“Urban Shaman” Atölyesine Başlıyoruz

urbanSibel Atasoy ile ”Urban Shaman” Atölyesi Tuva Sanat Merkezi’nde başlıyor.

4 Seviyeden oluşan Urban Shaman Atölyesi 1. Seviye Tarih ve Saatleri:
17 Ocak Cumartesi (09:00-17:30)
18 Ocak Pazar (10:00 – 18:00)

Pili kau, pili ho’oilo – Kuru sezonda ve yaş sezonda BİRLİKTE
Hawaii atasözü

Urban Şaman Atölyesi

Yaklaşık yirmi yıldan beri Dünyanın hem antik zamanları hem de şimdiki modern zamanlarında bilinçle ilgili yoğun bir seyahat yapmaktayım. Hatta bu somut ve soyut gezintim bazen buradan gelecek zaman gibi görünen başka boyutlara da çıkıyor ki bunları da bir çeşit bilimkurgu başlığında kayda alıyor ve makaleler ve kitaplar olarak paylaşıyorum.

Bu uzun süreçte geçtiğim yerleri, görkemli bilinç yapılarını daha önceki birçok çalışmamda, eğitim ve paylaşım amaçlı programlarımda dilim döndüğünce anlattım, hepsini şu an burada tekrar zikretmekle vakit kaybetmeyeceğim; çünkü son bir yıldır üzerinde çalışmakta olduğum Hawaii şamanlığı zaten tüm önceki konuları kapsayan ve onlara yeni boyutlar katma becerisini gösteren ve belki de dünyanın bilinen en eski bilgelik ve sağaltım yolu olarak gönlümde taht kurdu. Peki, ben neden üç seviyede yapmayı planladığım bu atölyelere Hawaii ya da maceracı şamanın yolu değil de Urban şaman ismini uygun buldum?

Urban kelimesi bildiğiniz gibi, şehirle/kentle ilgili bulunan her şey, hatta bazı çalışmacılar buna modern zamanlar ismini de uygun görüyorlar. Aslında zaman lineer bakışla ilerlermiş gibi görünse de zaten öğrenip öğrettiğimiz bu konu, tüm içerikleri ile zamanın sadece ‘şu an’ olduğunu kanıtlıyor. Bizler de onun çok boyutlu katmanlarında şimdinin gezginleri olarak bir nevi altın arayıcıları gibi algımızı gezdirmenin yol yordamını öğrenerek derinliği ve ahengi aradığımızı biliyoruz.

Hakkında fazlaca somut kanıtın hala bulunmadığı ancak varlığını gönülden hissettiğimiz ve gezegenimizin en eski gelişmiş uygarlığı olarak rivayet edilen Lemurya uygarlığının gizli bilgisi (Huna) nesilden nesle geçerek bu güne Hawaii adalarından seslenmektedir. İçeriği itibariyle paylaşım temelli olduğundan değişik isimlerle son on bin yıldır dünyanın pek çok yerinde kendini değişik kültürlerde ve lisanlarda gösterebilmeyi başarmıştır. Sadece bu özelliği dahi onun sağlamlığı ve kapsayıcılığını ispata yeter. Ben Urban Şaman atölye çalışmamda, bu öğretiyi bize en derli toplu halde, yaşayarak ve yaşatarak, tıpkı Carlos Castaneda gibi alçak gönüllü bir ifadeyle aktaran Kahuna Serge King’i temel almak suretiyle sunacağım ve pek tabidir ki her insanın kendi biricik kokusu gibi doğal olarak onunla gezen özünü, yani kendi özümü öğretiye katmış olacağım.

Urban Şamanlık, herhangi bir din ya da mezhebe ait değildir, pratik, faydacı ve eyleme yöneliktir. Erişimi, öğrenilmesi ve uygulaması kolaydır. Özel ritüeller gerektirmeksizin, evde, yolda, işte, oyun oynarken ya da seyahat ederken uygulanabilir; çünkü nerede olursak olalım ana malzememiz olan zihin ve bedenimiz bizimle birliktedir. Modern zamanların ihtiyaçlarına ve ortak lisana son derece iyi adapte olabilmektedir. Şamanlığın doğası gereği bilirsin ki; kendini sağaltırken başkalarını da iyileştirir, kendin dönüşüme uğradığında tüm gezegeni değiştirmiş olursun. Üstelik bunun pratik sonuçlarını derhal görür ve test edersin ki öğretinin temelde kuantumsal olan tüm özelliklerinin herhangi bir kesitinin ortak özelliğidir bu.

Eğer bu öğretiyi ve onun uygulayıcısı şamanı tek cümleyle ifade etmek mutlaka gerekseydi ona “İlişki Sağaltıcı” denebilirdi. Peki, hangi ilişkiler? Bunları; zihin ve beden arasındaki, insanlar arasındaki, insanlar ve durumlar arasındaki, insan ve doğa arasındaki ve madde ile mana (ruh) arasındaki ilişkiler şeklinde özetleyebiliriz. Huna sağaltım bilgeliği; ilişkileri esas alır çünkü ilişki olmaksızın var olamayız, sebebi açıktır; gayet kuantumsal ve mantıklı bir temele dayanan bu ana çıkarım çalışmalarımız esnasında örnek uygulamalarla çok daha derinlikli olarak anlaşılacaktır.

Şamanlar, sadece anlayışı ve bilgiyi edinmekle yetinmezler, onlar doğal insan deneyiminin içine tüm boyutlarıyla nüfuz eder, gündelik pratiklerin içinde birlikte yaratımın sanatını uygularlar. Bir şaman için tatmin edici sonuçlar almak önemlidir, bunun için kullanılan yöntemler sadece araçtırlar, onların birine ya da ikisine tutunup kalmazlar, inançlar, kültürler ve genellemeler onları bağlamaz, netice alana kadar tüm insan deneyiminin biriktirdiği yöntemleri denemekten çekinmezler. Bunu uygularken, sevginin boyutlarını geliştirmeye, ilişkileri sağaltarak yaşamın ahenkli hale gelmesine odaklanırlar.

Milyarlarca insanı barındıran bu büyük köyde artık on binlerce şehir şamanına ihtiyacımız var ve siz onlardan biri olabilirsiniz. Umarım sunmaya çalışacağım bu öğreti; barışı, sevgiyi ve gücü bulmanıza yardımcı olur. Hoş geldiniz.

Ayrılık, sadece pratik değeri olan bir yanılsamadır.

