Ne Hissediyorsun?

Ne hissediyorsun?

Bu soruyu sıkça duyalım artık, özellikle çocuklar duyabilsinler, tabi ebeveynler, öğretmenler, bilgisayar oyunu çocuk programı kurgulayanlar kullanıyorsa duyabilecekler. Bu soruya alınacak cevap soruyu duymak kadar önemli değil. Ne hissediyorsun sorusu çocukların yeni gerçekliği yaratmalarındaki öncelik sırasını belirleyecektir.

Düşünceler duyguları oluşturur ancak hisler üzerinde kontrol sağlayamaz. Altı duyumuzu her an kullandığımızdan emin olalım, çocuklara örnek olalım.
Sorularımız şöyle olsun örneğin:

“Kokusu nasıldı?” “Dokusu nasıldı?” “Sesi ne hissettirdi?” “Rengi nasıl geldi?” İçine gelen his neydi?”
Bu soruları duydukça çocuk, kendini -tüm bedenlerini- o anda duyumsamaya çalışacaktır. Doğru-yanlış  cevabı yoktur bu soruların. Anda uyanıklığı geliştirici kolay bir yöntemdir. Deneyin, arkadaşlarınız üzerinde, yakınlarınızda zevkli bir oyun gibi deneyin lütfen.

*

Gerçek, kişisel bir görüş değil, bir enerjidir; “haklı” olmak için birbiriyle mücadele eden iki kavramla ona erişilemez. Gerçeğin enerjisine, birbirlerinin fikirlerine açık olan ve GERÇEĞİ birlikte bulmak isteyen iki insan vasıtasıyla erişilir.
(Ruhsal astroloji)

*

Bu dünya illüzyonuna (ki onu irademiizle gerçek kılmış durumdayız) kimimiz kaybetmiş olduğumuz kendimizi, kimlik duygumuzu, kendiliğimizi bulmak için, kimilerimiz de bütünseli, diğerlerinin varlığını anlayabilmek için keskinleşmiş kimliğini kaybetmeye geliyor.
Bazıları tersinden bazıları düzünden yürüyor bu yolu, fark etmez.

*

Uyku noktacıkları!
Herkeste de var mı bilmiyorum, çocukluktan beri gözümü kapadığımda sol gözümün alt kısmında kırmızı siyah iğne ucu gibi noktacıklar belirir ve bunların varlığı arada beyaz noktacıklar varmış sanısı yaratır, yani üç renk varmışçasına titreşen noktacıklar. Eğer bunlar çoksa çok uykum vardır. Sağ gözümde neden yoktur diye defalarca test ettim, hayır sadece solda 🙂

 

Niyet ve İstek

Che sera sera
Her bir kişi isteği değil gizli niyeti uyarınca baht edinir.
Niyet neden gizlidir?

  •  
    Turan Erdal Niyet ile istek arasinda fark var mi?
     
