu tutar da yasamoykumuzu silersek, bi sis yaratiriz cevremizde, tavsanin nereden cikiverecegini kimselerin, kendimizin bile bilemedigimiz son kerte coskulu ve gizemli bi durum yaratiriz. Hic bi seyin kesin olmamasi durumunda uyanik kaljriz biz, surekli tetikte dururuz. Tavsanin hangi calinin altinda saklandigini bilmemek, HER BI SEYI BILIYORMUSCASINA DAVRANMAKTAN cok daha costurucudur.”

Demektedir Castanedaya ustasi don Juan. Aslinda her seyin bilinmiyor olusunu kabullenmek biz bati dusuncesiyle yetistirilmis insanlar icin oldukca zor, zihnimizle buradaki ironiyi kavrasak bile is itirafa geldiginde rekabetci, onde olan, zeki ve cok sey bilen kisi olmak uzere gudulendirilen varligimiz ortaya cikiverir. Hos zaten o hep ortadadir, alcakgonulluluk sadece bu muthis kisiligin icinde olmasi gereken bi maydonoz gibidir cogu kez. Zaten bana kalirsa alcakgonulluluk, objektiflik gibi kendisi olmayan sirf zitlarinin varligi icin ortaya cikip kendilerini feda etmis kelimelerden :)))

Don juanIn buradaki dersi kisiligin duzeltilmesiyle filan alakali degil, zaten o bununla ilgilenmez. Mesele bilinmeyen alanlar hakkinda sanki biliyormus gibi davranarak beynin her iki kisminin da isgal altina alinmis olmasinin anlasilmasi ve mumkunse bu durumun duzeltilmesidir, zaten hemen her talimatinin ve saptamasinin bunu yapmaya yonelik oldugunu yani TONALI SADELESTIRIP AIT OLDUGU YANA TOPLANMA islemi oldugunu sonra bosluga atlayip gitmeden once itiraf eder don Juan.

 

Hatirlamalar

Don Juan’a göre insanlar eski zamanda soyuta çok daha yakındılar ancak sonra bişey oldu ve ondan uzaklaştık. Bir çömezin soyuta dönmesinin yıllar sürdüğünü söylüyor, bu da “dilin ve bilginin birbirlerinden ayrı olarak var olabileceğini anlamakla” olabilirmiş ancak.Bi büyücü için tin soyuttur; çünkü onu sözcükler ve hatta düşünceler olmadan bilebilir.

Golgeler kapiya benzer, yap-mamanin kapilari. Ornegin bi bilgi adami, golgesine bakarak insanlarin en gizli duygularini bilebilir. DJ

kartalin insana armagani onun gercek bir bilinc yerine, gercegin kusursuz bir kopyasi olmasi kosuluyla ikame bir bilinci de kabul etmek konusundaki istekliligini de kapsarmis. Bilinc, kartalin gidasi olduguna gore, Kartali gercek bilincin yerine kusursuz bir OZETLEME de hosnut edebilirmis. CC

Ornegin hatirlarsaniz Soledad bir sandigin icinde bes yil ozetlemesini yapip tamamladiginda kartal onu serbest birakmis!

“Artik hic bi seyin onemi kalmadi benim icin. Ne benim edimlerim ne de baskalarininkiler… Ama surduruyorum iste yasamimi; cunku istencim var benim. Cunku tum yasamim boyunca istencimi tavlamis durmusumdur… Celik gibi… Ve hic biseyin oneminin kalmamasi da irgalamiyor beni. Yasamimin sacmaliklari istencimin buyrugundadir artik benim. Bi kez gormeye baslamasin kisi, yapayanliz buluverir kendini bu dunyada; sacmalamaktan baska bi seycikler yapamaz. Her seyi dusunmeyi ogreniriz biz. Sonra da gozlerimizi, baktigimiz seylere dusundugumuz gibi bakmaya alistiririz. Ne var ki, insan gormeyi ogrenince, baktigi seyleri artik dusunemedigini cakar; baktigi seyleri dusunemeyince de, butun her seyler onemlerini yitiriverirler.” DJ

Don Juan’a göre insanlar eski zamanda soyuta çok daha yakındılar ancak sonra bişey oldu ve ondan uzaklaştık. Bir çömezin soyuta dönmesinin yıllar sürdüğünü söylüyor, bu da “dilin ve bilginin birbirlerinden ayrı olarak var olabileceğini anlamakla” olabilirmiş ancak.Bi büyücü için tin soyuttur; çünkü onu sözcükler ve hatta düşünceler olmadan bilebilir.

