Yeni Dünya’ya dair

“Bizler vazgeçilmez yanlılıklarımızla görüş sahibi özneleriz. Sonuçta, yorumlama öznel bir katkıda bulunmaksızın olanaksızdır” (Tierney ve Rhoads, 1993, s. 322).

Bireyler etkileşimlerini özgür irade ve seçimleri ile yorumlar ve bu yorumlar doğrultusunda davranırlar, böylece örgütsel ve çevresel gerçekliğin biçimlenmesinde kritik bir rol üstlenirler…Bireyler edilgin değildir, yani çevresel uyarıcılara sadece tepki vermezler, fakat aynı zamanda durumu etkiler ve yeniden biçimlendirirler” (Putnam, 1983, s. 36).

Simgeci (symbolic) yaklaşım kültür yaklaşımı ile ayni felsefik temelleri paylaşır, fakat simgeci yaklaşım “simgesel etkileşim” veya insan davranışının yorumlanması temeline dayanır. Temelde, pozitivist paradigmanın tersine gerçekliğin öznel olduğunu ve gerceğin yaratılmasında (contruct) bireyin aktif rol aldığı tezine dayanır.  Gerçeklik öznel olduğu için dünyayı nasıl gördüğümüz ve olgular olarak algıladığımız şeylerin bireyin yorumlama süzgecinden geçtiğini varsayar. Bu nedenle, en tartışmasız gibi görünen konularda dahi zaman zaman değişik sonuçlara ulaşırız çünkü her birimiz, öznel algımızdan yola çıkarak, aynı şeye değişik bir anlam yükler, değişik yorumlar getiririz. Öyleyse, aynı şeyin birden fazla yorumlaması olabilir. Örgüt ortamlarında bu değişik yorumlamaları anlamak, bireylerin öznel yorumlarının hangi süreçlerden oluştuğunu çözümlemek simgeci yaklaşımın temel ilgi alanıdır.

Dr.Hasan Şimşek’ten alıntılar

Bakınız:https://blog.sonsuz.us/?p=9855

Sözleşmelerini her gün -bilmeden-yenileyen insanları talep ettikleri düzeye nasıl çıkarabilrsin ki! İster doktor ol ister şifacı hatta peygamber olsan kar etmez. Geçici ferahlıklar sağlayabilirsin eğer gerçekten bi görücüysen, sonra her şey aslına rücu eder. Sebebi açık; evrende yalnızca tek kural var: Özgür irade kuralı. sa

Bir insanın, kendisinin bile bilmediği ŞU ANdaki gerçeğine en çok yaklaşabildiğimiz alan rüyalarıdır. Bu sebeple, insanla ilgili her tür meslek dalının temel eğitiminde mutlaka rüya görüşmeciliği yer almalıdır. Sanırım önümüzdeki on yılın eğitim programlarında BAK-Birleşik Alan kullanımı yöntemi ile birlikte rüya gerçekliği de dikkate alınacak ve yaygın şekilde kullanılacak.
Bu durum gelecekteki bir dünyanın hatta birden çok dünyanın sistemine dair bir kehanet olmakla beraber, aslında görünen köyün klavuz istemeyecek kadar bariz şekilde belirginleşmesidir. Elimizde bunlardan daha yararlı ve somut bir yöntem henüz yok. Olabilir de… YENİ’ler önce görüş alanamıza girdiler gözlerimizin gerisindeki ekranda belirdiler, sonra söze döküldüler, uygulanıp test edildiler, başarıları göz doldurdu ve şimdi artık bazı olası dünyalarda yaygın uygulama zamanı geldi.

Birleşik alan Kullanımı

Birleşik alan Kullanımı, dünya oyunundaki mekanizmaları ve hileleri göz ucuyla fark etmiş olabilenlere hitap eden yeni dünyaya dair bir uygulama olup, sizi kendinizi serseme çevirmenizi engelleyen bir donanımla korur. Kuantum Fiziği ve psikolojinin temel önermelerini sadece söylemez UYGULAR.
Biz bu aşamaya rüyalardan uyanarak geçebildik.