  • Sibel Atasoy İsteklerimizi eğer üzerine eğilirsek hatırlayabiliriz çünkü bilinçli alanda muhtelif zamanlarda-çoğu kez biirberiyle çelişerek-yapılmışlardır. Niyetimiz ise bilinçsiz alanımızdan gelir ve biz onun ne olduğunu bilmeden yaşar ölürüz.
    Turan Erdal O halde niyet tikel birsey olamaz, tümel olmasi gerekmiyor mu?
    Sibel Dlgç Blg gizli niyet enerji olarak sadece yaratıcı kaynakla niyet eden arasında kaldığı için belli bir saflıkta mı kalıyor acaba? ortaya döküldüğünde başkalarının enerjileri de alana karışıp tabiri caizse enerjiyi kirletiyor veya değiştiriyor olabilir mi?
  •  
    Sibel Atasoy Sibel hn,söylediğiniz gibi olabilir bu konuda bazı deneyimlerim oldu ancak tek bi farkla, niyeti bilirseniz başkalarının enerjileri ile değil bizatihi kendi bilincinizin yönlendirmesine maruz kalarak saflığını yitiriyor olabilir.
    Turan işte onu tam çıkarsayamadım henüz, yani niyet tikel midir, tümel midir bilemiyorum. Tekil olamaz gibi hissediyorum ve yüksek ihtimalle tikeldir.Sibel Dlgç Blg niyet bilince gelmezse nasıl niyet olabilir ki? ilahi yaşam amacı gibi birşey mi? o zaman tezahür ettiğinde nasıl anlarız ki niyet ettiğimizi? bu çok daha farklı bir bilinç durumu galiba.
    Turan Erdal ” yüksek ihtimalle tikeldir” burada “tümel” demek istedin herhalde.Sibel Atasoy Müthiş bi durum. Ancak derinlemesine çalışan kişilerce varlığı hissedilir bu olgunun. Hayır Turan, tikel ile tekil farklı şeyler, tikel belli bir gurubu temsilen kullanılırTuran Erdal Yani birden fazla niyetin oldugunu mu sölüyorsun? O halde bir “ana niyet” de olmasi gerekmiyor mu? Her niyetin dem aldigi bir niyet.Sibel Atasoy Hayır öyle söylemiyorum. Tümel olsaydı nyet bildiğimiz herşeyi temsil ederdi, tekil olsaydı sadece bir kişiyi temsil ederdi. Tikal ise belli bir gurubu örneğin sadece bizim güneşimizi, ya da sadece dünyayı veya sadece kuzey yarım küreyi temsil ediyor gibiSibel Dlgç Blg o zaman teslimiyet ve güven önem kazanıyor olmalı.Turan Erdal O zaman ayri ayri niyetin olmasi gerekmiyor mu? O halde bunlar birbirleri ile nasil baglaniyorlar?Sibel Sibel Atasoy: Ben daha bir kişinin saklı niyetini çözememişken sen bana niyet piramidini açıklatmaya çalışıyorsun! Sibel hnm, neye teslimiyet ve güven? Biraz açabilir misin? 

    • Sibel Dlgç Blg gizli niyeti eden her neyse ona güven ve akışa teslimiyet. zira bilinç düzeyinde bunu bilemiyorsak ve isteklerimiz de bizim bahtımızı belirleyemiyorsa, ortada gizli bir niyet var ve herşey buna göre belirleniyorsa o zaman sadece buna güvenmek kalıyor bize. boşuna debelenmeye gerek yok. öyle değil mi

       Sibel Atasoy Gizli niyet kişinin bütünlüğüne ait, yalnızca bilincine çıkmamış. Malum bilinç adası devasa bir okyanusta bi ceviz kabuğu

      Sibel Dlgç Blg grup vitaminin kurcalama bozarsın diye bir şarkısı var, nedense o geldi aklıma. sabahtan beri aslında tüm bu çaba boşaymış gibi geldi birdenbire. yaşa gitsin. sır yok, gizem yok, ilahi hiçbir şey yok. sadece yaşam var ve de sevgi. başka herşey boş. hiçlik.
      Sibel Atasoy Eğer insanlar yaşamlarından tat alamıyor, dayanılmaz acılar çektiklerinden şikayet ediyorlarsa bunları kurcalamak ihtiyacı oluşuyor, sırf şefkatten Değilse aynen katılıyorum sana
       
      Sibel Dlgç Blg peki ya bu acılar da gizli kalması gereken niyetten dolayı oluyorsa…
      Sibel Atasoy Şüphesiz Bazi insanları kusuru-sapması da şefkattir
      Turan Erdal acilar bölünmüslükten kaynaklanabilir.
      Sibel Atasoy tamamen katılıyorumTuran ancak yalancı bölünmüşlüğün birey bilincini geliştirmek için bulunan yegane çare olduğunda hemfikir olmuştuk sanırım. Yani iş yine gelir denetimli deliliğe dayanır!
      Turan Erdal Asil sorun bu bölünme nasil geri cevrilebilir oldugu. Denetimli delilik yeterli mi?Sibel Atasoy Araştırmalarıma göre şu ana kadar bulabildiğim yegane çözüm
       

