Karmik Borç mu sınırsız şimdide atıl veriler mi?

Kahunalar geçmişten bugünü etkileyen karmik borca pek prim vermezler çünkü sınırsız şimdide olduğunu biliyorlar ve bu sebeple reenkarnasyona atıl veriler olarak bakıyorlar. Bunlar paralel yansımalardır, kişinin tanışabildiği/ilişkide olduğu herkes o kişinin enkarnasyonu gibi düşünülür.

KU deposunu bir an için bir bilgisayarın hard diski yani sabit diski gibi olduğunu düşünelim. Normalde bilgisayarımızda bulunmasını istemediğimiz programları/dosyaları silebiliyoruz, onlar artık bizim için yoklar ve hatta unutup gidiyoruz ancak silinen bu programların izi/gölgesi işin mütehassısları tarafından bulunabiliyor, geri getirilebiliyor. İşte bu kayıtlara ben urban shaman konseptindeki atıl enkarnasyonlar ismini veriyorum.
Bu konuya neden böylesine dikkat (önem) veriyorum; çünkü eğer çevrenizde gördüğünüz duyduğunuz somut ya da soyut ilişkide olduğunuz kişilerin sizin atıl enkarnasyonlarınız olduğunu anlar ve buna ayarsanız, barış için büyük bir adım olacaktır. öfke/nefret/ayrıştırma yerini şefkat/anlayış ve barışa bırakacaktır. Aloha

Not. Algını her seferinde (her istediğinde) sadece tek bir konuma kaydırabilirsin, yani tüm enkarnasyonlarını aynı anda deneyimleyebilen olamazsın. Bu sebeple algın hangi rol üzerindeyse o an için diğerleri atıl konumda olur.

İlk etapta bizler için önemli olan; ayrılığın bir fayda uğruna, keyfi olarak hazırlandığını içine sindirmek. Algını bilinçli gezdirmek o kadar da önemli değil eğer bir büyücü olma peşinde değilsen ve barış içinde olmak sana yetiyorsa.

Tonale karşı Tonal, işte budur ahval!

Toltek bilgeliğine göre; var oluşumuz esnasında iki ayrı güç halkasıyla doğarız. Dünyasal boyutta akılla direkt bağlı olan birinci güç çemberimizi kullanırız. Dünyasal algımızın oluşturduğu tüm her şey; bizi biz yapan her şeydir ve ona Tonal denir. Dünyaya anlam vermeye çalışan şey tonaldır, o olmadan bir takım yabancı sesler duyar, bir şey anlamayız. Tonal gerçek varlığımızı esirgeyen bir koruyucudur bu da ona edimlerinde kıskanç ve kurnaz olma niteliği verir. Onu doğumla birlikte büyütmeye başlarız. İçimize havayı ilk çektiğimiz o an, Tonal içindeki erkle nefes almaya başlamış oluruz. Tonal doğumla başlar ve ölümle biter. Hiçbir şeyi yaratamaz ya da değiştiremez ama yinede de oluşturur dünyayı. Yargılamak, değer biçmek, tanıklık etmektir işlevi çünkü. Tonal hiçbir şey yaratmayan yaratıcıdır.

İkinci güç çemberimiz ise Nagualın alanıdır, istençle bağlantılıdır. Nagual bizim hiç ilgilenmediğimiz parçamızdır. Nagual bizim betimleyemediğimiz bölümümüzdür. İsim yok, söz yok, duygu yok, bilgi yok.

Daha doğduğumuz anda aslında iki parça olduğumuzu hissederiz. Doğum anında ve sonraki kısa sürede tümüyle nagualızdır. Sonra işlev görmek amacıyla sahip olduğumuz parçanın bir karşı parçası olması gerektiğini hissederiz. Aranan Tonaldır ve bu en başından beri bir eksiklik yaratır. Derken Tonal gelişmeye başlar ve önem kazanır, nagualın parıltısı körelir, onu tümüyle kaplar. Artık tümüyle Tonal olduğumuz anda ise doğumdan başlayarak bize eşlik eden ve bizi bütünleyen bir parça olduğunu sürekli anımsatan o eski yetersizlik duygusunun arttığını seyretmekten başka bir şey yapamayız.