Daha çok bilgi için Tıklayınız:

Facebook sayfamızdanbizi takip edebilirsiniz: http://www.facebook.com/pages/BAK-Birle%C5%9Fik-Alan-Kullan%C4%B1m%C4%B1/167561823381620?ref=hl

*

İnsanların çoğunda sabırsızlık gözlemlerim evvelden beri, istedikleri şey hemen şipşak olsun isterler, isteklerine ulaştıracak merdiven basamaklarını adımlama disiplininden yoksundurlar, çabucak sıkılıp başka bir isteğe atlarlar, o da olmayınca ağlayıp tepinirler, bu bir çocukluk özelliği değil midir?
Oysa evreler, kendimizinkiyle birlikte dünyanın evreleri var, beslenme, hazmetme ve posayı dışa atma adeta bu dünyanın en temel sistematiği gibi geliyor bana. Bu süreçleri ancak çocuklar ve ergenler bilmiyor olabilirler 🙂

Bir başka çocukça ve şirin edim ise “ölümsüzlüğe”, “tanrıya ulaşmaya” duyulan istek 🙂
Hani derler ya “yağmurlu bir cumartesi öğleden sonra ne yapacağını bilemeyen insan bir de ölümsüzlük ister!”
Genelde erkeklerde gözlemlerim bu yakıcı eğilimleri, kadınlar bunu pek dert etmezler çünkü içleri zaten ölümsüzlüğü ve tanrıyla mesafesizliği biliyordur, çocuk doğurabilme ve onun süreçlerine şahit olma, kadınları daha olgun yapıyor.

Heterarşi düzendir

“Biyoloji’nin eski paradigması ekosistemde denge ve evrimde ‘şans ve gerekliliğin’ rolü üzerinde yoğunlaşmıştır. Yeni paradigma da ise, evrim ve hayatta kalma etkileşim halindeki bir çeşitlilik, devinim, uyum, açıklık ve sürekliliğin bir fonksiyonudur. Ekosistemler karmaşık bir karşılıklı nedensellik yoluyla evrimleşirler” (Schwarts ve Ogilvy, 1979, s. 42)

Modern toplumun birçok alanını kesitleyen ve dünyayı yeni bir gözlükle anlamamız gerektiğini savlayan pozitivizm ötesi ve akılcılık ötesi paradigmalar (aynı ölçüde de modern ötesi, yapısalcı ötesi, endüstriyel ötesi, kapitalizm ötesi, görgücülük ötesi paradigmalar) aşağıdaki nitelikleri gösterir (Schwarts ve Ogilvy, 1979):

1. Gerçek karmaşıktır. Değişkenlik, çeşitlilik ve karşılıklı etkileşim bütün sistem ve olguların doğal özelliğidir…”her sistem kendine özgü özellikler geliştirir” (Lincoln, 1989, s. 69).

2. Heterarşi düzendir. Sistemler, hiyerarşik ve piramitsel değil, aksine önceden kestirilemez karşılıklı sınırlılık, etkileşim ve hareketlerle belirlenen heterarşik düzenlerdir.

3. Evren holografiktir. Evren, bileşenlerinin ayrıştırılıp tekrar tersi bir süreçle yerlerine yerleştirildiği şeklinde mekanik bir biçimde anlaşılamaz. Herşey birbiri ile ilintilidir, her parça bütünün bilgisini taşır.

4. Gelecek ve yön belirsizdir. Olasılıklar bilinebilir, ancak kesin sonuçlar kestirilemez; “…geleceğin muğlaklığı doğanın koşuludur” (Lincoln, 1989, s. 71).

5. Ilişkiler doğrusal (lineer) değildir ve karşılıklı nedensellik vardır. A B’ye neden olmak yerine belki A ve B karşılıklı etkileşerek birlikte evrimleşir ve değişirler.

6. Değişim morfogenetiktir. Düzen düzensizlikten doğabilir. Sistemler, niceliksel olmaktan ziyade niteliksel değişime yol açacak şekilde çeşitli, açık, karmaşık, karşılıklı nedensel ve belirsizdir (Lincoln, 1989, s. 71).