Sibel Atasoy – 2015

https://blog.sonsuz.us/


Urban Şaman
1.ci Seviye Program Akışı
Cumartesi – 1. gün (09:00 – 17:30)

09.00

Nefes ve enerji meridyeni uygulaması
Genel olarak şaman konsepti
Maceracı şamanın Yolu
Hawaii şamanlığının tarihçesi, gelişimi, urban şaman
Huna sağaltım öğretisinde; Kahunalar-Tarikatlar

10.30

Dinlenme – İkram molası

11.00

Başlangıç: Tanrı anlayışı, Kane-Ku-Lono-Kanoloa
İnançlar ve gerçekler/Yaşam ve Ölüm/ İyi ve Kötü/Sevgi ve duygular/Görecelik

13.00

Dinlenme – Öğle yemeği

14.00

Bilincin üç Yönü
“Tüm Bilgiler aynı Okulda öğretilmez’’
KU – 1. Kalp yönü
Uygulamalar: Hafızayı keşfedelim
Duyguları Keşfedelim
Hayal Kurmayı Keşfedelim
LONO – 2. Zihin Yönü
Uygulama: Farkındalığı Keşfedelim

15.30

Dinlenme – İkram molası

16.00

KANE – 3. Ruh Yönü
Uygulama: Ruhsal Bağlantıyı Keşfedelim

17.30

Gün sonu özet ve sorular


Urban Şaman
1.ci Seviye Program Akışı
Pazar – 2. Gün (10:00 – 18:00)

10.00

Nefes ve enerji meridyeni uygulaması

10.15

Şaman Prensibi
“Fikirler tartışılmadığında yabanileşir”
1’nci Prensip: İKE – Dünya düşündüğünüz şeydir.
Sonuçlar
Uygulama: Düşüncenin gücünü keşfediyoruz

11.30

Dinlenme – İkram molası

12.00

2’nci Prensip: KALA – Limit yok
Sonuçlar
Uygulama: Enerji bağlantılarını keşfediyoruz.
3’ncü Prensip: MAKİA – Enerji dikkatin gittiği yere akar
Sonuçlar
Uygulama: Enerji akışını keşfediyoruz

14.00

Dinlenme – Yemek Molası

15.00

4’ncü Prensip: MANAWA – İktidar anı şimdidir.
Sonuçlar
Uygulama: Şimdi anını keşfediyoruz
5’nci Prensip: ALOHA – Sevgi birlikte mutlu olmaktır
Sonuçlar

Uygulama: Sevginin gücünü keşfediyoruz

16.30

Dinlenme – ikram molası

17.00

6’ncı Prensip: MANA – Bütün güçlerin kaynağı içtedir
Sonuçlar
Uygulama: Otoritenin gücünü keşfediyoruz
7’nci Prensip: PONO – Doğruluğun ölçüsü etkinliğidir.
Sonuçlar
Uygulama: Esnekliğin gücünü keşfediyoruz
Bedende armoniyi Yaratmak konusuna giriş

18.00

Gün sonu özet ve sorular


Sibel Atasoy ile ”Urban Shaman” Atölyesi toplam 3 seviyeden oluşmaktadır.

  1. Seviye Atölye Çalışması 17-18 Ocak Cumartesi & Pazar günlerinde (günde 8 saat) Tuva Sanat Merkezi’nde yapılacaktır.

  2. ve 3. Seviye Atölye tarihleri önümüzdeki günlerde duyurulacaktır.

*Katılmak isteyen dostlarımızın Tuva Sanat Merkezi’ni önceden arayıp rezervasyon yaptırmalarını rica ederiz.

Detaylı Bilgi & Rezervasyon için:

0212 293 4434
0532 485 9862
0535 560 0014

[email protected]
www.tuvasanat.com

İstiklal Cd. Atıf Yılmaz Sk.
No:16/3 Beyoğlu-İstanbul

NOT: Ankara eğitimleri için lütfen  0533 418 74 88 numarali tlfdan Tugce Hanımı arayınız

Huna Prensipleri ve Kahuna

“Onları verdikleri meyvelerle bilmelisiniz”

Reenkarnasyon ve zaman konuları Kahuna felsefesinde oldukça farklı. Özetle, zaman tıpkı ses ve ışık gibi bir enerji titreşimi şeklidir ve onlarda olduğu gibi farklı frekans seviyeleri vardır. Tüm zamanlar bir kerede oluşur fakat fiziksel duyularımız şimdiki zaman dediğimiz kısıtlı bir seviyeyi algılayacak şekilde bilincimizi zorlar.
20140718_125312

20140718_123348 İlk kez içsel bilişime uygun bir tarifle karşılaştım. (serde bi kahunalık mi var nedir)

Huna felsefesinde (Lemuryan uzantısı), şeytan, günah, iyilik ve kötülük, yargı ve ceza konulari da aynen benim bilisimle örtüşür bicimde gayet pratik ve sade. Tüm bilgelik günlük hayatın yararlı ve mutlu yaşanması ve yapılan işlerde kişisel ve toplumsal farkındalığın büyütülmesine endekslenmiş görünüyor. İhmal yüzünden hata yapmak (hala) ve aşırılık ve abartı (hewa) her ikisi de şeytani hareketler değil “aptallık ve çılgınlıktır. Şeytani suçlar ise (ino) “kasıtlı” zarar vermektir. Ve niyet (kasıt) anahtar kelime olduğundan eylemi sadece onu yerine getiren birey yargılayabilir; çünkü benzer sonuçlara benzer olmayan sebeplerle varılabilir. Niyet(kasıt) fark yaratır ve ahlaki alanda bireyin yargıcı kendisidir. Toplumun kendi kurallarına uymayan kişiye yapabileceği şeylerin dışında insanın asıl yargıcı kendi tanrısal benliğidir. Evrensel olan tek günah, hayata karşı uygulanan kasıtlı şiddettir.

Huna felsefesinde sevginin anlamı kelimenin (Aloha) kökeninde görülebilir: “birlikte büyümek ve gelişmek”, “yaşam deneyimini paylaşmak” ve “birlikte mutlu olmaktır”. Sevgi şifa, şifa da sevgidir. Elbette her şey sevgi olarak adlandırılabilir fakat sevgiyi belirleyen asıl sınav onun “büyümeyi ve mutluluğu” teşvik edip etmediğidir. Kahunalara göre duygular bir heyecan veya bedendeki bir enerji hareketidir. Genelde hayali su dalgaları, sıçrayan damlalar ve suyun akması gibi kavramlar kullanılır. Belli bir duyguya verilen isim o duyguya eşlik eden düşüncelere dayanır. Duygularınızın akışı düşünceleriniz ve dış olaylar tarafından uyarılabilir fakat her durumda “duyguları sürekli kılan düşüncedir”.