“?.. Konusmaya calistim ama dikkatimi soylemek istedigim sey uzerinde toplayamiyordum. Oysa cok berrakti dusuncelerim. Konusmak icin ne denli buyuk bir DIKKAT YOGUNLASTIRMASINA gerek oldugunu gorerek sasirmistim. Bir sey soylemek isteyince, baska seylere bakmayi kesmem gerektigini (cunku tam o anda TARAF olmasi gerekiyor!) De hayretle gordum. Sanki cok derinlerdeymisim de, bi sey soylemek icin, dalgiclar gibi suyun yuzeyine cikmam gerekiyormus gibi bir duygu icindeydim. Sozcukler beni cekercesine suyun yuzune cikariyor gibiydi.” Cc

Bunun benzeri bi cok deneyim gecirdigim icin duyguyu net olarak hatirliyorum. Ve belki iste bu sebeple laflamak muthis enerji tukettirir insana hatta yazi sirf bu sebepten icad edilse yeridir (yazinin sebebi olarak zamani olusturma ihtiyacini gormus olsak da):Cunku yazi kesinlikle cok cok daha az enerji tukettirir soze kiyasla. Buyuk isler yapmak farkli seyler gormek algilamak gibi bi niyetiniz varsa bilmediginiz ama temelde olan yadsinamaz bicimde olan, su halde enerji tasarrufu kesinkes basvurulmasi gereken bi fact olacaktir. Nerden nereye geldim ancak bu bolum icin soylenecek daha bi hayatlik laf var! :))

*

“Insanlari sevmek, onlarca sevilmek ne de ilgilendiriyor seni ya! Dedi castanedaya don juan Bi bilgi adami yalnizca sever; hepsi o kadar, kimi ya da neyi isterse sever. Ama bu iste de bile bile sacmalik ederek, bu sevgisine kaptirmaz kendisini”

“Bu dunyada her seyin kolayca anlasildigini sanirsin; cunku yaptigin her sey, anlasilmasi kolay aliskilardan ibarettir” diyor DJ… Cc’ ye diyor ama aslinda kizim sana diyorum gelinim sen anla misali bizlere hepimize diyor :))

“Gordugun zaman, dunya, simdi dusundugun gibi olmaz. Oynak devingen, degisen bi dunyadir o. Insan kendi basina da o dunyayi anlayabilir belki: ama bi ise yaramaz bu cunku DOGURDUGU GERILIM YIPRATIR GOVDENI. Oysa dumani kullanirsan, yorulmadan yapmis olursun bunu. Duman, oynak dunyayi sezinleyebilecek hizi saglar sana; govden de gucun de sende kalir.” Demisti dj dumancigi denemeyi istemeyen ancak goremeyen ogrencisi Cc’ye.

Buraya kadar ona katiliyorum kendi deneyimlerim isiginda, ancak gecen gece ruyamda OLmak diyebilecegim islemi anlamadan seyrederken bana bu islemi hic bi HIZda mantik duzeyine aktaramiyacagim soylendiginde yeni bi seyle karsi karsiya oldugumu anlamistim. Demem o ki dumancigin caresiz kalacagi durumlar olabilir!