Hasta-doktor-işgalci

Kişiler arası ilişkide bu dinamik ortaya çıktığında uyandırılan ilişki kompleksi sonuçta üç parçalı bir doğaya sahiptir; yani hasta-doktor-işgalci kompleksinde hem hasta hem de doktor bilinçli ve bilinçdışı katılım ve özdeşleşmenin çeşitli tonlarına dahil olurlar. Yaralama ve yaralanma, izinsiz giriş ve izinsiz girişe maruz kalma deneyimleri bilinçli bir biçimde kabul edilemediği ölçüde, hasta-doktor-işgalci arşetipinin asimile edilmemiş unsurları muhtemelen hasta tarafından doktora, doktor tarafından da hastaya yansıtılacaktır. Bunun üzerine doktor, yalnızca kutsal iyileştirici imgesini değil aynı zamanda beklenmedik bir biçimde izinsiz giren işgalci imgesini yüklenmiş olacaktır; kendisini ıstırap çeken pasif biri olarak gören hasta, doktor için yaralayıcı bir düşmana ya da bir saldırgana dönüşebilecektir.

İyileştirici ve hasta, adanmış bir “performansta” arşetipik olarak dağıtılmış rolleri oynamaya yönlendirilmiş aktörlerdir. İyileştiricinin potansiyel olarak karanlık tarafını, yani kutsal işgalci yok ediciyi içeren iyileştirici tanrı maskesinin ardında iyileştiricinin kişiliği fazla gölgede kalır; hastanın arşetipik rolü ricacılıktır ancak aynı zamanda bilinçdışı derinliklerinde bir iyileştirici yok edici yatmaktadır.

Arşetipik “yaralanan-yaralayan-iyileştirici” unsur­larını doktor-hasta-işgalci ilişkisindeki her iki taraf da paylaşır.
Whitmont

Turan Erdal Insanlar kendi edindikleri bilgilerle kendilerine set örerler. Hasta olanlarda da bu degisik degildir. Bir iyilestirici olarak bu setti asmak gereklidir ama hangi yöntem ile? Bu set iyi korunmaktadir ve her yapilan hamle bir saldiri olarak algilanacaktir. Söylenmek istenilen sey karsi tarafa ulasmak icin bu durumda ne yapmalidir?
Rüya Kampı-Dünya yılı 2012 Ben giderek “ne yapılması gerektiği” hususunu genelleştirmenin bizi spontanelikten yani doğal iyileşme yolundan koparacağını görmeye başladım. Bu sebeple her bir hasta-iyileştirici ilişkisinin biricik olduğunu ve o anda içimize doğacakların çok önemli olduğunu düşünüyorum, hatta danışanlarımla bunu birebir yaşıyorum. Yöntem olarak ise “soru sanatını” iyi bilmenin olmazsa olmaz bir ön şart olduğunu fark etmiş durumdayım.

İyileşme Nedir?

“Hastanın kişiliği, doktorun kişiliğini takip eder.”
Psikoterapide olduğu gibi somatik tedavilerde de iyileştiricinin kompleksleri, en çok bilinçdışı olduklarında terapik sürece müdahale eder. Kendisinin farkında olmadığı, “gölgesiyle” idealize edilen ya da korkulan arşetipik imgelerle birleşerek, iyileştiricinin hastasının kişiliği hakkındaki objektif bakışını çarpıtabilirler. Hastaya yansıtılması uygun olmayan hisler doğurabilirler. Bunlardan herhangi biri, teşhis noktasında yanlış yaklaşımlara sebebiyet verebilir.

