Bugün çok eğlenceli bir 2.seviye başlangıcı yaptık İstanbul’da. Ve her zamanki gibi KAHİ yaparken bizi uçuran lomi lomi chantingimizi dinledik. Bir kenara not etmek isteyenler için yeniden paylaşıyorum.
Hayat güzel, paylaşmak ve bundan zevk almak güzel, vasıta olanları onurlandırmak, bol keseden teşekkür etmek harika… Aloha
Bu arada hatırlatayım; hani tai chinin ilk beş hareketinin videosunu paylaştım ya sizlerle, bunu uygulayanlar hatırlayacaktır, beşinci hareket dolunayın üçüncü göze yerleşmesi ve durugörünün açılması için bir dilekte bulunur. Ve bugün dolunay var, sizler de arzu ederseniz hemen pencereden bakın dolunayla gözgöze gelip sol elinizin parmaklarıyla 3 kez onu ve altıncı çakranızı işaret edin ve dileğinizi bir arkadaşınızla konuşur gibi söyleyin. Bence duyacaktır 🙂
*
Sevgili preshamanlar, az önce bir amasya elmasını grokladım. Nedense birden içime geldi ve yaptım. Çok hayret verici bir sonuçla karşılaştım, bu güzel varlığın işlevi duyu organlarının açısını artırmakmış! İlk bana çarpan bir mercek olduğum duygusuydu; tüm çevreme, 360 derece bir perspektifte mercek etkisi sunuyordum.
Daha önce bir selvi ağacını grokladığımdaki şaşkınlığımdan çok daha fazlasıydı. Bu denemeyi başka tür elmalarla da yapmaya karar verirken öyle bir gülümsüyorum ki hayretle şu an! tarifi güç ve hemen sizinle paylaşmak istedim 🙂
*
Şamanlar boşlukta gösteri yapan usta trapezcilerdir.
Bir bakarsın boşlukta bir yandan diğer yana tek başına hızla salınır, kaybolmuş sanabilirsiniz ama sonra bir bakarsınız bir diğer trapezciyle elleri birleşivermiş! Bu nasıl olurun matematiğini henüz bilmesek de olduğuna şahit oluyoruz.
Odaklanma; bilincimizin (kane+Lono+Ku) bütünsel dikkatidir.
Biz insanlar en hayati işlevimiz bize öğretilmemiş olsa da, odaklanma ve dalgalanma arasında salınırız. Kent şifacısının mahareti bu salınmayı sanata çevirmesindedir.
O kadar çok ilgi çekici şey var ki, insanın odağını bir noktada sabitlemesi artık benim için bile güçleşti (konsantrasyonum doğuştan pek iyi olmuştur), sebebi ise odaklandığım konu sabit değil ki benim dikkatim sabitlenebilsin! Sanırım giderek lineerde kalmak için çaba sarfetmek gerekecek, ya da ipin ucunu salacağız, çok boyutluluğun içindeki şeyler birbirimizi görür anlar hale geleceğiz, gerçekten bilemiyorum 🙂 Günaydın sevgili frekanslar. Aloha
Mucize, ancak onu bir mucize olarak görmeye hazırlıklı olanlara görünür, diğerleri için görünür değildir, o yüzden de yoktur; aslında nesnelerin ve günlük olayların içinde gizlenir. Eliade
*
Aloha arkadaşlar, dün (31 Mart) bugün bedeninde farklı şeyler hissedenler oldu mu? Bunları konuşmamızda fayda var, dış rüyamızda bir hareketlenme oldu, belirgin bir değişimin alanına girdik. Doğrusu bunu ilk kez 99 depreminden sonra (oysa deprem olayını yaşamadım bile mesafe olarak çok uzaktaydım), ikinci kez 11 Eylül olayında ve üçüncü kez de bir haftadır, özellikle dün pik yapar biçimde hissettim. Elbet bunların etkileşimleri ve gözle görülür hale gelmesi dalgalar halinde zaman içinde önümüzde belirecek.
Sizden özellikle 11 Nisana kadar çok derin nefes egzersizleri yapmanızı, çok bol su içmenizi ve bedensel ve diğer tepkilerinizi dikkatle izlemenizi ve mümkün olduğu kadar bizimle paylaşmanızı rica ediyorum.