Ruyamda gordugum islemin ne oldugunu sanirim buldummmm… Bir Baska Gerceklik kitabinin 184.cu sayfasinda Castaneda bunu yasamis. Tabi o dumancikla yasamis ben ise onun betimledigi  daha dogrusu betimleyemedigi seyi ruyada gordum; Cc de o isikli devinen seyi anlatmaya biraz cabaladiktan sonra sozunu soyle bitiriyor:”gittikce daha da kaptirmistim kendimi bu izleyise, onumdeki bu gorungunun ne olduguna aklimin eremeyecegini kavrayana dek”… tipki bana ruyada dis sesin soyledigi gibi, hic bi hizda bunu akil ve mantiga transfer edemezsin!,

Olumu durdurmanin imkansiz oldugunu bilen bi kisinin, kendisinden yana olan tek bi seyi kalmistir: Karar verme gucu. Olumun bilinci onu yansiz kilar ve tutkularini dingincesine yoneltmesine neden olur, der Dj. Cok dogru geliyor bana fakat gerek film-kitap kurgularina baktigimda gerekse cocuklara gecen genetik miraslara, gordugum sudur ki; degil olumun bilinci, olumun kendisi bile bircok insani yansiz kilamiyor.

Xx

Seneler once Castaneda kitap dizisinin hangi siraya gore okunmasi gerektigine dair bi onerme yapmisim, bunu hangi kistasa gore yaptigimi su an hatirlamiyorum ancak siralama az once tesadufen bi herden karsima cikti, unutmamak icin buraya yaziyorum: 1-2-3-12-7-8-9-11-4-5-6 ve 10

Xx

 

 

 

 

Gorme ve Buyuculuk

Don Juan, “GORMEnin, dostlardan ve buyuculuk uygulamalarindan bagimsiz bir surec oldugunu ileri surmekteydi. GORMEnin, baska insanlari etkileme ugrasi demek olan buyuculugun cikarci uygulayimlariyla bir ilintisi olmadigina gore, bunun dogal bi sey oldugunu belirtti. GORME , buyuculuk degildir ama hep karistirirlar bu iki seyi, ustelik gorme buyuculuge ters duser cunku GOREN kisi her seyin onemsizligini kavramistir.

Bir baska dumancik uygulamasindan sonra Don Juan, bir savascinin bos yere kendini ortaya koymayacagini, yol ortasinda durup marizlenmeyi beklemeyecegini ve siradan insanlarin kaza dedigi seylerden cogu kez kacinilabilecegini soyledi ve soyle ilave etti: “Yasam kosullari, olcup bicip onlardan yararlanma alistirmalaridir bir savasciya, oysa sen yasamin anlamini bulmaya calismaktasin. Ne yapsin yasamin anlamini bi savasci!”

Yasamin anlamindansa comezini GORMEye ulastirmak istegiyle dopdolu oldugunu gorebiliyoruz bu yakinmada 🙂

