Sevmek, özgünlük ve Çağımız

Sevmekten sevmeye öyle bi anlam aralığı var ki; bin Big Bang geçer. sa

**

Özgürlük, her bir ayrı görünenin özgünlüğüne iman etmek ve onların aslında bir olduğunu unutmadan unutabilmektir.

**

Bir ilişki, farklı şehirlere gittiğiniz halde aynı otobüste olduğunuzu fark etmekle biter. Birinden biri diğerine hayırlı yolculuklar dileyerek otobüsten iner. sa
(Bir okurumun sorusu üzerine: “Sizce bir Birliktelik veya evlilik ne zaman bitmiştir?”)

Tabi her zaman başka seçenekler vardır.

**

Bizler yaşamımızın öznelliği ve özelliği ölçüsünde, çağımızın yalnızca kurbanları değil, aynı zamanda etkenleriyiz de. Çağımız biz demektir. Jung

Yaz

Bir şiir yaz bana sevgililer gününde
Ne hakkında olursa olsun
bal parmaklarından damlasın
sen bi şiir yaz
Ekonomiye katkı yapan çok nasılsa
eksikliğin duyulmaz
istersen en güzel anını yaz
istersen seni yolundan eden
bi kararını yakaladığını yaz
ve sonra onu boz boz bozduğunu yaz
ne yazarsan yaz az
buna özgürlüğün benden çok sevinir
bak bekliyor kapıda
tam ölümünün yanında
yaz sevdiceğim yaz.

sa

13.02.2012-Beylerbeyi

Yeni Dünya-Yeni Dönem

Üç yıl önce yazılmış bu yazı gerçekten ilginç. Gerçi o Sibelden sonra bi çok sibel geldi geçti şimdi farklı şeyler, ilaveler de yapmak mümkün, acaba sizler ne düşünecek, neler ekleyip çıkaracaksınıız frekanslar? Gurubumuz bizatihi YENİ olanla ilgilidir bu sebeple fikirleriniz hepimiz için tazeleyici olacak ve sevinçle karşılanacak 🙂
“Bildiğimiz gibi yeni bir şey öncelikle imajinasyon/hayal olarak oluşuyor, bunu en güzel ifade eden Feynnman’dır:
“daha önce hiç görmediğiniz bir şey olacak, daha önce görülmüş, ele alınmış her detayı kapsayacak, o ana kadar düşünülmüş olandan farklı olacak ve daha da ötede; kesin olacak ve herhangi bir muğlaklık içermeyecek.”” (yazının bütünü için tıklayınız)

te: Sibel YENI konusunda simdi ne düsünüyorsun? YENIyi bulma/görme ögrenilebilir mi? Bilim adamlarinin da yapabildilerine göre görme teknigi olmasi lazim…..

sa: Ana temaya katılıyorum ancak  şimdi yazsaydım (şu anda) Castaneda kavramlarını (birleşim noktası,nagual,ikinci dikkat gibi) kullanmazdım; çünkü CC bilmeyenler için yazı yarı anlaşılır duruma düşüyor! Bu biir. İkincisi, YENİ’leri dar aralıktan geçirmeyi başaranlar için bunu ifade temek ve hatta yaşamak, özellikle 2011 den beri kolaylaştı; çünkü büyük gök cisimlerinin dizilimleri eskiyi tarumar etmeye başladılar ve yeniler bu fırsattan faydalanacaklar ve eskisi kadar darbe almayacaklar. Tabi bu geçici bi rahatlama, ne kadar sürer bilinmez. Bu frekans, üçboyutlu eski dünyamız gibi kısa ömürlü değil (bitmekte olan dönemin 75000 yıl olduğu söylenirdi bazı kaynaklarda), süresini tahmin etmek zor insani ölçülerimize göre oldukça uzun diyelim. Ama her şeyin sonu gelir! Çünkü bu bi spiral:) Bu dönemin de bir yerinden sonra YENİ’leri getirmek, ifade etmek yine zorlaşabilir. Fakat bu bizim işimiz değil şimdiden hahahahaha