Ölümden sonraki hayat kahunalar tarafından çok az düşünülmüştür. Kahunaların ilgi odağı yaşanan anın deneyimi olmuştur. Ölümden sonraki yaşam için kullanılan kelime Po dur. Bu kelimenin ingilizceye çevrimlerinde sanki bir mekanmış gibi anlamlar çıkmıştır ama bu durumu tam olarak ifade etmeye yetmez. Bu daha çok fiziksel yaşamla eşzamanlı ve eş uzamlı ortaya çıkan çok boyutlu bir durum. Kahunalar buraya geceleri vücudumuzdan uzakta özgür geçirdiğimiz rüyalarımızda ve bazı trans hallerinde gittiğimize inanırlar. Po’nun dışında doğduk, düzenli olarak orayı ziyaret ederiz ve belki de (!) yeniden doğmak için oraya döneceğiz.
Huna’ya göre Uyanıklık Yaşamı (Ao) ise, belli deneyimleri yaşamak üzere belli gerçeklik kanallarına açık olmak gibi bir şeydir.  Üst benlik yani Aumakua, sürekli Po’da olduğundan burada(Ao’da) biz kelimesinin anlamı Zihin ve Bedendir (yani bütün bedenin Lono/KU bölümleri).

Po ve Ao arasında iletişim mümkündür. Çünkü tam bir kişilik her iki durumda da aynı zamanda var olur. Buna tüm katılanlar farkındalık alanında atılmış birer adımdır.

Batılılar psikokineziyi (Kalakupua) “sadece irade gücüyle bir nesneyi harekete geçirmek” olarak tanımlarlar. Fakat bu kahunalara sınırl bir tanımlama olarak gelir. Her şeyden önce, tek başına irade gücünün (ono) hiçbir şey başaramayacağını öğretirler. İrade gücünden başka hareketin düzenini sağlamak için hayal gücüne (no’ono’o), gücü sağlamak için enerjiye (mana) ve gücün işletilebileceği tepkisel bir aracıya(aka) ihtiyaç vardır.
Kahunalar psikokinezi kapsamına, psişik tedavi, hava durumu kontrolü ve geleceği değiştirmek gibi farklı faaliyetleri de katarlar çünkü bunlarda değişen tek şey niyettir.

Huna Prensibi (Felsefesi) yedi temel prensipten olusuyor. Bu yedi prensibi herkes kendi yaşam biçimine göre alir, dilediği gibi prensiplerin maddelerini çoğaltarak hayat felsefesi yapar:

7 Prensip:
Ilke: Dünya düşündüğün şeydir.(Görme)
Kala: Limit yok. (Arınma)
Makia: Enerji dikkatin odaklandığı yere akar. (Odaklanma)
Manawa: Şimdi gücün bulunduğu andır. (Huzurda olma)
Aloha: Sevgi, birlikte sevinçle büyümektir. (Şükran)
Mana: Bütün güç içerden gelir. (Yetkilendirme)
Pono: Doğrunun ölçüsü etkinliğidir. (Rüya dokuması)

Tanrı sonsuzdur. Bu yüzden tanrı tüm gerçektir. Dolayısıyla gerçek sonsuzdur. Bu yüzden var olan her şey gerçektir. İnsanın sonsuzluğu kavrayamaması nedeniyle kişi ancak gerçeğin belli bir bölümünü kavrayabilir ve bu bölüm de bütünüyle kişinin inanç sistemine bağlıdır. İnsanın inançları değiştiğinde ardından gerçekleri ve ardından deneyimleri değişir. Yani gerçeğin kavranması zihninizin durumuyla ilişkilidir, bu sebeple belli bir zaman diliminde zihin durumunuzla ilişkili tek bir gerçeklik yaşayabilirsiniz.

Sözcüklerin anlamları koşullara bağlıdır. Anlam sadece çevresel şartlarla ilgili olarak anlaşılabilir. Bu yüzden kelimeler ancak içerikleriyle düşünüldüğünde gerçekten etkili olabilir. Evrenin her hangi bir parçası, karşılaştırılabileceği başka bazı parçalarla ilişkili olarak açıklanabilir. Mutlak yoktur, ilişkiler olmadan anlam yoktur, her şey yalnızca karşılıklı ilişkiyle değil, karşılıklı bağımlılıkla da birbirine bağlıdır. Kahunalar her tür sınıflandırma ve bölünmeyi potansiyel olarak yararlı fakat keyfi bulurlar. Ayrılık sadece pratik değeri olan bir yanılsamadır. Kahunalar amaçlarına hizmet eden açıklayıcı her hangi bir anlayış geliştirmede kendilerini özgür hissetmişlerdir.

Huna felsefesinde, aslında bana uygun gelen ancak psikoloji bilimi özellikle benim ilgili olduğum Jung jargonun pek uymayan bi durum tespit ettim, henüz tam yerine oturmadığı için sanırım bende minik bi rahatsızlığa sebep oldu 🙂
Şöyle ki, Huna bilgisinde zihnin üç yönü var; Kane (Üst benliğe denk düşüyor), LONO (bilinçli zihin) ve KU (bilinçaltı. Bunlardan ilk ikisi nispeten batı psikolojisiyle denk düşüyor ancak üçüncüsü yani KU, bilinçaltı olarak işlediğimiz uçsuz bucaksız ve Jung tarafından bize nerdeyse kutsal bilinmeyen bölge gibi prezante edildiği gibi değil.
Kahuna onun maddesel olmayan canlı bir bilgisayara benzetilebileceğini ve işlevlerinin: Bedenin bütünlüğünü sağlamak ve işleyiş tarzını incelemek; yeni bir şey kavrandığında bunu almak ve bilinçli zihne iletmek; anıları depolamak, enerjiyi üretmek, depolamak, yaymak, iletmek ve emirlere uymak olarak tarif ediyor. İyi bir hizmetkar gibi emirlere uyar diyor!
KU iki tür programlamaya yanıt verir: İçgüdü ve Alışkanlık
İçgüdü, istemdışı tüm fonksiyonları simgeler ve YÜKSEK BENLİK tarafından oluşma evresinde programlanmışlardır! DNA molekülü bunun nedeni değil ancak ifadesi olabilir!
Alışkanlık ise doğrudan ya da dolaylı biçimde LONO (bilinçli zihin) tarafından KU’da programlanmış tüm davranışları içerir. İçgüdüsel davranışların aksine bunlar öğrenilmiş davranışlardır.
Alışkanlıkların oluşumu ve korunmasına yönelik dürtü KU’nun temel özelliğidir. Bu dürtü olmadan hayatta kalamazsınız.
Şunu da ilave edeyim (unutmamak için), tüm alışkanlıklar bir ya da birkaç inanca dayanır ve lono ile ku’nun işbirliği ile bireyin kişiliğini oluşturacak şekilde organize edilir.