7. Gözlemci belli bir perspektife sahip katılımcıdır. Gözlemci gözlenenden soyutlamış ve mesafeli değildir. Nesnellik diye birşey yoktur, fakat perspektif vardır. “Perspektif belli bir açı ve mesafeden bir görüş demektir. Nereden baktığımız ne gördüğümüzü de etkiler. Tek başına hiç bir disiplin bütüncül bir resim veremez. Resmin bütünü çoklu perspektifler yoluyla elde edilen bir imgedir” (Lincoln, 1989, s. 72).

Pozitivizm ötesi ve akılcılık ötesi projeler tek bir “Doğru’nun” olmadığını iddia eder. Dahası, “büyük söylemler, büyük kuramlar ve tek “Dogru’ya” dayalı egemenci perspektif yerini özne merkezli çoğulcu bir yönelime terketmektedir” (Tierney ve Rhoads, 1993, s. 312). Benzer şekilde, modernist tez tarafından kutsanan hiyerarşik, tekli toplumsal düzen modernizm ötesi proje tarafından reddedilmektedir. Şöyle ki, “toplumlar belli inanç ve değerlerin egemenliği etrafında düzenlenmiş sistemler değildir, farklılık ve zıtlıklar daha belirleyicidir” (Tierney ve Rhoads, 1993, s. 312). Epitemoloji anlamında, pozitivist, akılcı ve modernist görüşler bilginin keşfedildiği ve ortaya çıkarıldığını öngören “esasici” (essentialist) bir bilgi tanımını savunurken, pozitivizm ötesi ve akılcılık ötesi paradigmalar bilginin keşfedilmek yerine yorumlandığını, ortaya çıkarılmak yerine oluşturulduğunu (constructed) varsayar (Tierney ve Rhoads, 1993, s. 313).

Yükselen paradigma bilimin nesnel bilgi üretme süreci olmadığını, bilimsel sürecin dünyanın göreliliğini temel alan bir süreç olduğunu vurgular. Sosyal olgular, sosyal davranışı belirleyen genellenebilir yasalar türetmek yoluyla değil, bir durumun kendine özgü boyutlarının ayrıştırılması ile anlaşılabilir. “Bilimin bir amacı olarak açıklama, üzerinde çalışma yapılan olgunun kendisi, ve durumlar arasında benzerlikler ve farklılıkların anlaşılması ile sınırlıdır. Ölçme ve araştırma desenleri sistematik analizi amaçlarken genellemelerle ilgilenmek yerine bir olayın daha iyi anlaşılmasını sağlamakla yetinir. “Sonuçları genelleyebilmek için, yükselen paradigmanın ilkeleri ile çalışan bir araştırmacı katı kurallar kullanmaksızın durumdam duruma geçer” (Putnam, 1983, s. 41).

Pozİtİvİsm Ötesİ Paradİgmatİk DönüŞüm ve EĞİtİm Yönetİmİnde Kuram ve Uygulamada Yenİ YaklaŞimlar

Dr. Hasan Şimşek

Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Yeni Dünya için Nöronlar

http://www.okyanusum.com/belgesel/tanri-noronlarda.html

Yirmi dakikalık bir video olduğu ve manken ya da futbolcu barındırmadığı için sabırla izlemek belki zor olabilir 🙂 Şaka yapıyorum…

Bu konu gerçekten de çok önemli; Kendin nedir? işte bu soruya oldukça yalın bir izah yapılıyor; çünkü orada burada devamlı söylenen kendini önemseme, egonu öldür gibi tembihlerin neden yapıldığına dair öncelikle  insanların ikna edilmeleri gerekir. KENDİN denen şeyin seçebildiğin bir arka plan tezine dayanıyor olması, yüceltip yere göğe koyamadığın DUYGUlarının düşünceler tarafından oluşturulduğunu anlamanın değeri çok büyük.
Hislerle duyguların bir an önce ayrılması lazım, TDK yı da göreve çağırıyorum, bu şaka değil çok hayati bir durum.

