İçinizden ne Geliyor?

Gerçekliğin ne olup olmadığı ile ilgili rüya görme çalışmalarımızla ilgili olarak bu videonun özellikle 1lk 20 dakikasını izleyerek başlamak sanırım faydalı olur.
Lütfen izlerken siz de kendi sorularınızı duyun! Çünkü olacak. ve mümkünse hiç yadırgamadan yorum kısmına yazın.
Örneğin;
O halde algılayan kim?
O halde tüm gerçeklik zannımız YORUMLAMA sistemlerinden ibarettir!
YORUMLAMA SİSTEMİ nedir? Bu bir elektrik sinyali şifre kırıcısı mı?
O halde bu şifre kırıcıyı kim ve nasıl hazırlamış? bu sistem beynimize ne zaman yüklenmiş?
yORUMLAMA SİSTEMİ değiştirilebilir mi? Değişirse ne olur?
Yoksa bizler birer robot muyuz? Westword dizisini mi yaşıyoruz?
Komplo teorileri ne derse desin, sizin iç sesiniz ne diyor ve ne soruyor?
Önemli olan da bu. aloha

*

Devamını oku “İçinizden ne Geliyor?” →

Gerçeklik Örgüleri

Biz gerçeklikten bahsettiğimizde onun somut olduğunu varsaymak eğilimindeyiz fakat şu an dünyada mühimsenecek düzeyde insan topluluğu gerçeğin somut ve soyut katmanlardan oluştuğuna ikna olmuş durumda. Laniakea’da Serap’ın fiziksel ya da somut bedeniyle soyut bir gerçekliğe savrulmuş olması bence dünyanın evrilmekte olduğu yeni duruma uygun bir gösterge olmuş. Yani bunu şimdi görebiliyorum J Yazarken bunların hiç birinin farkında değildim. Ve haklısınız şimdi düşününce geri dönen kahramanımız Harmonia’nın artık yalnızca somut bir gerçeklikte yaşamadığını soyut gerçeklikleri de içine katmış olduğunu söyleyebilirim. Bazı Doğu öğretilerinde, bilgeliğin en son ve en zor fiziksel bedene indiğini söylerler. Bu durumda önceki sorunuza bağlantılı olarak Lemuryanların, bilgeliklerini fiziksel bedene taşımaya zahmet etmediklerini, belki gereksiz bulduklarını belki de üşendiklerini söyleyebiliriz. Onlar zamanlarının çok büyük kısmını ışık bedenlerinde geçiriyorlardı J Fakat anlaşılan o ki ışığın (farkındalığın) fizik bedene indirilmesi artık farz olmuş.

Tüm bu olanların bilimsel izahı var tabi fakat bunu sadece anlatabilmek değil anlayabilmek için de kuantum fiziği, psikoloji ve sosyoloji üzerine birleştirici bir çalışma yapmış olmak gerekir. Tabi böylesi bir bütünlemeyi yapmış olarak dünyaya yeni gelenler,  çocuklar ve gençler var. Onlar bu bilgiye hücrelerinde sahipler ve siz daha söylemeden ne dediğinizi anlarlar fakat çoğu da bizim eski somut dünyalılarımızca hasta olarak görülmekte şu an. Kozmik dönüşüm devirlerinde bu hep olmuştur yani normal görülebilir. Hatta önceki dönüşümlerde böylesi kişilerin çoğu işkenceyle öldürülmüşler.

Carl J. Calleman’a göre Maya Tun Takvimi son derece ilginç döngülere sahip. Yazar bu döngüleri dünyadaki bilinç geçişleri, dinler açısından incelemiş; olaya, dünyanın sonu olabilecek felaket senaryoları üretmek yerine anlamak için bakmak isteyenlere öneririm. “Sol-beyin yarıküresinin-eril-  hakimiyeti sona erdiğinde, lineer zaman deneyimi de sona erecektir.” Der Calleman. Bunu dünyanın sonu gelecek biçiminde anlayıp senaryolar üretenlerin yanıldıkları 2012’den geçmekle kanıtlanmış oldu. Maya bilgeliğinde sona erecek olarak bahsedilen olgunun; dünya yaşamı değil ‘sol-beyin hakimiyeti’ olduğu anlaşılmalıdır.

Az önce söylediğim kuantum-psikoloji örtüşmesini en iyi yapanlardan bir olan Fizikçi Danah Zohar’ın kitaplarıyla uzun seneler önce tanışma fırsatı bulduğum için kendimi çok şanslı hissederim. Neyse ki Dünya’da 360 derece değerlendirme yapabilen bilim insanları ve kurgucular var, her devirde olmuş, hepsine yolu aydınlatan ışıldakları için minnettarım. Sibel Atasoy