Kahuna kelimesinin kökeninde aşçılık, gücü hazırlayan, sonra da diğer insanlarla paylaşan kişi anlamı vardır.

  • Hay galaksinin mutfak işçileri! :))))

Huna lisanında “geçmiş” kelimesi wa’ae’oia; “anlaşmaya dayanma süreci olarak tercüme edilebilir. Bu da geçmişin, olduğunu hatırladığımız ve üzerinde uzlaştığımız(!) şey ve bugün varolan anılar olduğu fikrini yansıtır.
*
Bu lisan gerçekten bulmaca gibi her an insana bir çeşit zaman-mekan yolculuğu yaptırıyor. Bu lisana vakıf olmak çok güzel olurdu herhalde.

İngilizce ruh (spirit) kelimesi, kahunaların farklı algıladığı geniş bir olgu yelpazesi içeriyor. Kısaca; Bu kategori içinde Düşünce Formları, enerji alanlarının görünür kılınması, başlı başına kişiler olarak ortaya çıkan kompleksler, ileri telepatik ya da durugörüye ilişkin duyarlığın etkileri, meleklere karşılık gelen varlıklar ve “eyleme geçmiş” fikirler vardır.
Kahuna felsefesi, gerçek şeytanlar, iblisler veya ölümün ortalıkta gezinen ruhları fikrini içermez. Bunlar bilinçli veya bilinçsiz olarak yaratılan düşünce şekilleri veya negatif komplekslerin açığa çıkması olarak görülür.

*

Hawaii dili, birbirine yakın birkaç sesten oluşan kolay ve esnek bir dildir. H,K,L,M,N,P ve W olmak üzere sadece 7 sessiz ve A,E,I,O,U olmak üzere 5 sesli harften, yani toplam 12 harften oluşur.

Masallar, hikayeler, öğretiler bunların hepsinde kullanılan isimler bir çeşit şifre tekniği ile içrek anlamını taşırlar. Örneğin Hawai şefi Moikeha ve evlendiği Ho’oipo nun efsanesi, buradaki iki isim içinde içrek olarak bulunur:

Büyük acıları(eha) ve zorlukları(ke) atlatıp yükseklere tırmanarak (keha), ruhsal (ha) bilginin (ike) efendisi (mo’i) olmak için hareket eden (mo) kimse. Eski şefin kızı Ho’oipo “aşk yapmak” anlamına gelir ve tanrının krallığında gerçekle yüzleşmek ya da gerçeğe ulaşmak anlamlarını içerir. Böylece bir serüven masalının altında spiritüel bir yolculuğun öyküsünün yattığını görürüz.

Kahuna Şifacılığı- Serge King

özetleyen Sibel Atasoy

19.07.2014

Not: Urban Shaman eğitimleri için lütfen tıklayınız

 

Görünmeyen Manyetik Alanın Gücü

Mükemmel bir özetleme çünkü bizatihi elini taşın altına koymuş olan bir iyileştiriciden geliyor. Dün bahsettiğimiz iyileşmenin dalga fonksiyonu-ilişkiler ile başladığını söylediğim paylaşımın adeta bir açılımı olmuş.
Görünmeyen alanlarda oluşan gizem (şimdilik gizem)
Senelerce üzerinde durup düşündüğüm yazdığım plasebo konusu ve secret kitabı vari olumlu düşünmenin tüm dertleri neden halletmediği ile ilgili yüzlerce yazımı ve senelerdir 0_6 yaş diye çırpınışlarımı yarım saatlik bir video da anlatıyor. Bu harika.Sanırım bilim dinine inanan annemi (onun yoluyla bana geçen kendimi) ikna etmek için birebir olacak bu video çünkü bir bilim insanı ağzından duyacak, hastalığın aşısı gibi bi şey :)))
Yani bu konuşmayı dikkatle izleyenler görecekler ki, biz imparatorluk ordusuna (bilinçaltı) karşı kılıçkalkan ekibiyle (bilinçüstü) savaş açmışız! :))))
Burada çareler arasında başka ilave yöntemler de var şüphesiz ancak sanırım artık hepsine süre yetmemiş.

Mutlaka izleyiniz frekanslarım, videonun başındaki informasyonları sabırla geçin ve Lipton’un konuşmasına dikkat verin lütfen: Merkezi Dogma

 

Hastalık Nedir?

Genelleştirecek olursak, hastalığın potansiyel olarak yaşamı ve farkındalığı farklılaştırıp yenilemesi “beklenen” yeni dağıtıcı enerjilerin ve enformasyonel morfik alanlara “nüfuz etmesine” gösterilen direncin sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Bireyin onları algılama ve anlama kapasitesini aştıklarında ve yeni bir düzene o ana kadar hiç entegre olamadıklarında var olan denge sistemini bozarlar. Bunu da hastalık olarak adlandırırız. Böylelikle hastalık, yaşam oyununun kendi özel entelektimizin, yazgımızın ya da bireyleşme sürecinin parçası olarak talep ettiği yeni temaların şu ya da bu şekilde işlendiği bir “sahne”dir.(Dr. Whitmont)

Mükemmel bir açıklama.. Hastalıklara oldukça şamanik bir açıdan bakabilen bilimsel bir bakış için,sizi konuya yaklaştırabilecek en iyi kitap İyileşmenin Simyası kitabıdır diyebilirim, baskısı tükenmiş olsa da ikinci ellerden yahut pdf. sunumlardan bulmanızı öneririm:Tıklayınız
Sonuç olarak kimi hastalığın dışta, kimi de içte oluşmasına izin veriyor demektir. Hastalık yalnızca akışa direncimiz, kendimiz sandığımız sınırlı sorumlu egomuza sıkıca yapışmamızla ilgili, yeni olana -bilinmezliğinden dolayı- yol vermek istemiyor oluşumuz bence aşılamayacak bi durum değil, bunu tedricen hepimiz hayatımızda yapmaktayız, özellikle 1999’dan beri ve 2009 dan sonra daha da hızlanan bir süreçte direnmeyi azaltıyoruz. 🙂
Korkumuzu aşmayı Başarıyoruz.

Yeni’yi engellemek mümkün değil gibi görünüyor ancak her yeni, her bir kişisel rüya gibi, bunların her birine dönüşmek yorucu belki de imkansız olduğundan, bünyemiz direnç göstererek (içte hastalık, dışta anlaşmazlıklar, kavga ve savaşlar olarak) bu rüyalardan hangisinin “sürdürülebilir bir rüya” olduğunu test ediyor olabilir, zayıf olasılıkları elerken bazı seçenekleri giderek güçlendiriyor, böylece YENİ olan yeterince güçlenip kişiyi ele geçiriyor ya da öldürüyor. Kıyasıya bir mücadele bu!
İnsanın kendi kişisel menkıbesine uygun yolda kendi  işlevlerini kullanıyor oluşu, her türlü iç -dış hastalığı-sapmayı hafif atlatmaya sebep oluyor gibi geliyor bana.

