“Hastanın kişiliği, doktorun kişiliğini takip eder.”
Psikoterapide olduğu gibi somatik tedavilerde de iyileştiricinin kompleksleri, en çok bilinçdışı olduklarında terapik sürece müdahale eder. Kendisinin farkında olmadığı, “gölgesiyle” idealize edilen ya da korkulan arşetipik imgelerle birleşerek, iyileştiricinin hastasının kişiliği hakkındaki objektif bakışını çarpıtabilirler. Hastaya yansıtılması uygun olmayan hisler doğurabilirler. Bunlardan herhangi biri, teşhis noktasında yanlış yaklaşımlara sebebiyet verebilir.
Bir terapistin ya da iyileştiricinin “kasıtlı” ya da “tesadüfi” tercihinin, bilinçdışı bir biçimde ve eş zamanlı olarak büyük ölçüde hastanın ebeveynleri ve kardeşleriyle ilişkileri ve sorunlarının transfer yansımalarına göre belirlendiğini iddia etmek abartılı olmaz. Hasta terapistinde “iyi” bir ebeveyni görmek ister. Buna karşılık, belirli bir terapistin kendisine çektiği hasta tipi de kısmen kendisinin gölgede kalmış çok çetin sorunlarınca belirlenir. Bu, çok sık rastlanan derin bir psikolojik deneyimdir. Örneğin otoriteye düşmanlık, hastayı savaşabileceği bir otoriter doktor seçmeye itebilir. Koruyucu bir anne arayışı, annelik duygusu fazla gelişmiş bir terapiste yöneltebilir.
Whitmont