Tümüyle Tonal olduğumuz andan başlayarak eşler oluşturmaya koyuluruz. İki yanımız olduğunu hep duyumsarız ama bunu tonalın nesneleriyle dile getiririz. Bir yanımız ruh diğeri beden, zihin ve özdek, iyi ya da kötü, Tanrı ve şeytan gibi… Aslında adanın üstündeki şeyleri eşleştirdiğimizin ayırtına varamayız.

Dünyasal bilişimizin tanımlandığı güç alanımız, bağlı olduğumuz tonalimiz tarafından yönlendirilir. Bizler bir başka yanımız daha olduğunu duyumsasak da Tonal, hep kendisinin içinde kalmamız için sürekli sopasını gösterir. Bu yüzden şaman bilişinde dışarıdan kabuğun kırılması, yani çömez-usta ilişkisi gereklidir.

Evrenden akan enerji; sürekli şekilde itilip çekilir evren tarafından. Evrenin vahşiliği, yırtıcılığı, acımasızlığı, sömürmesi gibi görülen bu itme-çekme tepkimesi aslında, onun kendi farkındalığını deneyimlemeye çalışmasından ibarettir.
Evren, varlıklar üstünde baskı uygulayarak farkındalıklarını arttırmaya çalışmaktadır.
Carlos Castaneda’ya göre Şamanlar; arayışlarını, sonunda bir organizması olmaksızın, birleşik bir birim gibi davranabilme anlamında bir varlık olma arayışı diye tanımlarlar. Bu açıdan varlıklar, yeni biliş ufuklarına götürecek sıçrama tahtaları görevi gören hatırlatıcı araçlar ya da uygulayımsal yapılardır sadece.

 

http://www.sonsuz.us/node/sonsuzluga_toltek_bakisi

Makia ve Meditasyon

Odaklanmış dikkatinizi herhangi bir şeye angaje ettiğinizde meditasyon yapmaktasınız. Bunun belirtisi yalnızca meditasyon esnasında neye baktığınız, neyi dinlediğiniz veya neyi konuştuğunuza eşdeğer değildir, bütün bunların ve daha fazlasının, hatta alışkanlıklarınıza dair kabullerinizin bütününde ortaya çıkmaktadır. Lono’nuz medite olduğunda KU’nuz da derhal ona katılır. Şamanın yolunda öğrenilecek ilk şeylerden biri; Lono ve Ku’nun aynı zamanda aynı şeye medite olabilmelerini sağlamaktır, işte o zaman sihir ortaya çıkar.

3.Prensip Makia gereğince; enerji dikkatin yönlendiği yere aktığına göre, şu anınızda deneyimlemekte olduğunuz şeyler; alışkanlıklarınıza bağlı sürekli odaklanmış dikkatiniz sayesinde Ku tarafından sağlanmaktadır (çünkü KU’nuz değiştirmediğiniz her minör enerji kalıbı için onayınızın sürdüğünü varsayar) . Eğer mevcut hayatınızdan memnunsanız, böyle devam etmesi de gayet iyidir fakat eğer memnun değilseniz bu durumda KU’nun dikkatini yeni bir kalıba dönüştürebilmenin yolunu bulmalısınız. İşte meditasyon ve hipnoz bu iş için gayet uygun araçlardır.

*

Yeni bir birleşim noktasında (yeni algı noktası/yeni gerçeklik) kalıcı olmak, eskisine defalarca geri dönmeyi gerektirir, olgunlaşma ve dengeleme sürecidir bu. Hepimize ve her düzeyde işleyen mekanizma budur.

Dikiş makinası nasıl diker, ya da elde bir paçayı çevirirken nasıl dikiyorsunuz?