Gönül ister ki, ilişkide olduğumuz kişilere ilgimizi-sevgimizi onlar hastalanarak bunu bizden söke söke almadan önce onlara gösterebilelim. Dr Whitmont der ki;
“Kişi, Sonunda ölümcül derecede hastalanıp yatalak olduğunda, tüm hayatı boyunca sahip olmadığı ve özlemini çektiği şekilde rahata kavuşmuştur. Kocası ve ebeveynlerinin ilgisiyle kuşatılmış ve sevilen bir kraliçe gibi ÖLEREK, “iyileştirici” özene kavuşmuştur, onu en dar aile ve evlilik görenekleri çerçevesinde mahrumiyet içinde “yaşamak” zorunda bırakan yaşamın ondan esirgediği de budur.”

Kişi ihtiyacı olanı ÖLME pahasına alacak denli ısrarcı. Trajik ama sanırım sıkça rastlanan bir durum.

“Hastalık, Benlik alanından doğan bir dinamiğin “işgalidir” ve kendisini psikosomatik olarak kodlayan dramatik bir çatışmaya yol açar. Sevgi ve duygusal yakınlık; güç ve kendini ispatlama; anlam ve kendini ifade etme  ihtiyacı üzerinden yaşam dinamiğimizi motive eden form dürtüleri, bilinçli farkındalığımıza ulaşmalarına gerek olmaksızın yaşamsal, davranışsal, duygusal ve zihinsel alanlarımızın kodlarında iz bırakabilirler (Düşünceler bile bilinç-dışı olabilir; örneğin “kesin” olgular olarak kabul ettiğimiz inançlarımız temelinde hissedebilir ve hareket edebiliriz).

Yaşamımıza almak istediğimiz şeyi önce söze dökmemiz ve sonra zaten orada olduğunu fark etmemiz arasında geçen süre gittikçe kısalıyor dostlar.
Bu kısalma öyle bir yere varacak ki artık ayrılığı savunamıyor hale geleceğiz ve bu şu günlerde bir çok insana oluyor biliyorum, kendimden de biliyorum 🙂

suzan çal

 

  • Emine Yildirim Kancalanırız ve kanca atarız . Kancaları söküp doğru yere takmak lazım . Bu bir beslenme şeklidir . Yanlış olması gereksinimi azaltmıyor . Ençok kanca duygu giysilerinin altına gizleniyor . O zaman zokayı yutuyoruz . Bunu kendi kendimize de yapıyoruz . Bu doğru kabloyu yanlış noktaya monte etmek gibi . Sürekli kısa devre sonunda sistem hatasına dönüşüyor . Doğru yaklaşım ne olabilir ? Galiba kendi ile yüzleşebilme cesareti . Ben şimdi niye üzüldüm ? Ben şimdi niye kırıldım ? Ben dediğim şeyle kalbim aynı düzlemde mi ? vs ..Başka bir pratiği olan var mı ? bilmediğimden soruyorum ..
  • Sibel Atasoy Harika açıklamışsın Emineciğim. Haklısın “Yanlış olması gereksinimi azaltmıyor “. Bu soruları sormaya ilaveten, rahatsızlık oluşan organın fizik düzlemde ne işe yaradığını, işlevini araştırıp bunu ruhsal-duygusal boyuttaki karşılığa tercüme etmek çok işe yarıyor ve tabi rüyalar rüyalar ve de rüyalar… Hastalığı önceden bile teşhis edebileceğiniz bir yol rüyalarınızı takibe almak.

    Ben küçükken ve gençlik döneminin büyük bölümünde “sana yapılmasını istemediğin şeyi yapma” düsturu ile yaşadım, kimse söylemedi bana bunu, muhtemelen yaradılışım bunu gerektirmişti. Daha sonraları bu formulün de yeterli olmadığını fark ettim çünkü benim işlevlerim ve ihtiyaçlarımla başkalarının ki aynı değildi, bunu keşfetmek tam bir katarsis işlevi gördü bünyemde. Bunu görmemi sağlayan her türlü yönteme tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

  • Turan Erdal bu aymadan sonra nasil davraniyorsun?
    Sibel Atasoy Kapasitem (sevgi=ilgi) yettiği ölçüde her ilişkide olduğum kişinin işlevlerini, öykülerini ve ihtiyaçlarını öğrenip onların beklentilerini karşılamaya çalışıyorum. Tabi ilişkide olduğum kişiler arasında kendim de varım, kapasitemi olabildiğince adil kullanmaya çalışıyorum.

*

Güneşten önce doğdum bu sabah, çok oldu kalkalı ve o kırmızı kırmızı yaptı havayı, denizi, perdeleri, şekeri anımsatıyor:)
Günaydın frekanslaarrr

Resim: Suzan Çal

Yeni dünyada olmasını istediklerimiz(2)

Son durum şöyle oldu:
Aşağıdaki “Yeni dünyada olmasını istediklerimiz” başlığındaki liste, kamuya açık mekanlarda tamamen farklı kişilerce oluşturulmuştur. Siz de hemen yakında geçmekte olduğumuz YENİ DÜNYA’da olmasını istediğiniz herhangi birşeyi (öncekilerle çelişmeyen ve dilbilgisi anlamında olumsuzlama içermeyen, şimdiki zaman kipiyle) hemen ekleyin, dünyamız sizinle daha zengin olacak.

Not: Burada yapmaya çalıştığımız entellektüalizmden tamamen uzak, içinde olmayı safça arzu ettiğimiz durumların art arda sıralanmasıdır sadece. Okurların da bu niyetimizi aynı basitlikle algılayacaklarını umarız. Bu girişimin iki esas amacı vardı; Birincisi, insanlara lisan gereği olumsuzlama yapmaksızın en çok istediği şeyi söyleme pratiği kazandırmak. İkincisi, kendi isteğinin başkalarının oluşturduğu istekler arasında yer aldığının farkında olmak.

1.Kuşlar gibi aracısız uçmak istiyoruz

  1. Hem gerçek hem de metaforik anlamları ile duvarlardan rahatça geçebilmek istiyoruz.

  2. Telepatik iletişim güçlensin ve birincil iletişim halini alsın.

  3. Sezgi gücümüz ve onu kaale alışımız artsın.

  4. Gücünün ve onun gerektirdiği sorumluluğun farkında olan kadınlar çoğalsın.

  5. Çocuklar hepimizin olsun.