*
Bu gece oldukça uzun ve detaylı rüyalar gördüm, hayrolsun.
Hatırladığım en belirgin şeyler şunlar oldu: Büyük bir şehrin dışında ancak yakınlarındayım, yanımda tanımadığım üç beş kişi var (bu şehir bilmediğim bir yer gibi, bulunduğum yerden gri ve tam şekillenmemiş devasa kütlesi tam belirgin olmasa da görülebiliyor.) Bazı sinyal sıkıntıları çekiyoruz. benim çevrede küçük çantalarım var ve bunların içlerinde muhtelif sinyal alıcı vericiler var fakat tam o an için bir netlik yok. Karışıklığın benim henüz tam yerleşmemişliğimle ilgisi olabilir sanki çünkü nedense bu durumun sorumluluğunu taşıyorum.
Sonra havada oldukça yüksekte bir köpek beliriyor, uçarak üzerimize doğru iniyor. Beyaz uzunca tüylü küçükten irice cins bir köpek. Tam üzerime inecekmiş gibi yavaşça düşüyor, biraz tedirgin oluyorum ve nihayet gerçekten tam benim üzerime boynuma adeta konuyor, hiç bir sarsıntı olmuyor. Yakınımdaki kişilerde tanık oluyor ve biraz heyecanlanıyorlar. Köpek konuşuyor! Ama hepimiz için normal bir durum bu kimse yadırgamıyor. Şehirden geldiğini anlıyoruz ve bize sinyallerle ilgili bazı bilgiler veriyor. Sonra ben daha önce açmadığım bazı çantaları da açıp doğru sinyali veren aleti buluyorum. Tekrar bağlantıyı sağlıyoruz, her şey normalleşiyor.
Bir başka sahne de oldukça ilginç; geniş bir umumi tuvalet alanı fakat bizdekilere hiç benzemiyor, yerler krem beyaz halılarla kaplı, burada birçok duş tuvalet ve üst değiştirme kabinleri var. Gece veya sabah çok erken içeride sadece genç bir kadın var ve sereserpe yerde uyuyor (güzel uzun bacakları çıplak). etrafta dağınık bir şekilde öbek öbek eşyaları saçılmış. Bizdeki umumi tuvaletlere ayakkabıyla basmaktan bile huzursuz oluruz (pistir) bir de şuna bak diyorum içimden; demek ki evsizler, ihtiyacı olanlar gelip buralarda uyuyabiliyorlar…
Daha çok şey vardı bu gece ama aklımda sadece bu sahneler kalmış 🙂
DNA biyolojiyi kontrol etmez ve çekirdek tek başına hücrenin beyni değildir. Tıpkı sizin ve benim gibi hücreler de yaşadıkları yere göre şekillenirler.
Tıpkı Bilim insanlarının yıllardır yaptığı gibi sadece şablonlar üzerinde yoğunlaşırsanız çevrenin etkisini anlamanız imkansızdır.
… Tıp bilimi ilerlemeye devam ediyordu ama yaşayan organizmalar inatçı bir şekilde ölçülmeyi reddediyorlardı.
Atomik düzeyde maddenin mevcudiyeti kesin bile değildi; sadece var olma eğilimi vardı…
… Kuantum fiziğinden yoksun geçmişim, çekirdek merkezli biyolojiyi reddedip hücre zarını benimsediğimde bile bu geçişin anlamını neden tam anlamıyla kavrayamadığımı açıklıyor.
Entegral hücre zarı proteinlerinin hücreyi güçlendirmek için çevreden gelen sinyallerle işbirliği yaptığını biliyordum; ancak kuantum evreniyle ilgili hiçbir şey bilmediğim için, süreci başlatan çevresel sinyallerin doğasını tam anlamıyla takdir edememiştim..