**

Az önce bi kahvaltı molası verdim. Artık tüm yediklerim ve içtiklerimi Yaşayan belirliyor. Onun bügünün kahvaltısı için seçtiği menü şöyleydi: Rafadan bi yumurta (sütten sonra en çok bunu seviyor), küçük bi dil peynirli tost, iki sap roka, bir tane ceviz ve bi tane siyah zeytin. 🙂 Üstüne yarım fincan filtre kahve (tabi bunu ben seçtim ama o da onaylıyor)

**

Beklentilere stop, anda olmaya setup

**

Özgürleşmekiçin: aslında çok kolay, sadece bi “karar” verirsin olur. Zor olan o kararı verdirmeyen “öteki” kendinden gizlediğin arzular. Olsun boşver o kararı, ne yapsan etsen bişey kaybedemezsin. Levazye kulağın çınlasın

**

Güneşle aşkımız hep sürdü, sanırım 4.999.999.996 yıl daha var 🙂 Ben sıkılırım öyle sonsuz şeylerden :)))

**

ESKİ şeyleri muhafaza ederek YENİ’den doğamayacağınızı biliyosunuz değil mi? Salın, dağıtın o tüm “DOĞRU”larınızı, onları bekleyenler de var sırada. Size lazım değil artık onlar frekanslarım, canlarım benim.

Azıcık konuşsanız (ya da yazsanız), içinizden dışarı çıkan o nefes, sizi YEM olmaktan kurtaracak. Neden yapmıyosunuz? Korkacak ne var ki? Nereye kadar susacaksınız? Evrim sizi d-evirmeden, bu kez Ç-evrime girmeden, kurtulun dostlarım. Konuşun, bağırın, çağırın küfredin, ben buradayım, alınmam, küsmem, seviyorum çünkü

Radyolar, YENİ’den DOĞAnlar

Günaydınlar, aslında bi zamandır metro fm e sardımdı ama bugün farklı bi kanal dinleyeyim dedim. Zaten her gün epey bişeyi şeyi farklı yapıyorum (unutursam hatırlatıyorum kendime). Bi zamanlar (18 yıl önce) adada yaşarken ve yanımda küçük pilli bi radyo varken bi yerel istasyonu çok sevip dinlerdim. Bi gün deniz bisikletimle bi saat pedal çekip Fethiyeye gittim, radyonun yayın yaptığı yeri bulup şahsen teşekkür ettim. Sonra onlar da bana bi program yapmamı teklif ettiler. Uzatmayayım ben de Özgür Radyoda haftada bir “adım adım” diye bi program yapmaya başladım. Üç ay sürdü, sonra da radyo radikal söylemlerinden dolayı kapandı. Oysa ben çaldıkları alevi türkülerini çok seviyordum. Neyse, ilk programımda oldukça heyecanlanmıştım çünkü öylece ağzının ucunda duran siyah bi topa (mikrofon), o sanki yüzlerce kulakmış gibi konuşabilmeyi hissetmek zordu. İnsan bi şekilde teması, yansımayı duyumsamak istermiş orada bilfiil yaşarak öğrendim. http://www.joyfm.com.tr/live/ Gününüz harika geçsin frekanslarrrrr

**

Sevgili arkadaşlar, bizler, sayfanın sağ üst köşesinde göreceğiniz altı yöneticiyiz; dört kadın iki erkek, öyle şu an için kendiliğinnden oluşan, zaman içinde değişebiliriz. Her birimizin paylaştığı yazılar, bağlantılar ve yaptığımız yorumlar aynı isimle çıkar (YENİ’den DOĞAnlar Kulubü), hangimizin hangimiz olduğunu biz dahi bilemiyoruz 🙂 Ama tahmin etmeye çalışmak zevkli bi oyun oluyor. Siz de bu oyuna katılmak ister misiniz, kim kimdir oyunu’na? 🙂 Ayrıca sayfamızı beğenip aramıza katılanlarınızdan kimliği bu potada saklansın diye “yönetici” olmak isteyen olursa memnuniyetle kabul ederiz. Oyun olsun bizim olsun.