  6. Dünyadaki tüm insanları Yeni Dünya’ya dahil edebilmek için, ucuz, bol, doğayla uyumlu yeni enerji kaynakları keşfedilsin ve insanlığın tümünün kullanımına sunulsun.

  7. Ölüm, şimdiki gibi tercihlidir; ancak Yeni dünya insanı bunun bilincinde olsun.

  8. Yeni Dünya’da insanlar yaşamda kaldıkları süre içinde hep sağlıklıdır, hücre yenilenmesi hiç ara vermeden sürer, hep genç kalırlar.

10.Yaşlanmak isteyen için izin verilmiştir.

  1. Yeni Dünya’da dualite işlevsel olarak kullanılır, tüm insanlar bunun bir mekanizma olduğunun bilincindedir.

  2. Dünyayı ve evreni paylaştığımız, insan dışındaki tüm varlıklarla da kendimizi BİR tutuyoruz, varolma haklarına saygılıyız, onlarla eşit düzeyde iletişim kurmayı kabul ediyor, herşeyin özündeki zeki enerjiyle rahatça ve bilinçli olarak iletişim kuruyoruz.

  3. Barış, aşk, sevgi, kardeşlik ve yaşama saygı olsun. Düşünceleri ifade etmeye saygı olsun. Doğal yaşam korunsun.

  4. Yeni Dünya’da matematik, oyunun işlevsel bir parçası olarak ilgi ve sevgi görecek şekilde konumlansın.

  5. Eğitim sistemi toptan değişiyor.Ansiklopedik ve dogmatik , ezbere dayalı eğitimin yerine, çocukların özgürce kendilerini gerçekleştirebilecekleri ve yaratma güçlerininin önünü açacak koşullar temin ediliyor.Yani müfredat, çocukların katılımı ile oluşturulup, öncelikle uygulamaya konuluyor.

  6. Yeni dünya’da insanlar hem kendilerinden vazgeçmedikleri için hem de dünyanın kaynakları açısından diğer varlıklara saygılı olduklarından, çocuk yapma konusunu hassasiyetle düşünürler.

17.Uzayda kot ve t-shirt le gezebilelim,nefes almak sorun olmasın, ışınlanmak sureti ile jüpiterin yörüngesinde sevdiğimizle bi şampanya içebilelim.

  1. Kurt kuzuyla gezer olsun.

  2. Tüm insanlar “İnsan-i Kâmil” olsun.

  3. Bütün insanlar Cennet ve Cehennemi halen yaşamakta olduklarını bilir, güven içinde yaşarlar.

  4. İnsanlar çift cinsiyeti kapsayacak şekilde doğarlar, hayatları süresince tercihleri gereğince, istedikleri her an potansiyellerinden birini ya da diğerini kullanırlar. Böylece bir insan; bir çocuğunun babası diğer çocuğunun annesi durumunda olabilir.

  5. Yeni Dünya’daki insanlar, tüm potansiyellerini sonuna kadar kullanırlar ve ancak ondan sonra yeni bir çıkış elzem olduğunda bir çocuğun doğması için ortak karar verirler.

  6. Yağmur hep güzel yağsın. Herkes istediği lezzeti tadabilsin. Kahvaltılar açık büfe olsun. İsteyen istediği yerde yaşasın.

  7. yeni dünyada içimiz dışımız bir olacak.Herkes kendinde varolan tüm kapasiteyi bilecek ve bunu maksimum kullanacak.

  8. Yeni Dünyada maddi ve manevi refah olacak, herkes en sevdiği işi yapacak, dinlenme hakkı isteyene tanınacak, herkes topluluktaki diğer kişilerin mutluluğunu hedef aldığından, huzur ve sevinç en yüksek duygulanımlar olacktır.

26.İnsanlar rüyalarını kaydedip daha sonra seyredebilsin. Hatta bu rüyaları isteyen başka insanlara seyretmesi için sinema benzeri yerlere versin. Gidip başkalarının rüyalarınıda seyredelim. Oscarlar en iyi rüyalara verilsin.

27.Yeni dünyada, birlikte var olabilmenin büyüsünü kavrayabilen,sevgi içinde var olmasını bilen insanlar olsun…

  1. İnsanlar “aklı eren” olsun.İdrâk ettiklerini tatbik edebilenler olsun.

  2. Yeni Dünya’da kişisel ve toplumsal aidiyet duygusu ve sahiplenme güdüsü yer bulmaz, bu insanlar evrendeki tüm varlıklarla katılım ve iletişim içindeolduklarını bilirler.

  3. Bu listede yazdığımız özellikler halen yaşamakta olduğumuz dünyada, değişik düzeylere yayılmış olarak vardı ve var. Yeni Dünya insanı, mevcudiyetini bu listede yer almayan bir çok alt katmana borçlu olduğunun bilincindedir. Alt katmanların kendi olgunlaşma süreçlerini en ideal ve rahat ortamlarda geçirmesi için gereken yapmakta tereddüt etmez.

Tekamül/bilinçlenme döngüsünün bir süreç olduğunu bilir, bu sebeple elma ile armutu eşitlemeye çalışmaz.

31.Gündelik yaşamda kullanacağımız bazı bilgi ve uygulama yöntemleri için birebir efor ve zaman harcanması gerekli değil.Örneğin; araba kullanmak, bilgisayar kullanmak yada yemek yapmayı öğrenmek için, herkesin kolaylıkla ulaşabileceği yükleme cd leri olacak..Hemen birkaç dakika içinde bu bilgileri kendimize “load” edebileceğiz.Böylelikle zaman ve enerjiden

tasarruf edebileceğiz. Söz konusu bilgilerin halen bildiğimiz yöntemle yapılmasını daha zevkli bulanlar için de bir engel yok.

  1. Herkesin birbirini takdir ettiği ve onurlandırdığı bu sistemde, “mutlu” bir isim değil mutluluğun kendisi oldugunu bilir..

  2. Yeni Dünya’da hakim seviye samimiyet olduğundan, kullandığımız lisan (telapatik iletişim haricinde gerektiğinde)yeniden gözden geçirilir, tüm insanlar kelimenin büyüsünün farkındadır. Bu sebeple çocuğa isim vermek büyük onur/sorumluluktur. (bu ritüelin gereği ve açılımı bilahare yapılmalı.)

34.yeni dünyada, insanlar duygularının farkında olsunlar ama duyguları OLmadıklarını da bilsinler isterim..istekler arzular umutlar elbette harika ama “akalım bakalım” anlayışı, onlara tutunmadan da yaşamayı mümkün kılar.