Videoda göreceksiniz ki bizler sürekli “akla yakın hale” getirmeye çalışan organizmalarız, yani yabani olanı ehlileştirmeye çabalıyoruz, eğer yapamazsak onu reddedip görüş alanımızdan atıyoruz. Dıştan ve içten sürekli ETİKETLİYORUZ. Bu ise mutluluğumuzun en büyük engelihaline geliyor. Şu anda yaşamaktan söz ederken her sözümüz eğer etiketse, anlıyoruz ki zor dostum zor. Aslında bu da şaka çünkü gerçekten zor değil.
Hiç bir şey DIŞSAL değil ve bu varsayımsal bir felsefe değil, günümüzün gerçekliği.
O halde ne yapalım:
1.Kendini gözlemle (bundan kaçış yok)
2.Kesinlik yerine olasılık kelimesini koy
3.hepimizin zincirleme bir reaksiyon olduğunu fark et

Veeee dördüncü önerim, bulabiliyorsan sık sık BAK oyna.

Bİrleşik alan Kullanımı BAK nedir-Tıklayınız–

Yeni Dünyaya Geçişte Kadının vizyonu

Öncesi için tıklayınız

Kadınlara düşen büyük bir vizyon var; çocuklarının 0-4 yaş eğitimi… Bu hayati bir durumdur, tüm insan uygarlığı için en önmli şey. Eğer kadınlar bunu nasıl yapabileceklerinin ayırdına varır iseler ve keskin bir kararlau ygulama geçerseler, tüm dünya yalnızca bir (yazıyla bir) jenerasyonda değişir. SİHİR GİBİ

Çözümü bilen kadınların çoğalmasını sevinçle izliyorum, umarım çocuklarını ( ya da torunlarını) bu aydınlanmanın ilk jenerasyonu olabilecek biçimde yetiştirecekler.

Erkekler eğitim konusundan nerdeyse çıktılar. Anaokulu ve ilkokul öğretmenlerinin hepsi kadın. Ama neden çıktılar? Çünkü kadınlar artık kadın değil, erkekleştirildiler ve bu halleriyle altın döller yetiştiremezler.
Nedir o halde erkekleştilmek? Bunu ciddi olarak düşünün kadınlar, canlarım, bunu lütfen titizce yapın.

Eğer nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız (ki ben ve benim gibiler de bilmiyordu) Kurtlarla koşan kadınlar kitabını alın bir okuyun. Çevrenizdeki kadınlara alıcı gözuyle bakın, hala 1000 yıllık buğday gibi olanlara raslarsanız ona sarılın, gözlem yapın inceleyin onları.

Hürrem sultanlar, benim ailemde, senin ailende, komşum, annem, teyzen, halaları, her yer onlarla doldu. 3000 yıllık titiz bir planlamanın sonucu ya da korkunç bi yanlış anlamanın.

Siz sadece domatesiniz, buğdayınız, mısırınız mı GDOlandı sanıyorsunuz :(((
Yukarda olan aşağıda, içte olan dıştadır.

Bi yerlerde sapma olduysa, düzeltebilme şansımız var demek ki, bu (bin yıllık buğday ve 12000 yıllık işlenmiş buğday bulundu!) zamanda yolculuk şansıdır.

Uyanın! Erkekleri taklit etmekten vaz geçin, onları şefkatle sevin. Hemcinslerinizin bilgeliğini takip edin, birini, herhangi birini alın örneğin, üstüne düşmüş gölgeleri şöyle azıcık elinizle kenarlara itin, bakın göreceksiniz altında parıldayan güneşi.
Uyanın, uyanın kadınlar.
Ben uyandım bu kabuslu rüyadan. Kadınların dehaları gözlerimi kamaştırdı. Ve işte ben uyandım.
Birden olmadı yirmi yılda etap etap uyandım.
Dünya için ümitsizliğe kapılmaya gerek olmadığına uyandım.
Gidişatı düzeltmenin sırrına vakıf olduğumuza uyandım.
Her bir kadının bacaklarına bağlı el değmemiş GDOsuz tohumları gördüm de uyandım.
İşte coşkuyla doluyum şimdi.
Uyanmayanları da çağırıyorum, nazikçe tık tık diyorum. Rüyadan hızla uyanmak zarar verebilir, yavaşça nazikçe dokunuyorum.
Uyanın kadınlar.

Sığlık ve derinlik, birbirini var eder. Dünya ortalamaya çeker.
Böylece perde açılır, oyun başlar.