… Trajik sonuçlarına rağmen farmasötik firmalar tarafından ilaç bağımlısı bir ulus haline gelmek üzere programlanmış durumdayız. Doğanın yasaları ile uyumlu olan daha yeni ve sağlıklı bir hekimlik sistemi oluşturabilmek için biraz geri adım atmalı ve kuantum fiziğinin bulguları ile biyotıp bilimini birleştirmeliyiz… (1)
… Vücudumuzdaki her işlevsel protein çevresel bir sinyalin tamamlayıcı “görüntüsü” olarak oluşturulmuştu. Eğer bir proteinin eşleşebileceği tamamlayıcı bir sinyali yoksa protein işlevini yerine getiremez. Yani her şeyin kafama dank ettiği o anda düşündüğüm gibi, vücudumuzdaki her protein çevredeki bir şeyin fiziksel ya da elektromanyetik tamamlayıcısıdır. Çünkü bizler de proteinlerden oluşan makineleriz..(2)
… Her hücrenin kendine özgü bir grup “kimlik tanımlayıcı reseptörü” (Hücrelerin dış kısmında yer alan ve lökosit antijenleri diye de adlandırılan) ANTEN gibi çalışarak tamamlayıcı çevresel sinyalleri YÜKLERler. Bu kimlik reseptörleri hücrenin içinde yer almayan ancak dış çevreden gelen KENDİ sinyallerini okurlar.
Bir an için insan vücudunu bir TV alıcısı gibi düşünün. Böyle bir karşılaştırmada televizyon fiziksel olarak hücreye karşılık gelmektedir. Yayını sağlayan TV anteni kimlik tanımlayıcı alıcılarımızı, yayın ise çevresel sinyali temsil eder. Eğer Newtoncu düşünürsek hücrenin protein alıcılarını BENLİK zannedebiliriz. Bu TV antenini yayın kaynağı olduğunu sanmaya benzer! Oysa hücrenin alıcıları kimliğini oluşturmazlar; “benliğin” çevreden YÜKLENMESİNE aracı olurlar.
Bu ilişkiyi tam olarak anladığımda, kimliğimin yani benliğimin vücudum olsa da olmasa da çevrede var olduğunu fark ettim. Kimliğim aynı zamanda çevreyi de oluşturan bir yığın bilgiyi içeren çok karmaşık bir yapıdır.
Çevre “olan her şeyi” temsil ettiği için ve benlik reseptörü antenlerimiz tüm tayfın sadece çok dar bir ŞERİDİNİ yükleyebildiği için, hepimiz bütünün küçük bir parçasıyız.(3)
(1) Sibelin notu: Eğitim sistemleri de maalesef hemen her şey gibi ekonomi adına-yüzü suyu hürmetine- politikaya alet edilmiştir. Adı da bellidir; halk böyle istiyor! Halka rağmen halk için çalışmanın eski yolları iflas etti fakat insannesli yeni yolları bıkıp usanmadan icat eder, dener, yeniden dener. İşte aslında bu “kahramanın Sonsuz Yolculuğu” denen şeydir bana göre.
(2) Sibelin notu: Hawaii şamanlığının kendini en basit tanımlaması; ilişki sağaltıcısı olduğudur; çünkü algılarımızın dünyasında mutlak şeyler olmadığı için hiçbir şey başka bir şeyle İLİŞKİSİ dışında tanımlanıp deneyimlenemez. Öyle ki birçok farklı manasından önde geleni sevgi olan ALOHA; “şimdi ve burada birlikte büyümek için bir deneyimi paylaşmak” anlamını taşımaktadır. Soyut/somut her şey ilişkiyle varlık dünyasında görünür olur.
(3) Sibelin notu: Prof. Lipton’un tüm bu kendisine şok yaşatan deneyimlerini kendi profesyonellik sahalarında yaşayanlara her gün daha çok şahit oluyoruz (benimki doksanlı yılların ortalarında olmuştu). Bütün bu kendini (newtoncu kimliğini) geride bırakmak için; tamamen kendimize özel bir kelime dağarcığı ve örnekler ile kanıtlarımızı sunarız (kitap yazarız, konferanslar veririz, her çeşit başka aracı da kullanırız). Bütün bu süreçler Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’nun her seferinde yenileyen ve asla ilki gibi olmayan spiralin fazlarıdır. Dünyada ne söylenirse hepsinin 7 ana prensibin içeriği olduğuna aydığınızda neler olur? Ursula L.Guin’in Rüyanın Öte Yakasındaki kahramanı Bay Orr gibi olunur.