Psicomagia- PsikoBüyü ve The OA

Bilinçaltının, rüya dilini anlaması akıl dilini anlamasından daha kolaydır. Belli bir açıdan bakıldığında hastalıklar, çözülmemiş sorunları açığa vuran birer mesaj, birer rüya niteliğindedir. Şifacılar büyük bir yaratıcılıkla kendine özgü tedaviler geliştirirler. Onlar herkesin içinde taşıdığı o ilkel, batıl canlıyla konuşurlar.
Usta bir hokkabaza yaraşır numaraları bir mucize gibi gösteren bu halk terapistleri, başarılı bir sonuca varmak için hastasını mucizelerin gerçek olduğuna ve iyileşebileceklerine kati olarak inandırması gerekir. Hasta bu kutsal tuzağa düştüğünde dünyayı mantık sınırlarında değil sezgisel olarak algılamasını sağlayacak bir dönüşüm deneyimler. Asıl mucize ancak o zaman kendini gösterebilir. 
*
Gerçeklik, her ne kadar kendimizi sakinleştirmek için öyle olduğuna inanmak istesek bile, mantıklı değildir. Dünyanın kendisi homojen değil gizemli güçlerin oluşturduğu bir alaşımdır. Gerçeklikten yüzeysel olandan başka bir şey almamak, ne kadar realizm kılığına büründürülse de gerçekliğe ihanettir.
Not: bunu paylaşan-bendeniz-, Boğa görünümlü uzman İkizlerden bozma çaylak Yay dır. O sebeple binlerce paylaşacak güzel cümlesi olan Alehandro’dan kendini tuta tuta ilerleyip bu paragrafta zokayı yutmuştur. 🙂
*
Hermano (pachita isimli yasli sifaci kadin kanali ile iyilestiren ruh), işbirliği yapmaktan kaçınan ve iyileşmeyi içten istemeyen hiç kimseyi iyileştiremezdi.

Dikkatim Nerede?

Biyolog Rupert Sheldrake’e göre, bilincimiz onun morfik alanlar olarak adlandırdığı, görülmeyen kolektif alanlara bağlıdır.
Bir grubun her üyesi kolektif morfik alana hem katkıda bulunur ve hem de bu morfik alanın toplam farkındalığına erişebilir.
Her bir tür için, sayısız morfik alanlar mevcuttur.
Yani bir davranışı yada düşünceyi belirli bir sayıda insan onaylayıp yaptıktan sonra o düşünce otomatikmen dünya genelinde herkesin aklına gelmeye ve yayılmaya başlıyor.
Rupert Sheldrake’in izlenme hissi deneyi ilgimi çekiyor; Başka biri dikkatini bir insana yönlendirdiği zaman – o insan bunun bilmese bile – dikkatin yönlendirildiği insanın biyoenerji alanı değişir.
Uzaktan şifa yöntemlerinin bu şekilde çalıştığını zaten biliyoruz ancak Dikkatin yönlendirilmesi konusu sadece şifa olayında geçerli değil ve nerdeyse hayatımızın tamamını kaplıyor bu işlem.
Urban Shaman konseptini takip etmiş olanlar “dikkat” konusunda ne derece önem verildiğini hatırlayacaklardır.
attention-goes
Kendimizi yaşam gibi zamanın kısa bir diliminde sadece evrenden gelip geçen kişiler olarak değil yaradılışa katılanlar olarak düşünmemiz kozmozun ne olduğu ve nasıl işlediği konusunda yeni bir algı biçimi gerektirir.
Gerçeklik seviyelerinin altında yatan yaratıcı operasyona dikkat yöneltelim.

 

Yeni’den Doğan

Bazen bazı sözler büyülü gibidir,seni bağlar tutsaklaştırır bazen de farkındalığında yeniden biçimlenir seni yeni’den doğurur eskisinden özgürleştirir…
YENİ’den DOĞAnlara kitabının bir çok söz’ü beni zenginleştirdi,özgürleştirdi. İşte bunlardan biri:

”Birkaç ay önce bir gece yine A ile mutat düşünce seanslarımızın birinde nasıl olduğunu anlayamadığım bir hale geçmiştim.Birden tek bir göz olarak her şeye bakarken buldum kendimi.Bu bildiğimiz her şeyi içine alan dünya ve evreni içbükey bir aynada seyretme duygusuydu.İrkiltici gelmişti.Zaten tedirginlik hissettiğimde yeniden normal iki gözlü yaşamıma döndüm.Sanırım bu deneyimimden sonra bazı şeyler değişti.Ne olduğunu tam olarak ifade edemeyeceğim.Zaten sık sık her şeyi uydurduğuma kendimi ikna etmeye çalışırken yakalıyorum kendimi.Sonra bu cümlenin anlamsızlğına ve saflığına uzun uzun gülüyorum.Uydurmayı küçümsemek iliklerimize işlemiş.
Uydurma konusunda dört ihtimalden birini,ya da birden çoğunu aynı anda kullanabiliyoruz.
1.Hiçbir şey uydurmaz,uyduranları da taşa tutarsın.
2.Arada uydurur ancak bunları asla gerçekle(!) karıştırmazsın.
3.Çok uydurur,arada bunları gerçek sandıklarınla karıştırırsın.
4.Çok uydurur,uydurduklarının gerçeğe dönüştüğünü bilirsin.
Ben ilk yaşamımda ikinciyi,ikinci yaşamımda üçüncüyü,üçüncü yaşamımda dördüncüyü kullandım.Bundan sonra ne olacağını bilmiyorum.”

Ezgi Sezgi -15.06.2016