İleri ve eski noktaya gidiş gelişler gerekir, hele dikişi bitireceğiniz zaman makinacı son noktayı öncekine dört beş kez bağlar! Seyrederseniz daha iyi pekişir, tıpkı yeni birleşim noktasının pekişmesidir o! Yeni eskiden kopmaz, onun emek verilmiş uzantısıdır, o sebeple ilerleme ancak “kapsama” kavramıyla izah edilebilir bence.

Bazen bir kaza ya da ölüme yakın deneyim veya frekansı yüksek birinin/yerin etki alanında veya halüsinojen maddeler sebebiyle birleşim noktası yerinden oynar (zaten her gece rüyada da yerinden çıkıp öylesine salınır, gezinir) ve bu insanlar çok farklı gerçeklikler deneyimleyebilir ancak bunlar kalıcı olmaz ve kişinin bilinciyle çıpalanan son bileşim noktasına geri döner. Bir çok öğreti özellikle şamanik uygulamalar kişiye istenilen zamanda istenilen bileşim noktasına gidip, istenildiğinde yerine dönebilmenin bilgisini verirler ki bu CC öğretisinde büyücü kavramının içeriğini ya da koşulunu anımsatır.

Burada sorulması gereken, “Birleşim noktası neden eski yerine döner?” konusudur ve cevabı da çok basit; çünkü biz sürekli iç ve dış konuşmalarla (bunun temelinde KU’nun tüm faaliyeti yer alır) öznel gerçekliğimizi öyle sağlamca oluşturmaktayız ki, algımızın kendi yerine dönmesi gayet doğal ve hızlı olur 🙂
Biz şamanik çalışma yapanlar “yerine dönme” konusuna hep tüh tüh şeklinde bakmışızdır doğal olarak, fakat bu tabi ki acemiliğimizin bir göstergesidir. KU, bu işlemi, bizi sonsuzlukta kaybolmamak için garantiye almıştır ve aklımızın alamayacağı denli gelişmiş bir bilgisayar program bütünüdür. Eğer bir mistik olsak bunu tanrıyla ya da kaderle eşleştirmek işten değildir 🙂
Sonsuzlukta gayesiz ve bilinçsizce savrul-ma-mak, bu hayatın oluşturulma sebebidir zaten, savrulanların hemen hepsi akıl hastanelerindedir ya da ölmüşlerdir! Ölüm sonrası pek konumuz olmasa da yaşıyorken özetleme yapmak ve bütünlenmek yolu (Ho’oponopono) ile “arınma” işte bu sebeple büyük önem kazanır.

Üzerimize sinmiş (tüm canlı ve cansız varlıkların üzerine) karanlık ve negatif enerjilerin biçim değiştirerek evim sürecine dönmesi içindir arınma ve tasfiye çalışmaları. Bilinçte dönüşüm ancak böyle sağlanıyor. Aloha

Çok Boyutluluğu kavramak

Lineer düşünceden çok boyutlu algıya geçmek deveye milyar kere hendek atlatmaya benziyor Ben habire kendime hendek attırmaya çabalıyorum ama aldığım mesafe çok boyutlu bir algıdan bakıldığında karıncanın debelenmesi gibi görülebilir hani!

Bunu en rahat şamanların faaliyetlerinde görmek mümkün oluyor, örneğin Castaneda kitaplarında çok eski ve görücü şamanların tespit ettikleri gerçeklik bantları’nı okuduğum sıralarda hissetmiştim. İnsanlığa ait gerçeklik lifleri ile hayvanlara ve tabi bitkilere cansız denilen objelere ait gerçeklik bantları hep farklı farklı olmalarına ilaveten soyut varlıkların da içlerinden geçen gerçeklik lifleri tamamen farklı tomarlarmış. Bunları elden geldiğince iki boyutlu lisanımıza tahvil etmeye çabalamıştı Yaqui kızılderilisi büyücüsü. Aynı anlatımları Afrikalı baş şamanın anlatımlarında, sibiryalı şamanın tariflerinde de rastladım. Bunlar her şeyi net bi şekilde anlamamı sağlamadı tabi ama zihnimdeki tabloları biraz silkindirdi   Bütün bunları benim açımdan azbuçuk netleştiren; kuramsal fizikçilerin muhtelif teorileri ve tabi Lanza gibi daha bir çok biyoloji, kimya dalında yeni farkındalıklar oluşmasına olanak sağlayan bilim insanlarının kendi yaratıcı imgelemlerine özgürce yol vermeleri oluyor.