  1. Sağlık, yaşlılık, ölüm ve savaş gibi çok sayıda istihdam sağlayan sektörler olmayacağından, sanata ve oyuna yönelik iş alanları artacak, yerleşim birimleri ikiyüzbin kişiyi geçmeyen doğayla uyumlu yerler olacak.

  2. insanlar,yaşam alanlarında, birbirlerinden enerjisel olarak beslenmek yerine kendi enerjilerini doğayla karsilikli alip verme bicimine donusturmektedir.

Böylece,sahip oldukları doganin enerjisini alma, depolama, dönüstürme ve geri verme bilgisi ile kurdukları ilişkiler de dahil olmak üzere, tüm üretim modellerini değiştirmişlerdir.

Örneğin;daha az yemek yemek, daha çok enerji biriktirmek,bu enerji ile mesafeler arasında araçsız hareket etmek mümkündür.

  1. Yeni Dünya’da insanlar, AN’da gerekeni yaparlar, acımasızdırlar (kendine acımanın tersi olarak), bu sebeple pişmanlık duymaz, şikayet etmezler. Sadece gerekeni yaparlar (bir dağ aslanı gibi örneğin).

  2. Binlerce yıllık insanlık öyküsünde ve hatta çok daha eskilerde yaşanmış ve kollektif bilinç havuzuna atılmış tüm bilgilere, ihtiyaç duyduğumuz an ve “bilinçli” bir şekilde ulaşabileceğiz.Bu , tüm insanlığın kullanımına açık çok büyük bir kütüphane gibi iş görecek..

39.Ağızdan çıkan sözleri, bir kelime işlemci programına yazı olarak aktaran teknolojik gelişmeler. Kafamızda oluşturduğumuz imajı, resimi, vizyonu, vs görüntü olarak aktaran cihazlar olsun.

40.Ne hissettiğimiz bilinsin, karşımızdakileri de biz bilelim..auraları görelim, bedenin ötesindeki enerjiyi görelim

  1. Aracı kavramları kaldıralım, nihai hedefimizi istemeyi öğrenelim.

  2. Yeni dünyada geçmiş ve gelecek şimdi’nin içinde olacak. 1 mm’lik adım farkının yarattığı değişim gözlemlenebilecek. An’da karar verip uygulayacağız yine ama şimdi’nin içinde oynama imkanı olacak.

  3. Cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin,cinslerin birbirini maddi ve manevi olarak sömürmeyeceği, çocuklarımızın, modern, barışcıl, yenilikçi, soru sormaya dayalı ,tamamen özgür bir eğitimle tanışacağı, İnsanların sevgi yolu sonuna kadar açık,paylaşımcı bir yaratımla desteklenen, eşitlikçi bir evrensel kültürün sevgi ışığı altında dans ettiği kocaman bir pist olsun isterim yeni dünya.

  4. yeni dünyada sevginin herşeyin üstesinden geleceğine inanıyorum. Evrensel sevgiyle bütünleşmiş yürekler istiyorum.

  5. Yeni dünyada hayvanlar özgürce dolaşsın, yaşama hakları titizlikle gözetilsin. Onların yaşam şartlarının mükemmelliğine ayrılacak çaba insanlarkine ayrılan ile eşit olsun.

  6. Umut mutlaka olsun.. yılmadan yıkılmadan, umut hep olsun.. umut edersem güvenirim, güvenirsem üzerine herşeyi inşa edebilirim..gücüm beslenir, bilgim beslenir.. ben de çevremdeki herşeyi beslerim, ben bizlerin toprak hava ve sudan oluştuğumuzu düşünüyorum ve insanoğlu var olanı düşünür diyorum..biz istedikçe de olacak biliyorum…

  7. Yeni dünyaya enkarne olanlar, tüm anlaşma ve derslerini hatırlasınlar ve birbirlerini yürekleriyle tanısınlar,öğrensinler ve sevsinler.

  8. Herkesin bilgisi ve sevgisi birbirine yansısın,olması gereken dengeler kurulsun.

  9. İnsanlar gelişimden yana, meraklı olsunlar ve tüm bunları ödül ve ceza olmaksızın kendiliğinden yapsınlar.

  10. dilediğimiz enerji düzeyinde yaşabildiğimiz gibi dilediğimiz boyuta ve “madde haline” dönüşebilelim. güzel bir kayanın yanında bir kaya olarak yaşamayı tercih edebileceğimiz gibi bir karıncayı evinde ziyaret edip “ay bu kış da ne çok hazırlanmışın” dememiz mümkün olsun. Koku ya da tat olabilelim. evrene dahil oluşumuz görüntümüzden bağımsız fakat bize özgü tanımlanabilir olsun..renk skalası gibi, bir kokuya yereşip “anne ben burdayım bundan sonra budur enerjim bir koku olarak dahil olucam evrene, benim için endişelenme. PS. seni çok seven kızın” diyebilelim

  11. Yeni Dünya’da insanlar etkili dinleme yaparlar. Dinlemek bir sanata dönüşmüştür ve büyük bir zevk unsurudur.

52.Şu olagan dunyada, olagan dogal kosullarda, mevcudun en iyi, yani, herkes ve her sey için en hayirli olacak bicimde degerlendirebildigim(iz)den emin olmak isterim.

  1. Olumlu şeyler dilerken çektiğimiz zorluk bir yana, burada dilediğimiz/dileyebileceğimiz tüm olumlu şeyleri dilemeye gerek bırakmayacak, çünkü zaten gerçekleşmiş olduğu bir dünya/insanlık dilerdim. Ama asıl dileğim tüm bu dileyebildiklerimiz gerçekleştikten sonra da, hala dilenebilecek sonsuz şeyin kaldığını görebilmek. Kısaca; “tüm olumlu şeyleri diledikten sonra dileyecek birşey kalmayacak” kısır düşüncesinden kurtulmayı diliyorum.

  2. Yeni dünyada evrenin sonsuzluğunda yolculuk yapmak isterdim.Uçsuz bucaksız karanlığın sonunu görebilelim.Kendimizde tanrıyı keşfedelim.

  3. bana ait; aklımdan geçenlere dilim, elim yetişebilsin, bize ait; kontrollü iyiler olmasın, korkumla merağıma ait; tüm olasılıklar aynı anda 1 olsun

  4. Rüyalarda uyanalım, o zaman bütün bu dilekler kendiliğinden gerçekleşebilir.

  5. Zaman var oldukça boşluğa basamak dizdiğimizi bilerek, sırf zevk almak için basamak dizmeye devam edelim. Sonra basamakları seyredelim keyifle.