Bir terapistin ya da iyileştiricinin “kasıtlı” ya da “tesadüfi” tercihinin, bilinçdışı bir biçimde ve eş zamanlı olarak büyük ölçüde hastanın ebeveynleri ve kardeşleriyle ilişkileri ve sorunlarının transfer yansımalarına göre belirlendiğini iddia etmek abartılı olmaz. Hasta terapistinde “iyi” bir ebeveyni görmek ister. Buna karşılık, belirli bir terapistin kendisine çektiği hasta tipi de kısmen kendisinin gölgede kalmış çok çetin sorunlarınca belirlenir. Bu, çok sık rastlanan derin bir psikolojik deneyimdir. Örneğin otoriteye düşmanlık, hastayı savaşabileceği bir otoriter doktor seçmeye itebilir. Koruyucu bir anne arayışı, annelik duygusu fazla gelişmiş bir terapiste yöneltebilir.
Whitmont

  • Turan Erdal Iyi teratipist bu bagimliklari görür ve hastanin özgür olmasini saglayici islemler yapar.
  • Rüya Kampı-Dünya yılı 2012 Doğrudur. Burada dikkat çekilmeye çalışılan ise “tencerenin yuvarlanıp kapağını bulma” fenomeni. Yani herkes layığını bulur
    Turan Erdal Asil sorunun üstüne basmissin. Hasta zaten durumunun degismesini istemiyor. O halde neden terapiste gidiyor ki? Hem cok para verip hem de kendi fikirlerini duymak icin mi?

     

    Rüya Kampı-Dünya yılı 2012 Çoğu kez sihirli bi değnek bekliyor, iyileştiricinin onun adına karar verip uygulamasını istiyor fakat olayların akışı böyle olamıyor maalesef. İyileştiriici yalnızca -eğer mahirse-sorununun kaynağını görebilir ve danışanı bu konuda uyarır, gereğinin yapılması ise danışanın kes-k-in kararını bekler

    Şüphesiz geçici iyileştirmeler sağlanabiliyor ancak danışan hastalığı-acıyı oluşturan kararını kökten değiştirmedikçe sürekliliği sağlamak iyileştiricinin elinde değil. Ve bu tamamen adil bir durumdur ve özgür irade kanununun korunumu gereğincedir.

  • Turan Erdal Kararin pismesi icin zamana gereksinim var, terapiste pek gereksinim yok galiba. Terapist sadece bir baston olarak kullaniliyor.
    Rüya Kampı-Dünya yılı 2012 Terapist ya da daha geniş anlamıyla tüm iyileştiriciler diyelim, kesinlikle gerekli çünkü o olmadan sorunun kaynağını kişi kendi başına göremez! Tüm iyileşmeler ilişki temeline dayanır.

RÜYA VE VİZYON ile Bilinçaltı Çözümleme

Bireysel Seanslar

Kimi araştırmacılara göre rüyalar uyku sırasında beyinde görülen etkinliklerin bir yan ürünü yalnızca; kimilerine göreyse insanların bilinçaltının kişiliklerinin geri planda kalmış yönlerinin kendine çıkış yeri bulduğu özel bir durum. İnsanların yaşam biçimlerinin getirdiği kısıtlamalar sonucu kişiliklerinin ortaya koyamadıkları yönleri rüyalarda ortaya çıkıyor. Rüyalarda geçen semboller bilinçaltından gelen zihinsel görüntülerdir ve yadsıdığımız ya da endişe duyduğumuz yönlerimizi tanımamıza ve kabullenmemize yardım eder. Bu sembollerin kökeninde Jung‘un “ortak bilinçaltı” olarak adlandırdığı bilinçaltının doğuştan gelen başka insanlarla ortak bölümü de vardır.

Rüyalar, bilemediğimiz bir bölgede yer alsa da onlarla ilgilenip gönderdiği mesajları aydınlatmak size şu an ve burada algı genişlemesi yaratır, ilişkilerinizi kolaylaştırır, varsa düğümleri çözer, hayatınızın toplam kalitesini yükseltir.
Rüyalar üzerinde çalışmanın yaratacağı değişimi-şifayı başka hiç bir yol ile elde etmeniz mümkün değil, bazı çok tehlikeli yollar olsa bile hiç biri kalıcı etki sağlamıyor, oysa rüya size her gece verilmiş bir hediye, bunun kıymetini biliyor musunuz?

Bireysel rüya seansları için lütfen  [email protected] adresinden randevu alınız.

Rüya Görüşmecisi Sibel Atasoy hakkında: https://blog.sonsuz.us/?page_id=2