Kendimi sana gormeyi ogretmeye adamisim, der DJ, ancak once bir savasci olmadan GORMEK insani enez kilar. Gostermelik bi alcakgonulluluk takinmana, cekilmene kacmana yol acar. Ilgisizligin yuzunden curuyup gider govden. Unufak olmayasin, silinip gitmeyesin diye seni bi savasci yapmaktir ilk gorevim. Seni bi kez zor kurtarmistim o dostundan hani hatirlarsin, cunku kalkanini yitirmistin. Nedir bu kalkanlar dersen, insanlar neyle ugrasiyorlarsa, iste o seyler onlarin KALKANlaridir. Senn de kendi dunyanin ogelerini secmelisin artik. Bi savasci o bilinmedik ve amansiz guclerle karsilasiverir; cunku zaten onlari arayip durmaktadir. O gucler bi geliverdiler mi uzerine, apisip kalacaksin; yarigin aciliverecek, korkudan da yasamin ucup gidiverecek sen karsi koyamadan. O halde yapilacak ilk sey hazirlanmaktir. Bu guclerden biri karsina dikilir de yarigini acarsa, kendi kendine kapatmalisin yarigini. Bunu basarabilmen icin sana buyuk erinc ve zevk veren bir takim seyler bulman secmen gerekir; aklini korkundan uzaklastirmak ve yarigini kapatip kendini sapasaglam yapabilmek icin, bile bile kullanabilecegin seyler… Savascinin kalkanlarini olusturan seyler, nesneler YUREK TASIYAN BI YOLDAKI seylerdir. Bi savasci olmanin ilk kurali ise siradan insanlarin olumlerine kadar yapadurduklari IC KONUSMAYI kesmendir. Bunun icin once gozlerini biraz olsun rahatlatmak icin kulaklarini kullanmayi ogrenmelisin. Dogdugumuzdan bu yana dunyayi degerlendirmek icin gozlerimizi kullanmisizdir, bi savasci bunun farkindadir ve dunyayi dinler. Dunyanin sesine kulak verir. Bu dinleme isini buyuk bi sabirla yapmalisin. Dunya soyledir boyledir demeyi durdurursak, dunya da oyle soyle olmaktan cikacaktir. Sorun su ki, insanlarin yaptigi seyler, bizi cepecevre saran guclere karsi birer kalkandirlar. Bu seyler bize rahatlik verir, guven duymamizi saglar. Insanlarin yaptigi bu seyler dogrudur ve cok onemlidir; ama yalnizca kalkan olarak. Ne yazik ki siradan insanlar olarak ne yaptigimizi, bu seyleri hic ogrenemeyiz ve bunlarin yasamimiza egemen olarak yasamimizi yikmalarina goz yumariz. Hatta diyebilirim ki insanliga gore, insanlarin yaptiklari bu seyler dunyanin kendisinden bile buyuktur ve onemlidir. Siradan bi insan icin dunya bi giz olmamistir hic. Ve yaslaninca da, artik yasamasina bi neden kalmadi sanir. Yasli biri icin dunya tukenmis degildir, yalnizca insanlarin yaptigi seyler tukenmistir. Ama kafasi oyle karismistir ki sersemce, dunyada kendisi icin bi giz kalmadigini sanir. O kalkanlar karsiliginda odenen igrenc bir bedeldir bu! Bunu bilen bi savasci dunyayi sonsuz bi giz kaynagi ve insanlarin yaptigi seyleri de sonsuz bi sacmalik diye ele alir.

 

Istenc Nedir?

Evet sözlüğe baktım da irade diyor bu kelimeye. Ama DJ’nin kullandığı anlamı iradeden daha başka bi şey.En iyisi bu konuyu anladığım kadarıyla özetleyeyim. (bu cümlenin açılımı aslında şu; özetleyeyim ve anlamış olup olmadığımı test edeyim!)

Istenc, istenilen, sağduyuya meydan okurcasına yapılan akıl almaz başarılı işlerle ilgilidir. Düşüncelerin sana yenildiğini söylerken seni muzaffer kılan şeydir istenç.Kişiyi, hiçbir şeyden incinmez duruma sokan, bi büyücüyü duvardan geçirten, uzayı aşırtan, isterse aya götüren bi şeydir istenç.Bir büyücüye göre istenç, içimizden çıkan ve dışarıdaki dünyaya sarılan bir güç demektir. O göbeğimizdeki yarıktan, saydam telciklerin bulunduğu yerden çıkar.Sıradan insan dünyadaki şeyleri elleri, gözleri ve kulaklarıyla algılar; ama bir büyücü bunlardan başka burnu, dili ve özellikle istenci ile algılar.İstenç, görme de değildir, bir güçtür.GÖRME ise bir güç değil, bir şeyin iç yüzünü ortaya çıkaran yetenektir.Güçlü bir istence sahip olup da göremeyen büyücüler olabilir.Bir bilgi adamı, dünyayı hem duyularıyla ve istenciyle hem de görmesiyle sezebilir.Bakın burada duyu+istenç+görme birleşerek büyük bir fark yaratıyor.İstenci güçlü ama göremeyen bir büyücü hayatı boyunca savaşçı gibi yaşamak zorundadır. Oysa bir görücünün, artık savaşçı gibi yaşaması gerekmez. O zaten her şeyi OLDUĞU gibi görür.İnsan bi kez görmeyi öğrendi mi, hiç bişey olmadan her şey olmuş sayılır. Yani yok olmuş demektir ama yine de ortadadır.Bir savaşçı için iki önemli merhale var; Birincisi kendi ölümüne dair keskin bir bilinçlilik içinde olması gerekir. İkincisi iseyansızlıktır. Böylece bir savaşçı, ölümün bilinciyle ve yansızlığıyla ve kararlılığının verdiği güçle tüm eylemlerini belirli bir noktaya yönelterek yaşamını düzenler.Sabırlılığı öğrenen savaşçı istence yönelir.Ve bekler savaşçı! Bir savaşçı acele etmez; çünkü istencini beklediğini bilmektedir.Ve bir gün gelir olağan durumlarda yapılmasına olanak bulunmayan bi şey yapıverir.Arı yaşam sürdürenler içindir görmek.