Günaydın pre-shamanlara eğitimlerde önerdiğim taichi ilk 5 movement’ın videosunu buraya da ekliyorum. Umarım hepimize son derece yararlı olacak tabi günlük el masajımızı ve meridyenimizi de yapmayı unutmayalım. Bende taichi dahil hepsi 20 dakika sürüyor, tabi daha uzun da yapılabilir. İlk beş movement iyice öğrenildiyse ikincisine geçeceğim. Bahardan önce 10 hareketi iyice sindirelim ki, parklarda bahçelerde yapmaya başlayalım ne dersiniz? Aloha
Siz gündelik hayatınızda, alışkanlıklarınızda daha önce olmayan bir şeyi/şeyleri uygulamaya sokmalısınız ki, düşüncelerinizin, dudaklarınızın yeniye dair istekleri de işleme girsin. Lütfen sizlere şunu hatırlatmama izin verin; İç rüyanız ile dış rüyanız karşılıklı olarak birbirini indükler. Aloha
*
Geçen gün bir preshaman arkadaşımız hayatındaki olağanüstü değişiklikleri kastederek “bu kimin rüyası?” diye sordu. Öylesine önceden kestirilemez bir sürecin içindeydi ki inanamıyordu hatta bana “sen mi kurdun yoksa bu rüyayı?” diyecek kadar ileri gitti 🙂
Ben de güldüm tabi… Başka ne yapabilirim ki!
Hepimizin içinde öyle bir rüya mekanizması var ki, akıl sır ermez! Fabrika gibi 7X24 full kapasite çalışıyor, hem de sonsuza kadar aynı biçimde çalışmaya ayarlanmış. Bruce Lipton’un dün paylaştığım videosunu hatırlayın. Dış rüyanızın değişmesi için bazı butonlara basmak gerekiyor, evet sihir gibi ama bunu ancak siz isterseniz yapabilirsiniz, buton sizde, basacak parmak da sizde. Bilmem anlatabiliyor muyum canlarım. aloha
*
Günaydın sevgili arkadaşlar Ekte linkini verdiğim İnancın Biyolojisi kitabını mümkünse 2. ve 3 seviye eğitimden önce okumanızı rica ediyorum. İnce ve çok keyifli bir kitap olmasının ötesinde hücre yapısında bilimin geçirdiği sınavları okurken; hücre-insan karşılaştırmalarını hem yazarın gösterdiği hem de kendi bilgilerinizle kurmayı başardığınız ölçüde içsel bir tamamlanma hissine kavuşmanız olasıdır. Gezginin yolunda ilerlediğimiz süreç boyunca size kendini sık sık hatırlatacak harika bir kitap.
Aloha
http://www.idefix.com/kitap/inancin-biyolojisi-bruce-h-lipton/tanim.asp?sid=SV3V4P464B7BB7NMQUT4
**
No’ono’o ke ali’i, ehu ka ukali.
Düşünce önderdir, faaliyet (hareket) onu izler.
Hawaii atasözü
*
İnsan ne yaparsa kendi için yapar ve çevresi de bundan nemalanır, tabi aynı zamanda her birimiz de kendi düzeyimizde paylaşmaya çalışıyoruz. Kalınlığı milimetrenin yaklaşık yüzbinde biri kadar olan hücre zarının yaptığını bi insan olarak haydi haydi yapıyoruz 🙂
…Duyuları tanımlamanın bir tek yolu yok. Bazı durumlarda duyular birlikte hareket ettiği için ayırmak da anlamsız gelebilir. Örneğin restoranlardaki ses, yemeğin rengi vb. faktörler tadı etkileyebiliyor. Bu bağlantıları anlamak sinestezi(duyum ikiliği) gibi duyu anomalilerini incelemede veya bilinçle ilgili araştırmalarda önem kazanır.