Birçok çağ atlatıcı buluşu yapmış olan bilim insanlarının kendilerine özgü garip yöntemleri vardı ve günümüz modern dünyasında bunlardan bahsetmek hoş kaçmaz bu sebeple bu denli müthiş fikirleri bu insanların nasıl akıl ettikleri hep bir muamma olarak kalır ya da IQ larına verip kurtulunmak istenir 🙂 Ama kurtulmak değil de bilmek istenirse; Şamanların vizyon görme yöntemini nasıl uyguladıkları ve bunun kızılderililer, afrikalılar aborjiniler tarafından neden yaşamaya değen tek şey olduğunu araştırmanızda ve ikna olursanız yöntemlerini denemekte yarar var. Malum kuram ve deney ilerlemeyi sağlayan iki bacak gibidir bunlardan birini ihmal ederseniz armonik biroluş vücuda gelmiyor.

Şamanik yollardan başka yollar da var, bize hangi şamanik yolu önerirsiniz diyenleri duyar gibi oluyorum. Komik gelebilir belki, başka yollar diye merak edip uyguladığım, hatta kendi buluşum zannettiğim uygulamaların sonunda bir şamanik uygulama olduğunu öğrenmem eskiden beni şaşırtırdı şimdi sadece gülümsüyorum. Dolayısıyla sizlerin hangi düzeyde şamanik bilgi uygulamasına hazır olduğunuzu bilmeden önerilerde bulunmam yakışık almaz. Bu durumlarda arkadaşça önerim kendi şüphelerinizden kurtulmaya keskin bir karar verip sonra önünüze gelen her şeye bu yolla dikkat etmeniz (çünkü en basit yollarla gelebilirler, mail kutunuza düşer, tv sipikerinin ağzından fırlar, kapıcınızın bile size bunu anımsatması olağandır.) Bir Hawaii deyişi olan: “Her şey uyanık, her şey canlı ve her şey cevapçı” sözü hayatımdaki en gerçek gerçektir diyebilirim 🙂

Unutmayalım ki 6. prensip MANA bize, bütün gücün içeriden geldiğini, yetkilendirmenin içeriden yapıldığını söyler. Bu prensibi kendiniz için işler hale getirdiğinizde; fark edersiniz ki  yürüdüğünüz yollar, bilgiler, objeler, dışarıdaki her şey yalnızca içinizdeki enerjiyi ve gücü etkinleştirmede birer araçtırlar. Kadim zamanlardan beri soyumuz, neredeyse şimdi de aynen devam eder biçimde enerjiyi ve gücü ARAÇ’lara atfetmiş dolayısıyla onları amaç’laştırarak kendini zayıflatmış, etkisizleştirmiştir. Bu asla bir komplonun sonucu değildir, her insan keskin bir kararla bu durumu şu an ve burada değiştirebilir, kendisini ve dolayısıyla öznel gerçekliğini değiştirdiği gibi nesnel gerçekliği de bükmeye katkı yapar.

Bu konu UŞ 3.seviyenin ikinci “yaratıcı enerjinizi yükseltmek” konusunda son derece ugulamalı biçimde açıklanıyor ve bizzat bazı araçların nasıl kullanılacağını uygulayarak anlıyoruz. Dikkat, iç ve dış rüya arasında tıpkı bir mekik gibi dokuma yapıyor.