  6. Hiç kimse adına dilekte bulunmadan, sadece kendimde gerçekleştirip, değiştirebileceğim, tüm gayriinsani özelliklerimin insani olması ve değiştirebileceklerim hakkında hemen bir şey yaparak uygulamaya karar verdiklerimi devam ettirme kararlılığı,
    Dilek tutmak yerine harekete geçme iradesi,
    Tüm bunların ötesinde sadece kendimin değişmesi ile tüm dünyanın değişebileceği gerçeğine kendimi ikna ederek yaşayakalmak.

  7. Yeni Dünya’nın temeli şüphesiz sevgi ve uyum olacaktır.
    Ben buna ek olarak;
    -Bu dünya’nın bir yaratıcılık ve tam anlamıyla hizmet dünyası olmasını düşlüyorum..
    -Her bireysel yaratımın toplum adına ve her toplumsal yaratım’ın ( aslında birey demek toplum demek olacak orada herhalde ) tüm hizmet talep eden varlıklar adına kullanılabilmesini düşlüyorum..
    -Çalışmak kavramının özünün hizmet ve yaratım olacağı ve adeta bir imece usulü şeklinde üretim yapılacağı bir toplum düşlüyorum….. Devamını Gör
    -Kendi sistemimiz içindeki tüm bize benzeyen ya da benzemeyen varlıklarla adeta bir yakın akrabalık ilişkisi içinde olmayı ve tüm evrendeki tüm varlıkların açıkça farkında olunacağı bir dünya düşlüyorum..Daha az ilerlemiş varlıklara tüm sevgi, şefkat ve merhamet duygularıyla hizmet eden ve bizden daha ilerde olan varlıkların istenen her an desteğini alan bir yaşam düşlüyorum..
    -Ağır kimyasa bedenlerden kurtulmuş, binlerce yıl yaşayacak, hiçbir fiziksel acının olmadığı bir yaşam düşlüyorum..
    -Tüm geçmiş yaşamlar üzerinden keyifle sohbet edip özgürce gülebileceğimiz bir yaşam bir dünya düşlüyorum..
    -Yemek yemenin yalnızca bir zorunluluk olacağı ve onun dışında o dünya üzerinde yaşayan tüm varlıklarla yaşamı paylaşmak adına ilişkinin olduğu bir dünya düşlüyorum..
    -Bu dünya’da asla para gibi bir mefhumun olmayacağını biliyorum:)
    -Rüyalarımız rüya olmaktan çıkacağı ve gerçekliğimizin bir parçası olacağı bir dünya düşlüyorum..
    -Güneşimizi daha yakından ve bilmediğimiz yönleriyle tanımayı düşlüyorum..
    -İletişimin artık sözlere sözcüklere gerek olmadan yürüyeceği ve müziğinde kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde dinleneceği:) bir dünya düşlüyorum…
    -Bu dünya’da yer alacak tüm varlıkların başkalarına hizmet yoluyla ilerlemeye devam edecekleri ve sevgi ile bilgeliğin derslerini öğrenirken meditasyon ya da başka şekillerde tüm varoluşla iletişim içinde olacakları bir dünya düşlüyorum..
    -Ve şimdilik son olarak, tüm kaygı, endişe, beklenti ve korkulardan özgürleşmiş varlıklardan oluşan ve ilerlemişliğin bir üstünlük olarak görülmediği bir dünya düşlüyorum ve böyle olacağını biliyorum..

  8. Yeni Dünya’da kendimden güzel bir kendim yaratabileyim ve diğer güzelleri de güzel göreyim…Ne kadar çok güzel olursa o kadar güzel olur dünya…:-)

  9. Bir Dünya özlüyorum evet, nasıl uyum içindeyse ağaçlar,kuşlar,toprak ana ve tabiat. Dostluğu,özdeşliği,kardeşliği gibi,mavi deniz,mavi göğün.Bir Dünya özlüyorum aynı uyumla;ulaşıldığı yerde içsel özgürlüğün.

  10. Yeni Dünya sakinleri, tüm gerçekliklerin, birer illüzyon olduğunu bilir, hepsi boşluğa basamak dizmektir onların. Buna karşın hepsini onurlandırır, o an hangisini istiyorsa onda oturur.

  11. Ben bütün canlılara sevgiyle ve saygıyla davranılmasını ve herkesin benim gibi vejeteryan olmasını istiyorum.

  12. ilk okulda çocuğa biz sana ali yada zeynep diyoruz ama sen bundan ibaret değilsin…arkadaşında bundan ibaret değil dersi konsun

65…İlk öğretimde “anadolu kültürü” isimli bir ders ilk sınıftan son sınıfa kadar olsun istiyorum. Kültür teması içine giren her öge -halk oyunundan, sanatına,atasözüne, öykülerine, mitlerine vb- acele etmeden sakince işlensin, özel ilgi duyan çocuklara ek kurslar-projelerle imkanlar sunulsun. Böyle bir uygulama gerçekten de büyük bi eksikliği giderebilecek, bizi bütünlüğümüze doğru ivmelendirecek kolay ve ucuz bir yöntem gibi geliyor.

66…istediğimiz ,hayal ettiğimiz bitkileri imgelediğimizde onlar var olsun.dilediğimiz çeşitte çiçek ve bitki olmalı.hayalimizin sınırlarını aşan renkler olmalı ve onlarla oynayabilmeliyiz.onları var ettiğimiz şeylerde kullanabilmeliyiz.her isteyenin kendi doğal alanı olmalı,tasarlayıp var ettikleri eserlerini konumlandırabileceği alanlar.ben binlerce dönümlük bir dağ arazisinde renkler ve bitkilerden hayallerin ötesinde bir sanat oluşturmayı isterim.dileyenin dilediği anda bir istekle ziyaret edip görebileceği bir yer.

  1. yeni dünyada küçük köyler olsun herkesin birarada yaşadığı, insanların birbiriyle daha çok iletişimde ve yaplaşımda bulunduğu köyler. Burada çocuklar herkesin çocugu olsun cok anne ve babaları olsun. Hep beraber sanat ve yaratım yapılsın:) ve olacak…

68.paranın anlamı değişsin ,ya da hiç olmasın, barter geçerli olsun.Böylece kimse çalışmak zorunda kalmadan istediği işi yapsın! Sonra çocukların sınıfları açık havada olabilir, çok eğlenceli olsun ki öğrenebilsinler… Sonra herkes kendi istediği hayatı yaşasın ve kabulde olsun

69. Hastalık diye bir şey kalmasın insanlar ruhları bu dünyada işi bittiğinde kendiliğinden bedenlerini terk etsinler.

70. Gerçekten bunu istiyorum, yazın akşamları 20-21, gündüzleri 25-26 derece

71…

Not. Siz de Yeni dünya’yı oluşturmaya bilinçli katılımda bulunun, şimdiden teşekkürler