http://www.facebook.com/pages/YEN%C4%B0den-DO%C4%9EAnlar-Kulub%C3%BC/342197982471290

**

Bilinmeyenin engin maceraları olabileceğini; az çok deneyimlemiş olsak da dünyadaki izdüşümleri ve birleşim noktasının hareketinin (algımızın sabitlendiği nokta), bizler için her türlü günlük uğraşımız kadar emin olduğumuz/olağan kabul ettiğimiz bir mekanizma oluşu sebebiyle biliyoruz. Peki özgürlük, birleşim noktasının kayış yerleri ile alakasız bir durum mudur? Bu konuda düşünmüş olan var mı?
Bilinmeyenin engin maceralarını özgürlük arayışına tercih eden var mı burada? Varsa neden? Gerçek bi sorudur, merak ediyorum. Bu konuda deneyiminiz oldu mu? Nasıl bi şeydi? Ne hissettirdi? Tekrar deneme isteği oluştu mu?

Işıltılı İnsan

Günaydın frekanslarr, kendimizi kendi sözcüklerimizle, mimiklerimizle, telepatik sinyallerimizle rahatça ifade edebiliyor oluşumuzun, yanlış anlaşılmalar olursa sakince bunları açıklığa kavuşturabildiğimiz,takılmadan geçip gidebildiğimiz, kendimize güvencimizin tam olduğu büyük bi “zaman yardımı-itici gücü” aldığımızı düşünüyorum. Sizler de bunu hissediyor musunuz?

**

Zodyak bizim, 26.000 yıllık devasa kozmik saatimizdir. Zamanın neresinde olduğumuzu görmemiz için ona bakmamız doğru olacaktır. Kadim uygarlıkların bize bıraktığı bilgiler, kozmik saatte bu burçlardan birine, Kova burcuna girilmekte olduğunu göstermektedir. Bundan yaklaşık 26.000 yıl önce, Kova Çağı’na girişimizde, CroMagnon insanın gelişimini ve Neanderthal insanının sonunu görürüz. Bu dönemde, g…ünümüz insanının atası olan CroMagnon insan tipi, Erken Homo Sapiens ve Neandertal insanı melezi olarak ortaya çıkmıştır.

Kova Çağı’na girişimizle birlikte, önemli değişimler yaşanmasının zamanı gelmiştir. Onların “Zamanın Sonu” olarak adlandırdıkları şey aslında, yaşamakta olduğumuz çağın sonuydu. Yani, bu çağda yaşayan insanoğlunun dönüşümünün zamanı gelmişti. Yeni bir çağa ve zamana girilecek, eski çağ, yani “Zaman” sona erecekti. Peru’lu Şamanlar, bu dönemde ortaya çıkacak insan türüne “Işıltılı İnsan” demektedir…(Öner Döşer)

Sibelin Notu: Anadoluda bi zamanlar yaşamış olan (atalarımızdan) Luvilere de ışık insanlar denmekteymiş. Sonsuz bi döngüdeyiz. Gidenler ve dönenler!(tıkladınız mı?)

**

Yazarlık atölyesi: https://blog.sonsuz.us/?p=6682

Bu çalışmayla ilgilenen arkadaşlarımız bir an önce Tuva ile iletişime geçmeli ki, katılımcılar ve bana uygun gün-saat belirleyebilelim.

**

Bir kişinin özgür olabilmesi için, en az iki kişi gerekir.(Zygmunt Bauman)

Yani Bauman amcanın bu anlamlı lafına matematiksel bakarsak; 1=bilinçsiz, 2=heyyy varım, 3=ikimizi sentezledimm ve böylece dördüncü özgür bi kişi olur :))) O dördüncü olduğunu bilmez muhtemelen, ne de olsa matematiğini yapmamıştır. Gerekde yok zaten, özgür bi kişi ne isterse onu yapar 🙂

**