Bilimin Kesinsizliği

Richard P Feynman

Yurttaş Bilim Adamının Düşünceleri
“Her şeyin Anlamı” kitabındaki “Bilimin Kesinsizliği” konferansından

Richard P. Feynman Kimdir?

1964 A. Einstein Ödülü ve 1965 Nobel Fizik Ödülü sahibi Profesör R Feynman sadece fizik yasalarının bugünkü kavranışına yaptığı katkılarla değil, fiziği fizikçi olmayanlar için de çekici kılma yeteneği ile tanınır.

Bilim adamları arasındaki ilişkiler başlangıçta, çoğu insanların arasında olduğu gibi ihtilaflıydı, örneğin, fiziğin erken günlerinde bu böyleydi. Fakat günümüz fizikçileri arasındaki ilişkiler son derece iyidir. Bir bilimsel argümanı tartışan taraflar arasında gülünecek birçok şey olabilir ve her iki tarafta henüz belirsizlikler bulunabilir. Taraflar yeni deneyler düşünebilir ve sonuç hakkında bahse tutuşma önerileri getirebilirler. Fizikte o kadar çok sayıda birikmiş gözlem vardır ki, daha önce yapılmış gözlemlerle uyum içinde ama daha Önce düşünülmüş tüm fikirlerden farklı olan yeni bir şey ortaya atmak neredeyse imkansız hale gelmiştir.
Bu nedenle eğer birinden veya bir yerden yeni bir şey işitirseniz onu hoş karşılarsınız ve diğer kişinin niçin böyle konuştuğu hakkında tartışmazsınız.

Devamını oku “Bilimin Kesinsizliği” →

İzlemek nedir?

İstanbul’un muhteşemliğinii bilmeyen onu İSTEYEMEZDİ.
İstanbul’un zayıflığını bilmeyen onu FETHEDEMEZDİ. sa

Demek ki,merak şart ama yeterli değil, İZlemeden olmaz. Önceki ayak izlerine dikkat buyurmak lazım.sa

**

İnsan, kendiliğinin kuramını bulmadan sanırım eksik kalıyor. Ne demişler elden gelen öğün olmaz olsa da vaktinde bulunmaz.

**

Bilginin kendi bedenimizden “terletilmesi” gerekir.

Öyle ki, grip olmuşsun da terleyip ondan kurtulacakmışsın gibi bak bilgine!

Gribin aşısı yok; çünkü o her an kendini tüm dünyanın bilincine ayarlıyor ve yepyeni geri dönüyor. O size gelir ve siz terleyerek ondan 7 günde kurtulun. sa

**

Ne de olsa terlemeden, saçın başın bozulmadan gerçekten sevişemezsin.sa

**

Reddettiğin kendinden büyük bölümünü gördüğün bir aynadan (insan-olgu) nefret edersin.
Kendinde olduğunu bilmediğin ancak olmasını arzu ettiğini gördüğün aynaya aşık olursun.
Bunların hafifletilmiş halleriyle zaten çevrelisin, her yanında onlar var.
Henüz hiç şüphelenmediğin yanlarını görebileceğin aynalarla karşılaşmadın!
Kendi bütünlüğüne vardığında ise ya aynada kendinle karşılaşamazsın (vampirler gibi) ya da her aynada kendini bütünüyle görürsün ve bu normaldir, gözün kamaşmaz (kamil insan). Güneşe gözlüksüz ve zamansız bakabilen olursun. sa

Böyle gözlemledim

Reddettiğin kendinden büyük bölümünü gördüğün bir aynadan (insan-olgu) nefret edersin.
Kendinde olduğunu bilmediğin ancak olmasını arzu ettiğini gördüğün aynaya aşık olursun.
Bunların hafifletilmiş halleriyle zaten çevrelisin, her yanında onlar var.
Henüz hiç şüphelenmediğin yanlarını görebileceğin aynalarla karşılaşmadın!
Kendi bütünlüğüne vardığında ise ya aynada kendinle karşılaşamazsın (vampirler gibi) ya da her aynada kendini bütünüyle görürsün ve bu normaldir, gözün kamaşmaz (kamil insan). Güneşe gözlüksüz ve zamansız bakabilen olursun.

Böyle gözlemledim ve bağ kurdum frekanslar 🙂

İzlemek

“Sırrı söylemedim, onları oyun diye kandırdım” demiş özür dilercesine. “Anlamıştım demiş adam, peki robot yakalayıcısıyla neler oldu?”  (Bakınız Robot Konuşuyor)

**

Burada insan olarak farkında olmadan tanrıcılık oynuyoruz. Tanrı da kainatı kendini izlemek için yaratmamış mı? Buradaki izlemenin hiç bir “yargı” taşımaması işte bu sebepledir. Eski Dünya öğretilerinde “izleyen” yargı doludur. İyi ve kötüyü ayırmaya çalışır, iyiler için ödül, kötüler için cezalar verir. Öyle ki eski öğretilerin izleyicisi sanki daha büyük kapsamlı bir robot olmuştur! Hani Terminatör Sarah Connor dizisindeki gibi robottan gelisip süper robot olan o kadını hatırlayacaksınız (küçük kızı olan, istediği an sıvıya dönüşen).
Oysa masalımızdaki izleyici yanlızca izler hatta bundan zevk alır. Tek gayesi izlemektir. Yargılayan olamaz çünkü amacı robot izlemektir.

**

Roma kelimesinin bi anlamının “Nehrin Şehri” olduğunu görünce aniden “nehrin altındaki nehir” aklıma geldi! Romanın altındaki nehir nedir diye sorunca bi baktım ki Etrüskmüş! Kedi miyimm neyim kuyruğumla oynuyorum burda!

Öğretim yıllarında en sevdiğim ders cebir ve mantık idi. İzlerini sürmek çok kolaydı da ondan. Halbuki yanlış sonuca varıp zeki olduğumu çıkarsayanlar olmuştu. Sonradan-ilerleyen yaşımda- anlaşıldı ki ben yalnızca bi dedektifim :)))

Agatha Christi’nin kitaplarını çocuk yaşlarımda defalarca okumuştum. Onu-yazdıklarını da o buruşuk yüzünü de- severdim, hala severim. Kitaplarımız aynı yayımevinden çıkınca resimlerimiz de yan yana konmuştu internet sitelerinde, kozmik bi şaka gibiydi!

**