Duskunlugun en kotu bicimi isteklerine gem vurmaktir bence der DJ, cunku bunu yapan kisi, buyuk bir seyler yapmakta oldugu kanisina saplanir. Oysa kendi dunyasina kapanmaktan baska bi sey yapmis olmuyordur. Duskunluklerimize karsin istencimiz gelisir. ISTENC icindeki yarigi azar azar genisletmeye baslar! Hepimizin icinde bi yarik bulunuyor der DJ, bi bebegin basindaki bebek buyudukce kapanan bi bingildak gibi bir bosluk; iste bu yarik da, istencimiz gelistikce daha da genisler.

(Sibelin notu: tahminimce bahsedilen karindaki bu yarik erkeklerle ilgilidir, disilerin istenci muhtemelen rahimde ve acilmasina gerek olmaksizin dogal olarak faaliyette. Sanirim bu sebeple kadinlar her zaman daha tehlikeliler cunku istenclerini bilincsizce oldugu kadar cok da kolayca kullanmaktalar)

Menstrusyon ve Su Samuru

“Erkekler adet görmekte olan kadından korkarlar” diyor Kızılderili kadın Ritimi; çünkü her ne kadar kadınların göğsünde erkekler gibi HEKURAS’ı yoksa da onlar hayata su samurunun özü ile bağlıdırlar, hem de dünyada ilk kadın olduğundan beri bu böyledir. Kadının  özel periyodu süresince su samurunun doğaüstü gücü ile aşılanmış olduğu düşünülür. Eğer bir adam nehirdi bir su samuru görür ise onu asla öldürmez çünkü o anda onun içine yerleşmiş olabilecek bir kadını da öldürebileceğinden korkar.

Shabono-Florinda Donner

Burada kitaba ara verip su samurlarına dikkat gösterelim o halde 🙂

Susamurlarının sindirim sistemi çok hızlı çalıştığı için doymaz bir iştahları vardır. Balıkla, kabuklu hayvanlarla, böceklerle ve bazı küçük tırnaklı hayvanları yiyerek beslenirler. Küçük kabuklu hayvanların kabuklarını taşla kırar, böylece alet kullanma özellikleriyle diğer hayvan türlerinden ayrılırlar.

Zengin bir dilleri vardır. Takırdama, bağırma, viyaklama, yutkunma, kıkırdama ve tıslama gibi sesler çıkarırlar. Çıkardıkları ses bazen bir mil öteden bile duyulabilir.

Susamurları vahşi hayvanların en erdemli, en oyuncu ve en meraklı türlerindendir. Beslenme, avlanma ya da güneşlenme zamanları dışında kendi aralarında oynarlar. Su kıyılarında kayak yerleri yaparlar ve tıpkı çocuklar gibi buralarda kayarak eğlenirler. Kayaklarını yazın çamurdan, kışın kardan yaparlar. Suyun içinde yunuslar gibi yüzen susamurları peşpeşe dizilip bata çıka “lokomotifçilik” oynarlar. Deniz yılanlarına ait pek çok efsanenin böyle oynaşan susamurlarından türediği düşünülebilir.

Kızılderililer susamurlarına çok değer verirlerdi. Midewiwin ve Ojibwa boylarından Kızılderililer susamuru derilerinden ilaç torbaları yaparlar ve bu torbaların iyileştirici bir güç taşıdığına inanırlardı.

http://yerliruh.blogspot.com/2010/06/dinlenme-ve-arnma-donemi-susamuru-20.html