Hangi açıdan bakarsanız bakın duyuları beşe ayırmak beyinle ilgili anlamsız yanlış inançlardan BİRİDİR. Tıpkı bedenlerimizin öğrenilmiş tepki repertuvarı gibi. Çarparsan morarır, kesersen kanar, ateşe tutarsan yanık olur, çarparsan kırılır gibi. Oysa bazı insanların bedenleri bu repertuvara uygun davranmıyor, sırf sahipleri onları yeniden eğittiği için! Hoş değil mi 🙂
*
Anıları yeniden düzenleme süreci, “anı yeniden birleştirmesi” denen bir grafik tarafından tasvir ediliyor. Anılar oluşturulduktan ve depolandıktan sonra, geri çağırma işlemi anıları değiştirilebilir yapabiliyor. Yani, anı aktive olduğunda aynı zamanda yenilenmeye ve yeniden birleştirilmeye de açık hale geliyor. Biological Psychiatry dergisinde makalesi yayınlanan bu araştırmanın yazarlığını yapan Bochum Ruhr Üniversitesinden Dr. Lars Schwabe şöyle açıklıyor: “Anıları yeniden birleştirmek muhtemelen en heyecan verici olgudur bugünkü bilişsel sinirbilim dalında. Anıların bir kere edinildikten sonra modifiye edilebileceğini varsayıyor ve bizlere, sağlam ve istenmeyen anıların değiştirilebileceğine dair büyük bir fırsat sınıyor.”
Sevgili preshamanlar bu konuyu 2. seviyeden hatırladınız mı? Fiziksel direnç bölümünde tekrarlayan şablon adı altında yöntemi anlatmıştım, mükemmel sonuçlar veren bir yöntemdir. Notlarınızı bir kontrol edin, ne hakkında konuştuğumu hatırlayın lütfen. Hiç uygulama yapanınız oldu mu?
Kadim bilgilerin uygulamaları ile yeni bilgilein uygulamaları bazen eşzamanlılık yaşıyor buradaki gibi! Giderek de sıklaşıyor farkında mısınız? Aloha
“Biofotonik alanında öncü bir biyofizikçi olan Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair araştırmasını yayınladı. Araştırma sonuçlarına göre DNA sadece tek frekans değil, birden çok frekans yayınlayabilir, hem organizmanın içinde hem de organizmalar arasında foton alışverişi oluyor. Yani kelimenin tam anlamıyla her birimiz birer ışık parçasıyız.”
Urban Shaman konseptinde bu içerik çok daha geniş biçimde bilinir ve şifa işlemlerinde temel olarak kullanılır. 5.prensip ALOHA’nın ikinci sonucu; “Her şey uyanık, her şey canlı ve her şey cevapçıdır”. Şamanlar her şeyin bir KU’su olduğunu , harekete ve canlılağa sahip olduğunu, farklılığın yalnızca titreşim hızında olduğunu bilirler.
Hastalıkların ve sorunların kolayca giderilememesinin sebebi 6. prensibin, MANA’nın (bütün güç içerden gelir) iyi bilnmemesi, sindirilmiş olmamasından kaynaklanır. Eğer biliniyor olsaydı ve tabi dünyadaki mevcut halin aynen devam etmesi için gösterilen sabırların ve olağan üstü çabanın sadece küçük bir kısmı bu uygulamalara sadık kalmak için kullanılabilseydi, mucizeler günlük hayatımızın daimi parçası olurdu. Bu sonuca ulaşmak ise sadece LONO’nuzun bir karar vermesini gerektirir; öncelik sırasını YETKİLENDİRMENİN içerden geldiği hususuna tahsis etmesiyle mümkün olur. Sadece keskin bir karar vermek, hepsi bu.
Mekanizma mükemmel ve güncellemelere açık. İyi bir hafta dilerim frekanslar. Aloha
Bu sabah notunu yazdıktan sadece 2 dk sonra Prof. Dr. Bruce H. Lipton’un bu videosu ile karşılaştım kendisi İnancın Biyolojisi adıyla türkçeye kazandırılan kitabın da yazarı olan ünlü hücre biyologu ve genetik bilimci. UŞ 1. seviye eğitimi almış olanlar bu videoda anlatılan şeyleri kendi terminolojimize aktaracaklar bunu biliyorum çünkü ben dinlerken kendimi bu kez erkek sesiyle dinlermiş gibi hissettim Çok hoş değil mi? Eksik bıraktığı bikaç ufak şey var fakat etkinliği yüksek bir eksiklik, bakalım bunun ne olduğunu bulabilecek misiniz?